Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/915 E. 2024/1467 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/915
Karar No
2024/1467
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/915 Esas 2024/1467 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/915 KARAR NO : 2024/1467

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2022 NUMARASI : 2020/213 Esas 2022/164 Karar DAVACI : VEKİLİ DAVALI

DAVA : Limited Şirket Ortaklığından Çıkma DAVA TARİHİ : 08/05/2017 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/01/2025

Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette müdür sıfatıyla ortak olduğunu, şirketin diğer ortaklarının kendi lehlerine işlemler yapmak suretiyle müvekkilini maddi ve manevi açıdan kullanarak zor durumda bıraktıklarını, müvekkilinin mali haklarının ihlal edildiğini, şirketin kötü yönetilerek zarara uğratıldığını, ortaklık ilişkisinin çekilmez bir hal aldığını belirterek, taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini belirterek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın diğer şirket ortaklarına karşı da açılması gerektiğini, yasanın aradığı ortaklıktan çıkma şartlarının mevcut olmadığını, davacının 2014 yılından itibaren müdür sıfatının bulunduğunu, davacının iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, ticaret sicil kayıtlarına göre davacının 14/03/2014 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...'ın davalı şirketteki 50 hissesini 25.000,00 TL karşılığında devraldığı, davalı şirketin karar defterine ve ticaret sicil kaydına göre 14/03/2014 tarihli karar ile davacı ve dava dışı ...'ın 10 yıl için şirket müdürü seçildiği ve münferiden imzalarıyla şirketi temsile yetkili kılındıkları, 03/04/2014 tarihli karara göre de davacının davalı şirketin müdürler kurulu başkanlığına seçildiği, dava tarihi itibarıyla davacının halen davalı şirket müdürü olduğu, davacının diğer ortak ...'ın teyzesi, ...'ın ise teyzesinin eşi, ...'ın ise davacının kardeşinin eşi olduğu, taraflar arasında alacak davalarının bulunduğu, bu durumun ortakların ciddi şekilde anlaşamadığının, ortaklar arasında husumet oluştuğunun ve artık bir araya gelmelerinin zor olduğunun kanıtı olduğu, davacının şirkete ortak olduğu tarih ile dava tarihi esas alındığında davacının 137.717,33 TL çıkma bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından haklı sebeple çıkmasına izin verilmesine, 137.717,33 TL çıkma payı alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ortaklıktan çıkmaya dayanak olarak gösterilebilen tek hususun taraflar arasında alacak davalarının bulunması olduğunu, işbu hususun tek başına ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne karar verilmesini sağlayamayacağını, davacının taraflar arasındaki başka davaların mevcudiyetinin bilirkişi raporundaki tespitlerin somut bir ispatı sayılması gerektiğini iddia ettiğini, ilk derece mahkemesince de bu durumun dikkate alındığını, kararın hatalı olduğunu, bahsi geçen ve iddia olunan davaların huzurdaki dava ile ilgili herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, davanın konusunu etkileyebilecek herhangi bir mahiyeti olmadığını, davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, soyut ve mesnetsiz iddialarda bulunarak mahkemenin kanaatine etkide bulunmaya çalıştığını, davacının söz konusu iddialarına itibar edilmesi mümkün olmayıp, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın tarafları arasında akrabalık ilişkisi bulunduğunu, söz konusu ilişkide oluşan menfi durumlara karşılık davacının kötü niyetli davranarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının müvekkilini zarara uğratmaya çalıştığını, dava konusu dışındaki husumetinin karşılığı olarak müvekkilini maddi bir zarara maruz bırakmaya çalıştığını, davacının şirket ortağı olmadan önce, aynı şirkette çalışan olarak görev aldığını, davacının çalıştığı döneme ilişkin sigorta primlerinin şirket tarafından ödendiğini, ancak davacının şirket ortağı olduktan sonra sigorta primlerini ödememesinin kendi kusurundan kaynaklandığını, şirket yetkililerinin sigorta primlerinin şirket tarafından ödenme zorunluluğu bulunmadığını, davacının kendi kusurundan doğan bir durumu dayanak tutarak kendi lehine hak çıkarmaya çalıştığını, davacı şirket yetkilisinin, davaya konu şirketin iş ve işleyişine, ticari faaliyetine dair herhangi bir katkıda bulunmadığını, davalının şirket sermayesine herhangi bir katkıda bulunduğuna dair dosya münderecatında herhangi bir bilgi, belge ve evrak olmadığını, davacının yasal mevzuatlardaki boşluktan faydalanmaya çalışarak kötü niyetli davrandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2014 yılından bu güne dek müdürlük sıfatına haiz olan müvekkili bakımından hangi kıstaslar baz alınmak suretiyle, çıkma bedelinin 137.717,33 TL olduğunun gerekçeli karardan anlaşılamadığını, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda belirtilen tarihler arası şirketin aktif toplamına göre yapılan hesaplamaya göre iki ayrı çıkma bedelinin mevcut olduğunu, 01/01/2014 - 31/12/2017 tarihleri arası 137.717,33 TL ve 01/01/2020 - 31/12/2020 tarihleri arası 186.427,78 TL olmak üzere iki ayrı çıkma bedeli hesaplandığını, her iki hesaplama tarihi aralığında da müvekkili şirket nezdinde müdür sıfatına haiz olduğunu, mahkeme kararında daha düşük olan çıkma bedelinin kabul edildiğini, bu durumun gerekçelendirilmediğini, çıkma bedeli olarak 137.717,33 TL'nin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin çıkma bedelinin 186.427,78 TL olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin anılan tarihler aralığında ve halen müdürlük sıfatını sürdürdüğünü, şirket işlemlerine kasıtlı olarak katılmamasına rağmen eşi ... üzerine kayıtlı gayrimenkul ipoteği sayesinde şirketin aktif kazancına etkisinin sirayet ettiği göz önüne alındığında, çıkma bedelinin 186.427,78 TL olarak kabul edilmesi gerektiğini, çıkma bedeli üzerinde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine dair karar verilmesinin hukuken hatalı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek, eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, davacı tarafından davalıya ve dava dışı ...'a gönderilen 15/02/2017 tarihli ihtarname sureti, davalı şirket imza sirküleri, hisse devir sözleşmeleri, dava dışı ... tarafından davacıya gönderilen 21/02/2017 tarihli cevabi ihtarname, davalı şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurul kararı, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/357 Esas 2019/22 Karar sayılı karar sureti, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/408 Esas 2019/227 Karar sayılı karar sureti, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/214 Esas 2019/155 Karar sayılı karar sureti, davacının SGK hizmet cetvelleri, tapu kayıtları, yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan 22/09/2021 havale tarihli bilirkişi raporu dosya içerisinde yer almaktadır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda 2017/322 Esas 2018/466 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2019/50 Esas 2020/390 Karar sayılı kararıyla davacının dayandığı delillerin toplanmadığı, ön inceleme duruşmasında deliller toplanmadan tahkikat aşamasına geçilerek karar verilmesinin hukuki dinleme hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu, cevap dilekçesi sunan şirket yetkilisinin, şirket vekili olup olmadığı, vekaletenin sona erip ermediği, şirket diğer müdürünün müdürlük görevinin devam edip etmediği, müdürlük görevi sona ermiş ise şirkete kayyım tayini gerekip gerekmediği yönünde inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilini istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Davalı şirket imza sirkülerinden, davacı ve dava dışı ...'ın davalı şirketin münferiden temsile yetkilileri olduğu anlaşılmıştır. Dairemiz kararından sonra, davalı şirket yetkilisi olduğu anlaşılan ... tarafından vekaletname verilen vekil davayı takip etmiştir. Davacı tarafından davalıya ve dava dışı ...'a gönderilen 15/02/2017 tarihli ihtarname ile, ortaklıktan çıkma iradesini kullanacağı belirtilerek taşınmazı üzerindeki ipoteğin kaldırılması, SGK-Bağkur primlerinin ödenmesi, davacının ödediği kredi bedelleri ile şirket araç satış bedelinin yarısının ödenmesi talep edilmiştir. Dava dışı ... tarafından davacıya gönderilen 21/02/2017 tarihli cevabi ihtarname ile, hisselerin annesi ...'a ait olduğu, kefaleti nedeniyle yaşadığı sıkıntılardan dolayı hisselerin ve taşınmazların bedelsiz olarak davacıya devredildiği belirtilerek hisseler ve taşınmazların bedelsiz olarak devredilmesi ihtar olunmuştur. Hisse devir sözleşmelerinden, 14/03/2014 tarihli noterde akdedilen sözleşme ile dava dışı ... tarafından davacıya davalı şirketteki 50 adet hissesinin devredildiği, 14/03/2014 tarihli noterde akdedilen sözleşme ile de dava dışı ... tarafından davalı şirketteki 50 adet hissesi dava dışı ...'a devredildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurul kararıyla, anılan hisse devirlerinin kabulüne, davacı ve ...'ın %50'şer hisseli ortak olduklarına, her iki ortağın da davalı şirketi münferiden temsile yetkili olmalarına karar verilmiş, 03/04/2014 tarihli genel kurul kararıyla ise davacının müdürler kurulu başkanlığına getirilmesine karar verilmiştir. Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/357 Esas 2019/22 Karar sayılı dosyasında, davacı ... (dava dışı) tarafından davalı ... (dava dışı) aleyhine kefalet nedeniyle icra takipleriyle karşı karşıya kalındığı, krediyle aldığı evi davalı üzerine aldığı, kredi taksitinin çoğunu ödediği, davalının ise evi üçüncü kişiye sattığı ileri sürülerek ev kredisi nedeniyle ödenen bedelin tahsili talebiyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/408 Esas 2019/227 Karar sayılı dosyasında, davacı ... (dava dışı) tarafından davalı ... (davacı) aleyhine kefalet nedeniyle icra takipleriyle karşı karşıya kalındığı, bu nedenle davalı üzerine inanç sözleşmesi ile devredilen evin davalı tarafından kendisinden habersiz olarak üçüncü kişiye satıldığı ileri sürülerek ev bedelinin tahsili talebiyle açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/214 Esas 2019/155 Karar sayılı dosyasında, davacı ... (dava dışı) tarafından davalı ... (dava dışı) aleyhine borç olarak verilen bedelin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiği iddiasıyla açılan itirazın iptali davasının kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptaline karar verildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, şirket ortaklarının bir araya gelemediği, kuruluş amaç gayesinin gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı, ortakların kendi aralarında toplanamadığı, şirketin işleyişini etkileyen haklı sebeplerin meydana geldiği, davacının şirketten çıkmasının mümkün olduğu, 01/01/2017-31/12/2017 tarihleri arası bilançosuna göre davacının çıkma payının 137.717,33 TL, 01/01/2020-31/12/2020 tarihleri arası bilançosuna göre davacının çıkma payının 186.427,78 TL olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı ile dava dışı ...'ın davalı şirkette %50'şer hisse ile ortak oldukları, 14/03/2014 tarihli genel kurul kararıyla her iki ortağında davalı şirketin münferiden temsile yetkili bulunduğu, davacının müdürler kurulu başkanı olduğu dosya içeriğiyle sabittir. Davacı yan haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma koşullarının oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda haklı neden koşulunun oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı ile dava dışı ...'ın davalı şirkette %50'şer hisse ile ortak oldukları, şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurul kararı ile her iki ortağın davalı şirketi münferiden temsile yetkili bulunduğu, davacının müdürler kurulu başkanı olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının limited şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise çıkma payı alacak miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 Sayılı TTK'nun 638/2. maddesinde, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği düzenlenmiştir. Bilindiği üzere limited şirket ve anonim şirketlerde; şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirket ortaklığından çıkma açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.

Hakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde şirket ortaklığından çıkma ve şirketin feshi için yeterli haklı sebep oluşturabilir. Düzenleme ile birlikte somut olaya gelince; davacı yan dava dilekçesinde davalı şirkette %50 hissedar olduğunu, şirketin diğer ortağının kendi lehine işlemler yaparak kendisini zor durumda bıraktığını, mali haklarının ihlal edildiğini, şirketin kötü yönetilerek zarara uğratıldığını, ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiğini, ortaklığın çekilmez hal aldığını ileri sürerek haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkmaya yönelik taleple işbu davayı açmıştır. İşbu davada ispat yükü üzerinde bulunan davacının limited şirket ortaklığından çıkma için haklı sebebin oluştuğunu ve oluşan haklı sebebin kendisinden kaynaklanmadığını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı ile dava dışı ... davalı şirketin %50'şer ortağı olup, her iki ortak da şirketin münferiden temsile yetkilisi, davacı müdürler kurulu başkanıdır. Diğer ortak olan dava dışı ... davacının kardeşinin oğludur. Davacı davalı şirketteki hisseleri diğer ortak olan dava dışı ...'ın babası ...'dan, diğer ortak olan dava dışı ... ise hisseleri kendi annesi, davacının kardeşi olan ...'dan devralmıştır. Davacı ile kardeşinin eşi olan eniştesi arasında, eniştesi olan ... tarafından taşınmazının inançlı işlemle devredilmesine rağmen kendisinden habersiz üçüncü kişiye satıldığı iddiasıyla taşınmaz bedelinin tahsili için Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/408 Esas sayılı dava açılmış, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Davacının kardeşinin eşi olan eniştesi ... tarafından davacının eşi olan ... aleyhine kefalet nedeniyle icra takipleriyle karşı karşıya kalındığı, krediyle aldığı evi davalı üzerine aldığı, kredi taksitinin çoğunu ödediği, davalının ise evi üçüncü kişiye sattığı ileri sürülerek ev kredisi nedeniyle ödenen bedelin tahsili talebiyle Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/357 Esas sayılı dava açılmış, yapılan yargılama sonunda davacının iddialarını ispatladığı gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı şirketin diğer ortağı olan dava dışı ... tarafından davacının eşi olan ... aleyhine borç olarak verilen bedelin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiği iddiasıyla Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/214 Esas sayılı itirazın iptali davası açılmış, yapılan yargılama sonunda davacının iddialarını ispatladığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan davaların tarafları ve davaların konusu gözetildiğinde Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/408 Esas sayılı dosyası dışında kalan diğer davaların şirket ortağı olmayan taraflar ve/veya şirketin diğer ortağı ile ortak olmayan taraflar arasında görüldüğü, iddiaların şahsi borç ilişkilerine ilişkin bulunduğu, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/408 Esas sayılı dosyasında davacı davalı sıfatıyla yer almakta ise de, anılan dosyadaki iddiaların ortak olan ... aleyhine şahsi borç ilişkisine dayalı olarak ileri sürüldüğü, dosyanın davacının davalı şirket ortağı olmadığı, davanın ortaklar arasında görülmekte olan ve şahsi husumet gerektiren bir dava niteliği bulunmadığı anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda haklı sebeplerin meydana geldiği belirtilmiş ise de, bu görüşü destekleyen delillerin neler olduğu ortaya konulmamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece ileri sürülen olayların 6102 sayılı TTK'nun 638. maddesi uyarınca haklı neden olarak kabul edilemeyeceği, karar suretleri dosyada yer alan ve asliye hukuk mahkemelerinde görülen davaların bir kısmının taraflarının davalı şirket ortakları olmadığı, davalı şirket ortağı tarafından açılan davanın davalısının da davalı şirket ortağı sıfatı bulunmadığı, davacı ... aleyhine davalı şirket ortağı olmayan ... tarafından açılan davada ileri sürülen hususların şahsi alacak niteliğinde bulunduğu, anılan davaların ortaklar arasında olmadığından şirket ortakları arasında güveni zedeleyen nitelik taşımayacağı, şirket ortaklığından çıkma için haklı neden oluşturmayacağı, davacının davalı şirket ortaklığından çıkma için kendisinden kaynaklanmayan haklı sebeplerin oluştuğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçe karşısında davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine hükmedilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2022 tarih 2020/213 Esas 2022/164 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama masrafların üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, B)1-Davalı tarafından yatırılan toplam 2.351,86 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 83,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 304,30 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davacıdan alınarak davalıya verilmesine, C)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/915, K. 2024/1467, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-915-e-2024-1467-k-76aed591bde7