İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/499 E. 2022/1075 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/499
- Karar No
- 2022/1075
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/499 Esas - 2022/1075 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/499 Esas KARAR NO : 2022/1075
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : ... - ... DAVALI : ... LTD ŞT - ... VEKİLİ : ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 23/01/2017 KARAR TARİHİ : 24/11/2022 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: ...
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin borçlu-davalı aleyhine Ceyhan İcra Müdürlüğü 2016/... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ödeme emri borçluya tebliğ edildiğini, borçlunun itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, müvekkili şirket lehine %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına, masraf ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; dosya için yetkili mahkemenin Adana Ticaret mahkemesi olduğunu beyan ettiklerini, icra takip konusu yapılan sözde kaçak elektrik bedelinden kaynaklı alacağında dahil olduğu alacak kalemi ile alakalı olarak müvekkil tarafından Adana 1.Ticaret mahkemesinin 2016/ ... Esasa sayılı dosyası ile “ MENFİ TESPİT DAVASI “ açıldığını, Menfi tespit davası sürerken davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, yapılan itiraz ile takibin durdurulduğunu, davacının da itirazın iptali amacı ile işbu davayı açtığını, davacı şirketin usul ve yasaya uygun olmayan keyfi kaçak elektrik kullanım bedeli veya kaçak elektrik kullanım cezası adı altında müvekkili hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptali davasının reddine, keyfi, usul ve yasaya uygun olmayan ceza sebebi ile zaten açılmış bir tespit davası bulunduğundan davacı tarafa takipteki asıl alacak tutarının %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE : Dava ilk olarak Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde ( Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 23/01/2017 tarihinde açılmış ve mahkemenin 2017/... Esas 2020/... kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekilleri tarafından dosyanın istinaf edildiği, Adana Bam 5.Hukuk MAhkemesinin 2020/... esas 2022/... karar sayılı ilamı ile Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/... esas sayılı dava dosyasının kesinleşmesinin bu dava için bekletici mesele yapılması ya da her iki davanın birleştirilerek yargılamanın yapılması ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı düştüğünü, her iki tarafın tacir olması dikkate alınarak davaya Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla bakılmamış olmasının hatalı olması nedeni ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararından sonra Ceyhan 2. Asliye Hukuk MAhkemesinin 2022/... esas 2022/... karar sayılı ilamı ile; görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize tevdi edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 17/12/2019 tarih 2016/... esas 2019/... sayılı kararının 22/09/2022 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşıldı. 08 Temmuz 2021 tarih ve 31535 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07.07.2021 tarih ve 608 Sayılı Kararı ile kurulmasına karar verilen ve yargı çevresi tüm Adana ilinin mülki sınırları olarak belirlenen Adana Asliye Ticaret Mahkemesi ile ilgili kararın 01.09.2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiştir. Mahkememizin önüne gelen uyuşmazlık, özel kanunlarına göre kurulmuş olan ihtisas mahkemelerinin yargı alanlarının yeniden belirlenmesi ile ihtisas mahkemesi kurulmayan yerlerde bu mahkemelerin görev alanına giren iş ve davalara hangi mahkemenin bakması gerektiği hususlarında 08 Temmuz 2021 tarih ve 31535 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07.07.2021 tarih ve 608 Sayılı kararında dava tarihi itibariyle görevli olan mahkemenin davaya bakmaya devam edeceğine dair bir belirleme bulunmadığı ve eldeki davada görevli mahkemenin Ceyhan 1. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi' mi, yoksa Adana Asliye Ticaret Mahkemesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Öncelikle konu ile ilgili yasal düzenlemelerin ne olduğu hususunun açıklanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK.'nın 4. Maddesinde ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri sayılmış, 5.maddesinde ise bu yargı işlerinin görüleceği mahkemeler belirtilmiştir. Anılan kanunun "ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" başlıklı 5. Maddesinin 1.fıkrasında "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir", 2. fıkrasında "bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesindegörülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir" hükmüne yer verilmiştir. 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. Maddesi "Hukuk mahkemeleri, sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemeleridir""Hukuk mahkemeleri, sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemeleridir", 5. Maddesi "Hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafî durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur", 7. Maddesi "Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırlarıdır. Ancak özel kanunlarla kurulanlar da dâhil olmak üzere, hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenebilir.Coğrafî durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir hukuk mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan hukuk mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir." hükmünü içermektedir. Usul hukukumuzda mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m.1). Mahkemenin görevli olması aynı zamanda dava şartıdır (HMK m.11/1-c). Bu nedenle taraflarca yargılamanın her aşamasında görev itirazında bulunulabileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemenin de yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen gözetmesi ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı vermesi gerekir (HMK m.115). Davaya bakan hüküm mahkemesi gibi kanun yolu incelemesini yapan üst mahkemelerin de görev hususunu resen gözetip, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını incelemesi gerekir. Hatta bunun için tarafların hükme karşı görevsizlik nedeniyle kanun yoluna başvurmuş olmalarına dahi gerek yoktur. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davanın görev nedeniyle reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20). Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir. O hâlde yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla, her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır. 08 Temmuz 2021 tarih ve 31535 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07.07.2021 tarih ve 608 Sayılı Kararı ile yargı çevresi tüm Adana ilinin mülki sınırları olarak belirlenen Adana Asliye Ticaret Mahkemesi ile ilgili kararın özellikle 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiştir. Halihazırda açılmış davaların yeni kurulan mahkemeye devredileceğine ilişkin yukarıda açıklandığı üzere kanuni bir düzenleme mevcut değildir. O hâlde, yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların, istek üzerine veya doğrudan doğruya görevsizlik ya da gönderme kararı ile yeni kurulan mahkemeye gönderilmesine olanak bulunmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu'nun 04/04/2019 tarih ve 2017/11-10 Esas, 2019/401 Karar) Nitekim Samsun BAM 3. Hukuk Dairesi' de 2021/... E. 2021/... K. sayılı kararında " kanuni hakim ilkesi, doğal hakim ilkesi, usul ekonomi ilkesi bu husustaki Anayasal düzenleme ve Anayasa Mahkemesi kararları, AİHS ve AİHM kararları birlikte değerlendirilip yorumlandığında, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile, Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresinin ilin mülki sınırları olarak belirlenmesine, işbu kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına ilişkin kararının 01/09/2021 tarihinden sonra açılacak davalar için yetkili ve görevli olduğu, 01/09/2021 tarihinden önce açılan ve halen derdest olan mahkemelerin elindeki Ticaret Mahkemesi'nin görev ve yetkisine giren davaların açıldığı mahkemelerce sonuçlandırılması gerektiği şeklinde yorumlanması gerekmekte olup, Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2021 tarih, 2021/... esas, 2021/... karar sayılı görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine" karar vermiştir. Açıklanan bu hukuki ve maddi olgular karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözecek olan mahkeme, dava tarihi itibariyle kanunen belli olan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07.07.2021 tarih ve 608 Sayılı Kararı ile de yargı çevresi değiştirilmeyen Ceyhan 1. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi olup Adana Asliye Ticaret Mahkemesince davaya bakılması olanaklı değildir. Aksi halde, bu durum yürürlükte bulunan Anayasamızın 37.maddesindeki kanuni hakim güvencesinin ve 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurabilecektir. Bu nedenle Ceyhan 1. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin görevli olduğu, Mahkememizin görevli olmadığı gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile devir kararı ile dosyanın Mahkememize gönderme kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Uyuşmazlık konusu davanın açılma tarihi olan 23/01/2017 tarihine göre, Ceyhan 1. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi ile Mahkememiz arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi de değildir. 6100 sayılı HMK'da devir kararı şeklinde bir karar türü düzenlenmemiştir. Görüldüğü üzere yeni ihtisas mahkemeleri kurulduğunda veya mahkemelerin yargı çevreleri değiştiğinde yukarıda açıklandığı üzere 1982 Anayasası'nın "B. Kanuni hakim güvencesi" başlıklı, 37. Maddesinde düzenlenen "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.", hükmünün, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının korunması amacıyla kanun koyucu tarafından kuruluş veya faaliyete geçiriliş tarihinden önce açılan ve görülmekte olan davaların eski Mahkemelerde bakılmasına devam edeceği ve devredilemeyeceği yasa ile açıkça düzenlemiştir. Bunun aksinin yukarıda açıklandığı üzere ancak kanuni bir düzenleme ile yapılabileceği, somut olayda böyle bir durumun olmadığı aşikardır. Buna göre farklı yargı çevresi bulunan Mahkemelerden verilen kararın adı ne olursa olsun (devir, gönderme vs) yukarıda açıklanan HGK. kararında belirtildiği üzere 6100 sayılı HMK'nun 20 vd. maddeleri gereğince verilen karar teknik ve usul anlamında görevsizlik kararıdır ve kararın "gönderme" olarak nitelendirilemeyeceği aşikardır. Bu bağlamda; 6100 sayılı HMK'nun 20 vd. maddeleri gereğince de verilen görevsizlik kararı 6100 Sayılı HMK'nın 20/1, 341/1 vd. Maddeleri gereğince "İstinaf kanun yoluna" tabi olup, gerekçeli kararın taraf veya vekillerine tebliğ edilmesi, kararın istinaf edilmesi halinde sonucuna göre hareket edilmesi, kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde görevli mahkemeye dosya gönderilmelidir. Aksi halde 6100 Sayılı HMK'nın 20/1 vd. maddeleri gereğince görev uyuşmazlığının çıkma olanağı bulunmamakta, bu da hem gereksiz zaman kaybına neden olmakta, hem de yargılama sürecini uzatacağından Anayasamızın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurabilecektir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun dava şartı olduğu, 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağının belirtildiği anlaşıldığından, Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan HMK 114/c ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, Karar istinafsız kesinleşirse dosyanın gönderildiği mahkeme olan Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi ile arada görev uyuşmazlığı doğacağından, uyuşmazlığın giderilmesi için merci tayini amacı ile dosyanın ilgili Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine, Harç ve vekalet ücretlerinin merci tayininden sonra karar altına alınmasına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan HMK 114/c ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine , 2-Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-Karar istinafsız kesinleşirse dosyanın gönderildiği mahkeme olan Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi ile arada görev uyuşmazlığı doğacağından, uyuşmazlığın giderilmesi için merci tayini amacı ile dosyanın ilgili Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 4-Harç ve vekalet ücretlerinin merci tayininden sonra karar altına alınmasına, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın taraflara kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/11/2022
Katip ...
Hakim ...