İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/68 E. 2026/28 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/68
Karar No
2026/28
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/68 KARAR NO : 2026/28

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/01/2022 KARAR TARİHİ : 15/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı ... ile müvekkili şirket arasında 02.07.2018 tarihinde imzalanan Tünel Yıkama Makinesi Sözleşmesi uyarınca yapılan ancak müvekkili şirketin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olarak teslim edilen araç nedeniyle müvekkili şirket tarafından sözleşmeden dönme hakkını kullanılması sonucunda davalıya ödenen bedelin iadesi ile geçen bu süre zarfında meydana gelen maddi ve manevi zararların tazmini müvekkili şirket tarafından işbu davaya konu araç üzerinde gerekli muayenenin gerçekleştirildiğini, araca ilişkin ayıplar uygun bir sürede davalı şirkete bildirildiğini, somut olayda araç taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkide kararlaştırılan niteliklere aykırı imal edildiğini, bu niteliklerin bir kısmını hiç taşımadığını, araç sözleşmesel ilişkiye ve müvekkili şirketin beklediği kullanım amacına göre hem eksik hem de ayıplı nitelikte olduğunu, müvekkili şirket 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesinde belirtilen işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz uzmanına yaptırılan gözden geçirme ve muayene sonucunda esere ilişkin ayıbı uygun bir sürede bildirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davaya konu araç taraflar arasında akdedilen sözleşmenin sair maddelerinde belirtilen kriterlere açıkça aykırı bir şekilde üretildiğini, davaya konu araç müvekkili şirketin beklediği fonksiyonları karşılamadığını, aracın müvekkili şirketin hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olduğunu, müvekkili şirketin hem maddi hem de manevi anlamda zarara uğradığını, müvekkili şirketin söz konusu menfi zararlarının tazmininin gerektiğini, sözleşmeye konu aracın muhafaza altına alınmasını veya yediemine tevdi edilmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davanın kabulünü, müvekkili şirketin sözleşmeden dönmesinin sonucunda tasfiye ilişkisine girilmesi için davalıya ödenen 152.000,00- Euro tutarındaki sözleşme bedelinin davalının temerrüde düştüğü 08.07.2021 tarihinden başlamak üzere işleyecek Kamu Bankalarınca 1 yıla kadar vadeli Euro mevduat hesabına fiilen uygulanan yıllık faiziyle müvekkili şirkete iadesini, şimdilik 100.000,00- TL maddi, 100.000,00- TL manevi tazminatın 08.07.2021 tarihinden başlamak üzere işleyecek ticari temerrüt faiziyle müvekkili şirket'e ödenmesini, yargılama gideri, harç ve avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, araç mevzuat gerekliliklerini haiz, güvenli ve sözleşmeye uygun olduğunu, araçta ve tünelde keşif ve inceleme yapılarak mevcut durumun ortaya konulması gerektiğini, davacı her ne kadar süreç boyunca aracın ayıplı olduğunu, projenin hatalı ileri sürmüşse de aracın güvenlik şartlarını sağladığını, bu durumun ... Araç Tadil Belgesi ve Avrupa Uygunluk Sertifikası ile sabit olduğunu, Makine Güvenliği kurallarına uygunluğu sertifikalı aracın davacının soyut iddialarıyla güvenliksiz olduğunun öne sürülmesinin mümkün olmadığını, davacının araçta patlama riski gibi iddiaları bütünüyle soyut durumda ve kavramanın mümkün olmadığını, araç endüstriyel şartları haiz olup kullanım ve bakım talimatlarına uygun şekilde haftalık/aylık/yıllık bakımları yapılarak kullanılması için tüm teknik dokümantasyonu da davacıya sağlandığını, 3 parçalı teleskobik kol yapımı ve kolun aracın arkasına taşınması ek işi nedeniyle aracın tümüyle baştan yapıldığını, güncel durumun tespiti ve sözleşme şartlarına göre karşılaştırılması açısından mevcut aracın Avrasya Tüneli'ne götürülerek test edilmesi amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, ayıp ihbar süreleri bakımından sadece örtülü ayıp iddiasında bulunulabileceğini, davacının eksiklik iddia ettiği unsurlar sözleşme kapsamında üstlenildiğini, ilk aracın tüm projelendirmesi davacının bilgisi dahilinde yapılmış ve teslimi 2018 yılı sonunda gerçekleştiğini, teslim öncesinde ve teslim esnasında araç üzerinde pek çok test ve inceleme yapıldığını, aracın davacı adına tescili de teslimden 1 ay sonra yapılmış olup davacı süreç içerisindeki ayıp ihbarını araç tesliminden 2 ayı aşkın bir süre sonra yaptığını, müvekkili iyiniyetli bir yaklaşım sergiledikçe ek işler, kol değişimi, otomasyon, sensör vb. şeklindeki talepler artmakta ve neticede davacının talepleri bütünüyle önü alınamaz ve sözleşme dışı hale geldiğini, davacının seçimlik hakkını kullandığını, seçimlik hakkın kullanılmakla tükendiğini, zamanaşımına da uğradığını, sözleşmeden dönme talebinin hakkaniyete aykırı düştüğünü, müvekkili şirket faturalı alacaklarının yarısı rehin tutularak, emredici TTK m. 1530/5 hükmüne aykırı ödeme vadeleriyle ve ticari güç dengesi istismar edilerek çalıştırıltığını, sözleşme dışı ek işler yaptırıldığını, ödeme alamadan ve mütemadiyen zarara uğratılmasına rağmen projeye devam etmesi müvekkilinin 4 yıllık iyiniyetinin davacı taraf gibi sözde kalmadığını, hem emek hem de ekonomik fedakarlıkla ortaya konulduğunu, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen "Tünel Yıkama Makinesi Sözleşmesi" başlıklı 02/07/2018 tarihinde imzalanan 05/07/2018 tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılan araç tasarımına ilişkin eser sözleşmesi kapsamında davacıya teslim edilen aracın davacının kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olup olmadığı, ayıbın davacı kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının makul sürede ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, varsa ayıp nedeni ile davacının sözleşmeden dönme talebi sebebi ile talep edebileceği araç bedeli ve sözleşmenin ifa edileceğine inanılarak kaçırılan fırsatlardan kaynaklı zarar miktarının ne kadar olduğu, davacının manevi tazminat talep edip edemeyeceği konularından ibarettir. Taraflar arasında imzalanmış 02.07.2018 tarihli Tünel Yıkama Makinesi Sözleşmesi’nin “Yükümlülükler” başlığı altında verilen 4.maddesinde, ...’ın üreteceği makine sistemine ilişkin olarak teknik yönden kamyon ve ekipman ağırlığı dolu su deposu dahil max10 ton olacağını, yüksekliğinin 2,80 mt yi geçmeyeceğini, kamyon ve ekipman tek şeritte çalışabilecek genişlikte olacağını, kamyon üstü entegre hidrolik kol sistemi (radyo kontrol dahil), kamyon üstü entegre Entegre su jeti sistemi (50-180 bar), kamyon üstü entegre entegre vakum sistemi, kamyon üstü başlık değiştirilebilir fırçalı yıkama başlığı, kamyon üstü entegre temiz su deposu (3 ton), kamyon arkasında 3 ton su taşıyabilecek römork, araç tescil işlemlerinin dahil olduğunu, fakat tanker için karayollarına uygunluk belgesi olmadığı için bunun sağlanmayacağı şartlarına yer verildiğini, sözleşme ekinde teknik şartname yer almadığı görülmüştür. Davalı ... Şirketi tarafından davacı ... Şirketi’nin talebi ile “...’nin tavan ve duvarlarının özel tasarlanmış (tavanlar için vakum sistemli yıkama aparatı), araç ve araç üstü yıkama makinesi üretim işi üstlenilmiş olup Tünel Yıkama Makinesi Sözleşmesinde makinenin sisteminin özelliklerinin; a)Kamyon ve ekipman ağırlığı, dolu su deposu dahil maksimum 13 ton olacağını, b)Yüksekliğinin 2,80 metreyi geçmeyeceğini, kamyon ve ekipman tek şeritte çalışabilecek genişlikte olacağını, c)Kamyon üstü entegre hidrolik kol sistemi (radyo kontrol dahil), kamyon üstü entegre su jeti sistemi (50-180 bar), kamyon üstü entegre vakum sistemi, kamyon üstü başlık (değiştirilebilir fırçalı yıkama başlığı), kamyon üstü entegre temiz su deposu (3 ton), kamyon arkasında 3 ton su taşıyabilecek römork olacağı şeklinde kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı ... tarafından davalı ...Şti.’ne 22.06.2021 tarihinde ihtarname keşide edilmiş olup, ihtarnamede; ...'nin tavan ve duvarlarının yıkanabilmesi için muhatap tarafından sözleşmede kararlaştırılan nitelikte bir aracı üretmeyi ve teslim etmeyi üstlendiğini, araca ilişkin temel niteliklerin sözleşmede açıkça belirtildiğini, aracın sözleşmede yürürlüğe girmesinden itibaren 135 gün içinde teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, toplam araç bedeli 262.000,00 Euro olup bu ücretin 76.000,00 Euro tutarındaki kısmının sipariş anında, ikinci 76.000,00 Euro tutarındaki kısmının sipariş tarihinden iki ay sonra ve 110.000,00 Euro tutarındaki kısmının ise sipariş tarihinden iki ay sonra aracın sağlıklı bir şekilde çalıştığı onaylaması akabinde ödenmesinin kabul edildiğini, 15-16.11.2018 tarihlerinde Araç'ın tamamlandığının bildirildiği tesislerde test edildiğini, pek çok eksiklik tespit edilerek teslim öncesinde giderilmesinin talep edildiğini, eksikliklerin giderileceği düşüncesiyle, iyi niyet ve ahde vefa ilkesi kapsamında Müvekkil tarafından ilk iki kısım ödemenin yapıldığını, tespit edilen eksikliklerin aracı kullanılamaz hale getirdiğini, özel tasarım bir araçtan beklenen performanstan ziyade temel bir makinede bulunması gereken endüstriyel özelliklerin ve güvenlik önlemlerinin bulunmadığını, bu sorunların çoğunluğunun aracın tasarımına bağlı olduğunu, aracın tasarımında büyük hatalar bulunduğunun tespit edildiğini, aracın sözleşmede belirtilen bu nitelikleri taşımadığı gibi, açıkça herhangi bir araçtan beklenen temel özellikleri dahi karşılamadığını, eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa iş sahibine sözleşmeden dönme hakkını tanıdığını, mevcut durumda sözleşmeyi sürdürmekten hiçbir menfaati kalmadığını, ayıplı ve eksik bir araç teslim edildiğini, gereği gibi ifa edilemeyeceği muhatabın sürekli ertelemelerinden, üç yıllık süreçte kayda değer bir gelişme gösterilmemesinden ve sürekli alt taşeronlar vasıtasıyla işlem görülmesinden anlaşıldığını, borcun ifasının da gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından ayrıca bir süre verilmesinde fayda görülmediğini, sözleşmenin kurulması ve sürdürülmesi nedeniyle maruz kaldığı olumsuz zararlarının ve bu süreçte tünel işletmesi muhatapları karşısında maruz kaldığı itibar kaybının giderilmesini talep edildiğini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren sözleşmenin bu noktadan itibaren feshedilmiş olacağını, fazlaya ilişkin her türlü haklar saklı kalmak kaydıyla, ilk aşamada ödenen 152.000 Euro tutarındaki araç bedelinin tamamının eksiksiz biçimde 15 gün içerisinde iadesini ve şimdilik 20.000,00 TL tutarında maddi tazminat ile 1.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini, ödemenin yapılmaması halinde verilen müddetin bitiminden itibaren iadesi istenen sözleşme bedeli üzerinden devlet bankalarının o yabancı para üzerinden açtığı 1 yıllık mevduat hesabına uyguladığı faiz oranı tutarında ve tazminat tutarı için ise %16,75 oranında ticari temerrüt faizi ile tahsili için yasal yollara başvurulacağının ihtaren bildirildiği görülmüştür. İTÜ Bilirkişi Heyeti tarafından dava konusu temizleme aracı üzerinde inceleme yapılmış, yapılan inceleme sonucu ... 8.Asliye Ticaret Mahkemesine verilen 08.09.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; Aracın makinenin fonksiyonellik, kullanım kolaylığı ve otomasyon bakımından geliştirilmeye muhtaç olduğu ve Henüz ...’nin temizliğinde kullanılacak seviyeye gelmemiş olduğunu, aracın temizlik başlığının temizlenecek yüzeye yaklaşımı ve konumlanması bakımından operatörün ardışık komutlarına muhtaç olduğu, yüzeyle arasındaki mesafeye otomatik ayarlayabilen durumda olmadığı, böylece yüzeydeki girinti/çıkıntılar arasında kendiliğinden bir mesafe ayarlaması yapamadığını, aracın tavan temizliği bakımından çalışmaya hazır olmadığını, makinenin 2.80 metre olan maksimum yükseklik kriterini sağlayamadığını, makinenin temizlik ünitesinin açılma kapanma aşamasında 3,90 metre yüksekliğine kadar çıktığını, bu durumda tünel tavanına çarpmanın kaçınılmaz olduğunu, aracın kapanması sırasında sağ ve soldan 50 cm kadar aracın gabari ölçülerinin dışına taştığını, makinenin açılma/kapanma, tünel yüzeyine konumlama işlemlerini seri ve basit şekilde yapamadığını, operatörün uzun süreli komutları ile çok yavaş hızda yapabildiğini, makine güvenliği bakımından geliştirilmeye muhtaç olduğunu, makine kolunun sağlamlık, kararlılık ve güvenlik kriterini sağlamadığı, kullanılan çelik plaka kalınlıklarının ve mesnetlerin desteklerinin zayıflığı nedeni ile kolun kararsız olduğu, konumlamada çok geniş tolerans ile çalıştığı, sağa/sola, ve yukarı/aşağı çok geniş bir aralıkta sallantı şeklinde kararsızlık gösterdiği, bu hali ile kolun yataklarında deformasyonun kaçınılmaz olduğu, rutin kullanım sonrasında kısa süre metal yorgunluğunun ortaya çıkabileceğini, araçta kullanılan kablo ve hortumların uygun kanallar içine alınmasının gerekli olduğu, kolun kapanması sırasında bazı kabloların kolun metal parçalar arasında sıkışarak ezildiğinin görüldüğünü, araç altındaki destek tekerleklerin gerekenden sert ve dar olduğunu, tünel asfalt yüzeyinde tekerlek oturma izi bırakmasının kaçınılmaz olduğu, bu şekilde asfalt yüzeyine zarar vereceğinin kaçınılmaz olduğunu, basınçlı yağ kullanılan hortum bağlantılarında yağ sızıntısı olduğunu, böylece makinenin yağsız kalıp hidrolik sorunu yaşamasının kaçınılmaz olduğunu, kullanılan hortumlar üzerinde hidrolik akışının akış yönünü gösteren etiketler olmadığı, bağlantı rekorlarında yağ sızıntısı olduğunu, yağ bağlantılarının güvensiz olduğunun belirtildiği, makinenin henüz tünel temizliğinde kullanılacak halde olmadığı, geliştirilmeye ve iyileştirilmeye muhtaç olduğu, güvenlik fonksiyonellik otomasyon ve sağlamlık açısından eksik ve zayıf olduğu dolayısı ile davacı şirketin makineyi mevcut hali ile kullanmaya zorlanmasının uygun olmayacağı görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davalı üretici tarafından dava konusu Tünel Yıkama Makinesi üzerinde yapılan iyileştirme çalışmaları sonrasında SAÜ öğretim üyesi tarafından aracın bulunduğu ... adresinde araç üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen 10.11.2021 tarihli özel mütalaa raporunda; Makinenin temizlik ünitesinin açılma kapanma aşamasında 3.30 metre yüksekliğe kadar çıktığını, yükselik kısıtlılığının olduğu yerlerde tekrar 2,76 metre yüksekliğe indirilebildiğini, makinenin kapanması sırasında 2,50 metre olan gabari ölçülerinin dışına taşmadığını, makinede kullanılan hortum ve kabloların uygun bir şekilde kanal içine alınmış olduklarını, aracın altındaki destek tekerleklerin 3 tona kadar taşıma yeteneğine sahip ve esnek olduğunun görüldüğünü, basınçlı yağ kullanan hortum bağlantılarından her hangi bir yağ sızıntısı tespit edilmediğini, kullanılan hortumlar üzerinde yağ akış yönlerini gösteren etiketlerin bulunduğunun tespit edilerek raporlandığı görülmüştür. Mahkememizin 02/06/2022 tarihli duruşmasının 4 nolu ara kararı gereğince davacıya teslim edilen aracın ayıplı olup olmadığı, varsa ayıbın davacı kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ayıbın üretimden kaynaklanması halinde davacının aracı kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olup olmadığı, davacının benzer araç için sözleşme fırsatını kaçırmaktan kaynaklı zarar miktarının ne kadar olduğu, davacının araç bedelinin iadesini talep edip edemeyeceği konularında rapor tanzim edilmesi için İTÜ'de görevli otomotiv makine mühendisi ..., ..., makine mühendisi ... ve mali müşavir ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; bilirkişiler 22/01/2023 tarihli raporda özetle; Dava konusu tünel yıkama makinesi, Mahkeme Heyeti ile birlikte ilk yapılan keşif sırasında aracın bulunduğu davalı tarafın ... adresinde bulunan alanında görülerek makinenin çalışması hakkında bilgi edinildiğini, makine sözleşmesinde makinede bulunması gereken kamyon üstü entegre hidrolik kol sistemi, su jeti sistemi, değiştirilebilir fırçalı yıkama başlığı, temiz su deposunun bulunduğu görüldüğünü, daha sonra kullanım sırasında özelliklerinin görülebilmesi için ...’nin bakım için trafiğe kapandığı 14.12.2022 tarihinde taraflar ile birlikte saat 00.30 de Anadolu yakasından giriş tarafından tünel içine girilerek makinenin çalışması heyet ve taraf vekilleri ile incelendiğini, yapılan incelemelerde; Tünel yıkama aracının testin yapılacağı bölgede sağ şeritte konumlamasından sonra ilk aşamada bomun açılmasında sorun yaşandığını, daha sonra yetkililerin kısa süre çalışmaları sonucu arızanın giderilip temizleme çalışmasına başlandığını, aracın temizlik başlığının temizlenecek yüzeye yaklaşımı ve konumlanması operatörün ardışık çok sayıda komutları sonucu gerçekleştiğini, bu işlemin yavaş sürmesinin operatörün de tecrübesine bağlı olduğunu, nitekim bir süre sonra geri hareket ile yüzeyin alt kısmının temizlenmesinin çok daha kısa sürede tamamlanabildiğini, temizleme fırçasının temizlik yapılacak yüzeye yaklaşımı, her ne kadar manuel kumanda ile yapılmakta ise de fırçanın yüzey ile buluşmasında sorun görülmediğini, temizlik fırçasının bulunduğu bomun üzerindeki elektronik sensör ile temizlik fırçası ile duvar arasında belirli mesafenin otomatik olarak sağlandığını (bomun duvara çarpma tehlikesinin önlenmiş olduğu), bu aşamadan sonra aracın düşük hızla hareketi sonucu fırça yüzeyinin duvardaki temizliği başarı ile tamamladığı tespit edildiğini, aracın kapanması durumunda gabari ölçülerinin dışına taşmasının söz konusu olmadığı, gerek çalışması sırasında, gerek hareketinde sadece tünel içindeki bir şeridi işgal ederek ikinci şeride taşmadığının gözlemlendiğini, araçta kullanılan kablo ve hortumların yapılan çalışmalar sonucu uygun kanallar içine alınmış olduklarını, kolun açılıp kapanması sırasında hortum ve kabloların her hangi bir sorun teşkil etmediği görüldüğünü, basınçlı yağ kullanılan hortum bağlantılarında 2 saatlik çalışma sırasında her hangi bir yağ sızıntısı tespit edilemediğini, bağlantı rekorlarında bu kısa süre içinde yağ sızıntısı olduğu görülmediğinden bu konuda güvensizlik olduğunun söylenemeyeceği görüşüne varıldığını, aracın su taşması, patlama tehlikesi ve yağ kaçakları nedeni ile üçüncü kişilere zarar verme ve tünel trafiğini tehlikeye düşürme potansiyeli olduğu ileri sürülmekte olup Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 26.Ekim 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik’ ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca araçların yapım ve kullanım bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyma zorunluluğunu yerine getirmek üzere; karayolunda seyredecek araçlara bu Yönetmeliğe göre uygunluk onayı verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile ülkemiz için tip onayı yönetmeliklerindeki hükümlere ilave olarak uygulanacak hükümleri düzenlendiğini, dava konusu aracın “Azami hızı 25 km/saatin üzerinde olan yol süpürme araçları, tutuklu ve hükümlü taşımaya mahsus cezaevi araçları, okul servis araçları, özel güvenlik donanımlı toplu taşıma araçları, damperli araçlar, tarım römorkları ve bu Yönetmelikte bahsedilen diğer araçlar ile ilgili münferit tadilat onayı ile ilgili hükümler” kapsamında Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkındaki Yönetmelik şartlarına uygun yapılarak uygunluk belgesinin yetkili kurumdan alınması gerektiğini, bu nedenle bu konuda görüş bildirmelerinin söz konusu olmadığını, araç altındaki destek tekerleklerin gerekenden sert ve dar olduğunu, tünel asfalt yüzeyinde tekerlek oturma izi bırakmasının kaçınılmaz olduğunu, bu şekilde asfalt yüzeyine zarar vereceğinin kaçınılmaz olduğu ileri sürülmesine karşılık tekerleklerin yolda iz bırakmadığı gözlemlendiğini, aracın tavan temizliği bakımından çalışmaya hazır olmadığını, makinenin 2.80 metre olan maksimum yükseklik kriterini sağlayamadığını, makinenin temizlik ünitesinin açılma kapanma aşamasında 3,90 metre yüksekliğe kadar çıktığı, bu durumda tünel tavanına çarpmanın kaçınılmaz olduğu itiraz konusu olduğunu, yapılan test temizlik sürüşü sırasında tavan temizliği için ayrı bir hazırlık yapılması gerektiğinden bu testin yapılamadığı, ancak duvar temizliğinin yapılabilmesi nedeni ile makinenin mevcut hali ile tavan temizliği de yapabileceğini, telekopik bom ayarı ile tavana çarpmanın söz konusu olmadığı görüşüne varıldığını, varlığı ileri sürülen etiketleme eksikliklerinin giderilerek hortumlarda akış doğrultusunu gösteren işaretlerin gösterilmiş olduğu anlaşıldığını, Belirtilen hususlar neticesinde dava konusu tünel temizleme aracı üzerinde ve aracın tünelde çalışması sırasında keşfen incelemenin bilirkişi heyetlerince gerçekleştirildiğini, dava konusu tünel temizleme aracının şu andaki mevcut haliyle sözleşmede belirtilen özelliklere sahip olduğunu ve temizlik için istenen fonksiyonları yerine getirdiğini, dava konusu tünel temizleme aracında davacı tarafından beyan edilen ve 15.11.2018 tarihinde aracın yapımında görevli alt işveren ... A.Ş.’nin tesislerinde yapılan test çalışmasında davacı tarafından mutabık kalınan kullanım amacına aykırı nitelikte pek çok eksiklik ve aykırılık tespit edildiğinin belirtilmesinden sonra, araç üzerinde bir çok düzeltmelerin ve geliştirmelerin (iyileştirmelerin) zaman içinde yapılmış olduğunun dava dosyasına sunulan belge ve bilirkişi tespit raporlarıyla karşılaştırıldığında taraflarınca da görüldüğünü, davacıya teslim edilen aracın başlangıçta dava dosyasına sunulan daha önce alınan bilirkişi ve tespit raporları dikkate alındığında üretim ve montaj hataları olduğu ancak bu noksanlıkların telafi edildiğini, keşif esnasında ayıplı olmadığının anlaşıldığını, davacının benzer araç için sözleşme fırsatını kaçırdığından söz edilebilecek somut bir tespit olmadığını, yapılan değerlendirmeler sonucunda son yapılan iyileştirmelerle davacının aracı kullanabileceği için araç bedelinin iadesini talep edemeyeceği yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 16/03/2023 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı gereğince "Bilirkişi raporunda araçta "Kamyon üstü entegre vakum sistemi" özelliği bulunup bulunmadığı anlaşılamadığından sözleşmede kararlaştırılan bu özelliğin bulunup bulunmadığı hususunun belirtilmesi, aracın yüksekliğinin ne kadar olduğu, kamyon ve ekipman ağırlığının (dolu su deposu dahil) ne kadar olduğu, aracın kamyon arkasında 3 ton su taşıyabilecek römork özelliğinin bulunup bulunmadığı, aracın temizlik ünitesinin yüksekliğinin açılma kapanma aşamasında 3,90 metreye kadar ulaşıp ulaşmadığının raporda bildirilmesi, temizlik ünitesinin yüksekliğinin (açılma kapanma aşamasında) 3,90 metreye ulaşması halinde aracın davacı tarafından bu haliyle kabule zorlanıp zorlanamayacağı hususunda, aracın yüksekliğinin 2,80 metreyi geçmemesi halinde sağlayacağı fayda ile aracın 2,80 metreyi geçmesi halinde davacı yönünden oluşturacağı risklerin denetime elverişli şekilde açıklanması, davacı tarafından sunulan sözleşme ekinde yer alan projedeki araç görseli ile keşif sırasında çekilen fotoğraflarda yer alan aracın görselinin farklı olmasının nedenlerinin belirtilmesi davacı itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın önceki ...'de görevli otomotiv makine mühendisi ..., ..., makine mühendisi ...ve mali müşavir...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; bilirkişiler 28/07/2023 tarihli ek raporda özetle; davacı ve davalı tarafların bulunduğu 20.06.2023 tarihinde, dava konusu tünel yıkama aracının bulunduğu davalı tarafa ait ... bulunan işyerinin üretim merkezine gidilerek dava konusu tünel yıkma arabası ve ekipmanları üzerinde inceleme yapılarak Mahkemece açıklanması istenen soruların değerlendirildiğini, aracın yüksekliği ile ilgili yapılan ölçümlerde, aracın arkasına takılı bağlantı ekipmanının hidrolik valflerin bulunduğu yeri olduğunu, yapılan ölçümde bu mesafenin 2,75 metre olduğu tespit edildiğini, araç üzerinde tank kapağının üst seviyesinin yerden yüksekliğinin de 2,70 metre olduğu tespit edildiğini, aracın yüksekliğinin 2,80 metreyi aşmaması nedeni ile aşması halinde oluşabilecek risklerin ve bu seviyenin altına olmasının her hangi bir risk oluşturmasının söz konusu olmadığını, aracın üstünde bulunan 3 tonluk su deposunun yapılan keşif sırasında tamamen doldurulmasından sonra aracın kantara çıkarılarak tartılması sonucu ağırlığının 9.880 kg olduğu görüldüğünü, bu konuda yazılı çıktı alındığını, aracın ... marka,.. tipinde kamyon olduğunu, söz konusu aracın azami yüklü ağırlığının 9.800 kg olduğunu, boş ağırlığı 2.960 kg olan aracın taşıma kapasitesinin 6.840 kg olduğunu, diğer ekipmanları ile birlikte 3 tonluk suyu taşıyabilme özelliği olduğu görüldüğünü, yapılan keşif sırasında vakum sisteminin çalışması kontrol edildiğini, bu amaçla aracın arkasında bulunan bağlantı sitemine vakum yıkama başlığı eklenerek yan duvarlardaki temizleme işlemi yapılıp vakumun çalışması kontrol edildiğini, test esnasında vakum sisteminin çalıştığı görülmüş ancak yıkama başlığı yanlarından yıkama suyu aktığı görüldüğünü, yapılan keşif sırasında, aracın temizlik ünitesinin yüksekliğinin açılma kapanma aşamasında 5,90 metreye kadar ulaştığı ölçülerek tespit edildiğini, tünel yüksekliğinin 3,90 olduğu düşünüldüğünde temizlik ünitesi döner temizlik fırçasının bağlı olduğu bu hidrolik kolunun tünel tavanına çarpma tehlikesi olduğunu, burada hidrolik kol üzerinde bir mesafe emniyet sensörün olması ile tamamen bir güvenlik önlemi sağlanmış olacağını, eğer hidrolik kol üzerinde temizlik fırçası takılı şekilde kaldırılırsa, sonradan fırça tamburuna konulan mesafe sensörü burada da gerekli güvenliği sağlayabileceğini, ayrıca hidrolik kolun manuel olarak operatör tarafından kontrollü kullanıldığını, tüm temizlik işleminin devam ettiği sürece yine aynı operatör tarafından yürütüleceği için aracın şu haliyle düşük tehlike şartlarını gösterdiği değerlendirmesi yapıldığını, bu nedenle aracın eğitimli bir operatör tarafından kullanılması koşuluyla bu haliyle teslim edilebileceği kanaatine varıldığını, davacı tarafından sunulan sözleşme ekinde yer alan projedeki araç görseli ile keşif sırasında çekilen fotoğraflarda yer alan aracın görselinin farklı olmasının nedeni zaman içerinde araç üzerinde yapılan değişikliklerden kaynaklandığının anlaşıldığını, yukarıdaki değerlendirmeler yanında kök raporda varılan kanaat ve görüşlerinin değişmediği yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 12/10/2023 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı gereğince ek raporda, aracın düşükte olsa tehlike şartlarını gösterdiği yönünde görüş belirtildiği anlaşılmakla davalı tarafından sunulan uzman görüşü ile ek rapor arasında çelişki meydana geldiğinden dosyanın öncekilerden farklı 1 otomotiv mühendisi, 1 makine mühendisi ve 1 otomasyon konusunda uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile aracın mevcut hali ile kullanılmasının iş güvenliği yönünden tehlike oluşturup oluşturmayacağı, aracın, davacı iş sahibinin aracı kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olup olmadığı konusunda rapor tanzim edilmesine karar verildiği, Mahkememizin 10/11/2023 tarihli ara kararı ile seçilen bilirkişiler Makine Mühendisi ..., Otomotiv Mühendisi ..., Otomasyon Konusunda Uzman ...'tan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan 23/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosyada mevcut tünel temizliği hizmet sözleşmesi ve teklif incelendiğinde kamyon ve ekipman ağırlığı dolu su deposu dahil 10 ton olacağını, yüksekliğin 2,80 metreyi geçmeyeceğini, kamyon ve ekipmanın tek şeritte çalışabilecek genişlikte olacağını, kamyon üstü entegre hidrolik kol sistemi (radyo kontrol dahil) olacağını, kamyon üstü entegre su jeti sistemi (50-180 bar) olacağını, kamyon üstü entegre vakum sistemi bulunacağını, kamyon üstü başlık değiştirilebilir fırçalı yıkama başlığı bulunacağını, kamyon üstü entegre temiz su deposu (3 ton) olacağını, kamyon arkasında 3 ton su taşıyabilecek römork takılabileceğini, tescil işlemlerinin tamamlanacağı belirtilerek temizlenecek donanımın listelendiğini, dosyaya taşıt üzerinde inceleme gerçekleştirilerek sunulmuş olan somut kanıt niteliğinde bulunan bilirkişi raporunda tüm bu ihtiyaçların karşılandığının kalemler halinde açıklanarak tespit edildiğini, dolayısı ile sözleşmeye aykırı herhangi bir husus tespiti olmadığını ve iş makinesinin yeniden incelenmesine ihtiyaç bulunmadığını, dosya muhteviyatı tüm belgeler incelendiğinde mevcut durumda sözleşme maddeleri karşılandığından çelişkiye konu durumun işçi sağlığı ve güvenliğin tünelin zarar görme ihtimali gibi fonksiyonel hususlar üzerinde kaldığını, davaya konu taşıt her ne kadar bir kamyon üzerine monte edilmiş ve trafik tesciline konu olsa da temel olarak bir iş makinesi olduğunu, taraflar arasında da kararlaştırıldığı üzere tüm iş makinelerinde olduğu üzere eğitim almış personel tarafından kullanılmasına ihtiyaç bulunduğunu, kısacası operatörlük becerisi gerektirdiğini, piyasada mevcut iş makinelerinin operatör belgesi bulunmayan kişiler tarafından kullanılamayacağının hatta her sınıftaki taşıt için farklı sürücü belgesine ve eğitimine ihtiyaç bulunduğunu, toplu taşıma söz konusu olduğunda ek yeterlilikler dahi talep edildiğinin açık olduğunu, dolayısı ile mevcut iş makinesi açısından da eğitimli personel kullanımının şart olmasının beklenen bir durum olduğunu, eğitiminin verildiği kişilerce kullanılacağını, her meslek erbabı gibi operatör tarafından da yapılan işe bağlı dikkat ve özenin gösterilmesi gerekeceğini, davaya konu üç eksenli tünel temizlik makinesinin sözleşme metni içinde verilen sebepleri sağladığını, ayrıca bir teknik şartname hazırlanmadığını, manuel kullanımdan kaynaklı ortaya çıkabilecek kullanıcı hatalarından imalatçının sorumlu tutulamayacağını, operatör hatalarına bağlı ek güvenlik tedbirleri istenmesi durumunda bunun teknik şartname ile belirtilmiş olması gerektiği fakat bu yönde bir karşılıklı mutabakatın dosyada mevcut olmadığını, taşıt ve iş makinesi olarak gerekli belge, sertifika ve taahhütlerin sağlamış bulunduğunu, yukarıda verilen dosya muhteviyatı ve açıklanan hususlar değerlendirildiğinde iş makinesinin belirtilen tüm şartları sağladığını, gerekli belgelere haiz olduğunu, imalatçının sorumluluğunu yerine getirdiğini, güvenlik açısından kuvvet sensörleri, mesafe algılayıcıları, açı sensörleri gibi ek donanım talep edilmesi durumunda bunun teknik şartname ile belirtilmesi gerektiği fakat bu yönde herhangi bir talep bulunmadığını, eğitimli bir operatör ile uygun kullanım halinde tünel yapı ve donanımına zarar verilmesi açısından eksiklik veya yetersizlik tespit edilemediğini, iş verenin, hassas yapıdaki tünelde oluşabilecek riskleri bertaraf etmek adına, yapılmış olan sözleşmede ön görmediği ve sonradan tespit ettiği konular için teknik yönden sözleşmede yer almayan ek taleplerde bulunabileceği fakat bu durumda belirtilen şartların dışına çıkılacağından tadilat sözleşmesi yapılmasına ihtiyaç doğacağını, teknik açıdan sözleşme şartları tamamlanmış, eğitimli personel tarafından kullanım gerekliliği ile işin yapılabileceği yönünde görüş belirtilmiştir. Mahkememizin 05/12/2024 tarihinde taraflarca takip edilmeyen dosyanın HMK.'nın 150. Maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı, davacı vekilince sunulan 16/12/2024 tarihli dilekçesi ile süresi içinde yenilenmekle dosyanın yeniden işleme alındığı anlaşıldı. ... mahkememizin 17/12/2024 tarihli yenileme tensip tutanağının 3 nolu bendi uyarınca otomasyon mühendisi akademisyen veya öğretim görevlisi kişilerin mahkememize bildirilmesi hususunda yazılan müzekkereye ..., ... ve ...'nın bilgilerin yer aldığı tablo ekli cevap verildiği görüldü. Mahkememizin 22/05/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı gereğince; Mahkememizin 17/12/2024 tarihli yenileme tensip ara kararında belirtildiği üzere makine mühendisi ..., iş güvenliği uzmanı ... ve otomasyon mühendisi...'dan oluşan bilirkişi heyeti refakate alınıp keşif icra edilerek; davacıya teslim edilen aracın kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olup olmadığı, aracın mevcut hali ile teslim alınmasının iş güvenliği yönünden tehlikeli olup olmayacağı, tehlikeli olacaksa bu tehlikenin tamamen ortadan kaldırılmasının yani ayıbın giderilmesinin mümkün olup olmadığı, varsa ayıbın giderilmesinin daha uygun bir çözüm olup olmadığı konusunda rapor düzenlenilmesinin istenilmesine karar verildiği, bilirkişiler eşliğinde Mahkeme Heyeti ile 30/05/2025 tarihinde keşif icra edildiği, bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan 27/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 22.05.2025 tarihli ara karar gereği 30.05.2025 tarihinde saat 03:00 sıralarında Mahkeme Heyeti ve tarafların katılımı ile ... girişinde dava konusu tünel yıkama makinesinin zeminden yüksekliğinin ölçüldüğünü, devamında tünelin ...çıkışına yakın bir konumda tünel işletme görevlilerince belirlenmiş mahalde tünel yıkama makinesinin fonksiyon ve yıkama performansına ilişkin gözlem yapıldığını, 02.06.2025 tarihinde Mahkeme ve tarafların bilgisi dahilinde ... adresinde kütlesel ölçüm yapıldığını, Yapılan ölçüm ve gözlemlerde; Tünel yıkama makinesinin Isızu marka, ... şase numaralı, ... tipi, 2018 model kamyon üzerine monte edildiğini, bi r adet 4 ton kapasiteli su deposu, bir adet 3 eksenli robotik kol ve kol ucunda bulunan 2 eksenli mafsal üzerinde bir adet hidrolik tahrikli değiştirilebilir fırçalı yıkama başlığı, üzerlerinde yüksek basınçlı su püskürten nozüller bulunan 2 adet ortak hat, ayrıca el ile yıkama için kullanılabilecek 2 adet basınçlı yıkama tabancası, hidrolik pompa, yüksek basınç (su) pompası (50-180 bar), hava tankları, yağ deposu, arka destek teker sistemi ve kontrol donanımlarından oluştuğunu, genişliği itibariyle tek şeritte çalışabilecek genişlikte olduğunu, römork üstü vakum sistemi bulunduğu görüldüğünü, tünel yıkama makinesinin yükseklik ölçümünde, 3 eksenli robotik kolun kapalı olduğu durumda aracın zeminden en yüksek noktasının robotik kol üst seviyesi olduğu ve yerden yüksekliğinin 268 cm olduğunu, kolun açık olduğu durumda üzerinde bulunan ekipmanlar dahil ulaşabildiği en üst seviyenin zeminden yüksekliğinin 501 cm olduğunu, tünel yıkama makinesinin ...girişinde bulunan ve tünele girecek araçlar için izin verilen en fazla yüksekliği belirleyen ve üzerinde sınır yüksekliğin 280 cm olduğunu belirten tabela olan üst bariyerin altından güvenle geçtiğini, ... yan duvarlarının ve tavanının kavisli formda olduğunu, yan duvarların tünel tavanına yakın kısımlarında köşeli imalat olduğunu, tünel yıkama makinesinin temizleme performansının yan duvar ve tavan kısmında tatmin edici düzeyde olduğu (Temizleme performansına ilişkin bir kriter bulunmamaktadır.) (Resim 3), temizleme performansının, yan duvarların köşeli imalatın olduğu kısımlarda yan duvarların kavisli kısımlarından daha az olduğunu, aracın su tankı boş halde ağırlığının 6.140,00 kg olduğunu, üzerinde bulunan su tankının kapasitesinin 4.000,00 litre olduğunu, 3 ton su yükü ile sözleşmede belirtilen 10.000,00 Kg azami ağırlık sınırının altında kaldığını, su deposunun doldurularak 10.000,00 Kg azami ağırlığa ulaşılabildiğini, ölçüm yapılan kantarın kalibrasyon sertifikasının mevcut olduğunun tespit edildiğini, Dava konusu tünel yıkama makinesinin sözleşmesi ekinde teknik şartname yer almaması nedeniyle 22.05.2025 tarihli ara karar gereği yapılan teknik değerlendirme, taraflar arasında imzalanmış 02.07.2018 tarihli Tünel Yıkama Makinesi Sözleşmesi’nin “Yükümlülükler” başlığı altında verilen 4.maddesinde yer alan şartlar kapsamında yapıldığını, yapılan uzunluk ve kütle ölçümleri sonucu aracın su deposu boş halde kütlesi 6.140 kg olarak ölçülmüş olduğunu, su deposunun 3.860,00 kg su ile doldurulması ile 10.000,00 kg sözleşme ağırlığına ulaştığı ve 3.000,00 kg su kapasitesi olması gerektiğine ilişkin sözleşme şartını sağlandığını, robotik kol kapalı halde aracın en yüksek noktasının zeminden yüksekliğinin 268 cm olarak ölçülmüş olup yüksekliğin 280 cm’yi geçmeyeceğine ilişkin sözleşme şartını sağlandığını, aracın tek şeritte çalışabilecek genişlikte olduğu görülmüş olup ilişkin sözleşme şartını sağlandığını, dosyada mevcut belgelerin incelenmesine göre taraflarınca yapılan incelemeye kadar geçen sürede aracın gerek geliştirilmesi gerekse alt sistemlerde meydana gelen ve imalata bağlı arızaların giderilmesine yönelik revizyonlar yapılmış olduğunu, dava konusu tünel yıkama makinesinin tespit tarihi itibariyle taraflar arasında yapılan sözleşmenin 4. maddesinde yer alan şartları sağladığını, yıkama işlemini gerçekleştirdiği görüldüğünü, ayıplı mal olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine varıldığını, dava konusu tünel yıkama makinesinden beklenen yıkama performansına ilişkin sözleşmede herhangi bir şart olmamakla birlikte yıkama performansının görece düşük olduğu köşeli imalat bölgelerinde köşe fırçası kullanılması durumunda yıkama performansının yan duvar yıkama performansına ulaşacağı değerlendirildiğini, tünel yıkama makinesi üzerinde sözleşmede var olmayan ek geliştirmelerin yapılabileceği, bu sayede aracı kullanan operatörün hatalı bir işlem yapmasının önüne geçilmesinin mümkün kılınabileceği düşünüldüğünü, özellikle mesafe algılayıcı ve buna bağlı ikaz cihazları yardımıyla daha güvenli bir kullanım elde edilmesi mümkün görünmediğini, keşif esnasında operatörden talep edilen fonksiyonların yerine getirildiğini, eğitimli ve yetkin bir operatörün denetiminde aracın temizlik faaliyetini icra edebildiği görüşü hasıl olduğunu, İş Güvenliği ve Sağlığı Yönünden; 30.05.2025 tarihinde saat 03:00 sıralarında Mahkeme heyeti ve tarafların katılımı ile ... girişinde dava konusu tünel yıkama makinesinin yapılan yükseklik ölçümünde 3 eksenli robotik kolun kapalı olduğu durumda aracın zeminden en yüksek noktasının robotik kol üst seviyesi olduğunu, yerden yüksekliğinin 268 cm olduğu tespit edildiğini, ... kritik yüksekliği 280 Cm olarak belirtilmiş olduğundan makinenin ...girişinde İş Sağlığı ve Güvenliği yönünden herhangi bir sakıncalı durumun olmadığını, tünel yıkama makinesinin robotik kolunun açık olduğu durumda üzerinde bulunan ekipmanlar dahil ulaşabildiğini en üst seviyenin zeminden yüksekliğinin 501 cm olarak ölçüldüğünü, yapılan keşifte Makine Operatörüne Avrasya Tüneli içinde robotik kolu en üst seviyeye tamamen kaldırması talep edildiğinde robotik kolun tünel tavanına 10-15 cm kadar yaklaştıktan sonra daha yüksek seviyeye üzerinde bulunan sensörlerin engellemesi nedeniyle yükselmediğini, tünel tavanına çarpmadığını, keza yıkama ünitesinin dik olarak tünel duvarına yaklaştırılması talep edildiğinde de yıkama ünitesinin üzerinde bulunan sensörler nedeni ile tünel duvarına en çok 10-15 cm kadar yaklaştığını, herhangi bir şekilde çarpma olmadığını, sadece yıkama ünitesindeki tamburda yer alan aktifibre bezin merkezkaç kuvvetiyle dönmesi esnasında çap büyümesine bağlı olarak tünel duvarı ile temas ettiğini, tünel yıkama makinesinin çalışırken herhangi bir sensör vasıtası ile çalışmasına otomatik olarak ara verildiğinde yüksek basınç pompasının hemen su basıcını düşürerek su pompalamasının durduğu görülmüş olduğundan bu hususlarda da İş Sağlığı ve Güvenliği yönünden bir sakınca olmadığını, elbette tünel yıkama makinesinin çalışması sırasında muhtemel operatör hatalarına bağlı ek güvenlik tedbirlerinin ve gerekli Trafik önlemlerinin alınması, ehliyetli ve işinin ehli bir tünel yıkama makinesinin operatörü tarafından kullanılması halinde İş Sağlığı ve Güvenliği yönünden sakıncalı durumun olmadığı yönünde görüş belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır. Somut olayda uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarih itibariyle uygulanması gereken TBK’nın 207. maddesi tanımlanan “Satış sözleşmesi” tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme; alıcının ise, buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Satış sözleşmesinde satıcının, satılanın zilyetliğini devir ve mülkiyeti nakil borcu ile devir ve taşıma giderlerini karşılama; alıcının ise satış bedelini ödeme ve satılanı teslim alma borcu bulunmakta olup; satış sözleşmesinin satılan mal, bedel ve anlaşma şeklinde üç temel unsuru mevcuttur. Bir malın özel bir ihtiyaç için kullanılıp tüketilmek üzere değil, paraya çevirme amacıyla satın alınması durumunda “ticarî satım” söz konusu olur. Her iki tarafın tacir olduğu sözleşmeler kural olarak ticarî satış sözleşmeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Ticarî satış ve mal değişimi” başlıklı 23. maddesinde; “Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır,…” şeklinde ticarî satım sözleşmesi özel olarak düzenlenmiş olmakla birlikte TBK’ya atıf yapılmış olup; TTK’nın 23. maddesinde, ticarî satış sözleşmelerine de kural olarak TBK’da yer alan satış sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiş, ancak bunun yanında istisnai hâller de öngörülmüştür. Ayıp ise; bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Bu çerçevede ayıp kavramının içeriği belirlenirken öncelikle; sözleşme hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşme ele alınırken bakılacak ilk husus, taraflar arasında satılan malın hangi özellikleri içermesi konusunda açık bir anlaşmanın olup olmadığıdır. Üzerinde anlaşma olmayan durumda ise, sözleşmenin yorumundan hareketle tarafların zımnen bu konuda bir anlaşma yapıp yapmadıklarına bakılacaktır. Zımnî anlaşmanın dahi olmadığı durumlarda, sözleşmenin tümü dikkate alınacak ve dürüstlük kuralına göre malın taşıması gereken vasıflar belirlenecektir. Bu anlamda ayıp, malın sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hâli veya bu hususta özel bir hüküm olmasa da, sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, malda mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkacaktır. Satılan maldaki ayıp, açık veya gizli ayıp şeklinde olabilir. Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıplar, ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Bu tür ayıplar genelde malın yapısıyla ilgili olan ve kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır. Ayıba ilişkin olarak TBK’nın 219. maddesi ise:“Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” şeklinde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesinin 1/c bendi;“…c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır” hükmünü içermektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun “Gözden geçirme ve satıcıya bildirme” başlıklı 223. maddesi; “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır” hükmünü haizdir. Öncelikli olarak davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş olup, mahkememizce yapılan değerlendirmede dava konusu aracın teslim tarihi olan 27/11/2018 tarihinden sonra davacı tarafça araçtan beklenen fonksiyonun yerine getirilemeyecek ölçüde ayıplı olduğuna dair 31/01/2019 tarihinde e posta yolu ile gerekli bildirimde bulunulduğu, aracın özel bir amaca yönelik yapılmış olması, araçta bulunan tüm eksiklik ve ayıpların detaylı olarak rapor halinde sunulabilmesi için gereken muayene ve testlerin tamamlanmasının belli bir süre alacağı, eserin mahiyeti, çeşit ve türü esas alındığında iddia konusu ayıbın açık nitelikte bir ayıp olmaması, Türk Borçlar Kanunu’nun 223. Maddesi "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır." hükmü uyarınca davacı tarafından ayıp ihbarının makul sürede bildirme yükümlülüğünü yerine getirdiği anlaşılmakla zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363.maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. (BK, m. 360) maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve ...E.,...K. Sayılı kararında da değinilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas ...Karar) İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre "(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da değinilmiştir. Yukarıda ki açıklamalar ışığında mahkememizce toplanan tüm deliller, ... 8.Asliye Ticaret Mahkemesin'in ... D. İş sayılı dosyasından alınan 08.09.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu, Davalı tarafından dosyaya sunulan 10.11.2021 tarihli özel mütalaa raporu, ...'de görevli Otomotiv Makine Mühendisi ..., ..., Makine Mühendisi ... ve Mali Müşavir ...'dan oluşan bilirkişi heyeti ile mahkememiz tarafından yapılan keşif sonrası düzenlenen 22/01/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu ve aynı heyet tarafından düzenlenen 28/07/2023 tarihli ek rapor, Makine Mühendisi ..., Otomotiv Mühendisi ..., Otomasyon Konusunda Uzman...'tan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ve Mahkememizce hükme esas alınan denetime elverişli, Mahkeme Heyeti tarafından 30/05/2025 tarihinde... içerisinde bilirkişi heyeti ve tarafların hazır bulunduğu keşif icrası sonucunda, Y.T.Ü Makine Fakültesi Makine Mühendisliği Öğretim Üyesi ..., İ.T.Ü Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ... ve İş Güvenliği Uzmanı Makine Mühendisi ... tarafından düzenlenen 26/10/2025 tarihli bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu Tünel Yıkama Makinesi Sözleşmesi ekinde teknik şartname bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan 02/07/2018 tarihli Tünel Yıkama Makinesi Sözleşmesi'nin Yükümlülükler başlığı altında verilen 4. Maddesi kapsamında teknik bilirkişiler tarafından yapılan uzunluk ve kütle ölçümleri sonucu aracın su deposu boş halde kütlesi 6.140 kg olarak ölçülmüş olup, su deposunun 3.860,00 kg su ile doldurulması ile 10.000,00 kg sözleşme ağırlığına ulaştığı ve 3.000,00 kg su kapasitesi olması gerektiğine ilişkin sözleşme şartını sağlamış olduğu, Robotik kol kapalı halde aracın en yüksek noktasının zeminden yüksekliğinin 268 cm olarak ölçülmüş olup yüksekliğin 280 cm’ yi geçmeyeceğine ilişkin sözleşme şartını sağlamış olduğu, aracın tek şeritte çalışabilecek genişlikte olduğu keşif sırasında görülmüş olup buna ilişkin sözleşme şartının da sağlanmış olduğu, yetkin bir tünel yıkama makinesi operatörü tarafından aracın kullanılması halinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden sakıncalı durumun olmadığını, aracın geliştirilmesi ve alt sistemlerde meydana gelen ve imalata bağlı arızaların giderilmesine yönelik revizyonların davalı tarafça yapılmış olduğu, dava konusu Tünel Yıkama Makinesi'nin keşif tarihi itibariyle taraflar arasında yapılan sözleşmenin 4.maddesinde yer alan şartları sağladığı ve yıkama işlemini gerçekleştirdiği dolayısı ile ayıplı mal olarak nitelendirilemeyeceği nitekim hükme esas alınan son bilirkişi raporu dışında mahkememizce alınan diğer bilirkişi raporlarında da aynı sonuca varılarak dava konusu tünel temizleme aracının şu an ki mevcut haliyle sözleşmede belirtilen özelliklere sahip olduğunu ve temizlik için istenen fonksiyonları yerine getirdiğine ilişkin yapılan tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında sübut bulmayan davanın reddine dair karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 732,00 TL olduğundan, peşin yatırılan 39.692,52 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 38.960,52 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından 4.933,40 TL keşif harcı, 9.000,00 TL ATGV araç ücreti, 94.000,00 TL bilirkişi ücreti, 950,50 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 108.883,9 TL yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 343.396,12 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/01/2026

BAŞKAN

ÜYE

ÜYE

KATİP

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/68, K. 2026/28, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-68-e-2026-28-k-8818b8824547