İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/361 E. 2024/1035 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/361
- Karar No
- 2024/1035
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/361 Esas KARAR NO : 2024/1035
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli), Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 17/09/2014 KARAR TARİHİ : 26/12/2024
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Davalı ... A,Ş.'nin 03.04.2006 tarihinde tescil edildiği, ... Ticaret Odası ... sicil numaracıyla kayıtlı olduğu, kurumun iştigal konusunun her türlü gayrimenkul alım-satımı, inşası, emlak yönetim ve danışmanlık olduğu; Sermayesi 24.456.286 TL olan şirketle müvekkilinin % 42 oranla azınlık pay sahibi olduğu, şirketin hakim hissedarının % 58 oranla ... olduğu: davalı şirkette %1 hisseye sahip olan ... nın ise şirket hakim hissedarı ...'nın öz kardeşi olup, uzun zamandır şirketin tüm işlerini münhasır yetkili olarak yürüttüğü, Davalı şirketin 2009, 2010 ve 2011 yılları olağan genel kurul toplantısının 06.06.2012 tarihinde yapıldığı: bu toplantı öncesi müvekkili şirketin mali belgeleri inceleme taleplerinin reddedildiği ve gerekli mali tablolar ile mali raporların müvekkili şirkete gönderilmediği, bu nedenle TTK 377, maddesi gereğince, müvekkili şirket temsilcisi talebi ile bilanço görüşmelerinin, bilanço ile ilgili diğer gündem maddeleri ile yönetim ve denetim kurulunun ibralarına ilişkin maddelerinin görüşülmesinin de ertelendiği; Müvekkili şirketin 06.06.2012 tarihli genel kurulun ardından, bilanço görüşmelerindeki çekinceleri doğrultusunda davalı şirket ticari defter ve diğer tüm kayıtlan üzerinde bağımsız denetim şirketine denetim yaptırdığı, Bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanan mali durum tespit raporunda, sirketin mali açıdan kötü yönetildiği, şirketin içinin boşaltıldığı ve şirketin özvarlığının sonraki yıl, bir önceki yıla göre yaklaşık yansını kaybedeceğinin belirtildiği, Türk Ticaret Kanunu nun 531. maddesi ile haklı sebeplerin varlığı halinde şirket feshinin talep edilebileceği düzenlenmekle birlikte haklı sebeplerin neler olabileceğinin kanunda düzenlenmediği, tasarıda tanımlanmadığı, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanmasının yargı kararları ile öğretiye bırakıldığı; haklı sebebin varlığı halinde Mahkemenin şirketin feshine karar verebileceği gibi müvekkili şirketin paylarının gerçek değerinin ödenerek müvekkil şirketin şirketten çıkarılmasına da karar verebileceği: Bu nedenle, dilekçe ekinde sunulan bağımsız mali denetim rapor içeriğinin, şirketin yönetim şekli ve şirket diğer ortaklarının şirketin içini boşaltmaya yönelik hareketlerinin TTK 531. maddesi gereğince haklı sebebin varlığını ortaya koyduğu: Davalı şirketin genel olarak arsa niteliğindeki gayrimenkul yatırımları üzerinde yapmış olduğu projeleri inşa ettiği veya al/sat niteliğindeki gayrimenkul yatırımları üzerindebakım onarım çalışmalarım tamamlayarak satışa sunduğu, bu işlere ilişkin çalışmaların bizzat davalı şirket tarafından vapıldığı gibi çoğunlukla davalı şirket hakim hissedarının ortak olduğu taşeron firma ... Şirketi aracılığıyla gerçekleştirdiği bu firmanın davalı şirket ortaklan aile firması niteliğinde olduğu: davalı şirketin mali kayıtlarının incelenmesi neticesinde, taşeron firmaya yaptırılan işlemlerin ticari olarak kayıtlara geçmediği, kurum hesap dökümlerinin gerçek mali durumu yansıtmadığı, böylelikle pay sahibi müvekkilin yanıltılmaya çalışıldığı ve şirketin zarara uğratıldığının ortaya çıktığı, ... şirketi tarafından davalı şirkete yapılan İşlerin, ... şirketi için vergi sorumluluğu doğuracağından faturalandırılmadığı dava dışı şirkete avans hesabı açılarak bu şirkete yapılan para transferlerinin bu hesap vasıtası ile yapıldığı: yapılan bu ödemeler ile iki şirket arasında proje bazlı taşeronluk anlaşmalarındaki tutarların örtüşmediği: bu şekilde şirketin İçinin boşaltıldığı: Bahsi geçen bu işlemlerin davalı şirket hakim hissedarı ... denetiminde, ...'nın kardeşi yönetim kurutu üyesi ve münhasır yetkili ... tarafından yapıldığı, ... ile davalı şirketin ilişkili şirket niteliği taşıması sebebi ile davalı şirketin büyük bir vergi cezası riski ile karşı karşıya kaldığı, bu hususun bağımsız mali denetim raporunda belirtildiği, müvekkili şirketin bilgi alma hakkının ihlal edildiği ve davalı şirketin içinin boşaltıldığının kesin olarak tespitinin yapıldığı mali denetim raporunda, taşeron, maliyet ve satış fatura düzenleme işlemlerini tamamlandığında şirketin projelerden toplam 10.024.572,29 TL zarar ederek özvarlığının kaybedileceğinin tespit edildiği, davalı şirketin, ... sahip olduğu gayrimenkulun değerinin çok altında 4.500.000,00-TL bedelle satıldığı; bu satıştan davalı şirketin ve dolayısıyla müvekkilinin 599.913,03 TL zarar ettiği, davalı şirketin, ...'de yer alan taşınmaz üzerinde inşaat devam ederken yetersiz finansman nedeniyle ruhsat şifresinde tamamlanamayacağının anlaşıldığı beyan edilerek projenin kat karşılığı tamamlanması için 10.08.2011 tarihinde... Şirketine Kat Karşılığı Sözleşme imzaladığı ve projenin yaklaşık %45'lik bölümünün bu firmaya devredildiği: bu sözleşmeye ilişkin yönetim kurulu karan alınmadığı, projenin tamamlanmamış ve tamamlanacak maliyetlerine ilişkin bütçe çalışması bulunmadığından, %45-%55'lik bölüşüm hesaplamasının piyasa ve ticari hayatın gereklerine uygunluğu konusunda ciddi şüpheleri bulunduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre ... inşaat alanında tecrübeli olmadığı, anılan kat karşılığı sözleşme imzalanmadan çok kısa bir süre önce 07.03.2011 tarihinde kurulduğu, ayrıntılı olarak değinildiği üzere, mali denetim raporuyla sabit olan şirketin içinin boşaltıldığı gerçeği karşısında şirket malvarlığı üzerine tasarruf yetkisini ortadan kaldıracak nitelikte ihtiyati tedbir konulmasının büyük önem arz ettiğini belirterek TTK 531, maddesi kapsamında haklı nedenin varlığı sabit olduğundan davalı şirketin feshine karar verilmesine, bu talep yerinde görülmediği takdirde müvekkili şirket paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve müvekkili şirketin davalı şirketten çıkarılmasına; HMK m. 389 hükmü uyarınca davalı şirket malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı şirketin, müvekkili şirket faaliyet konusunu her türlü gayrimenkul alım-satımı inşasır emlak yönetimi ve danışmanlığııolarak bildirdiği müvekkili şirketin faaliyet konuları arasında inşaat yapmak olmadığı ve bugüne kadar hiç inşaat yapmadığı, 2000 yılında Gayrimenkul Yatırım Ortaklığına dönüştürülmek üzere kurulan şirketin, GYO mevzuat gereği kendi mülklerinin inşaatını yapamayacakları için esas sözleşmeye özellikle inşaat faaliyeti yazılmadığı, davacının kuruluşta müvekkil şirketin %75,...'nın %25 hisse ile ortağı olduğu, davacının müvekkil şirketteki sermaye payı artırımına kendi iradesi ile katılmadığından hissesinin %42 oranına indiği; bununla birlikte şirkette %?5 oranında pay sahibi iken ortaklar sözleşmesi ile sahip olduğu bütün haklarını koruduğu; yönetim Kuruluna bir üye atama hakkı çerçevesinde eski TTK hükümlerine göre bütün Yönetim Kurulu kararlarının oybirliği ile alınmasını sağladığı; yine esas sözleşmenin 8. maddesinde yer alan Yönetim Kurulunun oy birliği ile karar alabileceği konularda da yeni TTK'ya göre ikiye bir yeter sayısı ile karar almasını engellediği, davacının kuruluşta müvekkil şirketin %75, ...'nın %25 hisse ile ortağı olduğu, davacının müvekkil şirketteki sermaye payı artırımına kendi iradesi ile katılmadığından hissesinin %42 oranına indiği; bununla birlikte şirkette %?5 oranında pay sahibi iken ortaklar sözleşmesi ile sahip olduğu bütün haklarını koruduğu; yönetim Kuruluna bir üye atama hakkı çerçevesinde eski TTK hükümlerine göre bütün Yönetim Kurulu kararlarının oybirliği ile alınmasını sağladığı; yine esas sözleşmenin 8. maddesinde yer alan Yönetim Kurulunun oy birliği ile karar alabileceği konularda da yeni TTK'ya göre ikiye bir yeter sayısı ile karar almasını engellediği, davacının atadığı Yönetim Kurulu Üyesinin hiçbir Yönetim Kurulu toplantısına katılmadığı; bu sebeple 2009, 2010 ve 2011 yılı genel kurullarının yapılması kararının alınamadığı; şirket denetçisinin zorlaması ile yönetim kurulunun toplandığı, bu toplantı da davacı şirketin azınlık haklarını kullanarak bilanço görüşmelerini ertelettiği; Denetçi Raporunda, davacının atadığı Yönetim Kurulu üyesinin toplantılara katılmamasının eleştirildiğinin beyan edildiği; müvekkili şirkete ait her türlü defter ve kayıtlar ile mali tabloların yönetim kurulu üyelerine açık olduğu, bunları incelemenin davacının esas sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanarak atadığı yönetim kurulu üyesinin görevi olduğu, kuruluştan itibaren müvekkili şirket faaliyetlerine katılmayan davacı şirketin amacının, Türkiye de yaptığı yatırımı, 2006 yılında koyduğu sermaye payını alarak çekilmek istediği; Müvekkil şirketin hiçbir zorluk çıkarmadan talep edilen bütün belgeleri 06.06.2012 tarihinde tutanakla teslim ettiği, bu belgeler incelenerek Bağımsız Özel Denetim Raporunun hazırlandığı; YMM... tarafından hazırlanan 30.07.2012 tarihli raporun gerçeği yansıtmadığı, büyük hatalar içerdiği, ...'nın davalı şirketi eki sermayesinin 14,.67.860 TL olduğu; başlangıçta koymuş olduğu sermaye 3.896,000 TL iken davacının katılmadığı sermaye artırımlarıyla son 4 yıl içinde 10.271.860 TL daha nakit sermaye koyduğu; sermaye payının tamamının ödendiği; YMM raporunda, şirketin içini boşalttığı beyan edilen ...'nın şirkete 10.271.860-TL nakit para koyduğu; davalı şirketin ...'da sadece yabancılara satılmak üzere 300 civarında Davacının kuruluşta müvekkil şirketin %75, ...'nm %25 hisse ile ortağı okluğu, davacının müvekkil şirketteki sermaye pay t artırımına kendi iradesi ile katılmadığından hissesinin %42 oranına indiği; bununla birlikte şirkette %?5 oranında pay sahibi iken ortaklar sözleşmesi ile sahip olduğu bütün haklarını koruduğu; yönetim Kuruluna bir üye atama hakkı çerçevesinde eski 7TK hükümlerine göre bütün Yönelim Kurulu kararlarının oybirliği ile alınmasını sağladığı; yine esas sözleşmenin 8. maddesinde yer alan Yönetim Kurulunun ay birliği ile karar alabileceği konularda da yeni TTK'ya göre ikiye bir yeter sayısı ile karar almaşım engellediği; Davacının atadığı Yönetim Kurulu Üyesinin hiçbir Yönetim Kurulu toplantısına katılmadığı; bu sebeple 2009, 2010 ve 2011 ytU genel kurullarının yapılması kararının alınamadığı; şirket denetçisinin zorlaması ile yönetim kurulunun toplandığı, bu toplantı da davacı şirketin azınlık haklarını kullanarak bilanço görüşmelerini ertelettiği; Denetçi Raporunda, davacının atadığı Yönetim Kurulu üyesinin toplantılara katılmamasının eleştirildiğinin beyan edildiği; Müvekkili firkete ait her türlü defter ve kayıtlar ile mali tabloların yönetim kurulu üyelerine açık olduğu, bunları incelemenin davacının esas sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanarak atadığı yönetim kurutu üyesinin görevi olduğu, kuruluştan itibaren müvekkili şirket faaliyetlerine katılmayan davacı şirketin amacının, Türkiye de yaptığı yatırımı, 2006 yılında koyduğu sermaye payını alarak çekilmek istediği; Müvekkil şirketin hiçbir zorluk çıkarmadan tafep edilen bütün belgeleri 06.06,2012 tarihinde tutanakla teslim ettiği, bu belgeler incelenerek Bağımsız (Kel Denetim Raporunun hazırlandığı; ... tarafından hazırlanan 30.07.2012 tarihli raporun gerçeği yansıtmadığı, büyiik hatalar içerdiği: bu hataların aşağıda arz edildiği; ...'ntn davalı ş ir ket i eki sermayesinin 14,167.860 TL olduğu; başlangıçta koymuş olduğu sermaye 3.896,000 TL iken -davacının katılmadığı- sermaye artırımlarıyla son 4yü içinde 10,271.860 TL daha nakit sermaye koyduğu; sermaye payının tamamının ödendiği; YMM raporunda, şirketin içini boşalttığı beyan edilen ... nın şirkete 10.271,860-TL nakit para koyduğu; Davalı şirketin ...'da sadece yabancılara satılmak üzere 300 civarında villa/konut geliştirmek üzere yola çıktığı, bu nedenle arsaları aldığı, yatırıma girdiği ancak 2008 tarihinden itibaren global kriz yaşandığı: sadece ... projesinin tamamlandığı, ancak bütün bağımsız bölümlerin satılamadığı, ... projesinin neredeyse yapı kullanma izin belgesi aşamasına geldiği: ... projesinde ise yatırımın devam ettiği; ... projesinin üçüncü bir şirkete kat karşılığı inşa ettirildiğinden maliyetinin olmayacağı: gerek Konacık gerekse ... projeleriyle üretilen bağımsız bölümlerin piyasa rayiçlerine uygun olarak satılması halinde şirketin kar edeceği; şirketin bu güne kadar sermayesini koruduğu; kar elde edememe sebeplerinin henüz yatırımların tamamlanmamış olması ile davacı şirketin iştiraklerinden olan ... Bankasından kullanılan kredinin gerekçe gösterilmeksizin geri çağrıldığı; ... yalı ve ...'taki villaların bazılarının haciz tehdidi altında yok fiyatına satılmak zorunda kalındığı; bunların da yetmeyip ...'nın şahsi servetinden 5.009,000,00-TL para koyup ... Bankasının 4.500,000 Euro tutarındaki kredisini faiz ve avukatlık ücretiyle birlikte kapadığı, bu dönemde davacı ortağın hiçbir katkıda bulunmadığı; iştiraki olan bankayla görüşmelere katılmadığı; davacı ortağın şirketten zarar ederken diğer ortağı... Bankasından büyük kar elde ettiği, YMMraporunda bu hususa yer verilmediği; YMM Raporundu, ... İli ... İlçesi, ... Köyü 2 pafta 1824 parselde bulunan inşaatın taşeron tarafından inşa edilerek tamamlandığı, bu tespitle birlikle inşaatla ilgili hesapların yasal defterlerde 151.01.03 -yarı mamuller üretim- hesabında takip edildiğinin belirtildiği: burada çelişkiye düşüldüğü: bitirilmeyen inşaatlara ilişkin Maliye Bakanlığı özelgesinde belirtildiği iizere İşin bitmiş olarak kabul edilmesi için iskan ruhsatının alınması veya fiilen kullanıma sunulması gerektiği,iskan ruhsatları alınarak arsa payı tapularının kat mülkiyeti tapularına dönüştürüleceği: müşterilere (tslim edilen konutların faturalarının düzenlenerek teslim edileceği, YMM Raporunda, daha inşaata başlama aşamasında müşterilere verilen arsa payı tapusundan hareketle inşaatın bittiğinin kabul edildiği, gerçekte inşaatın son kısımlarının yapılarak iskan ruhsatı almak İçin 2.000.000 TL kadar harcama gerektiği: YMM Raporunda, müvekkili şirketin satış, fiyat, maliyet, bütçe politikasının olmadığı ve satış fiyatlarında farklılıklar olduğunun eleştirildiği, satış fiyatlarında oluşan farklılıkların tamamen piyasa şartları, şirketin ödeme gücü ve içinde bulunulan finansman sıkıntılarına göre değişebildiği; raporda belirtildiğinin aksine tahsil edilen satış bedellerinin 340 hesapta bekletilmesinin ... tebliği hükümlerine uygun olduğu: yapılan işlemin satış olmakla birlikte, alınan paranın satış bedelinin bir kısmını teşkil ettiği ve 340 hesapta takip edilmesinin yasa gereği olduğu: ...Ltd. Şti. firması İle çalışıldığı; ortaklarının aynı olduğu ve parasal hareket düzeninin grup şirketi mantığıyla gerçekleştiği ve bunun bir kusur alarak belirtildiği; ...Ltd. Şti. ile müvekkili şirket ortakları arasında imzalanan hissedarlar sözleşmesi gereği ... ve ... tarafından kurulduğu; bir gayrimenkul yatırım şirketi olan ... AŞ'nin inşaatlarını yapmak üzere sözleşmesinin ekine inşaat sözleşmesi konulmak suretiyle daha ortaklığın kurulması aşamasında görevlendirildiği; YMM Raporunda .... Şti. 'nin davalı müvekkili şirketin taşeronu olarak gösterildiği; oysa ... Şti. nin tüm gayrimenkul yatırımlarının ana yüklenicisi olduğu, inşaatları emanet usulü yaptığı ve hak edişlerle para aldığı; ... Ltd. Şti.'ne hak ediş karşılığı yapılan ödemelerin şirket kayıtlarında görüldüğü, devam eden işlerin faturasının henüz alınmadığı; yasal olarak inşaatların bitiminde almanın mümkün olduğu; inşaat şirketlerinin muhasebelerinin yıllara sari tutulduğu; faturaların şimdi alınmasının ... ye 3.000.000 TL'ye yaklaşan oranda KDV ödeme yükümlülüğü gerektirdiği: ...Bankasınakasına yapılan ödeme sebebiyle ödemeler dengesinin bozulduğu, gerek VUK gerekse sair mevzuat gereği faturanın kesilmesinin inşaat bitimine bırakıldığı; Müvekkili şirketin vergisel risklerinin bulunduğu rapor edilmiş olup, davalı şirketin 6111 sayılı yasa hükümlerine göre Kurumlar Vergisi ve stopajlar yönünden matrah artırımında bulunduğu: bu nedenle vergisel riskinin olmadığı: TTK 531. maddesine göre şirket tasfiyesinin gerekmeyeceğinin muhakkak olduğu: bu durumun farkında olan davacı şirketin 6.000.000 USD tutarındaki sermayesini alıp çıkma amacı güttüğü, Mahkeme tarafından bu yönde karar alınması hafinde şirketin iflasına yol açabileceği; davacının nakit sıkıntısının olmadığı, bu noktada %58 hisseye sahip olan ortakların belirlenecek değer üzerinden bedeli karşılığı hisseleri davacıya devretmeye hazır olduğu; Mahkemenin şirket hisselerinin davacıya ait olmayan kısmının takdir edilecek kıymet üzerinden davacıya satışına karar verebileceği belirtilerek davacının ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine, aksi halde gerek ortaklar ve gerekse üçüncü kişiler açısından en uygun çözümün Türk ortaklara ait %58 hissesinin davacı tarafından satm alınması yönünde karar verilmesi: davanın haksız ve kötü niyetle açılması sebebi ile HMK 329. maddeye göre davalı şirket tarafından ödenen vekalet ücretinin davacıya tahmiline ve takdir edilecek disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davalı anonim şirketin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir. Davanın hukukî dayanağı olan TTK 531 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında sermayenin en az 1/10'ini ve halka açık şirketlerde 1/20'ini temsil eden payların sahipleri şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." düzenlemesi yer almakta olup hükümde "Haklı Sebepler"den ne anlaşılması gerektiği açıklanmamıştır. Bu durumda haklı sebeplerin her münferit olaya göre değerlendirilmesi gerekir. Haklı sebep içi doldurulması gereken bir kavramdır ve MK 4 maddesi uyarınca hakime takdir yetkisi tanınan haller içerisine girer. Bu bakımdan hükümde haklı sebep kavramı hakkında bütün hukuki ilişkileri kapsayacak şekilde kesin bir tanım verilmekten kaçınılmıştır. Öğretide haklı sebebe ilişkin genel manada tanımlara yer verildiği görülmektedir. Buradan yola çıkarak genel bir tanım verilecek ise; haklı sebep sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. Bu kapsamda anonim ortaklıkta haklı sebep teşkil edilebilecek haller; genel kurul olağan toplantısının sürekli ve devamlı şekilde yapılamaması, ortaklığa katılım, bilgi alma, denetleme haklarının ihlali, amaç ve konunun öznel olarak imkansız hale gelmesi, kâr elde edememe, mâli durumu kötüleşmiş hale gelmesi, şirket kâr etmesine rağmen hiç kâr payı dağıtılmaması veya yıllara göre azalan tutarda kâr payı dağıtmak sureti ile azınlık pay sahiplerinin mâli haklarının ağır ve sürekli şekilde ihlal edilmesi, buna karşın çoğunluk pay sahiplerinin oluşturduğu yönetim kurulu üyelerine ödenen ücret ve diğer hakların artırılması, organların işlevsiz, çalışamaz hale gelmesi, çoğunluk gücünün sistematik olarak azınlığın haklı menfaatlerini veya şirketin menfaatini ihlal edecek şekilde kullanılması, kötü yönetim, iş göremezlik, kişisel anlaşmazlıklar olarak sayılabilir. Somut olayda davacı, davalı şirket ortaklarının aile firması niteliğinde olan ... Ltd. Şti.'ye taşeron firma olarak yaptırılan işlemlerin ticari olarak kayıtlara geçmediğini, hesap dökümlerinin gerçek mâli durumu yansıtmadığını, şirketin sahibi olduğu taşınmazın gerçek değerinin çok altında bir bedel karşılığında satıldığını, bilgi alma hakkının ihlal edildiğini, şirketin zarara uğratıldığını, şirketin yönetim şekli ve diğer ortakların şirketin içini boşaltmaya yönelik hareketlerinin TTK 531 maddesi uyarınca haklı sebebin varlığını ortaya koyduğunu öne sürmüştür. Uyuşmazlığın çözümü yönünden öncelikle şirketin feshi için ileri sürülen tüm hususların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve bunların şirketin feshi için haklı neden olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce verilen ... E.K. sayılı 21/03/2019 tarihli karar ile "...1-Davanın kabulüne, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... ticaret sicil sırasında kayıtlı davalı ... A.Ş.'nin haklı nedenlerle feshine, Tasfiye memuru olarak (Serbest Muhasebeci Mali Müşavir) ...'ün atanmasına, Tasfiye memuruna aylık 3.000,00-TL ücret takdirine, Tasfiye işlemleri için 5.000,00-TL ve 3 aylık tasfiye memuru ücreti 9.000,00-TL olmak üzere toplam 14.000,00-TL tasfiye giderinin davacı tarafından depo edilmesine, Karar kesinleştiğinde tasfiye memurunun göreve başlamasına..." karar verilmiş, kararın istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... E.K. sayılı 07/04/2022 tarihli "...İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, şirketin feshi için haklı nedenlerin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı şirket, 15.585.000 sermaye ile 11.688.750(%75) hissesi ..., 3.896.247(%25) hissesi ..., 1 hissesi ..., 1 Hissesi, ... ve 1 hissesi ...'a ait olacak şekilde 28/03/2006 tarihinde kurulmuştur. İlk genel kurul yapılıncaya kadar ... yönetim kurulu başkanı, ... başkan yardımcısı ve ... yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiştir. Şirketin semayesinin 24.456.256 hisseye çıkarılması ile davacının şirketteki hissesi 10.288.423(%42,07), ...'nın ise 14.167.860(%57,93) olmuştur. 06/06/2012 tarihinde yapılan genel kurul ile yönetim kuruluna ...,... ve ... seçilmiş ve yapın görev dağılımı ile ... yönetim kurulu başkanı, ... ise başkan yardımcısı olarak şirketi münferiden temsil yetkisi verilmiştir. Davacı taraf, haklı nedenlerin bulunduğundan bahisle şirketin fesih ve tasfiyesi olmadığı takdirde ayrılma payı ödenerek şirketten çıkmasına karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 531. maddesinde, haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahiplerinin, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilecekleri, mahkemenin, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceği düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi maddede haklı fesih sebep tanımlanmadığı gibi, haklı sebepler örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalması, haklı sebep sayılmıştır. Buna karşılık varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep sayılmamıştır(madde gerekçesinden). TTK m.531 çerçevesinde azınlığın açacağı fesih davasında ancak “haklı sebebin” veya “haklı sebeplerin” bulunması durumunda mahkeme tarafından feshe karar verilebilecektir. Dolayısıyla anonim ortaklığın maddede düzenlendiği gibi feshine karar verilebilmesi için haklı bir sebebin varlığı şarttır. Her şeyden önce anonim şirketler çoğunluk prensibinin geçerli olduğu bir sermaye şirketidir. Bu itibarla pay sahiplerinin kendi aralarında söz konusu olabilecek fikir ayrılıkları veya ihtilaflar kural olarak feshe dayanak teşkil eden bir haklı sebep olamazlar. Haklı sebebin; pay sahibinin hak ve menfaatlerinin sürekli olarak , ağır ve ciddi şekilde ihlal eden ve dürüstlük kuralı gereğince davacı pay sahibi yönünden ortaklığa devamı çekilmez kılan, süreklilik arz eden ve ayrıca Kanunda pay sahibine tanınan imkanlarla aşılamayan veya pay sahibinin sürekli olarak aykırılığı gidermek için mahkemeye müracaat etmek zorunda bırakan karar, işlem ve davranış niteliğinde olması gerekir. Tekrar etmeyen veya aşırı külfet gerektirmeyen müracaatlar ile çözüme kavuşturulabilecek hususlar ise haklı neden teşkil etmez. Doktrinde anonim ortaklığın feshine ilişkin olarak, şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle mali sıkıntı içinde bulunması, şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması, mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması, azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması, bunlar dışında, genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetler, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) haklı sebep olarak sayılmaktadır. Mahkemece alınan 25/10/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalı şirketin büyük ortağının şirketi olan ve davalı şirketin inşaat işlerini yapan dava dışı ... Ltd. Şti’ye avans olarak aktarılan kaynağın 11.525.000,00 TL’lik bölümünün avans hesabına kaydedildiği ancak bunun neden verildiğine ilişkin kaydın bulunmadığı ve bu durumun yeni bir olgu olmayıp yıllara sari bir şekilde zaman içerisinde artarak devam ettiği, ...’ndaki taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığı ve şirketin bu nedenle 4.000.000,00 TL'den fazla zarar ettiği, ayrıca davalı şirketin mali tablolarının dava tarihi itibariyle şirketin varlık ve kaynak yapısını gerçeğe yakın durumunun ortaya konulmasına elverişli bulunmadığı, dolayısıyla davalı şirketin 2012 yıl sonu itibariyle öz kaynakların gerçeği yansıttığından söz edilemeyeceği, haklı sebeple fesih yaptırımının uygulanabilmesi gerekli alt yapı koşullarının gerçekleştiği ve fakat feshi ultima ratio niteliği kapsamında kullanılabilecek başkaca hukuki imkanların varlığı halinde, onlara başvurulabileceği tespit ve ifade edilmiştir. 06/11/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise şirketin haklı feshi için haklı sebeplerin mevcut olduğu, ancak şirketin fesih ve tasfiyesine gerek olmadığı ifade edilerek davacının çıkma payı hesaplanmıştır. Ancak 25/10/2016 tarihli raporda şirketin feshedilmeden devamında fayda bulunup bulunmadığı ve alternatif çözüm yolları değerlendirilmemiş, 06/11/2018 tarihli raporda ise genel ifadelerle fesih için haklı sebebin bulunduğu ifade edilmekle birlikte fesih sebepleri somutlaştırılmamıştır. Ayrıca her iki raporda şirketin öz varlığıyla ilgili tespitlerde çelişki bulunmaktadır. Haliyle bilirkişi raporları hüküm vermeye elverişli değildir. Ayrıca mahkemece somut olayda davacı ortağın ortaklıktan ayrılması pay bedeli hususunda diğer ortaklar ile anlaşamamaları hali, davalının aşamalarda tekrarladığı cevap dilekçesinde öncelikle davanın reddini, aksi halde gerek ortaklar ve gerekse 3. kişiler açısından en uygun çözümün Türk ortaklara ait %58 hissesinin davacı tarafından satın alınması yönünde karar verilmesine ilişkin talebi, davalı şirketin bilirkişilerce tespit edilen mâli tablosu bir bütün olarak değerlendirildiğinde haklı sebeplerin varlığı halinde TTK 531. maddesi kapsamındaki fesih yerine seçimlik diğer yetkilerin kullanılmasına somut olayın elverişli olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Kanunda açıkça alternatif çözüm yolu olarak davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Fesih ve tasfiye talebinin yerinde görülmemesi halinde davacının talebi de açıkça bu yöndedir. Davalı tarafın, davacı tarafın ortaklıktan çıkarılmasına rıza göstermesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının fesih ve tasfiye talebinin yerinde görülmemesi halinde ortaklıktan çıkarılmasına ve çıkma payının ödenmesine ilişkin talebinin gerekçeli kararda değerlendirilmemesi yerinde olmamıştır. Bu halde mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetine dosya tevdi edilip, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ve önceki raporlara itirazları değerlendirilip 06/11/2018 ve 25/10/2016 tarihli raporlar arasındaki çelişkiler de giderilerek şirketin fesih ve tasfiyesi yerine devamında fayda bulunup bulunmadığı, bunun sonucuna göre alternatif çözüm yolları ile uyuşmazlığın giderilip giderilemeyeceği, alternatif çözüm olarak davacının ortaklıktan çıkarılmasının belirlenmesi halinde çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi suretiyle somut, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA..." şeklinde karar verilmiş, dosya mahkememizin 2022/361 esas sırasına kayıt edilerek yargılamaya bu esas üzerinden devam edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 07/04/2022 tarih ve ... E.K. sayılı ilamı uyarınca tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ve önceki raporlara itirazları değerlendirilip 06/11/2018 ve 25/10/2016 tarihli raporlar arasındaki çelişkiler de giderilerek şirketin fesih ve tasfiyesi yerine devamında fayda bulunup bulunmadığı, bunun sonucuna göre alternatif çözüm yolları ile uyuşmazlığın giderilip giderilemeyeceği, alternatif çözüm olarak davacının ortaklıktan çıkarılmasının belirlenmesi halinde çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi için dosya kapsamı, davalı şirketin dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtları üzerinde gerektiğinde yerinde inceleme yapmak sureti ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 09.07.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...a) Uzun süreden beri kar elde etmeyen dolayısıyla da kar payı dağıtmayan, yapılan işlemlerle ciddi şekilde zarara uğratılan, ticari kayıtları usulune uygun olarak tutulmayan ve sermayesinin %61'ini kaybetmesine rağmen sermaye artışına gitmeyen davalı şirketin, haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu, b) Ancak Sayın Mahkemenin aksi kanaate olması ve davalının, davacıların ayrılma paylarını ödemeye hazır olduğunu belirtmek suretiyle şirketin devamı yönünde irade göstermesi halinde davacıların şirketten ayrılmalarına karar verilmesi gerektiği, c) Davacının en yakın tarihli ayrılma paylarının 4.004.040,21 TL olarak hesaplanabileceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların kök rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 07.07.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında "...5.1- Uzun süreden beri kar elde etmeyen dolayısıyla da kar payı dağıtmayan, yapılan işlemlerle ciddi şekilde zarara uğratılan, ticari kayıtları usulune uygun olarak tutulmayan ve sermayesinin %61'ini kaybetmesine rağmen sermaye artışına gitmeyen davalı şirketin, haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu, 5.2- Ancak Sayın Mahkemenin aksi kanaate olması ve davalının, davacıların ayrılma paylarını ödemeye hazır olduğunu belirtmek suretiyle şirketin devamı yönünde irade göstermesi halinde davacıların şirketten ayrılmalarına karar verilmesi gerekti 5.3- Davacının en yakın tarihli ayrılma paylarının 4.004.040,21 TL olarak hesaplanabileceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu denetime uygun, kanaat oluşturmaya ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 07/04/2022 tarihli ve... E.K. sayılı kararında belirtildiği üzere, her ne kadar huzurdaki davada öncelikli istem haklı nedenle şirketin feshi ise de şirketin feshi dışında alternatif yol bulunup bulunmadığının öncelikle araştırılıp değerlendirilmesi, son çare olarak fesih kararı verilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, istinaf kaldırma ilamı sonrasında mahkememizce öncelikli olarak davacının çıkma payının ödenmesi suretiyle uyuşmazlığın giderilmesi ve şirketin faaliyetinin devamına karar verilmesi seçeneği üzerinde durulmuştur. Ancak, beş farklı uzmandan teşekkül ettirilen bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan kök ve ek raporlar incelendiğinde, davalı şirketin ticari defterlerini usulüne uygun tutmadığı ve şirketin mali durumuna ilişkin verilerin gerçeği yansıtmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim, anılan şirketin kayıtlarına göre uzun yıllardır kar etmediği de görünmektedir. Huzurdaki davanın uzun bir dönemdir devam ettiği ve bu süreçte şirketin kar etmediği, davacının %42 pay sahibi olduğu, ticari kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması nedeniyle hesaplanabilecek herhangi bir çıkma payının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta şirketin feshi dışındaki alternatif çözüm yollarının uygulanmasının mümkün olmayacağı kanaatine varılmış ve şirketin feshi talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulüne, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... ticaret sicil sırasında kayıtlı davalı ... A.Ş.'nin haklı nedenlerle feshine, Tasfiye memuru olarak (Serbest Muhasebeci Mali Müşavir) ...'ün atanmasına, Tasfiye memuruna bir defaya mahsus 50.000,00-₺ ücret takdirine, Tasfiye işlemleri için 10.000,00-₺ ve tasfiye memuru ücreti 50.000,00-₺ olmak üzere toplam 60.000,00-₺ tasfiye giderinin davacı tarafından depo edilmesine, Karar kesinleştiğinde tasfiye memurunun göreve başlamasına, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ harçtan peşin alınan 21,15-₺ harcın mahsubu ile bakiye 406,45-₺ karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından bozmadan önce yapılan 10.100,00-₺ bilirkişi ve talimat ücreti, 420,00-₺ tebligat posta gideri ve bozmadan sonra yapılan 25.600,00-₺ bilirkişi ücreti ile 742,00-₺ tebligat posta gideri ve 45,60-₺ harç gideri olmak üzere toplam 36.907,60-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili lehine takdir olunan 30.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/12/2024
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza