İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/693 E. 2023/103 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/693
- Karar No
- 2023/103
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/693 Esas KARAR NO : 2023/103
HAKİM : ... ... KATİP : ...
DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/11/2019 KARAR TARİHİ : 04/05/2023 YAZIM TARİHİ : ...
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 01/07/2021 tarih 2020/... esas 2021/... K. Sayılı ilamı ile Mahkememize gelerek Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... aleyhine davalı tarafından Adana 13. İcra Müdürlüğünün 2009/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, iş bu takip dayanğı olarak ... Bankası A.Ş.'nin ... çek nolu, keşide yeri Adan, keşide tarihi 20/04/2009 olan 70.000,00 TLbedelli çek olarak gösterildiğin, iş bu çekte çekin arkasında müvekkilinin adı, soyadı ve imzası bulunmasından dolayı, ciranta olarak çekte sorumlu olduğu gerekçesi ile anılan takibin açıldığını, anılan çekin arkasında müvekkinin adı, soyadı ve imzası bulunsa da çekin arkasında müvekkiline ait olduğu belirtilen imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle müvekkilinin anılan icra takibinin dayanağı çekin borçlusu olmaması nedeni ile iş bu icra takibinin de muhatabı olmadığını, takibin devamı halinde müvekkinini uğraması muhtemel ve telafisi güç zararlarının önüne geçebilmek için takibin tedbiren durdurulmasını, Adana 13. İcra Müdürlüğünün 2009/... esas sayılı dosyası ile devam eden icra takibinin tedbiren durdurulmasına, sonrasında müvekkilinin davalı yana borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetli olarak takip yapan davalı yanın müvekkiline takip miktarının % 20'sinden aşağı olmayacak bedelle kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 15/11/2019 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin takibin durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddine karar verildiği, Adana 13. İcra Müdürlüğünün 2009/... esas sayılı dosyasının dosyamız arasına alındığı görülmüştür. Mahkememizin 14/11/2019 tarihli ön inceleme tensip tutanağının ... nolu ara kararında, 19/12/2018 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 Sayılı Kanunun 20.maddesi ile eklenen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesine göre, Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğundan; Davacı tarafa, 7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile eklenen 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2.fıkrası uyarınca, davacı ve davalı taraflar arasındaki arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini mahkememize sunması için bir haftalık kesin süre verilmesine, belirtilen tutanağın verilen kesin süre içinde sunulmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceğinin ihtarına, ihtaratın davacı tarafa davetiye tebliği suretiyle yapılmasına, karar verilerek zaptın davacı vekiline tebliğ edildiği, anlaşılmıştır. Dava, Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasıdır. Dava şartları, 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan kanunun 114.maddesinin 1.fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2.fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Yasal düzenlemeden dava şartlarının, bir davada bulunması gereken olumlu dava şartları ile bulunmaması gereken olumsuz dava şartları olarak ayrıldığı anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamından; davacı vekilinin dava dilekçesi yukarıda anılan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda dava tarihi olan 14/11/2019 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesine göre, konusu alacak olan davası açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği, yasal düzenleme dikkate alındığında söz konusu dava şartının noksanlığı sonradan giderilebilecek nitelikte olmadığı, davacı tarafça arabuluculuk kurumuna başvurulmaksızın doğrudan doğruya mahkememizde eldeki menfi tespit davasının açıldığı, bu itibarla eldeki davada dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 115/1. ve 114/2.maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi hükümleri gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince dava şartı noksanlığından usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş ise de; Davacı vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 01/07/2021 tarih 2020/... esas 2021/... K. Sayılı ilamı ile; "Dava hukuki niteliği itibarıyla "Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)" talebine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, icra takibine dayanan çekten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan açık yargılama neticesinde, davanın ticari dava olduğu, ticari davaların zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacının iş bu davayı açmadan önce zorunlu arabuluculuk dava şartını gerçekleştirmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf sebebi bakımından çözümlenmesi gereken sorun ticari işlere ilişkin menfi tespit davalarının zorunlu arabulucuya tabi olup olmadığına ilişkindir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun'un 5/A. maddesinde "dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile; "Bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, 2.fıkrası son cümlesine göre ise; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi bazı koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre; (a) Öncelikle konusu, bir miktar paranın ödenmesi olmalı, (b) Sonra dava konusu olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmelidir. Bu koşulların bulunması halinde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olacaktır. Bu koşulların gerçekleşmediği ticari davalarda davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmeyecektir. Kanun maddesinin metni ve gerekçesi bu kadar açık ve net olup zorlamayla da olsa genişletici bir yorum yapılmasına elverişli değildir. Zaten ileri ve özgürlükçü hukuk düzenlerinde zorunlu ve emredici kuralların dar yorumlanması esastır. Menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nun 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi sayısız hukuki sakıncalara da neden olacaktır. Bu itibarla kanun hükmünde öngörülen açık ifadelere rağmen dava şartı arabuluculuğun uygulama alanının genişletilmesi doğru değildir. HMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Ancak menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilemeyeceğinden, ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11.H.D.'nin 01.04.2021 tarih 2020/4396-2021/3198 EK sayılı kararı, Yargıtay 19.H.D.'nin 13.02.2020 tarih 2020/85-454 EK, 04.06.2020 tarih 2020/237-805 EK sayılı kararları) Yukarıda verilen kararların incelenmesinden anlaşılacağı üzere ticari davalara ilişkin menfi tespit davalarının arabulucuya tabi olmadığı belirtilmiş olup, Dairemizce de her ne kadar daha önceden ticari davalara ilişkin menfi tespit davalarının arabulucuya tabi olduğu belirtilmiş ise de, uygulamada içtihat birliğinin sağlanması amacıyla görüş değişikliğine gidilerek ve Yargıtay 11. HD'.nin 01/04/2021 tarih 2020/4396 Esas, 2021/3198 Karar sayılı kararına uyularak, karar gerekçesinde yazıldığı üzere ticari davalara ilişkin menfi tespit davasının konusunun bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olmadığı gibi, menfi tespit davasının kabulü üzerine verilen kararların icra kabiliyetinin olmadığı anlaşılarak bu tür davaların zorunlu arabulucuya tabi olmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken arabuluculuk dava şartı nedeniyle davanın reddi hükmü yerinde görülmemiştir.." denilmekle mahkememizce verilen karar kaldırılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE : Kaldırma kararı üzerine dosya mahkememizin yukarıda belirtilen esas numarasına kaydedilmiş, yargılamaya devam olunmakla; Adana Toros Mahallesi ... Nolu Sağlık Ocağı'na, Adana İl Seçim Kurulu Başkanlığı'na, ... Bankası A.Ş Genel Müdürlüğüne, Adana 10. Noterliğine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, yazı cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyası imza incelemesi için kül halinde İstanbul Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığına gönderilmiştir, Fizik İhtisas Dairesi Başanlığınca düzenlenen raporda; "İnceleme konusu çekin fotokopisinin çıktığı aslının çıkmadığı, fotokopi belgeler, bilgisayar ortamında hazırlanmış belgeler, faks çıktısı ve karbon suret belgelerde bazı tanı unsurları kayba uğrayabileceği gibi bu tür belgelerin sair usullerle elde edilebilme olasılığının da bulunduğu; ayrıca belgeye imza, yazı ya da artefakt gibi harici unsurlar eklenebileceğinden fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılması sakıncalı olup genel olarak belge asılları üzerinde inceleme yapılmasının gerekli olduğundan; inceleme konusu çekin aslının temini, çek aslı temin edilemiyorsa fotokopi belge üzerinden inceleme yapılmasının mahkeme müzekkeresinde belirtilmesi, ...'ın inceleme konusu çekin düzenlenme tarihine yakın ve tercihen (2019 yılı) bu tarihten önce başka amaçlarla atmış olduğu bol ve samimi imzalarını içerir belgelerin; muhtarlıklar, noterler, bankalar, seçim kurulları, tapu ve vergi daireleri, nüfus müdürlükleri, evlendirme dairesi, dernekler ve vakıflar, vb. gibi çeşitli kurum ve kuruluşlardan temin edilerek mevcutlar ile birlikte kurumumuza gönderilmesinin gerektiğini " belirtilmiştir. İstanbul Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığının raporu üzerine, Adana Seyhan 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına, Adana Çukurova 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına, Adana Çukurova Nüfus Müdürlüğüne, Adana Seyhan Nüfus Müdürlüğüne, ... Bankası A.Ş Genel Müdürlüğüne müzekkerelerin yazıldığı, yazılan müzekkerelere cevap verildiği, yazı cevaplarının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu; davacı ... aleyhine davalı tarafından Adana 13. İcra Müdürlüğünün 2009/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, iş bu takip dayanağı olarak ... Bankası A.Ş.'nin ... çek nolu, keşide yeri Adana, keşide tarihi 20/04/2009 olan 70.000,00 TLbedelli çek olarak gösterildiği, iş bu çekte çekin arkasında davacının adı, soyadı ve imzası bulunmasından dolayı, ciranta olarak çekte sorumlu olduğu gerekçesi ile anılan takibin açıldığı, anılan çekin arkasında davacının adı, soyadı ve imzası bulunsa da çekin arkasında davacıya ait olduğu belirtilen imzanın davacının eli ürünü olmadığı ve bu nedenle davacının anılan icra takibinin dayanağı çekin borçlusu olmaması iddiası ile iş bu icra takibinin de muhatabı olmadığı belirtilerek iş bu davanın aç.ılmış olduğu anlaşılmıştır. Açılan dava imza inkarı içeren menfi tespit davası olup; ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafça dosyaya buna ilişkin herhangi bir delil sunulmamış olup çek aslının ibrazına ilişkin verilen kesin süre ihtarına rağmen davalı tarafça imza incelemesine esas tutulmak üzere dosyaya çek aslının da sunulmamış olduğu ve bu nedenle davalının senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğuna ilişkin iddiayı ispat edemediği anlaşılmakla, açılan davanın kabulü ile; davacının davalıya Adana 13. İcra Müdürlüğü'nün 2009/... esas sayılı takip dosyasında takibe konu ... Bankası Barkal Şubesine ait, keşide yeri Adana, keşide tarihi 20/04/2009 olan, ... numaralı 70.000,00 TL bedelli çek yönünden takipte belirtilen toplam 74.602,50 TL'lik alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, davacı tarafça alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir. Menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/4543 Esas, 2021/7504 Karar, Hukuk Genel Kurulunun 17/03/2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K., 07/12/2011 tarihli ve 2011/13-576 E. 2011/747 K. ve 20/03/2013 tarihli ve 2012/19-778 E. 2013/250 K.) Dosya kapsamından, takibin durmasına yönelik bir tedbir kararı verilmemiş olduğu görülmekle birlikte; davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafça ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın KABULÜ İle; Davacının davalıya Adana 13. İcra Müdürlüğü'nün 2009/... esas sayılı takip dosyasında takibe konu ... Bankası Barkal Şubesine ait, keşide yeri Adana, keşide tarihi 20/04/2009 olan, ... numaralı 70.000,00 TL bedelli çek yönünden takipte belirtilen toplam 74.602,50 TL'lik alacak nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 2-Alınması gereken 5.096,09 TL karar harcından, peşin alınan 1.274,03 TL harcın mahsubu ile, bakiye 3.822,06 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 11.936,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 1.274,03 TL peşin harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 342,00 TL davetiye gideri ve 258,73 TL müzekkere gideri ve dosya gönderim ücreti olmak üzere toplam 600,73 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine adesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize yada mahkememize verilmek üzere bir başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/05/2023
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza Not: 5070 sayılı yasa hükümleri uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.