Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2022/651 E. 2024/2090 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/651
Karar No
2024/2090
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2022/651

KARAR NO: 2024/2090

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 23/11/2021

NUMARASI: 2020/504 Esas - 2021/886 Karar

DAVA: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)

KARAR TARİHİ: 05/12/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... şirketine sigortalı, işleteni davalı ... olan ... plakalı aracın 26/09/2019 tarihinde dava dışı ...’nin idaresinde iken kontrolden çıkarak bariyerlere çarpması sonucu arka koltukta yolcu konumunda olan müvekkilinin darbeye bağlı olarak yaralandığını, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığını, günlerce hastanede tedavi gördüğünü, iş göremez duruma düştüğünü, vücudunun çeşitli yerlerinde kırılmalar ve kalıcı yaralanmalar oluştuğunu, yerleşim yerinin İstanbul'da olması nedeniyle tedavisine ... Hastanesinde devam edildiğini, fizik tedavi gördüğünü, müvekkilinin kazada kusuru bulunmadığını, kollarını kaza nedeniyle kullanamadığını, maluliyetinin asgari ücret göz önünde bulundurularak hesaplanmasını talep ettiklerini, trafik kazasının ve kalıcı sakatlığın ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar yaşattığını, davalı ...'ne yapılan başvuruya olumlu bir yanıt verilmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek sigorta limiti aşılmamak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200,00 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 02/01/2020'den itibaren, 60.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 82.226,53 TL olarak arttırmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işleten sıfatı olmadığını, ... plakalı aracın şahsi aracı olduğunu ve herhangi bir ticari faaliyet yürütmediğini, ... Sigorta A.Ş.'nin aracın trafik sigortasını yaptığını, davanın ticari bir dava olmadığını, trafik kazası sonucu oluşan zararlar nedeniyle tazminat davalarının yasal dayanağının Ticaret Kanunu değil Borçlar Kanunu hükümleri olduğunu, davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davanın ...’ye ihbarını talep ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde yol ve hava şartları ile ilgili herhangi bir olumsuzluğun bulunmadığını, asli kusurlunun ... olduğunu, müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı bir eylemi bulunmadığını, davanın sadece müvekkiline yöneltilmesinin kötü niyet olduğunu gösterdiğini, davacıya tedavi gördüğü döneme ilişkin olarak 02/07/2019 tarihinde 2.300,00TL, 31/07/2019 tarihinde 5.000,00TL, 28/08/2019 tarihinde 5.000,00TL olmak üzere toplam 12.300,00TL nakdi ödeme, 02/07/2019 tarihinde 8.928,00TL, 23/07/2019 tarihinde 1.269,00TL, 18/09/2019 tarihinde 1.020,00TL, 26/11/2019 tarihinde 1.060,00TL olmak üzere toplam 12.277,00TL hastane masrafı olmak üzere toplam 24.577,00 TL ödeme yapıldığını, davacının kaza öncesi gelirini, maddi tazminata hak kazandığını ve bu dönemde mahrum kaldığı kazancı ispat etmesi gerektiğini, manevi tazminat şartlarının müvekkili yönünden oluşmadığını, muhatabın sürücü ... olduğunu, ticari dava sayılamayacağından avans faizi talep edilemeyeceğini, kazanın oluşunda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, aracının kullanılamaz hale geldiğini ve müvekkilinin maddi-manevi zarar görüp üzüntü duyduğunu, davacıya maddi zararını karşılamak amacıyla nakdi ödemede bulunduğunu, hastane masraflarını karşıladığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davayı açmadan önce müvekkili şirkete başvuruda bulunmadığını, maluliyet raporu ibraz etmediğini, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı, sorumluluğun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı, davacının kaza anında emniyet kemeri takıp takmadığı hususunun belirsiz, sağlık giderleri teminatının SGK sorumluluğunda, geçici iş göremezlik haline ilişkin taleplerin poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, sürekli sakatlık halinin teminat kapsamına alındığını, davacının araçta yolcu konumunda olduğu ve hatır için taşındığını, yapılacak hesaplamalarda bu hususun göz önünde bulundurulması, müterafik kusur nedeniyle hakkaniyet icabı tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının tazminat taleplerinin tam olarak karşılandığını, yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, müvekkili sigorta şirketinin manevi tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile 82.226,53 TL tazminatın davalı ... yönünden 14/01/2020, davalı ... yönünden 26/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf talep etmiş ise de; Mahkemece davalı tarafça gerekli harcın verilen kesin süre içinde yatırılmaması nedeniyle HMK'nın 344/1 maddesi gereğince istinaftan vazgeçmiş sayılarak istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek karar verildiği, bu kararın davalı ... Sigorta A.Ş. vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği ancak ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebi incelemeye alınmamıştır. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi ve manevi tazminatın eksik hesaplandığını, davalı ... tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığı halde "davacıya 31/07/2019 tarihinde 5.000,00TL ve 28/08/2019 tarihinde 5.000,00TL olarak yapılan ödemeleri dikkate alınarak "hesaplama yoluna gidilerek bu miktarların müvekkilinin maddi tazminat talebinden düşüldüğünü, ödeme dekontları incelendiğinde ödemelerin davalı ... tarafından yapılmadığının görüleceğini, müvekkilinin kusursuz oluşu, davacının kaza nedeniyle % 11 oranında malul oluşu, çalışamaz hale gelmesi, davalının mali sosyal durumu, davalı ...'a ait otomobilde bulunan yolcuların ... ile anlaşarak Çeşme’de bulunan yazlık evin temizliği için birlikte gittikleri esnada kazanın meydana gelişi göz önüne alındığında manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, davacının emniyet kemeri takmayarak zararın oluşmasına kusuruyla sebep olduğunu, sadece müvekkili davalıya dava açılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından davacıya toplam 24.577,00TL ödeme yapıldığını, mahkeme tarafından bu ödemenin dikkate alınmayarak tazminat tutarından düşülmemesinin hatalı olduğunu, davacının kaza öncesi gelirini, maddi tazminata hak kazandığını ve bu dönemde mahrum kaldığı kazancı ispat etmesi gerektiğini, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin haksız olduğunu, olayın meydana gelişi ve özellikleri göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminatın şartlarının müvekkili yönünden oluşmadığını, kazanın oluşunda davalı müvekkilinin kusurunun bulunmaması, bu olaydan davalı müvekkilinin de maddi ve manevi olarak büyük zarar görmesi ve üzüntü duyması, biraz olsun davacının zararını gidermeye dönük maddi yardımda bulunması gibi iyi niyet unsurları gözetilerek davalı müvekkili lehine tazminattan indirim yapılması ve hesaplanan maddi tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, usul ve esasa aykırı şekilde alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile yetersiz hesap raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dava, davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı, davalı ...'e ait ... plakalı aracın 26/09/2019 tarihinde dava dışı sürücü ...’nin idaresinde iken kontrolden çıkarak bariyerlere çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında aracın arka koltuğunda yolcu olarak bulunan davacının yaralanması sebebiyle geçici ve kalıcı iş gücü kaybı için maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf eden davalı araç maliki sigortalı ile davalı ... arasında zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Davacı da zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayanarak davalı ... ile araç maliki sigortalıdan tazminat talep etmektedir. Bu durumda dava, TTK'da düzenlenmiş olan sigorta hukukuna dayandığından TTK' nın 4/1. maddesine göre mutlak ticari dava olup ihtilafın çözümünde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/03/2017 gün ve 2014/19001E. - 2017/3223K. sayılı, 30/03/2017 gün ve 2015/5763E. - 2017/3414 K. sayılı kararları) Davalı .. plakalı aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan kendi kusuru gibi davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın ZMMS poliçesi bulunması, yada davacının soruşturma dosyasında sürücüden şikayetçi olmaması da bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Zarar gören davacı, KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler ile TBK'nın 61., 162 ve 163. maddeleri gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Bu nedenle mahkemece işleten olan davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Genel olarak trafik kazası nedeniyle yaralanan kişi sakatlık oranına göre çalışmasını sürdürebilir ise de yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında) daha fazla güç ve çaba harcayacağından, kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir. Buna Yargıtay kararlarında "güç (efor) kaybı" tazminatı denilmektedir. Diğer bir durumda hiç çalışamaması nedeniyle doğan zarardır. Bu durumda davacının, davalının işleteni olduğu aracın tam kusuru ile gerçekleşen trafik kazası nedeniyle oluşan % 11 maluliyet oranına göre kaza tarihindeki gelirinin asgari ücret olarak kabulü ile yapılan hesaplamaya göre geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat talepleri hakkında karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. İstinaf dilekçesinde hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile hesap raporuna karşı istinaf sebep ve gerekçesi de belirtilerek istinaf talep edilmediğinden değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı ... vekilinin süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur. Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Bu nedenle davalı işleten bakımından talebe uygun olarak kabul edilen maddi ve manevi tazminatlar için kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur (TBK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder (TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.(TBK 163/1) Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Dosya kapsamından davalı tarafından dava açılmadan önce davalı ... tarafından ''davacıya 31/07/2019 tarihinde 5.000,00 TL ve 28/08/2019 tarihinde 5.000,00 TL" ödeme yapıldığı sunulan dekontlardan anlaşıldığından yapılan ödemenin güncelleme yapılarak maddi tazminattan düşülmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Trafik kazası tespit tutanağında davacı yolcu ...'ın emniyet kemeri takıp takmadığı hususu "belirsiz" olarak işaretlendiğinden, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Zararın davadan önce yapılan ödeme ile kısmen karşılanması bir indirim sebebi olmadığından İlk Derece Mahkemesince indirim yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle bu yöndeki istinaf iddia ve itirazları da yerinde değildir. Bu nedenlerle; davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı ve davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Yasası'na göre davalı ...'dan alınması gereken 1.745,77 harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, yatırılan fazla 466,35 TL harcın talep halinde davalı ...'a iadesine, yatırılan harcın hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.05/12/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/651, K. 2024/2090, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-9-hukuk-dairesi-2022-651-e-2024-2090-k-67f838ca4d2d