İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/430 E. 2025/307 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/430
- Karar No
- 2025/307
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/430 Esas KARAR NO:2025/307
DAVA:Ticari Şirket DAVA TARİHİ:22/08/2011 KARAR TARİHİ:29/04/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı müteveffa ...vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1974-1976 yıllarında aynı zamanda yetkili bayiliğini yaptığı, davalı ... Tic ve San A.Ş. ye ortak olduğunu, fakat davalı şirketin işleyişi ile ilgili toplantılar ve toplantılarda alınan kararların müvekkiline bildirilmesinden dolayı, müvekkilinin ortak olduğu dönemdeki hisse adedinin bu gün itibariyle kaç adet hisse ve sermaye payına tekabül ettiğinin tespit edilemediğini, defalarca şirkete ait karar ve pay defterinin incelenmesi için talepte bulunulmuş ise de, şirket kayıtlarının incelenmesi için izin verilmediğini, şirketin 2006 yılında ... ve San A.Ş. ye devrilerek infisah ettiğini, davalı şirketin 06/5/1994 tarihinde şirket antetli kağıdı ile şirket kaşe ve imzası altında gönderdiği belgede müvekkilinin 4 hisseye sahip olduğunun aynı zamanda kardan payına düşen miktarın cari hesaba alacak olarak işlendiğini belirten belge verdiğini, tüm bu anlatılan ışığında davacının davalı şirkette bulunan hisselerinin durumunun ve bu hisseler için davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu kar payanın belirlenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın hissedarı olduğunu iddia ettiği hissenin 1960 yılında tescil edilen bir şirket olup, ana sözleşmesi gereğince şirket hisselerinin hamiline hisseler olduğunu, ana sözleşmenin sermaye başlıklı 6.ncı maddesinde "şirketin sermayesi tamamen ödendikten sonra hisse senetleri hamilini yazılı olarak çıkarılıp hissedarlara verilecektir" denildiğini, buna göre hamiline hisselerin sahipli elde bulundurmakla mümkün olacağını başka birine devrinin ise hisselerin el deriştirilmesi ile gerçekleşeceğini, hamiline şirket hissesine sahibi olduğunu iddia eden kimsenin bu durumu ancak hamilini hisse veya hisse senedi yerine kaim belge ile kanıtlayabileceğini başka belgeler ile hissedar olduğunun iddiasının dinlenemeyeceğini, bu hisselerin şirket pay defterine işlenmesi zorunluluğu da bulunmadığından hangi tarihte kimde olduğu, son sahibinin kim olduğunun ancak hissenin ibrazı ile belirlenebileceğini bu nedenle davacının ... Ticaret Sanayi A.Ş. hissedarı olduğunu iddia ediyor ise hisse senedi veya hisse senedi yerine geçen belgeyi ibraz etmesi gerekeceğini, davacı tarafın aynı mahiyette Şişli Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D İş nolu dosyası ile tespit talebinde bulunduğunu, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunda da, davacının şirkette hissedar olarak görülmediğini sonucuna varıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İşbu dava 30/07/2010 tarihinde ...tarafından ... ve Sanayi A.Ş. aleyhine açılmakla .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydı yapılmış olup ... Adliyesinin kapatılarak İstanbul Adliyesi bünyesinde birleşmesi sebebiyle dosyanın.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda 03/06/2014 tarihinde "Yukarıda yapılan açıklamalara göre, davacının elindeki belge şirket yetkilisi olmayan kişilerce düzenlendiğinden belgenin bağlayıcı olmadığı, davacının elindeki belgenin hamiline hisse senedi niteliği taşımadığı, nama yazılı yada çıplak pay olarak düşünüldüğünde ise , bilirkişiler tarafından pay defteri incelendiğinde davacının ismine rastlanmaması" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olduğu, bu karara karşı Temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/5428 Esas, 2016/6806 Karar Sayılı, 17/06/2016 Tarihli "1-Dava, davalı şirkette hissedar olunduğunun tespiti ile kar payı alacağının belirlenmesi istemine ilişkindir. Davacı ... ...'un, dava açıldıktan sonra 04/08/2010 tarihinde vefat ettiği dosya kapsamında bulunan veraset ilamından anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davacının vefatından sonra da dava başlangıçta vekil olarak tayin edilen Av. ... vasıtasıyla takip edilerek sonuçlandırılmış ise de, ölümle vekalet görevi sona erer. Bu durumda, vefat eden davacı ...mirasçılarından vekalet alınmaksızın ve taraf teşkili tamamlanmadan yargılamaya devam olunarak davanın sonuçlandırılması nedeniyle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile bozulmakla dosya mahkememizin 2016/962 Esasına kaydedilmiş olup eksiklikler tamamlandıktan sonra 20/12/2016 tarihinde aynı gerekçe ile yeniden davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı Temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/5193 Esas, 2019/6632 Karar Sayılı, 23/10/2019 tarihli "Dava, davacıların murisinin, davalı şirkette hissedar olduğunun tespiti ile kâr payı alacağının belirlenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, dava reddedilmiş ise de; davacıların delil olarak sunduğu 1994 tarihli yazıda, murisin 4 adet hissesinin bulunduğu, 1984 yılı kârının da murisin adına cari hesap alacak olarak kaydedildiği belirtilmiştir. Davacılar murisine hitaben yazılan yazı, davalı şirket antetini içermekte olup, belge tarihinde yönetim kurulu üyesi olan iki kişi tarafından imzalanmıştır. Bu durumda, geçersizliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça artık bahse konu yazı içeriğinin, davalıyı bağlamayacağı gerekçesi doğru olmayıp, davacının 6 Mayıs 1994 tarihinde davalı şirkette 4 adet hisse sahibi olduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemece 28/09/2011 tarihli celsede istenilen ve 1994 yılı ile 2005 yılları arası kayıtlarını içermeyen belgeler üzerinde inceleme yapılarak rapor alınmıştır Davalı şirketin, anılan belge tarihinden sonraki tarihli, ilgili defter, kayıt ve belgeler ile şirket birleşmesi öncesi ve sonrası tüm ticari kayıtları getirtilerek, anılan belge tarihinden sonra gerçekleştirilen tüm genel kurulların hazirun cetvelleri üzerinde de inceleme yapılmak suretiyle, davacının 1994 tarihinde sahibi göründüğü 4 adet hissenin akıbetinin araştırılarak, sermaya artışları sonucu bugün itibariyle kaç adet hisse sahibi olduğunun tespiti gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamış, kararın anılan nedenlerle bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile mahkememizin kararının bozulduğu, anılan bozma ilamına karşı karar düzeltme yoluna başvurulduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/510 Esas, 2021/4467 Karar Sayılı, 27.05.2021 Tarihli ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmekle dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı müteveffanın davalı şirketin hissedarı olduğunun tespiti ile bu hisseler karşılığında şirketin ödemekle yükümlü bulunduğu kar payının miktarının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda işbu dava açıldıktan sonra davacı ... ...'un vefat etmiş olduğu görülmekle mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmış, aynı zamanda dava tarihi itibari ile davalı olarak görünen ... ve San A.Ş.'nin gelinen aşama itibari ile ... ... Holding Anonim Şirketi bünyesinde birleşmesi sebebiyle davalı sıfatı güncellenerek yargılamaya devam olunmuştur. 6100 Sayılı HMK'da Tespit davası 106. Maddede belirlenmiş olup buna göre; "(1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz."
Davacılar murisi tarafından delil olarak sunulan 1994 tarihli yazıda, murisin 4 adet hissesinin bulunduğu, 1984 yılı kârının da murisin adına cari hesap alacak olarak kaydedildiği belirtilmiştir. Mahkememizce uyulmasına karar verilen bozma ilamı da göz önünde bulundurularak yargılama esnasında davalı şirket bünyesinde birleşen ... ve San A.Ş.'ye ait ticari defter ve belgeler celp edilerek ticaret hukukunda nitelikli hesap uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, alınan kök ve ek raporlarda özetle; 06.07.2006 tarih ve 6593 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 105-106 ve 107 sayfalarında yayımlanan ilana göre, tespiti istenen ... A.Ş.'nin aktif ve pasifi ile kül halinde ... ve Sanayi AŞ.'ne devredilerek infisah olduğu, 15.09.2020 tarih ve 10160 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 168 sayfalarında yayımlanan 14.09.2020 tarihli tescile göre; ... ve Sanayi A.Ş. unvanı ... A.Ş. olarak değiştiği, Heyetimizce İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 23.02.2024 tarih ve .../... sayılı üst yazı ekinde sunduğu bilgi ve belgeler, özellikle 1994 tarihinden sonraki genel kurul toplantı tutanakları ve hazirun cetvelleri tetkik edilmiştir. Bu noktada 30.09.1996 tarihli Olağan Genel Kurul Hazirun Cetvelinin incelenmesinde şirketin 190.000.000.000 TL'lik sermayesini temsil eden tüm pay sahiplerinin (asaleten ve vekaleten) toplantıya iştirak ettiği, bir başka deyişle tüm payların toplantıda temsil edildiği, payların çoğunluğunun ... ailesi mensuplarına ve grup şirketlerine ait olduğu görülmektedir. Anılan toplantıya iştirak eden pay sahipleri arasında muris ...bulunmamaktadır. Bir başka deyişle 6.5.1994 tarihinden sonra yapılan ve 1995 yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü 30.09.1996 tarihli olağan genel kurul toplantısında, aşağıda görüleceği üzere davacıların murisinin şirkette pay sahipliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zira ancak pay sahipleri genel kurul toplantısına katılma ve kanunun tanıdığı hakları kullanma hak ve yetkisine sahiptir. Bu çerçevede, hisselerin akıbeti açısından değerlendirme yapılması gerektiğinde, 1994 yılından sonra davacıların murisinin anılan senetleri mevcut şirket ortaklarından birine devretmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğu ifade edilebilir. 6.5.1994 tarihli yazının pay sahipliğini tevsik edici bir belge olarak kabulü halinde dahi, 30.09.1996 tarihinde davacının şirkette pay sahibi olmadığının toplantı tutanağı ve hazirun cetvelinden anlaşıldığı ifade edilebilir. Davacıların pay sahipliği konusunda nihal takdir Mahkeme'ye aittir. Davacının 1994 tarihinde sahibi göründüğü 4 adet hissenin akıbeti araştırılarak sermaye artışları sonucu bugün itibariyle kaç adet hisse sahibi olduğunun tespiti aşağıdaki gibidir: ¸ Davalı şirketin bedelsiz sermaye artışları sonucunda yukarıdaki tabloda da görüleceği gibi 2.807 adet hisse senedine hak kazandığı, bedelli sermaye artırımlarına katılamadığı için bedelli sermaye artırımlarından ilave hisse senedi hesaplanmadığı, Davacılar vekili tarafından itiraz dilekçesinde, her ne kadar bilirkişi raporunda, müvekkillerin yalnızca bedelsiz sermaye artışları hesaplanarak 2017 yılı hisse sayıları belirlenmiş ise de, müvekkillerinin hisselerinin başından itibaren hisse defterine işlenmesi halinde hisse ve sermaye artışlarının tümünden faydalanacağının açık olduğu, özellikle “Öz sermaye olumlu farkları, Gayrimenkul Sermaye satış kazancı, Diğer sermaye yedekleri” gibi sermaye artışlarının tamamından müvekkillerinin de faydalandırılması gerektiği ileri sürülmüş olmakla birlikte heyetimizce, davacının dilekçesinde belirttiği tüm iç kaynaklar dikkate alınarak, yapılan bedelsiz sermaye artırımları neticesinde hisselerin baliğ olduğu tutar hesaplanmış olup, anılan rapordaki görüş ve kanaatimiz aynen muhafaza edilmektedir. Davacının pay sahipliğinin tevsiki noktasında şirket yazısı dışında bir belge olmadığı gibi davacının bedelli sermaye artırımlarına iştirak ettiğine ilişkin bir delil de dosyada bulunmadığından, sadece şirket tarafından yapılan bedelsiz sermaye artırımları dikkate alınarak heyetimizce hesaplama yapılmıştır. Diğer taraftan kâr payı dağıtımı anonim şirketin kar elde etmesine ve genel kurulun kâr payı dağıtımı yapılması yönünde karar almasına bağlı olarak yapılabilmektedir. Kâr payının dağıtılmasına karar verme yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Genel kurulun kâr payı dağıtımına ilişkin kararı genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında yer almaktadır. Kâr payının ne zaman ve ne şekilde ödeneceği hususları genel kurul tarafından belirlenmektedir. Buna göre; genel kurul kâr payının tamamının bir defada veya birkaç taksit halinde ödenmesine karar verebilecektir. Ayrıca, genel kurul kararında belirlenen ödeme tarihine göre kâr payı hakkının muaccel hale geldiği tarih belirlenebilecektir. Eğer genel kurul kararında kâr payının dağıtılacağı tarih belirlenmemiş ise bu durumda genel kurul kararının alındığı tarihte muaccel hale geldiği kabul edilebilecektir. Bir başka deyişle kâr payı alacağı, bir alacak hakkı olarak genel kurulda dağıtım kararının alınması ile doğmuştur ve bu hâliyle pay sahibine ödenene kadar anonim ortaklık malvarlığının pasifinde yer alan bir kalemdir. Bu meblağın pay sahibine ödenmesinden sonra da tasarruf işleminin gerçekleştirilmesi ile birlikte pay sahibi bu meblağ üzerindeki mülkiyeti iktisap eder. Bu çerçevede muacceliyet tarihine göre kâr payı alacakları beş yıl içerisinde talep edilebilir. Hak sahipleri 5 (beş) yıl içerisinde bu alacaklarını talep etmedikleri takdirde kâr payı alacakları zamanaşımına uğrayacaktır. Davalı ... A.Ş'nin birleşme ve unvan değişiklikleri dönemlerinde dağıtılan kar paylar payları: ¸ 20.05.2005 tarihli olan genel kurul toplantısında 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait denilmekle birlikte 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısı daha önce yapıldığından anılan yılların üzerleri çizilerek tutanak tadil edilmiş ve 2004 yılı karının dağıtılmamasına karar verilmiştir. Ancak aynı yıl içerisinde yapılan 9.12.2005 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında ise, daha önce dağıtılmamasına karar verilen 2003 ve 2004 dönemi faaliyet karının dağıtılmasına karar verilmiştir. Şeklinde yapılan tespitler mahkememize bildirilmiştir. Alınan işbu rapora karşı her ne kadar davacı vekili tarafından itiraz edilmiş, yeni bir rapor alınması talep edilmiş ise de her davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği yönündeki hukuki ilke göz önünde bulundurulduğunda mahkememizce davacıların (dava tarihi itibari ile müteveffanın) talebinin dava tarihi olan 30/07/2010 tarihi itibari ile değerlendirilmesi gerektiğinden bu kapsamda yapılan incelemede alınan rapor uyarınca davacıların murisinin davalı şirket bünyesinde birleşen ... ve San A.Ş.'de 1.846,37 hissesi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekmiştir. Davacıların işbu hisseye ilişkin dağıtılması planlanan kar payının tespiti talebi bakımından davalının zamanaşımı itirazı da göz önünde bulundurulduğunda davacıların dava tarihinden geriye doğru, dava tarihinin olduğu 2010 yılını da kapsar şekilde 5 yıllık olan 2006-2010 yıllarına ait kar payının hesaplanması bakımından hukuki yararının bulunduğu, 5 yıllık zamanaşımı süresinden öncesine ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğrayacağı, 2010 tarihinden sonraki taleplerinin ise bu davanın konusunu oluşturmaması sebebiyle yukarıda yer alan tablo kapsamında yapılan hesaplamada 2006 yılı için 11,57 TL, 2007 Yılı için 11,52 TL, 2008 Yılı için 0,90 TL, 2009 yılı için 6,48 TL ve 2010 yılı için 11,80 TL olmak üzere toplam 42,27 TL kar payı talep edilebileceği kanaatine varılmış olup eldeki davanın tespit hükmü olması, davacıların dava tarihinden sonraki döneme ilişkin tespit yapılması taleplerinin bu davada değerlendirilemeyecek olması sebebiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. İşbu dava bir tespit istemine ilişkin olması, eda davası mahiyetinde olmaması sebebiyle dava değeri bulunmadığından maktu harç ve maktu vekalet ücreti verilmesi gerekmiş olup davacının talebinin hüküm tarihine kadar hesaplama yapılmasına ilişkin olduğu ancak mahkememizce dava tarihine kadar yapılan hesaplamanın esas alınması; nitekim kar payının tespiti talebi bakımından da zamanaşımı süreleri nazara alınarak davalının itirazı kapsamında sadece 2006-2010 yılları arasındaki kar payının tespitine karar verilmiş olması sebebiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup açıklanan nedenlerle takdiren davanın geldiği aşama, tarafların emek ve mesaileri göz önünde bulundurulduğunda yargılama giderlerinin taraflarca eşit şekilde karşılanmasına ve her 2 taraf lehine de maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davacıların murisi müteveffa ... ...'un davalı şirket bünyesinde birleşen ... ve San A.Ş.'de dava tarihi olan 30/07/2010 tarihi itibari ile 1.846,37 hissesi olduğunun ve bu hisseler karşılığında 2006-2010 yılları arasındaki talep edilebilecek kar payının 42,27 TL olduğunun tespitine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 17,15-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 598,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 17,15-TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacılar tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 42,90-TL (başvurma ve vekalet harçları) davetiye, posta gideri: 1.788,10-TL, bilirkişi ücreti: 15.800,00-TL, keşif harcı: 477,50-TL olmak üzere toplam: 18.108,50-TL yargılama giderinin 9.054,25 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen 100,00-TL yargılama giderlerinin 50,00-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanının kendi üzerine bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile YARGITAY ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır