İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/744 E. 2024/930 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/744
Karar No
2024/930
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

*** ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA: DAVACILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... 3- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - [16403-04040-17963] UETS DAVALI : 1- ... - ... [25999-98362-27735] UETS VEKİLLERİ : Av. ... - [16917-19965-45847] UETS Av. ... - [16415-14642-41467] UETS DAVALILAR : 2- ... - ... 3- ...-... VEKİLİ : Av. ... - [16360-63679-38741] UETS

BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN *** ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA: DAVACILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - [16753-57587-76474] UETS DAVALILAR : 2- ... - ... 3- ... -... VEKİLİ : Av. ... - [16360-63679-38741] UETS

3- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - [16917-19965-45847] UETS

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 2021/744 ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 13/08/2021 günü saat 20:00 sıralarında Reşadiye Mahellesi, Komando Caddesi'nden Onurkent Caddesi'ne dönüş mevkiiinde meydana gelen kazada, ... yönetimindeki, ...'e ait 38 ... plakalı özel otonun, kendi şeridinde bisikletle seyir halinde olan ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas numaralı dosyasında açılan davada toplanan delillere göre asli kusurlu olarak araç sürücüsü ...'ün belirlendiğini, 08/08/1986 doğumlu ...'ın 13/08/2021 günü ölmesiyle, eşi ..., 28/05/2017 doğumlu oğlu ... ve 28/05/2017 doğumlu kızı ...'ın eş ve babalarının maddi desteğinden yoksun kaldıklarını, dava ön şartı olarak arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığını ancak taraflar arasında tazminat miktarında bir anlaşma sağlanamadığını, yaşanan elim olay neticesinde eş ve babalarını kaybeden müvekkillerinin tarifi mümkün olmayan üzüntüler yaşadıklarını belirterek trafik kazasında eş ve babalarını kaybeden davacıların, 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, destekten yoksun kalma tazminat tutarları belirlenerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00-TL tazminatın (sigorta şirketi bakımından limiti dahilinde) olay tarihinden işletilecek bankalarca uygulanan en yüksek faizi, ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsili ile müvekkillere verilmesine, 1.500.000,00-TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek bankalarca uygulanan faizi, davalılardan ... ile ...'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkillere ödenmesine; araç sahibi ve sürücünün taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın sigorta şirketine başvurusu üzerine müvekkili şirket tarafından destekten yoksunluk tazminatının iki kez ödendiğini, borcun ifasının önüne geçtiğini, buna göre poliçe limiti destekten yoksun kalan müteveffanın annesi, babası, eşi ve iki çocuğu olmak üzere toplam 5 hak sahibine garameten paylaştırıldığını, bu paylaşıma göre davacı ...'a 249.174,75-TL, ...'a 65.113,74-TL, ...'a 48.366,28-TL olmak üzere toplam 362.654,77-TL tazminat hak edildiğini, bu hesaplama esas alınarak davacılar vekili Av. ...'nun belirtmiş olduğu banka hesabına 25/10/2021 tarihinde 362.654,77-TL ödeme yapıldığını, ancak vekil bu ödemeyi kabul etmeyerek aynen iade ettiğini, bunun üzerine aynı meblağın tekrar 04/11/2021 tarihinde Av. ... hesabına ödendiğini, ancak bu ödemenin de kendilerine iade geldiğini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün 13/08/2021 tarihinde aracı ile seyir halinde iken bisiklet sürücüsü maktül ...'a çarptığını, maktülün hayatını kaybettiğini, meydana gelen ölümlü trafik kazasında asli kusurlunun maktül olduğunu ve açılmış olan davanın haksız olduğunu, maktül ...'ın, trafik akışına göre ters şeritte ve rampa aşağı iner vaziyette kara yolunda seyir halinde olduğu gibi, sevk ve idaresinde bulunan bisikletinde reflektör ve aydınlatma/ikaz sisteminin bulunmadığını, rampa aşağı kontrolsüz şekilde seyir ettiğini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2022/1030 ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin öğretmen oğullarının trafik kazasında hayatını kayıp ettiğini, oğullarının kendilerine maddi ve manevi yönden destek olduğunu, kazaya sebebiyet veren sanıkların Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve 2021/1442 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda ve Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapora göre %100 kusurlu bulunduklarını, müvekkillerinin ölen öğretmen çocuklarını çok zor şartlar altında okutup evlendirdiklerini, müvekkili ...'ın 74 yaşında olduğunu ve eşini hastaneye götürüp getirmekte zorlandığını oğullarının maddi ve manevi desteklerinden yoksun kaldığını, müvekkillerinin çocuklarının vefat etmesi nedeniyle tarifi mümkün olmayan bir üzüntü içinde olduklarını, müvekkillerinin vefat eden çocuklarını çok zor şartlar altında okuttuklarını, öğretmen olmasını sağlayıp evlendirdiklerini, müvekkillerinin oğlu vefat ettiğinde 35 yaşında genç bir fen dersi öğretmeni olup mütevaffa öğrencilerine çok iyi bir öğretmen, anne ve babasına hayırlı bir evlat, iyi bir eş ve baba olup genç yaşta bu kaza nedeniyle hayatını kaybetmesi uzunca bir müddet kabullenilemediklerini, müvekkillerinin oğullarını kaybetmekle bu yaşlarında birden bire çöktüklerini, oğullarının kaybının onların tamamıyle hayata küsmelerine neden olduğunu, zira oğullarının maddi ve manevi desteğinin müvekkillerini ayakta tutmakta olup müvekkillerin en küçük çocukları olan oğullarının anne ve babaya olan sevgisi ve ilgisi diğer çocuklardan çok fazla olduğunu, müvekkili Fatma Hanedar'ın belinden ameliyat olduğunu ve kalıcı bir hasar oluştuğu için yürüyemediğini, müvekkilinin hastalığında birebir hastaneye gidip gelen annesinin hastalığı ile bilgiler alan ve annesinin daha sonra yürüyememesi nedeniyle onu kendi aracı ile hastanelere götürüp getiren evlat olarak anne ve basasının yanında yer alan evlat iken müvekkili Bekir Hanedar'ın oğlunun ölümü sonrası ancak koltuk değneği ile yürüyebilen eşine tek başına yetişemediğini, müvekkillerinin ikisinin de yaşlı insanlar olup oğullarının maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin ekonomik olarak da zor durumda olması nedeniyle adli yardım talebinde bulunduklarını belirterek davanın kabulü ile trafik kazasında çocuklarını kaybeden davacıların, 6100 sayılı Yasa’nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, destekten yoksun kalma tazminat tutarları belirlenerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı müvekkillerinden her biri için ayrı ayrı 25.000,00-TL olmak üzere toplam 50.000,00-TL maddi tazminatın (sigorta şirketi bakımından limiti dahilinde) olay tarihinden işletilecek bankalarca uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsili ile müvekkillerine verilmesine, her bir müvekkili için ayrı ayrı olmak üzere 125.000,00'şer TL'den toplam 250.000,00-TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek bankalarca uygulanan faizi ile davalılardan ... ile ...'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine; araç sahibi ve sürücünün taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, dava harç, masraf, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini ve dosyanın Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/744 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinde müteveffanın eşi ve çocuklarının kaza tarihinde hayatta anlaşılmakta olduğundan bu payların ayrılarak hesaplama yapılmasının gerektiği, zira poliçe limiti dahilinde müteveffanın eşi ve çocuklarının destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanacağının aşikar olduğunu, dolayısı ile anne ve babanın dava dışı olsalar bile payları ayrılarak hesaplama yapılması gerektiğini, başvuranın talebine konu "destekten yoksun kalma tazminatına" ilişkin tazminat hesabının ZMS Sigortası Genel Şartları A.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasının ve destek tazminatı zararının, 01/06/2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini, aksi bir hesaplamanın kanuna ve genel şartlara aykırı olacağını, davacı tarafın ve müteveffanın herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılmasını, davacıların ve müteveffanın, bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde, bu kurum tarafından yapılan ödemelerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, belgeyle gelirin ispat edilemedigi halde asgari ücretin esas alınmasına ilişkin yerleşik Yargıtay uygulamalarının gözetilmesini, davacıların müvekkili şirkete 18/10/2021 tarihinde başvuru yaptıklarını ve müvekkili tarafından ilk ödemenin 25/10/2021 tarihinde yapıldığını, işbu tarihlere de bakıldığında müvekkili şirketin temerrüde dahi düşmeden tüm poliçe limitini ödemiş olduğu gözetildiğinde faiz ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davacıların müteveffanın net gelirini ispat edememesi halinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün 13/08/2021 tarihinde aracı ile seyir halinde iken bisiklet sürücüsü maktül ...'a çarptığını, maktülün hayatını kaybettiğini, meydana gelen ölümlü trafik kazasında asli kusurlunun maktül olduğunu ve açılmış olan davanın haksız olduğunu, maktül ...'ın, trafik akışına göre ters şeritte ve rampa aşağı iner vaziyette kara yolunda seyir halinde olduğu gibi, sevk ve idaresinde bulunan bisikletinde reflektör ve aydınlatma/ikaz sisteminin bulunmadığını, rampa aşağı kontrolsüz şekilde seyir ettiğini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Asıl ve birleşen dava dosyasında davacılar tarafından; kaza tutanaklarına, ifadelere, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, trafik kayıtlarına, nüfus aile tablosuna, tanık anlatımlarına, SGK kayıtlarına, sosyal ve ekonomik durum araştırmalarına, bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. Asıl ve birleşen dava dosyasında davalı ...Ş. tarafından; 10/05/2021 - 10/05/2022 vadeli 4933690 numaralı ZMSS poliçesiçesine, ödemeye esas aktüer raporuna, 25/10/2021 tarihli ve 04/11/2021 tarihli ödeme dekontlarına, iade dönen bankacılık ekran görüntülerine, davalı ... şirketine yapılan kaşeli başvuru evraklarına, kazaya dair tutanaklara ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. Asıl ve birleşen dava dosyasında davalılar ... ile ... tarafından Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas *** Karar sayılı ilamına, bilirkişi incelemesine ve tanık beyanlarına delil olarak dayanılmıştır.

Uyap sisteminden davacıların ve müteveffa ...'ın aile nüfus kayıt tablosu çıkartılarak dosyamız arasına alınmıştır. Davacılar ..., ... ve ...'ın T.C. numaraları, açık kimlik ve adres bilgileri belirtilmek suretiyle Talas İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacıların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmıştır. İlgili emniyet müdürlüğünden yazı cevapları gönderilmiştir. Davacıların desteği olduğu bildirilen müteveffa ...'ın T.C. numarası, açık kimlik ve adres bilgileri belirtilmek suretiyle Talas İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak müteveffa ...'ın vefatından önceki sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması istenmiştir. İlgili emniyet müdürlüğünden yazı cevabı gönderilmiştir. Davalılar ... ve ...'ün T.C. numaraları, açık kimlik ve adres bilgileri belirtilmek suretiyle Talas İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak bu davalıların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması istenmiştir. İlgili emniyet müdürlüğünden yazı cevapları gönderilmiştir. Müteveffa ...'ın T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilerek Talas İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ...'ın 13/08/2021 tarihinde vefat etmesinden önce Durak Hava Demir Orta Okulu'nda Fen Bilimleri Öğretmeni olarak çalıştığı anlaşılmakla 13/08/2021 tarihinde vefat etmesinden önce gelirini gösterir son 5 aylık maaş bordro örneğinin gönderilmesinin istenilmiştir. Bu müzekkeremize 09/06/2022 tarihli yazı ile cevap verilmiştir. Davalı ...'ün T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilerek Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak Kayseri Kapalı Ceza İnfaz Kurulunda hüküm özlü olduğu bildirilen ... hakkında kısıtlama ve vasi tayin kararı olup olmadığının, aldığı cezalar varsa bunların kısıtlanıp vasi tayin edilmesini gerektirip gerektirmediğini, vasi tayin edilmişse vasisinin T.C. kimlik numarası, açık kimlik ve adres bilgilerini, ayrıca ... tahliye edilmişse tahliye tarihinin bildirilmesi, varsa sorulan hususlara ilişkin kayıt, karar ve belge örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 10/06/2022 tarihli yazı ile cevap verilmiştir. Davacıların ve davalılar ... ve ...'ün ve birleşen dosya davacıları ... ve ...'ın T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgilerinin belirtilmesi suretiyle, davalı ...Ş. Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, acente no: ***, poliçe no: *** sayılı ZMMS poliçesi ile sigortalı olan, davalı sigortalı ... adına trafikte kayıtlı 38 ... plaka sayılı aracın Kayseri İli, Talas İlçesi, Reşadiye Mahallesi'nde bisiklet sürücüsü ...'a çarpması ile 13/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ...'ın ölümü nedeniyle, destekten yoksun kalma zararı nedeniyle ... Sigorta A.Ş.'ne KTK'nın 97. maddesi uyarınca hangi tarihte başvuruda bulunduklarının ve akıbetinin sorulmasına, başvuru tarihini gösterir kayıt ve belgelerin, sigorta poliçesinin, hasar dosyasının, davacılara ve/veya bu poliçe ve kaza ile ilgili sair kişilere yapılan ödemeler varsa ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler ile ilgili sair tüm kayıt ve belgelerin okunaklı birer sureti istenilmiştir. 08/06/2022 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Davacılar ..., ... ve ..., birleşen dosya davacıları ... ve ...'ın ile müteveffa ...'ın T.C. kimlik numaraları ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Kayseri Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak; davacıların sigortalı olup olmadığının, çalışıyorlarsa aylık ücretinin ne olduğunun sorulmasına, müteveffa ...'ın vefat tarihinden önce sigortalı olup olmadığının, çalışıyorsa aylık ücretinin ne olduğunun sorulmasına, Müteveffa ...'ın 13/08/2021 tarihinde trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle SGK tarafından davacılara rücua tabi maaş veya gelir bağlanıp bağlanmadığının yahut ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuştur. 11/11/2021 ve 24/01/2022 tarihli yazılar ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş, dosyanın Uyap kayıtları dosyamız arasına alınmıştır. Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak 38 ... plakalı aracın 13/08/2021 kaza tarihi itibariyle malikini gösteren trafik kaydının gönderilmesi istenilmiştir. Türkiye Noterler Birliği'nce 17/01/2022 tarihli yazı ile araç kayıtları gönderilmiştir. Yargılama sırasında taraflarca bildirilen tanıklar usulünce dinlenmişlerdir. Asıl dosyada davacılar tanığı ... duruşmada; "Davacı ... benim kız kardeşim olur, diğer davacılar ise yeğenimdir. Kız kardeşim Canan ve onun eşi ... öğretmendi. Ortalama aylık 12.000,00-TL civarında maaşları vardı. Cafer'in vefatından önce eve iki öğretmen maaşı girdiği için rahatlıkla geçiniyorlardı. Cafer sağlığında bankadan ev kredisi çekmişti, sigorta şirketinin kendiliğinden yaptığı hayat sigortası yenilemesini de iptal ettirmişti. Bu nedenle ev kredisi borcunu sigorta şirketi karşılamadı. Cafer vefat ettikten sonra davacı kız kardeşim ve çocukları Cafer'in vefatından önceki ekonomik rahatlığı kaybettiler, yani ekonomik olarak sıkıntı çektiler. Kardeşleri olarak ben onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Köyde bahçemiz var. Orada yetiştirdiğimiz ürünlerden davacılara getirerek onlara destek olmaya çalışıyoruz. Çocukları ikizdir ve beş yaşındadırlar. Davacıların kredi borcunu karşılayacak herhangi bir mal varlığı yok. oturdukları apartman dairesi kendilerine aittir. Bir de arabaları var. Bunun dışında başka bir mal varlığı olduğunu ben bilmiyorum. Şu an bankadan çekilen kredi borcunu kız kardeşim Canan ödüyor. Tam bilmiyorum ama 30 ay civarında taksitinin kaldığını tahmin ediyorum. Yanılmıyorsam aylık ödemesi 6.500,00-TL civarındaydı. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Asıl dosyada davacılar tanığı ... duruşmada; "Ben davacıları tanırım. Davalı ... ve ...'ü ise bilmem. Ben öğretmenlik yapıyorum. Davacılardan Duru ve Tuğra benim öğrencim olur. Davacı ... ise öğretmen olduğu için mesai arkadaşımdır. Geçen yıl sadece Tuğra'nın öğretmeniydim. Bu yıl hem Duru, hem de Tuğra'nın öğretmeniyim. Tuğra'yı geçen yıldan beri tanıdığım için babasının vefatından sonra davranış değişikliği olduğunu tespit ettim. Çok konuşkan bir çocuktu. Babasının vefatından sonra sürekli olarak babasının öldüğünden bahsediyor. Daha pasif bir çocuk haline geldi. Bunu Duru için söyleyemem. Çünkü Tuğra ile iki yıldır beraberiz, onun öğretmenliğini yapıyorum. Bu nedenle onu daha iyi gözlemleme imkanım oldu. Davacı ... ile aynı okulda öğretmenlik yapıyoruz. Eşinin kaybı onun için büyük bir yıkım oldu, hala toparlandığını düşünmüyorum. Benim bildiklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Asıl dosyada davacılar tanığı ... duruşmada; "Ben davacıların apartmandan komşusuyum. Psikolojik danışman olarak görev yaparım. Benim de çocuklarım var. Davacılar Duru ve Tuğra'nın arkadaşıdır. ...'ın vefatından sonra gerek Canan Hanım için gerekse çocuklar için bu yıkımı nasıl atlatabilecekleri hususunda görüşmeler ve konuşmalarda bulundum. Davacı ... eşinin vefatından sonra artık tek başına bir hayat sürdüğü için zorlandı, hatta ev değiştirme süreci bile gündeme geldi. Biz bu süreçte hem komşusu hem de psikolojik danışman olarak kendilerine destek olabileceğimizi, burada kalarak yaşadıkları travmayı daha kolay atlatabileceklerini söyledim. Davacı çocuklar sürekli olarak babalarını soruyorlardı ve bu konuda sorularına yanıt istiyorlardı. Ben bu yönüyle de davacılara destek olmak amacıyla kendilerine sürekli görüşmelerde bulundum. ...'ın vefatından önce davacılar ben ve benim ailem hep birlikte daha çok dışarı çıkıp gezerdik. Vefattan sonra bunu yapamadık. Çocuklar eğlensin diye parka götürürdük. Bunları şu an yapamıyoruz. Çocuklar artık hiç bir yere gidemiyor diye bizim eve geliyorlar. Bizim çocukların yanında oynuyorlar. Ayrıca Canan Hanım çalıştığı kurumda eşi Cafer'in vefatından sonra bulunan psikolojik danışmandan destek almaktadır. Eşinin vefatından önce böyle bir şey yoktu. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalılar ... ve ... tanığı ... duruşmada; "Ben 13/08/2021 tarihli trafik kazasını görmedim ama kaza olduktan 5 dakika sonra kaza yerindeydim. Akşam 20:00 de bana telefon geldi. 20:05 de biz kaza yerindeydik. Yerde ... yatıyordu. Eşim de elektrik direğinin hemen altında oturuyordu. Oraya oturtmuşlar. Şoka girmişti, ağlıyordu. Eşimin tansiyon, şeker, kolestrol ve psikolojik rahatsızlığı olduğu için yanına gidip teselli verdim, arkasından ...'ın yanına gittim. Halen yaşıyordu, onun başında ağladım. Eşimin arabası yolun sağ tarafına yakındı. Ama iki şeritli yolun sol tarafına doğru kırılmış şekildeydi. Ben eşimin yanındayken ...'ın telefon görüşmesine şahit oldum. Telefonda birisine biz camide namaz kıldık iniyorduk, bir araba geldi Cafer'e çarptı, şimdi yerde yatıyor, kimi arayacağımı bilemedim dedi. Sonra onun yanına polis memuru geldi. Siz nereden geliyordunuz diye sordu. O da Komando Caddesi'ni gösterdi. Yani gelmedikleri yeri gösterdi. Neden gelmedikleri yeri gösterdiğini bilmiyorum. Sonra eşim Mustafa yalan söylüyorlar, onlar yukarıdan geliyorlardı dedi. Ben de polis memuruna ...'ın yalan söylediğini, yukarıdan geliyor olduklarını söyledim. Polis memuru bize bunlar sonraki iş, onlar halledilir dedi. Bisiklet elektrik direğinin tam yanında duruyordu. ... da bisiklet ile gidiyormuş o da iki bisikleti yoldan almış direğin altına koymuş. ...'ın bisikletinin reflektörü yanmıyordu. Kazanın olduğu yerde çok aydınlatma yoktu, alaca karanlıktı. Sola dönüş yaparken görüş mesafesi yolda çok yok. Eşim bana sola dönerken 40-50 kilometre hızla girdim dedi. Sonra karşısına beyaz bir şey geldiğini söyledi. ... o gün bisikleti ile beyaz bir kıyafet giymiş halde eşimin şeridinden yokuş aşağı geliyormuş. Eşim onu kurtarmak için direksiyonu sola kırmış. O anda kaza olmuş. Yol kuruydu. Olaydan sonra ben araştırdım. Muhtar ve oradaki bir villadan çocuk ile konuştum. Çocuk bana olayı gördüğünü söyledi sonra korktu şahitlik yapmadı. Muhtar ceza mahkemesinde şahitlik yapacaktı. Sonra bana mesaj atmış, avukatı itibarın sarsılır deyince şahitlik yapmaktan vazgeçmiş. Ceza mahkemesi dosyasında ben şahitlik yapmadım. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalılar ... ve ... tanığı ...r duruşmada; "Davalılardan ... teyzemin çocuğu olur. Davalı ... ise teyzemin kocası olur. Bu nedenle sözünü ettiğim davalıları tanırım. Ben bu mahkemedeki davalara konu edilen 13/08/2021 tarihinde meydana gelen kazayı tam olarak görmedim. Olay günü kazanın gerçekleştiği saatte ben evdeydim. Yengeme bir telefon geldi ve kazanın olduğunu söylediler. Ben bunu öğrenince kazanın olduğu yere gittim. Olay yerine geldiğimde ... arabanın tam önünde yatıyordu. Hareketsiz vaziyetteydi ama yaşıyordu. ... ise şoka girmiş vaziyetteydi. ... isimli kişi bir tır şoförüymüş galiba oradan biriyle tartışıyordu. Tartışmaları sırasında tır şoförü ...'a siz haksızsınız, ben olayı gördüm bu adamın bir suçu yoktur dedi. Suçu yok dediği kişi ...dü. ... tır şoförünün üstüne yürüdü, sen ne biliyorsun gibi şeyler söyledi. Orada bulunan polis tır şoförünü uzaklaştırdı. Ancak ben kazayı ve kazanın oluşumunu görmediğim için kimin haklı kimin haksız olduğunu bilemem. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı ...Ş.'ne müzekkere yazılarak birleşen dosya davacılarının hangi tarihte ... Sigorta A.Ş.'ne başvurdukları ve akıbetinin sorulmuş, başvuru kayıt tarihini gösterir belgelerin, başvuru belgesinin ekleri ile birlikte örneklerinin, açılan hasar dosyası içindeki tüm kayıt ve belgelerin, ödeme varsa ödemeye ilişkin kayıt ve belgelerin, banka dekontalarının, sulh ve ibra belgesinin bir örneğinin gönderilmesi istenilmiştir. Davalı ... tarafından istenilen belgelerin sunulduğu anlaşılmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'na müzekkere yazılmış, dava dosyası ve eklerinin müzekkere ile birlikte Adli Tıp Kurumu'na gönderilmiş; iddia, savunma, trafik kaza tespit tutanağı, Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dava dosyası, davalı ... şirketinin hasar dosyası ve diğer tüm delillerin incelenerek 13/08/2021 tarihli trafik kazasının oluşumunda kim veya kimlerin ne oranda kusurlu olduğu konusunda hüküm vermeye ve denetime elverişli ayrıntılı rapor düzenlenmesi istenilmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'nca düzenlenen 24/01/2023 tarihli raporda özetle; "Davalı sürücü ...'ün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ın kusursuz olduğu" belirtilmiştir. İlgili delillerin toplanmasından sonra HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir aktüer bilirkişiye tevdine, HMK'nun 273. maddesi gereğince asıl ve birleşen dava dosyasında iddia, savunma, nüfus kayıtları, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan kusur raporu, sosyal ve ekonomik durum araştırmaları, SGK kayıtları, sigorta poliçesi, hasar dosyası ile taraflarca sunulan ve mahkememizce celp edilen tüm delillere göre asıl ve birleşen dosya davacılarının varsa aktüer zararlarına ilişkin hesaplamaların yapılması ve miktarının tespiti, sigorta poliçesinin teminat limiti konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir. Görevlendirilen Aktüer Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28/03/2024 tarihli raporda özetle; "Asıl davada davaya konu kazada desteğini yitiren; davacı çocuk ...'ın destek zararının 636.066,84-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 34.749,47-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı çocuk ...'ın destek zararının 923.356,76-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 50.444,63-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı eş ...'ın destek zararının 4.827.242,96-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 263.720,89-TL ile sınırlı olmak üzere), birleşen davada davaya konu kazada desteğini yitiren; davacı baba ...'ın destek zararının 372.774,99-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 20.365,36-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı anne ...'ın destek zararının 1.111.434,64-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 60.719,66-TL ile sınırlı olmak üzere) olduğu kanaatinde olduğu" belirtilmiştir. Asıl ve birleşen dava dosyalarında davacılara HMK'nun 107/2. maddesi uyarınca alacaklarını tam ve kesin olarak belirlemeleri (talep artırım dilekçeleri vermeleri) için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı taktirde asıl dava dosyasındaki ve birleşen dava dosyasındaki dava dilekçelerinin talep sonucunda belirtilen miktar ve değer üzerinden davanın görülüp karara bağlanacağı asıl dosyada davacılar vekiline ve birleşen dosyada davacılar vekiline ayrı ayrı ihtar edilmiştir. Asıl dava dosyasında davacılar vekili 16/05/2024 tarihli dilekçesi ile; "... davamızın kabulü ile davalı ... şirketinden sorumlu olduğu miktar kadar (kaza tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte), kalan miktarın ise diğer davalılardan müşterek ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte talep ediyoruz. Dilekçemizde fazlaya ilişkin arttırım hakkımızı saklı tuttuğumuzu belirtmemiz üzerine 500.000,00-TL maddi tazminat davası değerini; ... yönünden 100.000-TL olarak belirlediğimiz maddi tazminat talebimizi 823.356,76-TL arttırarak 923.356,76- TL'ye (50.444,63-TL davalı ... şirketinden karşılanmak üzere), ... yönünden 100.000,00-TL olarak belirlediğimiz maddi tazminat talebimizi 536.066,84-TL arttırarak 636.066,84-TL'ye (34.749,47-TL davalı ... şirketinden karşılanmak üzere) ve ... yönünden 300.000,00-TL olarak belirlediğimiz maddi tazminat talebimizi 4.527.242,96-TL arttırarak 4.827.242,96-TL'ye (263.720,89-TL davalı ... şirketinden karşılanmak üzere) çıkartıyoruz. Toplamda ise 500.000,00-TL olan maddi tazminat talebimizi iş bu dilekçemiz ile 5.886.666,56-TL arttırarak toplamda 6.386.666,56-TL'ye çıkarıyoruz. Ayrıca dava arttırım değeri kapsamında 500.000,00-TL olarak belirlediğimiz maddi tazminat dava değerimizi 5.886.666,56-TL arttırarak 6.386.666,56-TL'ye çıkarttığımıza ilişkin dilekçemizden bu esas değer üzerinden karar verilmesine; yargılama giderleri ile hem dava hem de arabuluculuk vekalet ücretlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini saygılarımızla bilvekale arz ve talep ederiz. ..." şeklinde beyanda bulunmuş ve 21/05/2024 tarihli makbuz ile eksik tamamlama harcının tamamlandığı anlaşılmıştır. Bu dilekçesinin bir örneği davalılara usulünce tebliğ edilmiştir. Birleşen dava dosyasında davacılar vekili 17/05/2024 tarihli dilekçe ile; "Müvekkil ... için dava dilekçemiz ile 25.000,00-TL olarak talep ettiğimiz destek zararını 347.774,99- TL daha attırarak 372.774,99-TL'ye ( sigorta şirketinin sorumluluğu 20.365,36-TL ile sınırlı olmak üzere) çıkartıyoruz. Söz konusu tazminatın kaza tarihinden işletilecek bankalarca uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini, müvekkil ... için dava dilekçemiz ile 25.000,00-TL olarak talep ettiğimiz destek zararını 1.086.434,64-TL daha attırarak 1.111.434,64-TL'ye (sigorta şirketinin sorumluluğu 60.719,66-TL ile sınırlı olmak üzere) çıkartıyoruz. Söz konusu tazminatın kaza tarihinden işletilecek bankalarca uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ederiz. ..." şeklinde beyanda bulunmuş ve 21/05/2024 tarihli makbuz ile eksik tamamlama harcının tamamlandığı anlaşılmıştır. Bu dilekçesinin bir örneği davalılara usulünce tebliğ edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dosyada dava, 13/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ...'ın vefatı nedeni ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemlerine istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile birlikte araç sürücüsüne ve araç malikine karşı açılmıştır. Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava dosyasında yargılama mahkememiz heyeti tarafından yazılı yargılama usulüne göre yürütülerek sonlandırılmıştır. Davanın trafik kazası nedeniyle bir miktar maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı ... ve ...'e ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının bizatihi uyuşmazlık konusu olmadığı, HMK'nun 389/1. maddesinin yasal koşulları bulunmadığı dikkate alınarak, asıl dosyada davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 27/10/2021 tarihli ara karar düzenlenmiştir. Asıl dosyada dava dilekçesinde ayrı ayrı miktar belirtilmeksizin her üç davacı için toplam 500.000,00-TL destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat ve yine her üç davacı için toplam 1.500.000,00-TL manevi tazminat talep edildiği görülmekle HMK'nun 31. maddesi gereği davacılar vekiline her bir davacı için talep edilen destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat miktarının kaçar TL olduğunu ve yine her bir davacı için talep edilen manevi tazminat miktarının kaçar TL olduğunu açıklamak üzere kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı taktirde dava dilekçesinde toplam olarak talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının her üç davacı yönünden eşit olarak (1/3) talep edilmiş sayılacağı anılan davacılar vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Asıl dosya davacıları tarafından bu konuda talep açıklaması yapılmamıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları; 13/08/2021 tarihindeki trafik kazasının oluşumunda kimin ne oranda kusurlu olduğu, bu kaza neticesine ...'ın ölümü nedeni ile asıl ve birleşen dosyada davacıların destek zararı ve manevi zararı olup olmadığı, varsa dava dilekçesinde talep edildiği şekil itibari ile davalıların bu zararlardan sorumlu olup olmadıkları, davalı ... yönünden temerrüt koşullarının oluşup oluşmadığı konularında toplanmaktadır. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı ... nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalıolduğundan asıl ve birleşen davada davacıların, davalı ... şirketine başvurduğu ve burada hasar dosyasının açıldığı, dolayısıyla asıl ve birleşen dosya davacılarının yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Zorunlu arabuluculuk dava şartının değerlendirmesinde; Dava dosyası kapsamında mevcut arabuluculuk tutanaklarının incelenmesinde asıl ve birleşen davada, davacı tarafın davalılar yönünden arabuluculuğa başvurduğu ve anlaşamadıklarına dair son tutanakların düzenlendiği görülmüştür. Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde; Asıl ve birleşen dosyada dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320). Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321). Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda da; asıl ve birleşen davada davalılar cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Davalıların davaya cevap dilekçelerinden de anlaşılmaktadır ki; asıl ve birleşen davada davacıların alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; asıl ve birleşen davada davacıların belirsiz alacak davası açmalarında hukuki yararları vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açmaları hukuken mümkündür. Kusur durumunun değerlendirmesinde; 13/08/2021 günü saat 19:55 sıralarında müteveffa sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki bisiklet ile Atataürk Caddesi istikametinde Komando Caddesi'ni takiben seyir halinde iken olay mahalli Onurkent Caddesi kavşağına geldiğinde aracının sol kısımlarına; iki yönlü yolun karşı yön bölümünden gelen ve olay mahalli kavşaktan kendi seyir yönünün soluna dönüş manevrası yapmakta olan davalı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki 38 ... plaka sayılı otomobilin ön kısımlarıyla çarpması neticesi dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkememizce Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'dan alınan 24/01/2023 tarihli raporda özetle; "... a) Davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti aydınlatma bulunan meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, olay mahalli kavşağa geldiğinde seyir istikametinin soluna dönüş manevrasına başlamadan önce diğer kavşak kollarından kavşağa yaklaşmakta olan taşıt trafiğine dair gerekli ve yeterli kontrolleri yapması, iki yönlü yolun karşı yön bölümünden gelen ve seyrine düz devam etmek isteyen müteveffa sürücü idaresindeki bisiklete ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce ve dar açıyla yaptığı sola dönüş manevrasıyla müteveffa sürücü idaresindeki bisiklete çarptığı anlaşılmakla, meydana gelen olayda asli kusurludur. b) Müteveffa sürücü ..., sevk ve idaresindeki bisiklet ile gece vakti aydınlatma bulunan meskun mahalde seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde idaresindeki aracın sol kısımlarına; iki yönlü yolun karşı yön bölümünden gelen ve olay mahalli kavşaktan kendi seyir yönünü soluna dönüş manevrası yapmakta olan davalı sürücü idaresindeki otomobilin çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Sonuç olarak davalı sürücü ...'ün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ın kusursuz olduğu" belirtilmiştir. Bu rapor dosya kapsamında bulunan tüm delillerle örtüşmekte olup yasal dayanaklarının açıklandığı, denetime ve hüküm vermeye olduğu dikkate alınarak mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Destekten yoksun kalma zararına ilişkin değerlendirmede; Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "Destekten yoksun kalma zararı" ile "Destekten yoksun kalma tazminatı" kavramaları incelenmelidir. Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir. Destekten yoksun kalma zararı TBK'nun 53. maddesinde yer almaktadır. Madde aynen; "Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken "özellikle şunlardır" demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır. TBK'nun 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna "destekten yoksun kalma tazminatı" denir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır. Destek zararından bahsedebilmek için destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli imkânlardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma şartı gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. "Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır." (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/06/2018 tarihli ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/06/2011 tarihli ve 2011/17-142 E., 2011/17-411 K.; 20/04/2011 tarihli ve 2011/17-34 E., 2011/216 K.; 14/03/2019 tarihli ve 2017/1089 E., 2019/294 K. sayılı kararları). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır." şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 tarihli ve 2005/4-648 E., 2005/691 K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 tarihli ve 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Somut uyuşmazlık irdelendiğinde; müteveffa ...'ın destek tazminatı isteyen asıl dosya davacıları ...'ın eşi, ... ve ...'ın oğlu ve birleşen dosya davacıları ... ve ...'ın oğlu olduğu, ...'ın ölümü ile asıl ve birleşen dosyada davacıların destek zararı oluştuğu değerlendirilmiştir. Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede; Mahkememizce görevlendirilen aktüer bilirkişi Aktüer Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28/03/2024 tarihli raporda özetle; "Asıl davada davaya konu kazada desteğini yitiren; davacı çocuk ...'ın destek zararının 636.066,84-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 34.749,47-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı çocuk ...'ın destek zararının 923.356,76-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 50.444,63-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı eş ...'ın destek zararının 4.827.242,96-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 263.720,89-TL ile sınırlı olmak üzere), birleşen davada davaya konu kazada desteğini yitiren; davacı baba ...'ın destek zararının 372.774,99-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 20.365,36-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı anne ...'ın destek zararının 1.111.434,64-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 60.719,66-TL ile sınırlı olmak üzere) olduğu kanaatinde olduğu" belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "Genel Şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı ilamı). Yukarıda sözü edilen tüm nedenlerden ötürü aktüer bilirkişinin raporundaki hesaplama yönteminin Yargıtay'ın istikrar kazanmış yerleşik uygulamaları doğrultusunda olduğu dikkate alınarak davalıların aksine itirazlarına itibar edilmemiştir.Aktüer Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28/03/2024 tarihlik rapor, dosya kapsamıyla örtüştüğü ve mevcut yargı ve mevzuat uygulamasına uygun olduğu değerlendirilmiştir. Davacıların talep arttırım dilekçesi incelendiğinde; Asıl dosyada davacılar vekili16/05/2024 tarihli talep arttırım dilekçesinde ve birleşen dosyada davacılar vekili 17/05/2024 tarihli talep arttırım dilekçesinde maddi tazminat yönünden taleplerini arttırdığını beyan etmişler, tamamlama harçlarını yatırmışlar ve asıl ve birleşen davada talep artırım dilekçelerinin birer örneği davalılara usulünce tebliğ edilmiştir. Davalıların sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede; Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir. Dosya kapsamına göre davalı ...'nin ZMMS poliçesi nedeniyle, davalı ...'ün işleten sıfatı ile, davalı ...'ün ise sürücü olması nedeniyle haksız fiil hükümlerine göre meydana gelen zararlardan sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiştir. Müteselsil sorumluluğu ilişkin değerlendirmede; Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar 6098 sayılı Kanun'un 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (6098 sayılı Kanun 162/1) Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (6098 sayılı Kanun 163/2) Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (6098 sayılı Kanun 163/1) Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur. (6098 sayılı kanun 166/1) Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (6098 sayılı Kanun 166/3) Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (6098 sayılı Kanun 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez. Eldeki asıl ve birleşen davada davalılar arasında müteselsil sorumluluk söz konusudur. Temerrüt tarihi yönünden yapılan değerlendirmede; Davalı ... şirketleri kazaya neden olan araçların ZMMS sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta dosya kapsamındaki delillere göre; asıl davada davacılar vekilinin ... Sigorta A.Ş.'ne 18/10/2021 tarihinde başvuruda bulundukları anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün sonunda temerrüt gerçekleşeceğinden; davalı ...Ş. yönünden temerrüt tarihinin 01/11/2021 olduğu değerlendirilmiştir. Birleşen davada ise davacıların dava tarihinden önce KTK'nun 97. maddesi uyarınca davalı ... şirketine başvurusu bulunmamaktadır. Yargılama sırasında birleşen dosya davacılarına mahkememizce verilen kesin süre üzerine KTK'nun 97. maddesi uyarınca zorunlu başvuru koşulu yerine getirilmiştir. Bu nedenle birleşen dava yönünden davalı ...Ş.'nin arabuluculuk tarihi itibarı ile temerrüde düştüğü tespit edilmiş ve arabuluculuk başvuru tarihi olan 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi gerekmiştir. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir. Buna göre asıl ve birleşen davalarda işleten ve sürücü olan davalıların hükmedilen tazminatlardan trafik kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. Faize ilişkin değerlendirmede; Kazaya karışan 38 ... plaka sayılı aracın Tofaş Fiat Şahin S marka hususi araç olduğu dosya kapsamındaki belgelerden görülmektedir. Asıl ve birleşen davada davacıların dava dilekçelerinde hükmedilecek tazminatlara bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesini talep etmişlerdir. Kazaya karışan bu aracın kaydında hususi otomobil olmasından dolayı hükmedilen tazminatlara bankalarca uygulanan en yüksek faiz yahut ticari faiz yürütülemeyeceğinden, yasal faize hükmedilmesi gerekmiştir. Bu nedenle asıl ve birleşen davada kaza yapan aracın ticari olmaması nedeniyle bankalarca uygulanan en yüksek faiz isteminin yersiz olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu edilen manevi zarar istemlerine ilişkin değerlendirmede; Zaman itibarı ile somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünü zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedelsel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarında da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca 22/06/1966 tarih ve 2/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda manevi tazminat, bir ceza ya da gerçek anlamda bir tazminat olmayıp, zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araç olabileceğini belirtmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan bütün delilere göre kazanın oluş şekli, kazanın oluşumunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'ndan alınan ve mahkememizce benimsenen 24/01/2023 tarihli raporda davalı sürücü ...'ün %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ın kusursuz olduğu, bu kaza nedeniyle asıl dosya davacıları ...'ın eşi, ... ve ...'ın oğlu ve birleşen dosya davacıları ... ve ...'ın oğlu olan ...'ın vefat ettiği, bu nedenle asıl ve birleşen dosyada davacıların 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinin 2. fıkrası uyarınca manevi tazminat talep etmekte haklı oldukları kanaatine varılmıştır. Bu olay nedeniyle davacıların duyduğu elem ve üzüntüler, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri, TBK'nun 56. maddesinin hükmü ve az yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı bir arada değerlendirildiğinde davacıların manevi tazminat talebinde haklı olduğu değerlendirilmiştir. Asıl dosyada davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 400.000,00-TL, davacı ... için 250.000,00-TL ve davacı ... için 250.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, sübut bulmadığından dolayı davacıların asıl dosya davacılarının davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, birleşen dosyada davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 100.000,00-TL ve davacı ... için 100.000,00-TL manevi tazminatın 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, sübut bulmadığından dolayı davacıların birleşen dosya davacılarının davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, yine az yukarıda açıklandığı üzere kazaya karışan aracın hususi otomobil olarak kullanıldığı dikkate alınarak asıl ve birleşen dosyada davacıların hükmedilen manevi tazminatlara bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin reddi ile yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir. Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre; Dosya kapsamındaki tüm deliller ve yukarıda yapılan izahatlar karşısında *** Esas sayılı asıl dava dosyasında; davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile 4.827.242,96-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 263.720,89-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 01/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 4.827.242,96-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile 923.356,76-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkim maddi tazminattan davalı ...Ş'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 50.444,63-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 01/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 923.356,76-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile 636.066,84-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...Ş'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 34.749,47-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 01/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 636.066,84-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacılar ..., ... ve ... için hükmedilen tazminatlara tüm davalılar yönünden bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin ve davalı ...Ş yönünden trafik kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminin reddine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 400.000,00-TL, davacı ... için 250.000,00-TL ve davacı ... için 250.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, davacıların hükmedilen manevi tazminatlara bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin reddine, birleşen *** Esas sayılı dava dosyasında; davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile 1.111.434,64-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 60.719,66-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan arabuluculuk başvuru tarihi 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 1.111.434,64-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile 372.774,99-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 20.365,36 TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan arabuluculuk başvuru tarihi 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 372.774,99-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacılar ... ve ... için hükmedilen maddi tazminatlara tüm davalılar yönünden bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin ve davalı ...Ş. yönünden trafik kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminin reddine, Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 100.000,00-TL ve davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, davacıların hükmedilen manevi tazminatlara bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 07/05/2018 tarihli 2015/10278 Esas ve 2018/4704 Karar sayılı emsal içtihadı da dikkate alınarak davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü yer almaktadır. Bu husus dikkate alınmak suretiyle ret edilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiştir. Asıl dosyada davacılar vekilinin harç iade istemi değerlendirildiğinde; Asıl dosyada davacılar vekili duruşmalarda ve 14/10/2024 tarihli dilekçesinde fazla yatırdıkları harcın kendilerine iadesini talep etmiştir. Harçlar Kanunu'nun "nispi harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 28 maddesinde; "(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir.: a) (Değişik: 23/7/2010-6009/18 md.) Karar ve ilam harcı, "Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. ..." denilmektedir. Anılan mevzuat kapsamında davacının yatırması gereken toplam harç tutarı hesaplandığında asıl dava dosyasında dava ve 20/05/2024 tarihli talep artırım dilekçelerine göre davacıların maddi tazminat talebinin toplamda 6.386.666,56-TL olduğu, Harçlar Kanunu 28. maddesi uyarınca hesaplama yapıldığında 6.386.666,56-TL X 68,31/20000 = 21.813,66-TL olduğu, davacı tarafça davanın açılışı sırasında 6.831,00-TL peşin harç ve 100.529,54-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 107.360,54-TL harç yatırıldığı, bu miktardan davacıların yatırması gereken 21.813,66-TL mahsup edildiğinde fazladan 85.546,88-TL harç yatırıldığı, davacılar vekilinin fazla yatırılan harcın iadesi talebinde haklı olduğu anlaşılmakla fazla yatırdıkları harcın asıl dosya davacılarına iadesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A) *** ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA: 1-Davacı ...'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile 4.827.242,96-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 263.720,89-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 01/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 4.827.242,96- TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, 2-Davacı ...'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile 923.356,76-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkim maddi tazminattan davalı ...Ş.'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 50.444,63 TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 01/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 923.356,76-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, 3-Davacı ...'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile 636.066,84-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...Ş'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 34.749,47-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 01/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 636.066,84-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, 4-Davacılar ..., ... ve ... için hükmedilen tazminatlara tüm davalılar yönünden bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin ve davalı ...Ş. yönünden trafik kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminin reddine, 5-Davacıların manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile davacı ... için 400.000,00-TL, davacı ... için 250.000,00-TL ve davacı ... için 250.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, 6-Davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin REDDİNE, 7-Davacıların hükmedilen manevi tazminatlara bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin reddine, 8-Harçlar Kanunu 28. maddesi uyarınca yapılan hesaplamaya göre 6.386.666,56-TL X 68,31/20000 = 21.813,66-TL alınması gereken peşin harcın davacı tarafça davanın açılışı sırasında yatırılan 6.831,00-TL peşin harç ve 100.529,54-TL tamamlama harcı toplamı olan 107.360,54-TL'den mahsubu ile fazladan yatırılan 85.546,88-TL peşin harcın asıl dosya davacılarına iadesine, bu hususta gerekli harç iadesinin yapılması için ilgili vergi dairesi başkanlığına müzekkere yazılmasına, 9-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; maddi tazminat yönünden alınması gereken 436.273,19-TL nispi karar ve ilam harcından davacılardan peşin olarak ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 21.813,66-TL harcın mahsubu ile bakiye 414.459,53-TL harcın davalılardan (davalı ...Ş.'nin ZMMS poliçe teminat limiti nedeniyle 23.834,38-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, diğer davalıların ise 414.459,53-TL'nin tamamından sorumlu olmaları koşuluyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 10-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen manevi tazminat yönünden alınması gereken 61.479,00-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 11-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 12-Davacı tarafça yatırılan 59,30-TL başvurma harcı ile peşin ve tamamlama harcı olan 21,813,66-TL olmak üzere toplam 21.872,96-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 13-Davacılar tarafından maddi tazminat davası yönünden yapılan 155,00-TL e-tebligat, 0,75-TL KEP gideri, 101,30-TL posta masrafı, 382,95-TL tebligat gideri, 1.578,00-TL Adli Tıp masrafı, 900,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 3.108,00-TL yargılama giderinin (davalı ...Ş.'nin ZMMS poliçe teminat limiti nedeniyle 209,25-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, diğer davalıların ise 3.108,00-TL'nin tamamından sorumlu olmaları koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davacıların manevi tazminat davası yönünden ayrıca yaptıkları yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 14-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin bu davalı üzerinde bırakılmasına, diğer davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 15-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 16-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 517.362,15-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ...Ş.'nin 42.195,34-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 17-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 141.269,95-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ...Ş.'nin 30.000,00-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 18-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 99.410,03-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ...Ş.'nin 30.000,00-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 19-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 64.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 20-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 40.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 21-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 40.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 22-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, 23-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 40.000,00-TL nispi vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, 24-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 40.000,00-TL nispi vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, B) BİRLEŞEN *** ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA: 1-Davacı ...'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile 1.111.434,64-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 60.719,66-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan arabuluculuk başvuru tarihi 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 1.111.434,64-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, 2-Davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile 372.774,99-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan gareme hesabına göre 20.365,36- TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan arabuluculuk başvuru tarihi 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise 372.774,99-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, 3-Davacılar ... ve ... için hükmedilen maddi tazminatlara tüm davalılar yönünden bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin ve davalı ...Ş. yönünden trafik kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminin reddine, 4-Davacıların manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile davacı ... için 100.000,00-TL ve davacı ... için 100.000,00-TL manevi tazminatın 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, 5-Davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin REDDİNE, 6-Davacıların hükmedilen manevi tazminatlara bankalarca uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi isteminin reddine, 7-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; maddi tazminat yönünden alınması gereken 101.386,35-TL nispi karar ve ilam harcından davacılardan peşin olarak alınan 1.024,65-TL ve talep arttırımı nedeniyle tamamlama harcı olarak yatırılan 4.898,54-TL peşin dava harcının mahsubu ile bakiye 95.463,16-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Peşin yatırılan harç ve tamamlama harcının mahsubundan sonra davalı ...Ş.'nin sorumluluğunda olan karar ve ilam harcı kalmadığından bu davalı yönünden karar ve ilam harcı konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 8-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen manevi tazminat yönünden alınması gereken 13.662,00-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 10-Davacı tarafça yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 1.024,65-TL peşin harç, 4.898,54-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 6.103,09-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 11-Davacılar tarafından yapılan 81,00-TL posta masrafı ve 600,00-Tl bilirkişi gideri olmak üzere toplam 681,10-TL yargılama giderinin (davalı ...Ş.'nin ZMMS poliçe teminat limiti nedeniyle 197,29-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, diğer davalıların ise 681,10-TL'nin tamamından sorumlu olmaları koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davacıların manevi tazminat davası yönünden ayrıca yaptıkları yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 12-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin bu davalı üzerinde bırakılmasına, diğer davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 13-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 14-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 167.600,84-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ...Ş.'nin 30.000,00-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 15-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 59.644,00-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ...Ş.'nin 30.000,00-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 16-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 17-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 18-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 25.000,00-TL nispi vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, 19-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 25.000,00-TL nispi vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, 20-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, asıl dosyada davacılar vekili Av. *** ve birlşene dosyada davacılar vekili Av. ...'in yüzüne karşı, asıl ve birleşen dosyada davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/10/2024

Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/744, K. 2024/930, T. 14.10.2024, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-744-e-2024-930-k-5e5464661e16