İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/786 E. 2025/344 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/786
- Karar No
- 2025/344
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/786 Esas KARAR NO : 2025/344
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 06/09/2022 KARAR TARİHİ : 10/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2025 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davacı şirketin 28/08/2017 tarihinde Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ibraz etmiş olduğu belgelerle kurulmuş olup, 6 Eylül 2017 tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde de bu hususun belirtildiğini, kuruluş tarihinden itibaren Uluslararası Ticaret alanında faaliyet yürütüldüğünü, davacı şirket adına ... adlı Bulgaristan merkezli bir şirket tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davacı şirket yetkililerinin takip kesinleştikten sonra icra dosyasından haberdar olduğunu, dosya incelendiğinde davacının habersiz olarak borçlandıracak fatura kesildiğini, böyle bir borç ilişkisi bulunmadığını, davalıdan hiçbir şekilde 2000 kutu eldiven sipariş etmediklerini, aralarında buna dair bir sözleşme de düzenlenmediğini, temerrüde de düşmediklerini, kendilerine bu hususta herhangi bir ihtar sözlü ve yazılı olarak yapılmadığını, davalının sahte fatura düzenlediğini, davalının Bulgaristan firması olduğunu, Türkiye'de şubesi bulunmadığını, iddia edilen satışa dair herhangi bir gümrük kaydının, ihracat-ithalat yapılmasının bir belgesinin olmadığını, satış işleminin gerçekleşmediğinin açık olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere ispat yükünün davalıda olduğunu, icra takibinde ödeme emrinin usule aykırı olarak tebliğ edildiğini, hukuksuz şekilde dosyanın kesinleştirildiğin, icra dosyasına sundukları gibi davacının UETS adresinin aktif olmadığını, ödeme emrinin davacıya hiç ulaşmadığını, UETS adresinin aktif olduğu dönemde de şirketin yalnızca eski çalışanı dava dışı ...'ın erişiminin bulunduğunu, PTT'ye yazılarak bunun ispatlanabileceğini, 2020 yılında bu şahsın şirketten ayrıldığını, emsal Yargıtay kararları uyarınca usulsuz tebligat yapıldığını, yaptıkları itirazların bu nedenle süresi içinde yapılmış kabul edilmesi gerektiğini, beyanla Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu olan borcun menfi tespitini, herhangi bir ürün satışı gerçekleşmediğinin tespitini, teminatsız olarak icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, haksız icra takibinin durdurulmasına, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya tahminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: HMK 95. Maddesine göre davaya cevap verme süresine denk gelen kısmı ile ilgili sağlık mazeretini ve raporunu sunduğunu, davacının sundukları firmanın ... Mobilya İmalatı Ve Eğitim Gereçleri İthalat İhracat Sanayi Ve Genel Ticaret Limited Şirketi olduğunu, ancak dosya davacısının ... Yatırım ve Uluslararası Ticaret Danışmanlığı Ltd.Şti. Olduğunu, e-tebligat yönetmeliğinin 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe girdiğin, 7201 sayılı tebligat kanununa göre yapılacak tebliğlerin bu usulde yapılmasının zorunlu hale geldiğini, Bakırköy .... İcra Müd. ... E. Sayılı icra takibinin borçlusunun... Yatırım Ve Uluslararası Ticaret Danışmanlığı Ltd.Şti. Olduğunu, iş bu dava davacısı da "... Yatırım ve Uluslararası Ticaret Danışmanlığı Ltd.Şti." iken diğer firma ile ilgili sunulan belgeleri ve anlatımları anlamadıklarını, müvekkilinin davacı şirketle bir alakası olmadığını, siparişi verenin davalı şirket olduğunu, taraflar arasında mail yazışmaları, ... yazışmaları olduğunu, gümrük işlemlerinin Türkiye'den yapıldığını, davalının proforma faturada yazılı bankaya ödeme yaptığını, davacı ile iletişim kurularak nitril eldiven siparişi verdiklerini, buna istinaden davacı firmanın nitril eldiven yerine pudralı latex eldiven gönderimi yaptığını, 14/11/2020 tarihli davacı tarafından düzenlenen proforma faturanın sunulduğunu, bunun karşılığının bildirilen iban adresine ödendiğini, davacı şirketin nitril eldiven görünümlü kutular içinde ... pudralı kalitesi düşük eldivenler gönderdiğini, davalı tarafından bunun tespiti yapıldıktan sonra da sonuçlarına katlanmadığını, davalının yaşadığı 50 günlük gecikme ve nitril medical eldiven yerine... eldiveng göndermesi nedeniyle, italyan müşterisine karşı ticari olarak zor durumda kaldığını, protokol gereği 44.000,00 Euro ödemek zorunda kaldıklarını, bu bedelin hem söz verilen ürünün hatalı gönderimi nedeniyle, hem de iki ürün arasında fiyat farkının olmasından mütevellit yansıtıldığını, faturalara yazılan ile gönderilen eldivenlerin farklı olduğunu, fatura içeriği- ürün farklılığının Bulgaristan Gümrük Sahasında fark edildiğini, 01/02/2021 tarihinde buna ilişkin tespiti, İtalyan müşterileri ile yaşanan ticari sıkıntının anlatıldığını, 44.000 Euro ve 17.400 Euro faturanın neden düzenlendiğinin anlatıldığını, mail ekinde faturalar ve diğer evrakların eklendiğini ve toplamda 61.400 Euro ödeme talep edildiğini, davacının faturalardan haberi olmadığı, sahte fatura düzenlendiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının proforma faturada yazılı 174.000,00 Euro bedeli ödemesine rağmen, faturada yazılı pudrasız nitril medikal eldivenin gönderilmediğini, beyanla davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkeme'nin ... Esas Sayılı Dosyası, Ankara ... Genel İcra Müdürlüğü'nün .... Esas Sayılı Dosyası, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas Sayılı Dosyası, Ankara Ticaret Odası yazı cevabı, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava davalının, davacı adına 35404 numaralı 01.02.2021 Tarihli 44.000,00 Euro bedelli karşılıksız fatura düzenlendiğinden bahisle bu faturaya dayanarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin durdurulması, icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesi, davalı tarafından davacıya herhangi bir ürün satışının gerçekleştirilmediğinin tespiti, %20 kötü niyet tazminatı talebi isteminden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılması hususunda mahkememizin 30/11/2023 tarihli celsesi gereği davacı vekili kendisine yapılan ihtarata rağmen bilirkişi ücreti davacı tarafça dosyaya yatırılmamıştır. Mahkememizin 30/05/2024 tarihli celsesinde; davalı vekiline 30/11/2023 tarihli celsenin 9 ve 12 no'lu ara kararları bakımından ara kararları yerine getirmeyeceği hususunda yazılı beyanda bulunması için iki hafta kesin süre verilmesine, kesin süre içinde yargılama giderlerini ve bilirkişi incelemesi talepleri bakımından yazılı beyanda bulunmadığı ve yatırmadığı taktirde dosyadaki mevcut delil durumuna göre davaya devam edileceği ihtar edilmiş, ancak davalı tarafça bu hususta yazılı beyanda bulunulmamış ve bilirkişi incelemesine ilişkin yargılama giderleri karşılanmamıştır. Mahkememizin 05/12/2024 tarihli celsesinin 1 no'lu ara kararı ile; "1-Davalı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmadığına ilişkin beyanda bulunmak ve yemin deliline dayandığına ilişkin beyanda bulunması halinde yemin metnini sunmak üzere İKİ HAFTALIK KESİN SÜRE VERİLMESİNE, verilen kesin süre içerisinde yemin metni sunulmadığı ve tebliğe çıkarılmasını talep etmediği takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtarına, yemin metni sunulduğu takdirde yemin metninin DAVACIYA VE VEKİLİNE tebliğine, masrafın avanstan karşılanmasına, " karar verilmiş, davalı vekiline iş bu ara kararın ihtar edilmesi için e-tebligat çıkarılmış ancak davalı ve vekili tarafından bu hususta beyanda bulunulmamış olduğu görülmüştür. Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır.
İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” HMK m.190’da ispat yükü, “ İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Buna göre, bir vakıayı kimin ileri sürdüğü değil, kimin bundan lehine bir hak çıkardığı önemlidir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişlerse, bu durumda hâkimin ispat yükünün kime düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. İlk olarak hâkim tarafların göstermiş oldukları delilleri incelemekle yükümlüdür. Tarafların göstermiş oldukları delillerle çekişmeli vakıalar ispat edilmişse bu durumda da ispat yükünün hangi tarafta olduğunun araştırılmasına gerek yoktur. Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıa iddialarının doğru olduğu veya karşı taraf iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlayabilmek amacıyla çekişmeli vakıalar hakkında deliller sunarak gerçekleştirdikleri usûli bir faaliyettir. Delil ikame etmemenin veya delil ikame faaliyetinin başarısız kalmasının yaptırımı, bu faaliyet için zorlanmak değil, sadece ulaşılmak istenen usuli hedefe ulaşamamak ya da aleyhte sonuçlara katlanmaktır.Bu bakımdan ispat yükü ile delil gösterme yükü, aynı kavramlar değildir. Nitekim ispat yükü, olayın ispat edilmeme riskinin kime ait olduğunu belirlerken; delil gösterme, ispat yükünün yerine getirilmesinin biçimi ve yöntemi ile ilgilidir. Delil ikame yüküyle ilgili kurallar, ispatın biçimini ve yöntemini belirleyen kurallar olduğu için usul hukukuna ilişkindir ve bir vakıanın ispat edilememiş olmasının sonuçlarına yönelikken, delil ikame yükü, bir vakıa hakkında kendi iddiasının doğruluğu veya karşı tarafın iddialarının asılsızlığı hususunda hâkimde kanaat oluşmasını sağlamaya yönelik olup yargılamanın ilerleyişine ve hâkimin takdirine göre, taraf değiştirebilir. Çoğu kez ispat yükü taşıyan taraf delil gösterme yükünü de taşır fakat bu her zaman böyle değildir. Zira ispat yükünün sabit olmasına rağmen delil ikame yükü, taraf değiştirir. Üzerinde delil ikame yükü bulunmayan taraf, karşı tarafın iddia ve savunmalarının haklılığı bağlamında, delil göstermesini beklemeden, asılsızlığı ortaya koymak maksadıyla delil gösterebilir. Bu halde karşı delilden söz edilir. Karşı delil göstermiş olan taraf, bu davranışı nedeniyle ispat yükünü üzerine almış sayılmayacaktır (HMK m.191,c.2). Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller ve tüm dosya kapsamına binaen; somut olayda; davacı, davalı tarafından başlatılan icra takibinin haksız olduğunu beyan ederek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir, icra müdürlüğünce iptal edilen ödeme emrinden sonra yeni ödeme emri gönderilmiş olup, davacı tarafça bu ödeme emrine de itiraz edilmiş olduğu görülmüştür. İcra takibine konu olan alacağın mevcut olup olmadığı hususunda açılan menfi tespit davasında, ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır. Davacı borçlu davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi ve borcu inkar etmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Eldeki davada uyuşmazlığın, tarafların iddia ve savunmalarının ve haklılıklarının tespiti hususunda, incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğu, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği açıktır. Bilirkişi incelemesi hususunda mahkememizin 30/11/2023 tarihli celsesi gereği davacı vekili kendisine yapılan ihtarata rağmen bilirkişi ücreti davacı tarafça dosyaya yatırılmadığı, mahkememizin 30/05/2024 tarihli celsesinde, davalı vekiline 30/11/2023 tarihli celsenin 9 ve 12 no'lu ara kararları bakımından ara kararları yerine getirmeyeceği hususunda yazılı beyanda bulunması ve yargılama giderleri ile bilirkişi incelemesi bakımından yazılı beyanda bulunması üzere kesin süre verildiği, aksi halde mevcut delil durumuna göre yargılamaya mevcut delil durumuna göre devam edileceğinin e-tebliğ yolu ile tebliğ edildiği, davalı tarafça bu hususta beyanda bulunulmadığı, yargılama giderlerinin karşılanmadığı, mahkememizin 05/12/2024 tarihli celsesinin 1 no'lu ara kararı ile; davalı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı, verilen kesin süre içerisinde davalı tarafça bu hususta bir beyanda bulunulmadığı görülmekle, ispat yükü üzerinde bulunan davalının yükümlülüğünü yerine getiremediği, bu hususta mahkememizce verilen kesin süre ve ihtaratlara rağmen ispat yükü üzerinde bulunduğu halde davalı tarafından yerine getirilmediği anlaşıldığından davanın kabulü ile (Eski) Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Kanun hükmü uyarınca davalı-alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davalı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır. O halde, eldeki davada davalı-alacaklının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davalının kötü niyetinden söz edilemez ve onun aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Somut olayda, kötü niyet tazminatı talebinin, taraflar arasında yargılamayı gerektirdiği, dosyada kötü niyet tazminatına hükmedilmesi koşulu olan zararın belgelendirilmediği, davalının icra takibinde kötüniyetinin kanıtlanamadığı anlaşıldığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE, (Eski) Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, İspatlanamayan kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 54.432,15 TL harcın, peşin alınan 13.577,05 TL harcın mahsubu ile eksik 40.855,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 69,75 TL posta masrafı ile toplam harç gideri 13.557,75 TL olmak üzere toplam 13.646,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 263.328,40 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 10/04/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır