İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/204 E. 2024/922 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/204
Karar No
2024/922
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/204 Esas KARAR NO : 2024/922

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/03/2023 KARAR TARİHİ : 25/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 6102 sayılı TTK'nın, "Ticari Davalar ve Çekişmesiz Yargı İşlerinin Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5. Maddesine göre işbu davada uyuşmazlık; temelde kambiyo senedinden kaynaklandığından davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması gerektiğini, 2004 sayılı İİK'nın, "Menfi Tesbit ve İstirdat Davaları " başlıklı 72. maddesinin 8. Fıkrası gereğince müvekkilleri aleyhine İstanbul Adliyesinde icra takibi ikame edildiğini, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer ve görev hususu birlikte değerlendirildiğinde huzurdaki davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, her ne kadar menfi tespit davası sonucunda verilecek hükmün bir tespit hükmü olması ve TTK m.5/A bağlamında bir eda davası niteliğinde olmaması sebebiyle dava şartı zorunlu arabuluculuk kapsamında olmadığı görüşünde olduklarını ancak gerek doktrinde gerekse yargı uygulamasında bu konuda bir fikir birliği olmaması sebebiyle mağduriyet oluşmaması adına müvekkilleri adına ... Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, görüşmeler neticesinde taraflarca anlaşma sağlanamadığını, davalı ... tarafından, müvekkilleri ... ve ... aleyhine ... 13. İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı dosya ile icra takibi ikame edildiğini ve müvekkillerine karşı haciz işlemi uygulandığını, dosyanın hâlen derdest olduğunu, davalının işbu takibi müvekkilleri tarafından kendisine keşide edilmiş senedi dayanak göstermek suretiyle yaptığını, fakat takibe dayanak olan senet kambiyo senedi vasfına haiz olmadığı gibi senedin keşide edilmesine sebebiyet veren arkadaki hukuki ilişki de ortadan kalktığını, dolayısıyla, teminat senedi statüsünde olan ve takibe konu edilen söz konusu senet, verilme amacına ulaşmış, teminatı çözülmüş ve artık icra edilemez nitelikte bir senet olduğunu, bu sebeple müvekkilleri adına bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ikame etmek gerektiğini, davalı ...'nın, müvekkili ...'ın eski ortağı olduğunu, tarafların ... Şirketi'nde bir süre beraber ticaret yaptıklarını, süreç içerisinde şirkete nakit girişi sağlanması adına bankadan kredi çekmek zorunluluğu doğduğunu, akabinde müvekkili ...'ın şirket için kullanmak amacıyla kendi adına ... Şirketi'nden taksitli ticari kredi çektiğini, banka ile Genel Kredi Sözleşmesi akdettiğini davalı ...'nında, işbu genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, müvekkili ile davalı arasındaki ortaklık sona erdiğini, davalı şirketteki ortaklığından ayrıldığını, bunun için de taraflar arasında bir ortaklık devir sözleşmesi akdedildiğini, davalının şirketteki ortaklığından ayrıldığı için, bankayla müvekkili arasındaki sözleşmede yer alan kefilliğinin ortadan kalkmasını arzu ettiğini, bu isteğin hukuken bir karşılığı olmadığı için de taraflar aralarında başka bir yöntem belirlediklerini, buna göre müvekkili ... tarafından davalı ...'ya senet keşide edildiğini, söz konusu senedin keşide edilmesindeki tek amacın ilerleyen süreçte davalı tarafından kefil sıfatıyla bankaya ödeme yapılmak zorunda kalınırsa, davalının bu zararının karşılanması olduğunu, dolayısıyla işbu senedin müvekkili tarafından davalının kefil sıfatıyla bankaya ödeme yapmak zorunda kalması halinin teminatı olarak verildiğini, bu durumun taraflar arasındaki ortaklık devir sözleşmesinde açık olarak belirtildiğini, bu sözleşmede; bankanın, kredi alacağını davalıdan tahsil etmesi riskine teminat olarak, müvekkil tarafından davalıya senet keşide edildiği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki ortaklık devir sözleşmesinde aynen; "... şubesinden kredi olarak çekilen 200.000-TL ... adına çekilmiş ve ... da kefil olmuştur. ... 30.08.2018 tarihine kadar ...'ya 200.000-TL senet vererek kefilliğin sona ermesi için müsaade etmiştir. Verilen senet 30.08.2018 tarihine kadar geçerlidir. Bu tarihten sonra kefil sıfatı ile ... 200.000-TL senedi bankadan vermiş olduğu kefilliği karşılığında kaldırımı yapılmadığı takdirde veya çözülmediği takdirde verilen senet geçerli olacaktır. Taraflar şahitler huzurunda anlaşmışlardır." ifadeleri yer aldığını, davalının müvekkili ile aralarında akdedilen sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkili tarafından kredi borçlarını ödenmesine rağmen, senedi icra takibine konu ettiğini, müvekkili aleyhine ... 13. İcra Müdürlüğü ... E. numaralı dosya ile icra takibi ikame ettiğini, ilerleyen süreçte müvekkili tarafından, ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik koşullar ve ticari hayatın getirdiği birtakım olumsuzluklar sebebiyle ...Şirketi'nden çekilen kredinin bir kısmı ödenemediğini, bunun üzerine ... Şirketi tarafından müvekkili ve davalı aleyhine ... 13. İcra Müdürlüğü...E. Sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçildiğini, müvekkilinin takibe itiraz etmediği için kendisi açısından takip dosyası kesinleştiğini, davalının ise anılan icra takibine itiraz ettiğini, davalının itirazı üzerine alacaklı ... Şirketi tarafından davalı aleyhine alacak davası ikame edildiğini, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas numaralı dosya ile yapılan yargılama neticesinde; "Türk Borçlar Kanunu m.584 gereğince kefalet sözleşmesinde eş rızasının zorunluluk olduğu, banka ile davalı arasındaki kefalet sözleşmesinde ise davalının eşinin, davalının ne miktarda bir borç için kefil olduğu hususunda bilgi sahibi olmadığı, özetle banka ile davalı arasındaki kefalet ilişkisinde net bir şekilde eş rızası bulunmadığı için davalı ...'nın kefaletinin geçersizliğine ve davanın reddine" karar verildiğini, mahkeme ilamında açıkça görüleceği üzere, davalı ...'nın, müvekkili ... ile ...Şirketi arasında akdedilen genel kredi sözleşmesindeki kefilliğinin son bulduğunu, Mahkemenin davalı ...'nın kefaletinin geçersizliğine karar verdiğini, neticeten, müvekkili tarafından banka kredisine kefil olması sebebiyle teminat amacıyla davalıya verilmiş olan senedin bedelsiz, başka bir deyişle karşılıksız kaldığını, davalı ise hâlen icra takip işlemlerine devam ettiğini, davalı tarafından müvekkiller aleyhine ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas dosya ile "tasarrufun iptali" davası ikame edildiğini, bu davanın derdest vaziyette olduğunu, taraflar arasındaki "ortaklık devir sözleşmesinin" akdedildiği tarih ile takibe konu edilen senedin düzenlenme tarihinin aynı olduğunu, banka ile müvekkili arasındaki sözleşme ve müvekkili ile davalı arasındaki ortaklık devir sözleşmesinde belirtilen teminat bedeli ile takibe konu edilen senet bedelinin aynı olduğunu, taraflar arasındaki ortaklık devir sözleşmesinde; müvekkili tarafından davalıya verilen senedin bir teminat senedi olarak verildiğini, şarta bağlı olarak keşide edildiğini, kefaletin son bulmaması halinde geçerli olacağını, kefaletin son bulması halinde geçerliliğini yitireceğini, senedin kefalet ilişkisine ve taraflar arasındaki sözleşmeye bağlı olarak verildiğinin açık ve net bir şekilde belirtildiğini, mahkeme ilamı ile davalının; müvekkili ile banka arasındaki kredi sözleşmesinde bulunan kefaletinin geçersiz ve hükümsüz olduğu karar altına alındığını, müvekkili tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini, İhtarnamede, kefaletin son bulması sebebiyle artık senedin bedelsiz olduğu belirtilerek senedin iadesinin talep edildiğini, davalının senedi iade etmediğini, ... Noterliği... tarih ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 5. Fıkrasının açık şekilde düzenlendiğini, buna göre kötü niyet tazminatının, davacının kötü niyetli olduğunun ispatında; davalının takibe konu senedin bir teminat senedi niteliğinde olduğunu bilmesine ve kredi sözleşmesindeki kefaletinden dolayı herhangi bir ödeme yapmamış olmasına rağmen senedi icra takibine konu ettiğini, davalının bu şekilde haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, kendisinin bankaya karşı herhangi bir sorumluluğu doğmamasına ve hiçbir şekilde bankaya ödeme yapmak zorunda kalmamasına rağmen senedi icraya koyarak sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, bu nedenle müvekkilleri lehine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmayacak şekilde davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi talep ettiklerini, müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitini istedikleri dava konusu icra takibi ve senet sebebiyle sürekli olarak haciz tehdidi altında bulunduklarını, HMK m. 389 vd. gereği ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat şartının yerine getirilmesinin yeterli olacağını, davadaki savundukları deliller ile haklılıklarının ispat edildiğini, davalı tarafça başlatılan icra takibinin haksızlığı ve bu sebeple gerekli tedbirler alınmadığı takdirde müvekkilleri yönünden telafisi güç ve kaçınılmaz zararlar doğacağı da açık olduğundan, müvekkillerinin adalete erişim hakkının ve hak arama hürriyetinin zedelenmemesi adına sayın mahkemenizden İİK m.72/3 uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, açıklanan nedenlerle öncelikle tedbir talebinin kabulü ile, İİK m.72/3 uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile, müvekkilleri ... ve ...'ın; İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosya ve icra takibinin dayanağı olan 07.08.2018 keşide tarihli, 200.000-TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, müvekkilleri aleyhine başlatılmış bulunan ... 13. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra takibinin iptaline, karar kesinleşene kadar ... 13. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibinin durdurulmasına ve eski hale getirilmesine, takibe dayanak yapılan 07.08.2018 keşide tarihli 200.00-TL bedelli senedin müvekkillerine iadesine, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan takip konusu miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davalının tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar ... ve ..., usul ve yasaya aykırı şekilde takip dayanağı senedin "teminat senedi" niteliğinde olduğunu ileri sürdüklerini, senedin teminat senedi olduğunu iddia eden tarafın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, iddialarını HMK'da düzenlenen yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduklarını, teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığı açık bir şekilde yazılmalı ya da sözleşme üzerine teminat senedinin vasıf ve unsurları belirtilerek açıkça atıf yapılması gerektiğini, bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanması gerektiğini, senedin teminat senedi olarak kabul edilmesi için sözleşmede "vade, tanzim tarihi ve miktara" açıkça atıf arandığını, huzurdaki dava yönünden; davacılar tarafından takibe konu senede vade, tanzim tarihi ve miktar açısından açıkça atıf yapan yazılı herhangi bir delil sunulmadığını, bu doğrultuda ispatlanamayan haksız davanın reddi gerektiğini, açıklanan hususlar doğrultusunda müvekkilinin talep ettiği alacağın hukuken mevcut ve takip edilebilir bir alacak niteliğinde olduğunu, huzurdaki menfi tespit davasının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borçluların takibe herhangi bir itirazları olmadığını, takipten uzun bir süre sonra huzurdaki davanın ikame edilmesinin; borcun ödenmesini ertelemeye yönelik, haksız ve kötü niyetli bir talep olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle; haksız ve kötüniyetli davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 13. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas ...Karar sayılı dosyası, ... 13.İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası, takibin dayanağı 07/08/2018 tanzim tarihli ve 200.000 TL bedelli senet, taraflar arasındaki 07/08/2018 tarihli ortaklık devir sözleşmesi, ihtarname celp edilmiş, incelenmiştir. Dava, icra takibinden sonra açılan ve kambiyo evrakı olan takibine konu bononun teminat senedi olduğundan bedelsizlik hukuksal nedenine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. ... 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, takip alacaklısının ..., takip borçlularının ... ve ... oldukları, takip alacaklısının 200.000 TL asıl alacak ve 9.750 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 209.750 TL üzerinden borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde bulunduğu, takibe dayanak kambiyo evrakının 07/08/2018 tanzim tarihli ve 200.000 TL bedelli senet / bono olduğu görülmüştür. İcra takibine temel teşkil eden bono incelendiğinde, düzenleyenin ..., aval verenin ..., lehtarın ise ... olduğu, senedin 07/08/2018 tanzim tarihli, 05/09/2018 vade tarihli ve 200.000 TL bedelli olduğu görülmüş, tüm unsurlarının tamam olduğu tespit edilmiştir. Davacılar, icra takibine dayanak senedin teminat senedi olduğunu, senedin teminat fonksiyonunun sona erdiğini, bu nedenle bedelsizliğe dayalı olarak borçlu olmadıklarının tespitini talep etmektedir. Davalı, senedin teminat senedi olmadığını savunmaktadır. O halde, öncelikle dava konusu bononun teminat senedi olup olmadığının incelenmesi ve değerlendirilmesi zorunludur. Davacılar, senedin, "davalının kefil sıfatıyla bankaya ödeme yapmak zorunda kalması halinin" teminatı olarak verildiği vakıasına dayanmıştır. Bu itibarla, 07/08/2018 tarihli Ortaklık Devir Sözleşmesi delil olarak dosyaya sunulmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, 07/08/2018 tanzim tarihli bono üzerinde, teminat senedi olduğuna yönelik herhangi bir kayıt yoktur. Ancak, davacı ... ile davalı ... arasında (dava dışı ... ile ...'ın şahit olarak) imzalanan 07/08/2018 tarihli Ortaklık Devir Sözleşmesinde tarafların ... A.Ş.nin ortakları olduğu, ortak ...'nın ...'tan 30.000 TL alarak ortaklığını bitirdiği, karşılıklı olarak bu hususta anlaşma sağladıkları belirtildikten sonra, sözleşmenin devamında...şubesinden şirket adına ... tarafından çekilen 200.000 TL krediye ...'nın müteselsil kefil olduğu, ... tarafından kefaleti sebebiyle ...'ya 200.000 TL bedelli senet verileceği, ...'nın Banka tarafından kefilliği kaldırılmadığı veya çözülmediği takdirde verilen senedin geçerli olacağı taraflarca kabul edilmiştir. 07/08/2018 tarihli Ortaklık Devir Sözleşmesi ve işbu sözleşme içeriği nazara alındığında, dava konusu bononun teminat senedi olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Nitekim, davacılar tarafından verilen senedin davalının kefaleti sebebiyle ve dava dışı Bankaya ödeme yapması ihtimaline binaen teminat olarak verildiği, senedin geçerli olmasının ve tahsil durumunun ancak davalının kefilliğinin kaldırılmaması yahut çözülmemesi halinde olacağı kabul edilmiştir. O halde, dava konusu bononun teminat senedi olduğu tartışmasızdır. Öte yandan, hem Ortaklık Devir Sözleşmesinin hem de dava konusu bononun düzenlenme tarihi (07/08/2018 tarihi) aynıdır. Yine, sözleşme içeriğinde bahsedilen 200.000 TL krediye karşılık olarak bonoda bedel de aynı tutarda olmak üzere 200.000 TL'dir. Ortaklık devir sözleşmesi ile bononun, tanzim tarihi ve bedeli gözetildiğinde, senedin sözleşmede belirtilen teminat senedi olduğu açıktır (İSTANBUL BAM 43. HD. ... E. ... K). Yine, sözleşme içeriğinde bahsedilen kefillik ve Banka bilgileri ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile birebir örtüşmektedir. Ayrıca, yine sözleşmede belirtilen ... A.Ş.nin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davalı ...'nın eski ortak ve şirket yetkilisi olduğu kayden sabittir. O halde, dava konusu bononun 07/08/2018 tarihli Ortaklık Devir Sözleşmesi uyarınca davalıya verilen teminat senedi olduğu noktasında duraksama yoktur. Kaldı ki, davalı tarafça dava konusu bononun düzenlenmesine esas başkaca bir temel ilişkinin varlığı dahi ileri sürülmemiş ve nitekim böyle bir husus ispat da edilememiştir. Bu çerçevede, davacılar, HMK 200.vd. maddeleri uyarınca dava konusu bononun teminat senedi olduğunu yazılı delillerle ispatlamıştır. Mahkememizce, dava konusu senedin (bononun) 07/08/2018 tarihli Ortaklık Devir Sözleşmesinin teminatı olarak verildiği kabul edilmiş, senedin teminat fonksiyonunun sona erip ermediği / devam edip etmediği noktasında da araştırma yapılmıştır. Öncelikle, senedin teminat fonksiyonun sona erip ermediği noktasında ispat yükünün hangi taraf üzerinde olduğunun açıklanması zorunludur. Bilindiği üzere, senedin teminat fonksiyonunun sona erip ermediğini ispat yükü davacı taraf üzerindedir. (Yargıtay 19. HD. ... E., ...K.). Bu bağlamda, davacı, senedin teminat fonksiyonunun bittiğini / sona erdiğini ispatlarsa dava konusu teminat senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebinin kabulü gerekirken; teminat fonksiyonunun bittiği / sona erdiği ispatlanamazsa bu takdirde teminat fonksiyonu kısmen veya tamamen devam eden senet için davalının, alacaklı olduğu miktar kadar davacı borçlu hakkında senedi icra takibine konu edip alacağın tahsili isteyebilecektir (Yargıtay 19. HD. ... E., ... K.) Somut olayda, taraflar arasında imzalanan ve varlığı tartışmasız olan 07/08/2018 tarihli Ortaklık Devir Sözleşmesi uyarınca davaya konu teminat senedi, sözleşmedeki "davalının kefil sıfatıyla bankaya ödeme yapmak zorunda kalması halini" teminat altına almaktadır. Davacılar, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E... K. sayılı dava dosyasında Banka tarafından kefil ... hakkında açılan itirazın iptali davasında, Mahkemece, davalı ...'nın kefilliğinin geçersizliğine karar verildiğinden senedin de teminat fonksiyonunun sona erdiği vakıasına dayanmıştır. ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas... Karar sayılı dava dosyası celp edilerek yapılan incelemede; davacının ...A.Ş., davalının ... olduğu, davacı tarafından Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak dava açıldığı mahkemece tüm delillerin toplandığı ve yapılan yargılama neticesinde; davalı ...'nın genel kredi sözleşmesinde kefil olması sebebiyle 6098 sayılı TBK 583.maddesi uyarınca müteselsil kefalette eş rızasının yasal koşul ve zorunluluk olduğu, ancak davacı banka tarafından kefalet sözleşmesi akdedilirken davalı kefilin eş muvafakatinin muvafakat belgesinde kefilin sorumluluk miktarı boş bırakıldığından davalı kefilin kefaletin geçersiz olması sebebiyle davanın reddine karar verildiği, iş bu kararın davacı banka tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar sayılı istinaf kararı ile eş muvafakati belgesinde davalının kefil olduğu miktarın, genel kredi sözleşmesi tarihinin ve muvafakatnamenin alındığı tarihin belirtilmemesi sebebiyle İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının doğru olduğu Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davalı kefil ... için eş muvafakatinin usulünce alınmadığı ve kefaletin geçersiz olduğu vurgulandıktan sonra davacı Bankanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu suretle İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. O halde, davalı ...'ya (kefil sıfatıyla bankaya ödeme yapmak zorunda kalması hali için) verilen teminat senedinin, şeklen kesinleşen mahkeme ilamı karşısında artık teminat fonksiyonunun sona erdiğinin kabulü zorunludur. Davacılar, yazılı ve kesin delillerle (kesinleşen mahkeme ilamı) senedin teminat fonksiyonunun sona erdiğini ispatlamıştır. Bu aşamada vurgulamak gerekir ki, davalı ... dava konusu bonoda düzenleyen lehine aval veren konumundadır. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir (TTK 702/2.). Dava dışı (...A.Ş.) şirket adına ... tarafından ... A.Ş.den çekilen 200.000 TL krediye ... kefil olmakla birlikte, Banka tarafından eş muvafakati belgesi 6098 s. TBK 583.vd.maddeleri uyarınca emredici Yasa hükümlerine uygun şekilde alınmadığından davalı ...'nın kefaletinin / kefilliğinin en başından itibaren geçersiz olduğu açıktır. Dolayısıyla, dava konusu bononun daha tanzim tarihi itibariyle dahi temelde geçerli bir sebebe dayanmadan düzenlendiği, bu nedenle teminat fonksiyonunun sona ermesinden de ziyade kambiyo ilişkisinin dayanağı temel ilişkinin baştan geçersiz olduğu kabul edilmelidir. Temel hukuki ilişkiden yoksun ve temeldeki ilişkinin baştan geçersiz olması sebebiyle aval veren bakımından kambiyo ilişkisinin geçerli şekilde kurulduğundan bahsedilemez. Bu suretle, aval veren davacının senetten ötürü sorumluluğu bulunmamaktadır. Aksi halin kabulü, davalı aval verenin kesinleşen mahkeme ilamına rağmen senetten sorumlu tutulmasını gerektirir ki, bu durum davalının kefaletinin geçersiz olması sebebiyle (aval verenin sorumlu tutulması ve tahsil edilebilecek miktar kadar) davalının haksız olarak sebepsiz zenginleşmesi yol açacaktır. Yapılan açıklamalar karşısında; ... 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine temel teşkil eden 07/08/2018 tanzim tarihli ve 200.000 TL bedelli bononun taraflar arasında imzalanan ve varlığı tartışmasız olan 07/08/2018 tarihli Ortaklık Devir Sözleşmesi ve sözleşme içeriği doğrultusunda teminat senedi olduğu, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. ... K. sayılı kesinleşen mahkeme ilamı ile davalının kefaletinin geçersiz olması sebebiyle senedin teminat fonksiyonunun sona erdiği, esas itibariyle de baştan itibaren geçerli bir kambiyo ilişkisinin bulunmadığı, bu çerçevede senedin teminat fonksiyonu sona erdiğinden / baştan itibaren bulunmadığından senedin bedelsiz olduğu, bu suretle davacıların bedelsiz olan dava konusu senet nedeniyle davalıya herhangi bir borçları bulunmadığından davanın kabulü ile davacılar ... ve ...'ın ... 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ve işbu icra takibine temel teşkil eden 07/08/2018 tanzim tarihli 05/09/2018 vade tarihli ve 200.000 TL bedelli senet nedeniyle ayrı ayrı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, ancak davacılar her ne kadar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de davalının icra takibinde kötü niyetli olduğunun davacılar tarafından ispat edilemediği, öte yandan davalının kefaletinin geçersizliğine ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dava süreci sonunda karar verildiğinden öncesinde başlatılan takiple ilgili davalının kötü niyetli kabul edilemeyeceğinden davacıların yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ayrıca belirtilmelidir ki, 7445 s. Kanunun 31.maddesi ile değiştirilen 6102 s. TTK 5/A. maddesi uyarınca menfi tespit davalarında, bu davaların dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu yönünde yasal değişiklik yapılmış, 7445 s. Kanunun 43/1-a. maddesi uyarınca bahsi geçen yasal değişikliğin 01/09/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği kabul edilmiştir. Hasılı, menfi tespit davaları 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı arabuluculuğa tabidir. Bu çerçevede, işbu menfi tespiti davasının açıldığı 21/03/2023 tarih itibariyle 6102 s. TTK'nın 5/A. maddesi uyarınca ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığından, başka bir anlatımla eldeki dava tarihi itibariyle menfi tespit davalarının dava şartı zorunlu arabulucuğa tabi olmaması nedeniyle (Yargıtay 19.HD. ... E. ... K.) davacılar tarafından dava öncesinde arabuluculuğa başvuru yapılarak masraf yapılmasına bizatihi davacılar kendisi sebebiyet verdiğinden bu yargılama giderinin yapılmasına gereksiz yere sebebiyet veren davacılardan tahsiline (Örnek bkz. Yargıtay 6.HD. ...E. ... K.) karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere ); Davanın KABULÜ ile, 1-Davacılar ... ve ...'ın ... 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ve işbu icra takibine temel teşkil eden 07/08/2018 tanzim tarihli 05/09/2018 vade tarihli ve 200.000 TL bedelli senet nedeniyle ayrı ayrı davalıya BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE, 2-Davacıların kötü niyet tazminat talebinin 2004 s. İİK 72/5. maddesi hükmü uyarınca yasal koşullar oluşmadığından REDDİNE, 3-Kabul edilen dava değeri (209,750,00 TL) üzerinden alınması gereken 14,328,02 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 3.582,01 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 10.746,01 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacılar tarafından yapılan 3.582,01 TL peşin harç, 207,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 3.789,01 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 5-Davacılar yargılama sırasında kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (209.750,00 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 33.560,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 6-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin işbu davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davalarının dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı halde bu yola başvurularak gereksiz yere yargılama gideri yapılmasına sebebiyet verdiğinden davacılardan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının ve teminatın karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 25/12/2024

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/204, K. 2024/922, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-204-e-2024-922-k-2b46738ac119