İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/498 E. 2025/339 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/498
- Karar No
- 2025/339
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/498 Esas KARAR NO : 2025/339
DAVA : Ticari Şirket DAVA TARİHİ : 31/08/2018 KARAR TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizin 2018/811 esas 2018/1267 karar sayılı 06/12/2018 tarihli ilamında verilen kararın istinaf edilmesi üzerine başvurunun esastan reddedildiği, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.HD 'nin 22/06/2021 tarih ve ...Esas ve ... Karar sayılı bozma ilamıyla , dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirkete 4.394.600/25.000.000 oranında ortak olduğunu, maliki olduğu hisselerden bir kısmını hisse bedeli 6 TL olmak üzere dava dışı 3. kişilere sattığını sattığını, ancak satmış olduğu hisselerle ilgili davalı şirketin beher hisse bedelinin 1 TL olduğu gerekçesiyle tescil işlemi yapmadığını, bu nedenlerle satımış olduğu şirket paylarının gerçek değerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın değer tespitine konu ettiği hisselerin 3. kişilere satıldığını, satış işleminin noterde yapılarak bedelininde tahsil edildiğini, bu aşamada davacının satmış olduğu hisselerin rayiç değerinin belirlenmesini istemede hukuki yararı olmadığını, böyle bir davanın ancak hisseleri devralan 3. kişiler tarafından açılması gerektiğini belirterek davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleştirilen ve mahkememizce tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında; Davacılar vekili birleşen dosya dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketteki bir kısım hisselerini ... 6. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile satın aldığını, müvekkilleri tarafından satın alınan şirket hisselerinin pay defterine işlenmesi ... 6. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirketten talep edildiğini, davalı şirket ... 22. Noterliğinin ... tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile yönetim kurulunca verilen karar gereği, satışa konu edilen hisselerin beher hisse bedelli 1 TL olmak üzere ... hesabına satın almayı teklif ettiğimizi, bu nedenle 1. Maddede yazılı taleplerinizin reddedildiğini cevaben ve ihbaren bildiririz.” getekçesi ile hisse satışını onaylamadığını, müvekkilleri ... 6. Noterliği ...tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirketçe belirlenen beher hisse başıma 1 TL bedeli kabul etmediklerini bildirdiklerini, davalı şirket tarafından şirket hisse değeri olarak belirlenen 1 TL gerçek hisse değerini yansıtmadığını, T.T.K 493 m (5) Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, değerleme giderlerini şirket karşıması gerektiğini, yasa gerçek değeri tanımlamamış olsa da doktrinde gerçek değerin tasfiye değerinin üstünde bir değer olduğu, yaşayan faaliyetine devam eden şirketin değeri belirlenirken aktiflerin olası satış değerinin, kapitalizasyon değerinin ve işletme iktisadının kabul ettiği şirketin tüm varlıklarını temel alan diğer değerlerin toplamının gerçek değer olduğu ifade edildiğini, davalı şirketin gerçek hisse değerinin tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili birleşen dosya cevap dilekçesinde özetle; davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın öncelikle aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, anonim şirketlerde, borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devir onay isteminin reddini düzenleyen, “Red Sebepleri” başlıklı, TTK.’nun 493. maddesinin 1. fıkrası aynen “Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.” hükmünü taşımaktadır. Devamında, TTK.’nun 493. maddesinin 6. Fıkrası aynen “Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır.” hükmünü amir olduğunu, TTK. m. 493/6 hükmünde “devralan” ifadesi yer alıyor olsa da şirket payı henüz devredilmediğinden, payı satmak isteyen pay sahibi payın maliki olduğundan, teklif edilen fiyatı bir aylık hak düşürücü süre içinde reddetmezse bu devralma önerisini kabul etmiş sayılan tarafın “Payı Satmak İsteyen Pay Sahibi” Yani “Devreden” olduğu hususu doktrinde tartışmasız olduğunu, TTK. m. 493/1 uyarınca da payların satın alınması önerisinin yapılması gereken muhatap da devrede olduğunu, somut olay bakımından dava dışı ...olduğunu, iş bu davada davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile iş bu dava ile aynı konuda dava açıldığından davaların birleştirilmesini, davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, TTK. m. 493/1 uyarınca da payların satın alınması önerisinin yapılması gereken muhatap da devredende olduğunu, somut olay bakımından dava dışı ... olduğunu, davacıların müvekkili şirketin ticari itibarını sarstığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davacı taraflara yükletilmesini istemiştir. DELİLLER: Taraflarca keşide edilen ihbarnameler, şirket pay devir sözleşmesi, ifade tutanağı, ... CBS'nin... soruşturma dosyası, taraflarca bildirilen mahkeme dosyaları, mahkememiz ve birleşen dosyada aldırılan bilirkişi raporları dosya içerisine alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının, davalı anonim şirkette sahibi olduğu nama yazılı ortaklık paylarının bir kısmının üçüncü kişilere devrine, hisseleri almayı önermek suretiyle onay vermeyen davalı şirketin, hisseler için önerdiği değerin mahkeme marifetiyle tespiti istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı TTK’nın 493/1. Maddesidir. Davalı, hisseleri devralma taleplerini davacı ile birlikte devralanlara önerdikleri ihbarnamenin 03/08/2018 tarihinde tebliğ edildiğini 1 ay içinde reddedilmediğini, davanın 13/09/2018 tarihinde açıldığını, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Dava devralan tarafından açılmadığına göre 6102 sayılı TTK' nın 493/6.maddesinin davacı devreden için uygulanma ihtimali yoktur. Kaldı ki anonim şirket pay devir sözleşmesinin şirkete bildirilmesi üzerine şirket tarafından davacı devredene ... 22.Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi ile satışa konu hisselerin değeri (1)-TL olarak belirlendiği ve ... hesabına satın alma teklif edildiği hususunda ihtarname keşide edilmiştir. İhtarın tebliğ tarihine ilişkin tebliğ şerhi olmasa da, eldeki davanın ... Mahkemeleri aracılığıyla 31.8.2018 tarihinde havale ettirilerek, aynı tarihte harcının ve masraflarının ikmal edildiği gözetildiğinde bir aylık sürede açıldığı görülmüştür. Mahkememizce, söz konusu yasa maddesinde, önerilen değerin tespitini isteme hakkının ancak payları satın alanlara tanınmış bir hak olduğundan bahisle sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvuruları esastan reddedilmiş ise de Yargıtay 11. HD'nin ... Esas...Karar sayılı ilamı ile karar aşağıdaki gerekçelerle bozulmuştur. "Davacının, davalı anonim şirkette bulunan bir miktar nama yazılı ortaklık payını 18.05.2018 tarihli devir sözleşmesi ile şirkette ortaklık vasfı bulunmayan üç ayrı kişiye ve beheri 6.- TL bedelle toplam 3.600.- TL karşılığı devrettiği, devrin onaylanması için davacı devreden ve devralanların ayrı ayrı davalı şirkete vaki başvurularının ise davalı şirket tarafından, yasal süresi içerisinde ve esas sözleşmeye dayalı olarak davacı devredene devir konusu payların beheri 1.- TL bedelle şirket ortağı adına alım teklifinde bulunulmak suretiyle onay verilmekten kaçınıldığı, keyfiyetin devreden davacıya tebliğini müteakip işbu davanın ikame edilerek, davalı şirket tarafından önerilen değerin çok düşük olduğundan bahisle devir konusu hisselerin başvuru anındaki gerçek değerlerinin mahkemece tespit edilmesinin talep edildiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlarda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. TTK’nın 493. maddesi, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar bakımından, gerek iradi ve gerekse de özel durumlara mahsus kanuni devir hallerinde, anonim şirketin devre onay vermekten kaçınabileceği halleri ve bunun koşullarını düzenlemektedir. Anılan maddenin 1. fıkrasında, iradi devir hallerine mahsus olmak üzere, esas sözleşmede öngörülen önemli bir sebebin varlığının ileri sürülmesi hususu yanında, eldeki davaya konu somut olayımızda olduğu gibi, şirketin, devredene, uygulamada “kaçınma/kaçış klozu” olarak adlandırılmakta olan devre konusu payları gerçek değeri üzerinden satın alma önerisinde bulunmak suretiyle de pay devrine onay vermekten kaçınabileceği öngörülmüştür. Mezkur kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, somut olayımıza konu kaçınma klozu bakımından şirketin önerisinin iki önemli hususa dayalı olması zorunludur. Bunlardan birincisi devre konu paylar, diğeri ise devre konu payların başvuru anındaki gerçek değeridir. Şirketin bu konudaki önerisinin muhatabı ise, madde hükmünde de açıkça yazdığı üzere “devreden”dir. Bu hüküm, Kanunun 494/1. maddesindeki, iradi devirlerde şirket tarafından devre onay verilene değin devre konu payların mülkiyetinin ve paylara bağlı hakların devredene ait olacağı şeklindeki düzenleme ile uyum içerisinde olup, iradi devir hallerinde, alım önerisinin şirket ile devreden arasındaki hukuksal sürecin dışındaki devralanlara yapılması gibi bir ihtimal, esasen, söz konusu değildir. Öte yandan, şirketin önerisinde devre konu payların gerçek değerinin rakamsal olarak belirtilmemiş olması yahut gerçek değerin çok altında olduğu düşünülen bir rakamsal bedel öngörülmesi hallerinde, gerçek değerin ne şekilde belirleneceği konusunda anılan kanun maddesinde açık bir hüküm bulunmamaktadır. Buna mukabil, 493. maddenin 5. fıkrasında ise, 4. fıkradaki “kanuni” devir hallerine ve bu biçimdeki pay devirlerinde, 494/2. maddede düzenlendiği üzere payın mülkiyetinin ve paya bağlı hakların derhal devralanlara intikal etmesi hükmü ile uyumlu olacak şekilde, şirket önerisindeki gerçek değerin belirlenmesini, önerinin muhatabı olan devralanın isteyebileceği açıkça öngörülmüş olup söz konusu 4. ve 5. fıkranın, somut olaya da konu edilen iradi devir halleri bakımından kıyasen dahi uygulanabilirliği olmadığı açıktır. Buna karşın, mahkemenin taraf sıfatına ilişkin davanın reddine dair gerekçesinde, zikredilen 493/5. madde hükmünü, 493/1. maddeye dayalı iradi devir ve buna bağlı onay istemi hallerinde dahi, kaçınma klozunun kullanılmasına yönelik öneriye konu gerçek değerin belirlenmesi için mahkemeye başvurma konusunda münhasıran devralanlara tanınmış bir hakkın varlığına işaret eden bir şekilde yorumlaması isabetli olmamıştır. Şu hale göre, iradi devir hallerinde, 493/1. maddede, şirketin onaydan kaçınma klozuna ilişkin önerisindeki gerçek pay değerinin belirlenmesi bakımından izlenecek hukuki sürece dair kanunda açık bir düzenleme olmaması nedeniyle, devredenin bu yönde bir tespit davası açma hakkının var olduğunun kabul edilip edilmeyeceği hususunun, 493/5. maddedeki düzenlemeden bağımsız olarak tartışılması gerekir. Konu bu çerçevede ele alındığında, maddede böyle bir hakkın varlığının açıkça düzenlenmemiş olması nedeniyle devredene mahkemeye başvurma konusunda tanınmış bir hak bulunmadığı kabul edilecek olursa, bu durumda devredenin önünde iki seçenek kalacağı izahtan varestedir. Devreden ya önerilen tutarı kabul ile paylarını şirkete yahut gösterilen kişilere devredecek ya da öneriyi kabul etmeyerek payları uhdesinde tutacaktır. Bu yöndeki bir yaklaşımın, TTK’nın 490. maddesinde nama yazılı payların devrinde öngörülen ilkeyle bağdaştırılması mümkün görünmediği gibi bu yöndeki bir kabulün, menfaatler dengesine, devrin sınırlandırılmasına ilişkin olarak kanunun bütününe yansıyan eşit işlem yapılması ve hakkın kötüye kullanılmaması ve hakkaniyet ilkelerine de ters düşecek sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Kanun yapıcının bu yönde bir açık iradesinin yahut bilinçli unutkanlığının olduğu herhalde söylenemez. Nitekim, şirket paylarının bütün devir hallerine ilişkin olarak, bu yöndeki onay istemlerinin reddine yahut kabul edilmiş sayılması halleri bakımından uygulanabilir “torba” hüküm niteliğindeki 494/3. maddesinde de belirtildiği üzere, şirketin onay vermeyi reddetmiş olmasının haksızlığının ancak bir mahkeme hükmü ile belirlenebileceği gözetildiğinde, kanun yapıcının iradi devir hallerinde dahi, şirketin önerisinin temel unsurunu oluşturan payın gerçek değerinin tespiti bakımından devredenin mahkemeye başvuruda bulunma hakkını örtülü biçimde kabul etmiş olduğu ortadadır. Şu halde, iradi devir hallerinde, onaydan kaçınma klozunda bulunan şirketin önerisinde belirtilen gerçek değerin ne olduğunun yahut ne olabileceğinin belirlenmesi konusunda, HMK’nın 106. maddesi de gözetildiğinde, devreden davacının mahkemeye başvuruda bulunmaya yönelik bir hakkının varlığının ve korunmaya değer bir hukuksal yararının var olduğunun kabulüyle işin esasına girilmesi gerekir." Uyulmasına karar verilen bozma ilamı sonrası mahkememiz dosyası ile birleştirilen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası davaya konu hisseleri devralan sıfatıyla TTK 493/5 maddesine dayalı olarak açılmıştır. TTK M.493/5: "Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar." Mahkememiz dosyasında ise yasal dayanak TTK 493/1 maddesi olduğundan dosyada gerçek değerin tespiti konusunda uyuşmazlık bulunmakta olup hisselere değer biçilecek yöntem her iki dosyada farklı olmakla ve TTK 493/5 maddesine göre aktif husumetin ayrıca değerlendirilmesi gerekmekte olduğundan, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası tefrik edilerek mahkememizin 2025/119 Esasına kaydedilmiştir. Nitekim dosyada henüz tefrik kararı verilmemişken devam eden yargılamada bu husus sürekli uyuşmazlık konusu olmuştur. Mahkememizin 30/11/2023 tarihli celsesinde "Yargıtay Bozma İlamında davanın yasal dayanağının TTK 493/1 maddesi olduğu belirtilerek TTK 493/1 maddesi gereğince bilirkişiler tarafından gerçek değerin hesaplanması gerekmekte olup, gerçek değer, işletmenin devamlılığı esasına göre somut olayın tüm özellikleri hesaba katılarak anonim ortaklığın hem aktiflerinin muhtemel satış değerleri hem de karlılık durumu dikkate alınarak saptanan değer olduğu gerçek değerin saptanmasında tasfiye değeri dikkate alınamayacağı hususu göz önünde bulundurularak rapor düzenlenmek üzere dosyanın SPK lisanslı şirket değerleme uzmanı ve muhasebe bilirkişisinden oluşan heyete tevdii" yönünde ara karar oluşturulmuştur. Bilirkişi heyeti 10/10/2024 tarihli raporunda gerçek değerin hesaplanması için uygulanacak yöntemi açıklayarak "Sonuç olarak şirketin gerçek değerinin tespiti için birden fazla yöntemin örneğin indirgenmiş nakit akımı ve net varlık değeri yönteminin ağırlıklı ortalamasının birlikte kullanılması ile doğru sonuca ulaşılması mümkündür. Dosyada bulunan daha önce alınan bilirkişi raporu teknik veri ihtiyacını karşılamadığı için davalı şirketçe aşağıdaki bilgilerin tarafımıza iletilmesi halinde sayın mahkemenizce tevdi edilen görevlendirmedeki şirketin gerçek değerinin hesaplanması mümkün olabilecektir.* Hisse devir tarihi ve sonrası 5 yılın gelir tablosu ve bilançosu (mümkünse ürün grubu bazında satışlar ve satılan malın maliyeti rakamları) detay mizanları-EXCELL * Şirket hakkında genel bilgi (tarihçe), Faaliyet alanı, sektör hakkında genel bilgi * 5 yıla ilişkin amortisman hesaplamaları (mevcut yatırımlar ve yeni yatırımlar ile birlikte) * Şirketin güncel Borçlanma maliyeti oranı * Şirket ortaklık yapısı * Şirketin maddi duran varlıklarına ilişkin rayiç değerleri (Taşıtlar, binalar vs..) Varsa değerleme raporları)" şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Davalı vekili bilirkişi heyeti ön raporuna beyan dilekçesinde davalı şirketin güncel merkez adresini belirterek yerinde inceleme yapılacak adresi ve personelin telefon numarasını bildirmiş ve talep edilen belgelerin hazır edilebilmesi için ilgili iletişim numaralarını göstermiştir. Birleşen dosya davacılar vekili de bilirkişi raporuna itirazlarını sunmuş olup, rapora yapılan itirazlar mahkememizin 10/01/2025 tarihli ara kararı ile "İlk olarak birleşen dosya davacılar vekili TTK 493/5 maddesi gereğince karar tarihine en yakın değerin esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiş ise de dosyada bulunan yine davacı tarafından benzer bir taleple dava dışı şirkete açılan ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...sayılı dosyasında verilen kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 43. HD'nin ... Esas sayılı ilamında TTK 493/1 maddesi uyarınca şirketin gerçek değeri ile satın almayı teklif ederek reddi devretme hak ve yetkisi bulunduğuna göre devir konusu payların gerçek değerinin tespitine ilişkin TTK 493/5 maddesi hükmünün iradi devirde de kıyasen uygulanması gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiş ise de mahkememizce verilen kararın bozulmasına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar sayılı ilamında "TTK’nın 493. maddesi, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar bakımından, gerek iradi ve gerekse de özel durumlara mahsus kanuni devir hallerinde, anonim şirketin devre onay vermekten kaçınabileceği halleri ve bunun koşullarını düzenlemektedir. Anılan maddenin 1. fıkrasında, iradi devir hallerine mahsus olmak üzere, esas sözleşmede öngörülen önemli bir sebebin varlığının ileri sürülmesi hususu yanında, eldeki davaya konu somut olayımızda olduğu gibi, şirketin, devredene, uygulamada “kaçınma/kaçış klozu” olarak adlandırılmakta olan devre konusu payları gerçek değeri üzerinden satın alma önerisinde bulunmak suretiyle de pay devrine onay vermekten kaçınabileceği öngörülmüştür. .... Buna mukabil, 493. maddenin 5. fıkrasında ise, 4. fıkradaki “kanuni” devir hallerine ve bu biçimdeki pay devirlerinde, 494/2. maddede düzenlendiği üzere payın mülkiyetinin ve paya bağlı hakların derhal devralanlara intikal etmesi hükmü ile uyumlu olacak şekilde, şirket önerisindeki gerçek değerin belirlenmesini, önerinin muhatabı olan devralanın isteyebileceği açıkça öngörülmüş olup söz konusu 4. ve 5. fıkranın, somut olaya da konu edilen iradi devir halleri bakımından kıyasen dahi uygulanabilirliği olmadığı açıktır. " şeklinde olup, TTK 493/5'in TTK 491 maddesi yönünden kıyasen dahi uygulanabilir olmadığını belirtmiştir. Bu doğrultuda mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdine ilişkin 30/11/2023 tarihli ara kararda Yargıtay Bozma İlamında davanın yasal dayanağının TTK 493/1 maddesi olduğu belirtilerek TTK 493/1 maddesi gereğince bilirkişiler tarafından gerçek değerin hesaplanması gerekmekte olup, gerçek değer, işletmenin devamlılığı esasına göre somut olayın tüm özellikleri hesaba katılarak anonim ortaklığın hem aktiflerinin muhtemel satış değerleri hem de karlılık durumu dikkate alınarak saptanan değer olduğu gerçek değerin saptanmasında tasfiye değeri dikkate alınamayacağı hususu göz önünde bulundurularak rapor düzenlenmesi talep edilmiş olduğundan birleşen dosya davacılar vekilinin karar tarihine en yakın değerin esas alınacağına ilişkin itirazları yerinde görülmediğinden reddine, davalı vekili tarafından bildirilen adreste gerekli incelemenin yapılması için dosyanın önceki heyete tevdine, yerinde inceleme yapılacağı ve dosyanın mahiyeti dikkate alınarak bilirkişiler için ek ücret takdirine, bilirkişi ücretinin davacı ... vekilince depo edilmesine, bu hususta kesin süre verilmesine" karar verilmiştir. Devam eden 13/02/2025 tarihli celsede ise "1-Davacı vekili 22/01/2025 tarihli beyan dilekçesinde devredenin davacı olmasının kabulü ile TTK 493/5 maddesi kapsamında giderleri şirketin ödemesi gerektiğini Bilirkişi ücretinin hisseyi devreden davacı müvekkili tarafından ödenmesi ara kararından rücu edilerek masrafların davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de mahkememizin 10/01/2025 tarihli ara kararında davanın yasal dayanağının TTK 493/1 maddesi olduğu belirtilerek TTK 493/1 maddesi gereğince gerçek değerin hesaplanması için bilirkişi ara kararı kurulmuş olduğundan olayda uygulama yeri olmayan TTK 493/5 maddesine göre değil ispat yüküne göre bilirkişi ücretinin davacı ... tarafından karşılanmasına karar verilmiş ve gerekli ihtarat yapılmış olup ara karardan rücu talebi yerinde görülmediğinden reddine, 2-Davacı vekilinin ara karardan rücu talebi bu celse değerlendirilmiş olmakla hak kaybına uğranılmaması bakımından davacı vekiline 10/01/2025 tarihli ara karar gereği tekrardan süre verilerek; davalı vekili tarafından bildirilen adreste gerekli incelemenin yapılarak rapor düzenlenmesi için dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdine, 3-Bilirkişiler için yerinde inceleme yapılacağı ve dosyanın mahiyeti dikkate alınarak 20.000,00'er TL ek ücret takdirine, toplam 40.000,00 TL ek bilirkişi ücretinin 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı ... vekilince mahkememiz veznesine depo edilmesine, aksi taktirde 6100 sayılı HMK’nun 324. maddesi gereğince bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacı ... vekiline ihtarına ( ihtar edildi )" karar verilmiş ve ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası tefrik edilmiştir. Davacı vekiline gerekli yasal ihtaratların yapılmış olmasına rağmen bilirkişi ücretinin dosyaya yatırılmadığı, davacı vekili tarafından 10/04/2025 tarihli celsede bilirkişi ücretini yatıramadıkları ve davanın bu hali ile kabulüne karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. Dava, 493/1 maddesi gereğince şirket hisselerinin gerçek değerinin hesaplanması istemine ilişkindir. 10/10/2024 tarihli bilirkişi ön raporunda belirtilen hususlarda inceleme yapılması için davalı vekili tarafından yerinde inceleme talebinde bulunulmuş, ancak ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığından bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Dosyanın bilirkişi incelemesi yapılmaksızın mevcut hali ile de ispatlanamadığı anlaşıldığından, ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-İspatlanamayan davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harç bedelinden peşin alınan 35,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50 TL harç bedelinin davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 5.728,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine, 5-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince reddedilen davanın niteliği itibariyle takdiren 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne (e duruşma), davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/04/2025
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."