İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/426 E. 2023/364 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/426
- Karar No
- 2023/364
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI :...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/05/2022 KARAR TARİHİ : 12/07/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/01/2022 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan... plakalı aracın, müvekkil sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araca arkadan vurması sebebi ile maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilin aracında ağır hasar meydana geldiğini, olay günü Gaziantep'te çok yoğun kar yağışının olduğunu, hem kar yağışı hem de yolun eğimli olmasından dolayı araçların karda durmasının çok zor olduğunu, ... plakalı aracın müvekkil araca duramayarak arkadan çarpması sonucu müvekkil aracın da, çarpmanın etkisiyle önünde duran ... plakalı araca çarptığını, açıklanan tüm bu nedenlerle, müvekkilin aracında meydana gelen zarar nedeni ile şimdilik; 15.850,02 TL hasar ve onarım bedeli ve 100,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazlarının olduğunu, kaza sonrasında davacı yan tarafından müvekkil şirketten hasar tazminatı talep edildiğini, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde müvekkil şirket sigortalısının kazada kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, gerekli yerlerden ilgili raporların alınması hususunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve makine mühendisi bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme; Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,... hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda göreve ilişkin yapılan değerlendirmede davalı sigorta şirketine husumet yöneltildiğinden mahkememizin görevli olduğu açıklanmıştır. Davalıların sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine de başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ...Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin .../ Esas, ...Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.. Kusura ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 08/10/2022 tarihli raporda özetle; A)...Plakalı araç sürücüsünün; İdaresinde bulunan aracı ile yola gerekli dikkat ve özeni göstermeden idaresinde bulunan aracı sevk ve idare ettiğini, aracın hızını görüş, hava, trafik ve vasıtanın teknik özelliklerini dikkate alarak tedbir alabilecek bir düzeyde tutması gerekirken bu hususlara dikkat etmediğini, dikkatsiz hareket etmesi ile önünde aynı istikamette kırmızı ışıkta beklemekte olan araca aracının ön kısımları ile çarpması ile olan olayda nizamlara aykırı davranışı ile kusurlu davranışının bulunduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/d maddesi "Arkadan Çarpma" kuralını ihlal ettiğini, B) ...Plakalı araç sürücüsünün; Meydana gelen bu kazada, önlem alabilecek imkanının bulunmadığını, aracın darbe aldığı kısım arka kısımlar olduğunu, çarpmanın şiddeti ile önünde aynı istikamette bulunan ... plakalı aracın arka kısımlarına aracının ön kısımları ile çarpması olayında kusur ihlalinin bulunmadığını, C)...Plakalı araç sürcüsünün; Meydana gelen bu kazada, önlem alabilecek imkanının bulunmadığını, aracın darbe aldığı kısım arka kısımlar olduğunu, çarpmanın şiddeti ile önünde aynı istikamette bulunan... plakalı aracın arka kısımlarına aracının ön kısımları ile çarpması olayında kusur ihlalinin bulunmadığını, D)... Plakalı araç sürücüsünün; Meydana gelen bu kazada önlem alabilecek imkanının bulunmadığını, aracın darbe aldığı kısım arka kısımları olduğunu, olayda kusur ihlalinin bulunmadığını mahkememize bildirmiştir.
Olayın oluşuna dair dinlenen davacı tanığı Mahkememizin 19/04/2023 tarihli celsesinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak davacı vekili tanığı... hazır edilmiş olup; Tanık... beyanında; "Ben... plakalı aracı kullanıyordum, hava yağışlı ve karlı idi kırmızı ışıkta nizami şekilde durdum, aniden arkamdan bir aracın bana vurması neticesinde öndeki araca, arkamda bulunan Hundai i20 model araç ve onun arkasında Doblo marka araç vardı, Doblo marka araç i20 marka araca çarpmıştı, fakat biz arabadan inip tutanak tutana kadar Doblo marka araç geri geri gidip ara sokaktan kaçtı, arada arbede olmuştu Doblo marka araçta bu arabadan istifade kaçtı" demiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Kusur bilirkişi raporundaki tespitlerin dosyada bulunan deliller, tanık beyanı, kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve raporun hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davalı tarafın sigortalanmış araç sürücüsünün ise %100 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının tespitine geçilmiştir. Burada hemen belirtmek gerekir ki 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 Tarihli kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.90 hükmünün birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu haliyle de artık zarar miktarının hesabı noktasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yer alan düzenlemelerin esas alınma olanağı kalmamıştır. Nitekim bu yönde ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1843 Esas, 2020/1278 Karar sayılı ve 04/12/2020 Tarihli ilamında "...2918 Sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekir..." denilmektedir. Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir. Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır. Dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta da bu yönde değerlendirme yapmak gerekecektir. Bu bağlamda dosyada yer alan 08/11/2022 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle; A) Trafik kazasının meydana gelmesindeki ihlaller açısından; Mahkeme nezdinde tanzim ettirilmiş 08/10/2022 tanzim ve 13/10/2022 havale tarihli Adli Trafik Bilirkişi Raporunda Trafik Kuralları İhlalleri açısından sunulan görüş ve kanaat özeti iş bu raporun 4 nolu ana başlığı altında özetlenmiş olduğunu, B) Kaza/Hasar Analizi/Uyumunun Değerlendirilmesi; Kazanın oluşumunda değer kaybı talep eden aracın arkadan darbe almadığını, basit bir temas ve dokunma gerçekleşmiş olduğunu, arka tamponda herhangi bir hasar oluşmamış olduğunu ve bu temasın da davacının aracında oluşan ön bölge hasarlarına (ön tampon, ön sol çamurluk, motor kaputu ve radyatör bakalitleri) sebebiyet verecek yoğunluk ve şiddette olması bir yana davacının aracını hareket ettiremeyecek bir temas olduğunu, ...ve ... plaka sayılı araçlar arasında meydana gelen hasarda ... plaka sayılı aracın davacının ... plaka sayılı aracında oluşan ön bölge hasarlarının meydana gelmesine bir etkisi ve/veya katkısının olmadığını, C) Davacının ... Plaka Sayılı Aracında Meydana Gelen Hasar Bedeli Açısından; Davacının ... plaka sayılı aracında oluşan hasarın gerçek giderilme bedelinin KDV dahil 14.850,02 TL olduğunu, Ç) Davacının ... Plaka Sayılı Aracında Meydana Gelen Değer Kaybı Açısından; Mahkemece B maddesinde belirtilen görüş ve kanaatin aksi yönünde karara varılması durumunda; Yargıtay 17. H.D'nin yerleşik kararları doğrultusunda, aracın marka, model, yaş, kilometre, hasar geçmişi, hasar gören parçalar ve orijinal/eşdeğer/muadil parçalarla değiştirilmiş olması ve piyasa araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde araçta meydana gelen değer kaybının 23.199,00 TL olduğunu, davacıya değer kaybı olarak yapılmış olan herhangi bir ödeme bilgisine rastlanılamadığını, D) Sigorta Poliçesi Kapsam ve Teminat Limiti Açısından; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları m.2/a ("Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin bu Genel Şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.") hükmünce değer kaybının poliçe kapsamı dahilindeki maddi zararlardan olduğunu, davacıya herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, davalı sigorta şirketinin teminat limiti olan 43.000,00 TL'den kalan ek sorumluluğunun 43.000,00 TL olacağını, ve Mahkemece iş bu raporun yukarıda yer alan B maddesinde belirtilen görüş ve kanaatin aksi yönünde karara varılması ve raporda hasar onarım bedeli olarak hesaplanan 14.850,02 TL ile değer kaybı olarak hesaplanan 23.199,00 TL toplamı olan 38.049,02 TL tazminatın Mahkemece takdiri durumunda davalı Bereket Sigorta'nın poliçe teminat limitleri dahilinde olacağını mahkememize bildirmiştir. Değer kaybına ilişkin yapılan hesaplamada aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. el değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra, aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2. el değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesi kriterlerine uygun rapor hükme esas alınmış ve davacının talep edebileceği değer kaybının 23.199,00 TL olduğuna kanaat edinilmiştir. Hasar bedeli tazminatı bakımından yapılan değerlendirme; Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. ( Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K. Sayılı ilamları ) Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının aracındaki hasarın giderilme bedeli 14.850,02 TL belirlenmiş olmakla birlikte bu bedel üzerinden hüküm tesis edilmiştir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belrisiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekiline yargılamanın 14/06/2023 tarihli 3 numaralı celsede HMK 107/2 hükmü gereği dava değerini belirlemesi için kesin süre verilmiştir. Fakat davacı vekilince değer arttırım dilekçesi ibraz edilmemiş yalnızca harç yatırılmıştır. 12/07/2023 tarihli celsede de davacı vekilince değer arttırım için herhangi bir beyanda bulunulmamış ve davanın kabulü talep edilmiştir. Bu nedenle değer kaybı talebi bakımından davacının dava dilekçesindeki talebi doğrultusunda taleple bağlı kalınarak hüküm tesis edilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 01/02/2022 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 11/02/2022 tarihidir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; 100,00 TL değer kaybı tazminatı ve 14.850,02 hasar bedeli tazminatı olmak üzere toplam 14.950,02 TL'nin davalının temerrüt tarihi olan 11/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 14.950,02 TL üzerinden alınması gereken 1.021,24 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 272,39 TL peşin harç ve 394,48 TL değer arttırım harcının toplamı olan 900,94 TL'nin mahsubu ile bakiye 120,30 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 900,94 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 2.105,75 TL posta, tebligat ve bilirkişi oluşan yargılama giderinin davanın kabul (%93,73) ve ret (%6,27) oranlarına göre hesaplanan 1.973,72 TL yargılama ve 80,70 TL başvurma harcının toplamı olan 2.054,42 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edil tarihli en değeri üzerinden hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 12/07/2023
TASHİH ŞERHİ
Kısa kararda davacının davası bakımından sehven hüküm altına alınan Kısa kararda davacının davası bakımından 1 numaralı kararda sehven hüküm altına alınan "Davanın KABULÜNE", olarak belirtilmiş olmasına rağmen kısa kararın içeriği tetkik edildiğinde davanın reddi yönünde de hüküm kurulduğu ve fazlaya dair istemin de reddedildiği verilen kısa kararda açıkça görüldüğü olduğu anlaşıldığından "Davanın Kabulü" yazısının yazı hatası yapıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun Hükmün tashihi başlıklı "Madde 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir." hükmü getirilmiştir. Bu durumların 6100 sayılı HMK m.304/1 hükmünde düzenlenen açık yazı hatası niteliğinde olduğu, mahkememizce bu hataların resen düzeltilmesi gerektiğine kanaat getirildiği ve gerekçeli karar henüz tebliğ edilmediğinden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki gibi tashih kararı verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin 12/07/2023 tarihli kısa kararında; Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 100,00 TL değer kaybı tazminatı ve 14.850,02 hasar bedeli tazminatı olmak üzere toplam 14.950,02 TL'nin davalının temerrüt tarihi olan 11/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-İş bu tashih şerhinin kararın EKİ SAYILMASINA, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.