İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/203 E. 2023/972 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/203
Karar No
2023/972
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/203 Esas - 2023/972 /// TÜRK MİLLETİ ADINA ///

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/203 Esas KARAR NO : 2023/972

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : İHBAR OLUNANLAR :

DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarardan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/02/2022 KARAR TARİHİ : 25/09/2023 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 17/10/2023

Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili DAVA dilekçesi ile özetle: Müvekkili davacının sevk ve idaresindeki motosiklete, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörün çarpması şeklinde gerçekleşen 18.06.2014 tarihli trafik kazasında davacının yaralandığını ve geçici-sürekli olacak şekilde iş-güçten kaldığını, ayrıca manevi zarara uğradığını, kazanın davalı ...'ın kusuru ile gerçekleştiğini ve zarardan traktörün kaza anı itibariyle ZMMS poliçesi bulunmadığı veçhile davalı Güvence Hesabı'nın da sorumlu olduğunu, zararın tazmini için davadan önce Güvence Hesabına müracaat edildiğini ancak sonuç alınamadığını, zorunlu arabuluculuk sürecinin de olumsuz sonuçlandığını beyanla, talep miktarını artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla 500-TL geçici işgöremezlik (kazanç kaybı) ve 500-TL sürekli işgöremezlik (efor kaybı) olmak üzere şimdilik toplam 1.000-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan, manevi tazminat olarak 30.000-TL'nin davalı ...'tan tahsilini alep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili CEVAP dilekçesi ile özetle: Davanın Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ayrıca davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kazanın davalının kusuru ile gerçekleştiği iddiasının kabul edilemez olduğunu ve nitekim kusur konusunda rapor alındığında bunun açığa çıkacağını, davacının geçici-sürekli maluliyetinin oluştuğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aksi kabul edilecek ise bu konuda tahkikat yürütülmesi ve rapor aldırılması gerektiğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını ve talep edilen tutarın fahiş olduğunu beyanla, davanın reddini dilemiştir. Davalı Güvence Hesabı vekili CEVAP dilekçesi ile özetle: Davanın Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ayrıca 2918 s. KTK'nın 97. maddesindeki zorunlu başvuru şartının maluliyet raporu olmadan müracaatta bulunulduğundan yerine getirildiğinin kabul edilemez olduğunu, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kusur maluliyet ve aktüerya konusunda rapor aldırılması gerektiğini, geçici işgöremezlik zararının teminat kapsamında olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Davacıya ait hasta dosyası ile hasar dosyası, ayrıca davacı-davalı gerçek kişilerin sosyo-ekonomik durumları hakkında yapılan araştırma kapsamında düzenlenen kolluk tutanakları, ayrıca davacının askerlik durumunu gösterir terhis belgesi ile kaza tarihi itibariyle geçerli ehliyetnamesinin bulunmadığını belirtir Nüfus İdaresi yazısı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Kazaya karışan ... plakalı traktörün kaza anı itibariyle ZMMS poliçesi bulunup bulunmadığı konusunda yapılan araştırmadan; poliçenin 16:00 saatinde gerçekleşen kazadan hemen sonra 17:58'de keşide edildiği, yani kaza anı itibariyle ZMMS poliçesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu kaza sebebiyle davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı SGK'dan sorulmuş olup, 31.03.2022 tarihli cevabi yazı ile rücuya tabi ödeme yapılmadığı ve peşin sermaye değerli gelir bağlanmadığı bildirilmiştir. Davaya konu kazaya ilişkin Vezirköprü 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.12.2015 tarih ve 74/967 sayılı kararı celp edilmiş olup incelenmesinden: (davacı) motosiklet sürücüsü ...'in katılan, ... plakalı traktör sürücüsü (davalı) ...'ın sanık olarak taraf olduğu kovuşturmada, Adli Trafik uzmanı bilirkişiden alınan 23.12.2015 tarihli rapordaki kazanın gerçekleşmesinde motosiklet sürücüsü ...'in tali ve traktör sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğu tespitine istinaden sonuca gidildiği ve sanığın neticeten 3.000-TL APC ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın bu hali ile kesin olduğu görülmüştür. Mahkememizce Adli Trafik uzmanı bilirkişiden alınan 29.06.2022 tarihli kusur raporunda özetle: Kazanın gerçekleşmesinde motosiklet sürücüsü davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kazanın münhasıran traktör sürücüsü davalı ...'ın kusuru ile gerçekleştiği mütala edilmiştir. Kaza tespit tutanağı ve kovuşturma aşamasında alınan 23.12.2015 tarihli kusur raporu ile mahkememizce alınan 29.06.2022 tarihli kusur raporunun kusur oranları yönünden çeliştiği görülmüş ve mahkememizce ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden yeni rapor alınması yoluna gidilmiş olup, 27.12.2022 tarihli raporda özetle: Kazanın gerçekleşmesinde davacının %20 ve davalı ...'ın %80 oranında kusurlu olduğu mütala edilmiştir. Mahkememizce OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden alınan 06.10.2022 tarihli maluliyet raporunda özetle: Davacının yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre, sürekli işgöremezliğine neden olmadığı, ancak iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği mütala edilmiştir. Mahkememizce aktüerya alanında uzman bilirkişiden alınan raporda özetle: Davacının 12 aylık geçici işgöremezlik zararının 8.799,50-TL olduğu mütala edilmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile talep miktarını geçici işgöremezlik zararı yönünden 8.799,50-TL'ye artırmış, ticari faize hükmedilmesini talep etmiştir. Bilirkişi raporları ve bedel artırım dilekçesi davalı vekiline usulünce tebliğ edilmiştir. Dava, trafik kazası sebebiyle oluşan maluliyete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesi ile, davacının 18.06.2014 tarihli trafik kazası sebebiyle oluşan geçici işgöremezlik (kazanç kaybı) ile sürekli işgöremezlik (efor kaybı) zararının, ayrıca manevi zararının tazminini talep edilmiş, talep miktarı geçici işgöremezlik (kazanç kaybı) zararı yönünden bedel artırım dilekçesi ile artırmıştır. Davalılar ise davanın reddini dilemişlerdir. 6102 s. Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardan doğan uyuşmazlıklar ticari dava olarak görülür. TTK'nın 5/1. maddesi gereği, ticari davalara bakmakla görevli mahkeme de Asliye Ticaret Mahkemeleridir. 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Eldeki davada, davalı Güvence Hesabı'na, zarara sebep olan traktörün kaza anı itibariyle ZMMS poliçesinin bulunmaması sebebiyle husumet tevcih edilmiş olup, sigorta hukuku TTK'nın 6. kitabında 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda, TTK'da düzenlenen hususlardan olması nedeniyle uyuşmazlık ticari dava olarak Asliye Ticaret Mahkemesi'nde çözüme kavuşturulmalıdır (Bkz: Yargıtay 17. HD.nin 14.10.2019 tarih ve 18839/9369 sk.); davalıların görev dava şartı itirazı yerinde değildir. Davalı Güvence Hesabı'na, 2918 s. KTK'nın 97. maddesi kapsamında, işbu davadan evvel 02.11.2021 tarihinde müracaat edildiği, ancak maluliyet raporunun başvuru dilekçesine ekli olmadığı, yani bir kısım belgeler olmadan tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, Güvence Hesabı'na eksik belgelerle de olsa müracaatta bulunulduğu ve dava şartının bu suretle yerine getirildiği kabul edilmeli, ancak eksik belgelerle yapılan müracaat temerrüt sonucunu doğurmayacağından Güvence Hesabı'nın işbu dava ile temerrüte düştüğü değerlendirilmelidir. Bu sebeplerle, davalıların zorunlu başvuru dava şartına yönelik itirazına kıymet verilmemiş, hüküm altına alınan tutara, Güvence Hesabı yönünden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin ilk iki fıkrası; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." şeklindedir. Buna göre, KTK'nın 109/2. maddesi, 6098 sayılı TBK'nın 72/1. maddesi c.2'ye koşut bir hüküm içermektedir. Anılan maddeye göre; tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesi gereğince ve 5237 sayılı TCK'nın 66. maddesine göre, bir kazada bir ölü dahi olsa zamanaşımı süresi 15 yıl, bir veya birden fazla yaralı varsa 8 yıl, aynı kazada hem ölü hem de yararlı varsa ölenler ve yaralananlar bakımından zamanaşımı süresi 15 yıldır. Eldeki davada; kaza, 18.06.2014 tarihinde gerçekleşmiş ve davacı yaralanmış olup, traktör sürücüsü davalı ...'ın eylemi, taksirle yaralama suçunu oluşturduğuna göre, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'da öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi dava tarihi itibariyle dolmamıştır ve davalıların zamanaşımı def'i de yerinde değildir. Davanın esasına gelince; 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı vazedilmiştir. Somut olayda; davaya konu kazanın, davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile ... plakalı traktörün çarpışması şeklinde gerçekleştiği ve davalı ...'a traktörün sürücüsü, Güvence Hesabı'na ise traktörün kaza anı itibariyle ZMMS poliçesi bulunmadığından husumet yöneltildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlığın, 2918 sayılı KTK m. 85/1 ve 91/1, Sigortacılık Kanunu m. 14/2-a ve Güvence Hesabı Yönetmeliği m. 9/a hükümleri ile ZMMS Genel Şartları'nın Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı uyarınca TBK'ya aykırı olmayan hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gereklidir. Toplanan delillerden; kazanın gerçekleşmesinde davacının %20 ve ... plakalı traktör sürücüsü davalı ...'ın %80 oranında kusurlu olduğu, davacının yaralanmasına göre sürekli engel halinin oluşmadığı, ancak iyileşme süresi 12 aya kadar uzayabilecek şekilde yaralandığı ve bu dönem zarfında oluşan kazanç kaybı zararının 8.799,50-TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacının maluliyet raporuna karşı itirazlarının, raporda ayrıntılı değerlendirmelerde bulunulduğu ve itirazlar konusunda da açıklama yapıldığı veçhile, kabul edilebilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Hal böyle olunca, sürekli işgöremezlik (efor kaybı) zararının oluşmadığı değerlendirilmiş ve bu yöne ilişkin talep (500-TL) reddedilmiştir. Davalı Güvence Hesabı vekili, geçici iş göremezlik (kazanç kaybı) zararının teminat kapsamında bulunmadığını ve reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, çalışma gücünün azalmasından/yitirilmesinden doğan zararların 6098 sayılı TBK'nun 54. maddesinde vazolunan bedensel zararlardan olduğu ve tedavi giderleri güvencesi içinde kaldığı kabul edilmektedir (Bkz: Yargıtay 4. HD.nin 31.05.2021 tarih ve 3131/2015 sk.). Bu halde, davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazı yersizdir ve reddedilmelidir. 6098 sayılı TBK m. 52'ye göre zarara uğrayan, zararı doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim, tazminat miktarını hafifletebilir. Somut olayda; kaza tarihi itibariyle gerekli ehliyetnameye sahip olmayan davacının çarpmanın etkisi ile tescilsiz motosikletten fırlayıp yere düştüğü ve baş/kulak kısımlarından yaralandığı, kaza tespit tutanağına göre kaskının bulunmadığı ve yine maluliyet raporuna geçirilen ifadesine göre sürüş esnasında kask takmadığı sabittir. Davacı, mahkememizdeki isticvap beyanında, kaza esnasında kask taktığını ifade etmiş ise de bu ifadesine kaza tespit tutanağı ve maluliyet raporuna geçirilen ifadesi karşısında kıymet verilmemiştir. Hal böyle olunca, davacının müterafik kusurunun bulunduğu değerlendirilmiş ve rapor ile belirlenen toplam 8.799,50-TL üzerinden %20 oranında indirim yapılarak 7.039,60-TL üzerinden hüküm kurulmuştur. Takdire bağlı indirim sebebiyle reddedilen kısma tekabül eden yargılama giderleri Yargıtay 17. HD.nin 04.12.2017 tarih ve 5792/11224 sayılı kararı ve müstakar uygulama uyarınca davalıya tahmil edilmiştir. Bu tespit ve değerlendirmeler muvacehesinde; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, geçici işgöremezlik (kazanç kaybı) zararı hakkındaki talep kabul edilmiş, fakat sürekli işgöremezlik (efor kaybı) zararı hakkındaki talep reddedilmiştir. Davalı ...'ın kaza tarihinde, Güvence Hesabı'nın ise yukarıda belirtildiği üzere dava tarihinde temerrüte düştüğü değerlendirilmiş, sigortasız aracın zirai traktör olduğu nazara alınıp avans faizine hükmedilemeyeceği gözetilerek (Bkz: Yargıtay 17.HD.nin 16.04.2018 tarih ve 9883/4176 sk.), belirtilen tarihlerden itibaren yasal faize hükmedilmiştir. İşbu davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı hükümlerine tabi olmadığı değerlendirilmiş (Bkz: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2022 tarih ve 23273/901 sk. ile 29.09.2021 tarih ve 14429/5729 sk.), davadan önceki zorunlu arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Manevi tazminat, zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut olayda; işaret edilen hususlar ve Yargıtay'ın 22.06.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen esaslar dahilinde inceleme yapılmış, tarafların kazadaki kusur oranları ile davacının maluliyet durumu ve kazadan sonra uzun bir süre yoğun bakımda kalmış olması, paranın kaza tarihindeki alım gücü ve tarafların sosyo-ekonomik durumları gibi hususlar hep birlikte değerlendirilmiş, davacı yararına 7.000-TL manevi tazminata hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-Maddi Tazminat davası hakkında olmak üzere; 1-Davanın kısmen kabulüne; i-7.039,60-TL'nin davalı ... yönünden 18.06.2014, Güvence Hesabı yönünden ise 12.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ii-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 480,87-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 350,55-TL'nin mahsubu ile noksan 130,32-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından ödenen 350,55-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 4.382,83-TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre belirlenen 4.147,18-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı Güvence Hesabı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davanın ihbarına yönelik tebligat masrafları olduğu anlaşıldığından davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 7.039,60-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 500-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 9-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, B-Manevi Tazminat davası hakkında olmak üzere; 1-Davanın kısmen kabulüne; i-7.000-TL'nin 18.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, ii-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 478,17-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile noksan 397,47-TL'nin davalı ...'tan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından ödenen 80,70-TL'nin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 7.000-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı ..., davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 7.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, maddi tazminat bakımından davalılar yönünden 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca KESİN, diğer tüm hususlar bakımından gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi, anlatıldı. 25/09/2023

Katip ¸

Hakim ¸

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/203, K. 2023/972, T. 25.09.2023, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-203-e-2023-972-k-018143fb2660