İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/423 E. 2018/1471 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/423
Karar No
2018/1471
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/491 Esas - 2024/766 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/491 Esas KARAR NO : 2024/766 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/07/2024 KARAR TARİHİ : 26/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti Dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın oğlu ... ile davalı ..., ortak tanıdıkları ... vasıtasıyla telefon üzerinden tanıştırıldıklarını, doktor olan davalının özel hastane satın almak istemesi, satın almak istediği hastanenin borca batık olmasından dolayı satın almaktan vazgeçmesi üzerine ortak tanıdıkları ...'in vasıtasıyla davacının oğlu ile davalı bu konularda işbirliği yapmak üzere tanıştırıldığı, davacının oğlu ..., çevresine kendisini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler biriminde çalışan biri olarak tanıtmış ve dava dışı ...'na davalının satın almak istediği hastane hususunda yardımcı olabileceği şeklinde bir kanaat uyandırdığı için davalı ile tanıştırıldığı; davacının oğlu ..., davalı ile sürekli telefonda görüşmüş ve bu görüşmeler süresince davalı ..., dava dışı takip borçlusu ...'ın ...'deki hesaplarına parça parça toplamda 406.980 TL gönderildiği; davalı tarafından gönderilen bu paralar, İstanbul ili Tuzla ilçesinde ve Muğla ili Marmaris ilçesinde bulunan 2B kapsamındaki arazilerin davalı adına satın alınması, FETÖ üyesi bir şahsa ait olup hazineye geçen sözde ... ili ... ilçesindeki bir arazinin davalı adına satın alımı konusunda yardımcı olması adına gönderilmiş paralar olduğu; geçen zaman içinde davacının oğlu ... tarafından vaat edilen işlemlerin gerçekleşmemesi üzerine davalı, dava dışı ...'ya gönderdiği paraların iadesini talep etmiştir. Ancak araya Covid-19 pandemi süreci girmesi nedeniyle dava dışı takip borçlusu ...'ın istenilen ödemeleri yapamaması nedeniyle uyuşmazlık çıkmış ve ..., davalı ve ...tarafından savcılığa şikayetçi olmakla tehdit edilmeye başlandığını; davacının tek çocuğu olan ...'ın başına bir şey gelmemesi için davalı ile görüşmek üzere birlikte Denizli iline davalının yanına gitmiş olduklarını, davalı kendilerinden uğradığı zararların tazminini istediğini; davalı, uğradığı zararın tazminini, davacı müvekkil ise oğlunun bulaştığı bu işler nedeniyle başına bir iş gelmemesi ve yaptığı şeylerden dolayı oğlu hakkında soruşturma açılmamasını istediğini; görüşmelerde karşılıklı anlaşılarak dava dışı ... adına soruşturma açılmayacağı söylenmiş, buna karşılık davalının sunduğu 1.750.000 TL bedelli senedi imzalamalarını istediğini; davalı ile davacı arasındaki Whatsapp görüşmelerinde, davalının uğradığı zararlardan davacının sorumlu olmadığı, oğlu hakkında soruşturma açılmaması için bu senedi imzalamak zorunda kaldığı, davacı da oğlunun başına bir hal gelmemesi için oğlu ile birlikte borcu olmayan bir meblağı içeren takip konusu senedi imzalamak zorunda kaldığını; senedin imzalanmasından sonra da 2020 yılında parça parça davalıya ait hesaplara nakit olarak, Mehmet ... tarafından 120.000 TL, 50.000 TL, 18.700 TL olmak üzere toplam 188.700 TL ödendiğini; davacının evinin devredildiği tarihteki rayiç bedeli ise 350.000 TL civarında olduğunu, davalı taraf, davacıya ait evi, ...'ın borcuna karşılık devretmesi için davacıya Tapu harçlarına ilişkin ödeme yaptığını, davacının o dönemde pandemi nedeniyle ekonomik olarak zorda olması nedeniyle tapu harcının kendisine düşen kısmını dahi karşılayamamış, davalı taraf tapu harç bedelini davacıya gönderdiğini; tapu harcı ödemesinden sonra davacının maliki olduğu ev davalının oğlu üzerine devredildiğini; davalı, ...'ın borcuna yeter ayni ve nakdi ödeme yapılmasına rağmen senedi kötü niyetli olarak işlemiş faizi ile birlikte icraya koyduğunu ve dava konusu takibi başlattığını; Sakarya 3. İcra Dairesi'nin 2021/423 E. Sayılı dosyasında asıl alacak miktarı, 1.430.000 TL olarak gösterilmiş olduğunu, evin değerini 320.000 TL kabul ederek senet bedelinden mahsup edilerek 1.430.000 TL üzerinden takip başlatıldığını, davalı yan, davacının oğlu ...'ya 406.980 TL para göndermiş olmasına rağmen, asıl borcu senet üzerinde yazılı 1.750.000 TL kabul edip evin değerini mahsup ederek takibi başlattığını; oysa ki banka hesapları ve ekteki dekontlar incelendiğinde davalı tarafından gönderilen paraların tamamı 406.980 TL olduğunu, davalı tarafından davacının oğluna gönderilen paraların miktarı Sapanca Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada da 406.980 TL olarak tespit edildiğini; dava tarihi itibariyle de, davacı müvekkilinin senette borçlu olarak yer alması ve imzası olması nedeniyle kendisine karşı açılan Sakarya 3. İcra Dairesi'nin 2021/423 E. Sayılı dosyasında maaş kesintileri ile toplamda 168.485,13 TL daha davalıya ödeme yapıldığını; dava dışı takip borçlusu ...'nın kendisini yetkili bir kimse olarak tanıtmak suretiyle davalıda güven uyandırması, davalının ise hazineye ait arazileri üzerine ucuz yolla alabilmek için kendisini memur olarak tanıtan şahsa rüşvet vererek halletmeye çalışması karşısında karşılıklı kötü niyet içerisinde oldukları açık olduğunu; davacı müvekkilinin davalının kötü niyetli olarak dava dışı ... ve ... ile giriştiği işlerde zarara uğramasında bir kusuru bulunmadığını, davalı ile arasında hukuken geçerli bir ilişki de bulunmayıp davalıya karşı şahsi bir borcu olmadığını belirterek menfi tespit davasının kabulünü, haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeni ile %20 kötü niyet tazminatının alacaklı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... uzman bir doktor olup Denizli'de ikamet etmekte olduğunu, Denizli ilinde bir de özel hastane sahibi olan müvekkilleri yine aynı ilde iflas aşamasında olup satışa çıkarılacak olan Mediklinik isimli bir hastaneye talip olmuş ancak yapmış olduğu araştırmalar neticesinde hastanenin gerek Sgk gerekse Maliye açısından oldukça fazla borcu olduğunu fark ettiğini ve hastaneyi almaktan vazgeçtiğini; Müvekkilinin parça parça yaklaşık 880.000-TL tutarında parayı gerek banka havalesi ile gerek müvekkilinin vekili olarak işlem yapmaya yetkisi bulunan hastane müdürü Mustafa Kuran vasıtası ile gönderildiği; Aradan vakit geçtikten sonra 400.000-TL gönerdiğini; 27.03.2020'de müvekkilini ziyarete gelen ... ve babası olan davacı yan, işlerin birlikte yürütüldüğünü ve yapılacak olan işlere istinaden alınan paraya ve müvekkilinin uğramış olduğu zarara karşılık yine müvekkilinin güvenini kazanmak adına kendisine 1.750.000-TL tutarlı bono düzenleyerek verdiklerini, 28.07.2020 tarihine gelindiğinde artık kendisinin dolandırıldığını düşünen müvekkilinin Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu ve Sakarya 3. İcra dairesi 2021/423 Esas numaralı dosya kapsamında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını belirterek davanın reddini, alacak miktarı üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar: Dava; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Dava dışı ...'ın davalıdan arasında para aldığı, takip ve davaya konu senedin iş bu borç ilişkisi nedeni ile düzenlendiği ve davacının da davaya konu senette imzasının bulunduğu hususları ihtilafsızdır. Uyuşmazlık, Sakarya 3. İcra dairesi 2021/423 esas sayılı dosyasında davacının senetteki imzasından sorumlu olup olmadığı ve dolayısıyla da davalıya dava tarihi itibariyle davalıya borçlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller: Sakarya 3. İcra Müdürlüğü'ne, Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, Adapazarı Tapu Müdürlüğü'ne, Akbank'a, Halkbank'a, Yapıkredi Bankası'na, Sakarya 2. SHM'ne, Finansbank'a, Şekerbank'a, Teb bankası'na, İng Bank'a, Vakıfbank'a, Garanti Bankasına, Ziraat Bankası'na, Denizbank'a yazılan müzekkerelere cevapları istenilen bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiştir IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar: 6102 sayılı TTK'nın 701/3 maddesine göre; "Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır." 6102 sayılı TTK'nın 702/2 maddesine göre; "Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir." 6102 sayılı TTK'nın 724 maddesine göre; "Aval veren, hamile karşı poliçeyi düzenleyen, kabul eden, ciro edenlerle birlikte, yani senedin diğer borçluları ile birlikte hamile karşı müteselsilen sorumludur." 6100 sayılı HMK'nın 226/1-c maddesine göre; "Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar." 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a maddesine göre;"Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir" 5237 sayılı TCK'nın 156 maddesine göre"Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir." hükümlerinin düzenlenmiş olduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2019 tarih, 20219/492 Esas, 2019/2207 Karar sayılı ilamında "...Davacı vekili, yemin deliline dayandıklarını ancak yemin delili haklarının hatırlatılmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. HMK'nın 226/1-c. Maddesine göre, "yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar" yemine konu olamayacağından davacı vekilinin bu husustaki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir..." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 27/02/2018 tarih, 2016/7920 E., 2018/1471 K. Sayılı kararında "..Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve HMK’nın 226/1-c maddesi gereğince yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar ile ilgili yemin teklif edilemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.02.2020 tarih, 2017/4-1428 E., 2020/100 K. Sayılı kararında "... Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir. 23. Kanun’da, bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılırken (HMK m. 225/2), tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemin konusu olamayacağı (HMK m. 226; Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.352) düzenlenmiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.01.2019 tarihli ve 2017/16-1561 E. ve 2019/11 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; HMK’nın 226. (HUMK m. 352) maddesi gereğince yemin edecek kimsenin onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemin konusu olamayacağından, mahkemece davacı tarafa yemin teklifinin hatırlatılarak davalı tarafça yeminin eda edilmesi ve buna dayanılarak hüküm kurulması doğru olmadığı gibi;..." belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 01/03/2023 T. 2022/11-221 E. 2023/134 K. Sayılı kararında "... davacı, asıl borçlu gibi sorumlu olup davacı aval veren tarafından senedin zorunlu şekil şartlarına ilişkin bir eksiklik ileri sürülmemiş, sadece bononun teminat senedi olduğundan bahisle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Oysa ki, Türk Ticaret Kanunu’nun 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Başka bir deyişle, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez ..." belirtilmiştir. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler Sakarya 3. İcra dairesi 2021/423 esas sayılı dosyasına konu senet şeklen incelendiğinde düzenleme tarihinin 27/03/2020, vade tarihinin 27/06/2020, keşidecinin dava dışı ..., avalistin davacı ... olduğu, bedelin 1.750.000,00-TL olduğu, avalist davacı ile senet lehtarı olan davalı arasında senetlerin tanzim tarihlerinde borç ilişki bulunduğu, senetlerin nakden ihdas kaydını içerdiği, kambiyo senedinin illetten mücerret olduğu, davacının avalist konumunda olduğu, davacı aval veren tarafından senedin zorunlu şekil şartlarına ilişkin bir eksiklik ileri sürülmediği, Türk Ticaret Kanunu’nun 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olduğu, başka bir deyişle, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremeyeceği (Emsal: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 01/03/2023 T. 2022/11-221 E. 2023/134 K. Sayılı ilamı), dolayısıyla da davacının aval veren olarak imzaladığı bonodan dolayı sorumluluğunun devam ettiği ayrıca HMK 226/1-c maddesi uyarınca, yemine ilişkin hususun bedelsiz senedi icraya koymak suçunu teşkil edeceğinden davacının iddialarının yemine konu olamayacağından davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı taleplerinin de, tedbirin teminat bedelinin yatırılmaması sebebi ile uygulanmadığı sebebi ile, şartları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davanın REDDİNE, 2-Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 26.059,30-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 229.137,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep eden tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 8-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereği talep aranmaksızın taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re'sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek karar verildi. 26/12/2024 Katip ... e-imzalıdır. Hakim ... e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/423, K. 2018/1471, T. 17.01.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-423-e-2018-1471-k-95a7b9e5f0ef