Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1884 E. 2024/2144 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1884
- Karar No
- 2024/2144
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1884 - 2024/2144 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1884 KARAR NO : 2024/2144 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/09/2022 NUMARASI : 2022/1 E. - 2022/254 K.
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 Tarih ve 2022/1 Esas - 2022/254 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/72150 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun, davalı şirketin 2014/04014 sayılı ve "..." ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğimi, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu “...” ibareli ilacının ruhsatlı bir ilaç olduğunu, ilaç markalarının, ... adına eklemeler yapılarak oluşturulmasına cevaz verildiğini, ilacın yaşam hakkı ve kamu sağlığı ile ilgili bulunduğunu, ilaçların hastaya sunumunu eczacının yaptığını, reçetede yazan haricinde ilaç verilemeyeceğini, eczacının reçetede yazandan farklı bir ilaç vermesinin mümkün bulunmadığını, etken madde adından türetilen markaların zayıf markalar olduğunu, aynı taraflar arasında görülen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/371 E. sayılı dosyada markaların benzer olmadığı ve iltibas ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, 2021-M-8952 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili,markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, “...” ibaresinin, “D-...” ibaresini tanımladığını, herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davaya konu markanın esas unsurunun “D-...” olduğunu, davacının, anılan ibareyle pek çok marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Kurum tarafından verilen diğer kararlarda da markaların benzer bulunduğunu, müvekkilinin markasının zayıf bir marka olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, “...” etken maddesinin oldukça uzun olduğunu, müvekkilinin bu ibareden özgün bir şekilde kendi markasını oluşturduğunu, davalının da oldukça farklı bir marka yaratabilecekken neredeyse birebir aynı şekilde markayı tercih etmesinin kabul edilemeyeceğini, Yargıtay 11. HD.’nin, “...” kararında, “...” ... adından farklı şekilde marka adı türetilebilecekken benzer marka seçilmesinin iltibasa sebebiyet vereceğinin belirtildiğini, 05. sınıfta, tüketicinin doğrudan aldığı ürünlerin de bulunduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 5. sınıf malların aynen redde mesnet marka kapsamında da yer aldığı, tarafların marka işaretlerinin de benzer bulunduğu, her ne kadar “...” ibaresi ... ismi olsa da Yargıtay HGK T.30/09/2021, E.2017/413 ve K.2021/1127 sayılı “...” kararında da ifade edildiği üzere uzun olan bu ... adından bu şekilde bir kısaltma yapılmasının zaruri olmaması, piyasada anılan içeriğe sahip ürünlerde oldukça farklı isimlendirmelerin yer alması, çekişme konusu emtiaların her zaman reçete ile satılması zorunlu olan ürünlerden olmaması, bir başka anlatımla takviye edici gıdaları da içermesi, görselleri sunulduğu üzere, bu ürünlerin süpermarketler dahil pek çok mecrada her kesimden tüketiciye sunulması, markaların yüksek derecede benzerliği, çekişme konusu emtiaların ayniyeti, markaların herhangi bir görsel unsur da içermemesi karşısında çekişme konusu emtiaları bakımından 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olmadığını, her iki markanın etken madde adından türetilmiş olması dışında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait markanın bir ilaç markası olduğunu, iltibas değerlendirmesinin buna göre yapılması gerektiğini,müvekkilinin dava konusu ibare ile ilaç ruhsatı aldığını, etken madde adından türetilen markaların zayıf marka niteliğinde olduğunu, cevaba cevap dilekçelerinde ileri sürdükleri kullanım ispatı taleplerinin dikkate alınmadığını, aynı taraflar arasında görülen Bakırköy 2 FSSHM'nin 2021/370 sayılı dosyasında mahkemece redde mesnet marka ile dava konusu başvuruyu oluşturan ibarelerin benzer olmadığına karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu "..." ibareli başvurusu ile davalı şirkete ait 2014/04014 sayılı ve "..." ibareli redde mesnet marka arasında, başvurunun tescil edilmek istendiği 5. sınıf mallar yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira başvuru kapsamında yer alan 5. sınıf mallar redde mesnet marka kapsamında da aynen yer aldığı, başvurunun asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi arasında sadece son hececelerinde yer alan "O" ve "E" harflerinden kaynaklanan farklığın yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, uyuşmazlık konusu 5. sınıf mallarda yer alan bir kısım malların tüketicisinin bilinçli olmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, diğer taraftan her ne kadar davacı tarafça tarafların markalarının ilaç etken maddesinden türetildiğini, bu şekilde oluşturulan markaların ayırt ediciliğinin zayıf olduğu savunulmuşsa da, mahkemece aralarında doktor ve eczacı bilirkişinin yer aldığı heyetten alınan raporda da açıklandığı üzere, her ne kadar “...” ibaresi ... ismi olsa da bu kadar uzun olan bu ... adından redde mesnet markada olduğu şekilde bir kısaltma yapılmasının zaruri olmaması, piyasada anılan içeriğe sahip ürünlerde oldukça farklı isimlendirmelerin yer alması, yani markalar arasındaki benzerliğin etken madde isminden türetilmesinden kaynaklanmaması, uyuşmazlık konusu emtiaların her zaman reçete ile satılması zorunlu olan ürünlerden olmaması, bir başka anlatımla takviye edici gıdaları da içermesi, bu ürünlerin süpermarketler dahil pek çok mecrada her kesimden tüketiciye sunulması, markaların yüksek derecede benzerliği, çekişme konusu emtiaların ayniyeti, markaların herhangi bir görsel unsur da içermemesi karşısında, t davacının bu savunmasına itibar edilmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019 E- 2019/7122 K sayılı ilamında da aynı tespitlere yer verilerek, “...” ibarelerinin benzer kabul edildiği, diğer taraftan SMK'nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 29/1 maddesinde, SMK'nın 19/2 maddesinin uygulanabilmesi için başvuru sahibinin, yayıma itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak Kuruma bildirmesi gerektiği, belirtilen koşulları taşımayan ve süresi içinde yapılmayan kullanımın ispatına ilişkin taleplerin yapılmamış sayılacağının düzenlendiği, somut olayda başvuru sahibi davacının ilk kez cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü kullanım ispatının mahkemece incelenmemesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, ayrıca davacının iddia ve itirazlarında bahsi geçen, ancak kesinleşmeyen mahkeme kararının işbu dava bakımından emsal teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.