İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/40 E. 2025/127 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/40
Karar No
2025/127
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/40 KARAR NO : 2025/127

DAVA : FSEK - Tazminat DAVA TARİHİ : 03/03/2015 KARAR TARİHİ : 11/06/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin uzun yıllardır bilgisayar yazılımı programı yapan, piyasada bilinen bir firma olduğunu, davalılardan ...’in müvekkili yazılım şirketinde 1/3 hisseye sahip küçük ortak ve yazılım geliştirme bölümünden sorumlu genel müdür yardımcısı iken müvekkili şirket çalışanlarından ..., ..., ... ve satıştan sorumlu genel müdür yardımcısı ... ile gizlice anlaşarak müvekkiline ait yazılım programlarını kaynak kodlarını da kullanıp kopyalayarak iltibas yaratacak şekilde benzer programlan türetip başta müvekkili müşterileri olmak üzere piyasada satmak ve haksız kazanç elde etmek amacıyla ...isimli başka bir şirket kurduklarını, diğer davalılar .... ve ...’un ise bu amaçla kurulan ... şirketinin görünüşte ortakları olduklarını, davalılardan ...’in de müvekkili şirkette çalıştığını ve askere gitmek üzere müvekkili şirketten ayrıldığını, askerden döndüğünde ise diğer davalılarla beraber hareket ederek haksız kazanç elde etmiş olduğunu, davalıların, birlikte hareket ederek, yıllardır emek ve paralar harcanarak geliştirilen müvekkili şirkete ait yazılım programlarını, kaynak kodlarını da kullanarak kurdukları ..... şirketine hukuka aykırı şekilde transfer etmiş olduklarını, bu şekilde ..... Yazılım’ı kuran davalıların, müvekkili şirket tarafından yapılan, 7 yıl ciddi bir emek ve para harcanan, %70 AR-GE destekli ve Tübitak tarafından da desteklenen "......" adlı programı iltibas yaratacak şekilde "altiware" adı altında hazırlayıp piyasaya sürüp şimdilik öğrenebildikleri kadarıyla iki şirkete de satışını yapıp haksız kazanç elde etmiş olduklarını, davalılar tarafından yapılan bu kopyalamaya ilişkin Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D.İş dosyası ile tespit yapılmış olduğunu ve tespit sonucu alman bilirkişi heyet raporuna göre; davalıların müvekkili şirket tarafından yapılan "...." adlı yazılımı kopyaladıklarının belirlendiğini, bu nedenlerle fazlaya dair haklarını saklı tutarak 5846 sayılı kanunun 68, 76, 77, 78 maddeleri gereğince; davaya konu müvekkili şirkete ait olan yazılımı kopyalayarak - çoğaltarak - satışa sürerek haksız kazanç elde eden davalılardan şimdilik 95.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen tazminine ve tahsiline, FSEK Madde 78 gereğince kararın kesinleşmesini takiben kararın gazete veya buna benzer vasıtalarla ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Bir kısım davalılar vekili Av. ... cevap dilekçesi ile, davacının, davaya konu "İnternet ve Mobil Ortamlara Genişletilmiş Satış Yönetim Sistemi" isimli yazılımın eser olduğunu ve kendilerinin de eser sahibi olduklarını kanıtlamak zorunda olduğunu, davacılardan ...’nin dava konusu yazılımın sahibi olduğuna ilişkin bir verinin de dosyada bulunmadığını, kaldı ki, davacıların dilekçelerinde dayandıkları TÜBİTAK belgelerinde davacılardan ...’nin adı hiçbir yerde eser sahibi olarak geçmez iken, davalılardan ... ve ...’in yazılım ve veri tabanı mimarı olarak anılmakta olduklarını, öyle ise, FSEK 11. maddesi anlamında, davacılardan ...’nin dava konusu eserin sahibi olmadığının yadsınamaz biçimde ortaya çıktığını, bu durumda eser sahipliği iddiasına dayanarak açılan bu davada, davacılardan ... eser sahibi olmadığından davasının aktif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davalı şirketin de tüzel kişi olması nedeniyle eser sahibi olamayacağını, bu nedenle tüzel kişi davacı yönünden de davanın de aktif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davalılardan ..... Yazılım San ve Tic. Ltd. Şti. ‘ne ilişkin ticaret sicil kayıtlan incelendiğinde, ortaklarının ... ve ... adlı şahıslar olduğunun görülmekte olduğunu, davalılardan ...’in bu şirketin ortağı ya da iş göreni olmadığını, .... hakkında açılan davanın da pasif husumet yokluğu yönünden reddinin gerektiğini, yine davacı Şirketin eski veya yeni çalışanı da olmayan davalılardan ...’a yöneltilen davanın da pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, bu şahsın sadece davalı ...'nin kurucu ortağı olmasının ona bu davanın yöneltilmesi için yeterli sayılamayacağını, davalılardan ...’e ve ... a yöneltilen davaların da, dava konusu yazılımın fiilen yazılımında bulunmadıklarından, pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, eser sahibi olduğunu kanıtlamayan davacılardan ...'nin FSEK çerçevesinde manevi tazminat isteme hakkının bulunmadığını, davacıların, FSEK 68’e dayalı olarak açıkça bedeli seçmiş olduklarını, oysa bu madde ile tazminat öngörülmemekte olduğundan, davacıların "varsayımsal bedeli", yani mutad ya da rayiç bedeli belirtmeleri gerekirken, belirtmediklerinden oluşa göre fahiş ve maddi olguyla bedel isteği arasındaki nedensellik ilişkisi ortaya konulamayan isteğin reddinin gerektiğini, kaldı ki; davalı vekil edenlerin bu maddede sayılan izinsiz işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim yapmadıklarını, tespit raporunda ya da dilekçesinde bu yönde bir saptama ya da kanıt olmadığını, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... yargılama sırasında vefat etmiş olmakla mirasçıları davaya dahil edilmiş, mirasçılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile, öncelikle pasif husumet itirazında bulunduklarını, dolaylı olmanın da dolaylı olmasından kaynaklı bir şekilde dava sürecine müdahil olunan müvekkillerinin, dava konusu yazılım programı ile ilgili bilgileri olmadığı gibi, ilgileri de bulunmadığını, müvekkillerinin söz konusu yazılımın sahibi olarak gözüken ...'nin varlığından bile murisin vefatından çok sonra haberleri ve bilgisi olduğunu, haberleri ve bilgileri olmasından sonra ise, şirketin ne olduğu ve nasıl çalıştığı ile ilgili hiç bir bilgileri olmayan müvekkillerinin, anlamadıkları bir iş yapan şirketin ileride kendilerine bir yükümlülük getirmesinden çekindikleri için kapanışını vermek istediklerini, bunun için girişimlere başlandığını, ancak, şirketin bünyesinde çalışanlar olduğunu, maaşların ödenmesi gerektiğini, alacakların ve borçların olduğunu, borçların yapılandırıldığını, şirket ile ilgili dava süreçlerinin olduğu gibi argümanları sunan ve bu şirketten kaynaklı müvekkillerinin herhangi bir zarara uğramayacağını ve çalışanların zarar görmemesi için şirketi devam ettirmek istediğini beyan eden...'a hisselerini, 29/12/2017 tarihinde, Kadıköy ... Noterliğinin .... yevmiye numaralı işlemi ile devrettiklerini, müvekkillerinin dava konusu ile ilgilerinin ve dava konusu uyuşmazlık ile ilgili konumlarının Mahkemence değerlendirilerek müvekkilleri hakkında açılan davada esas yönünden red kararı verilmeden önce, usulen, pasif husumet nedeni ile red kararı verilmesini ve tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 21/04/2017 tarihli dilekçesi ile, huzurdaki davada 02/07/2015 tarihinde davaya konu "..." adlı yazılım programlarının üretiminin, davalıların adreslerinde satışının ve üretiminin durdurulması hususunda tedbir kararı verildiğini, davalılardan bir kısmının, tedbir kararına uymadığını, tedbir kararına konu programın tanıtım ve satışına devam ettiklerini, tedbir kararının ihlal edildiğinin noter marifeti ile tespit edildiğini, tedbir kararına aykırı hareket eden davalıların disiplin hapsi ile cezalandırılması gerektiğini, tedbir kararına aykırı hareket eden davalılar hakkında HMK m.398 uyarınca disiplin hapsi cezası verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Şikayet olunan davalı ..... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yetkilileri davalılar ... ve ... adına usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş, davalıların savunmaları duruşmada alınmıştır. Şikayet olunan davalı ... duruşmada alınan savunmasında; kendisinin ..... üzerinden yaptığı eylemin, eğitim maksatlı kullanıcıların programı nasıl kullanıldığına ilişkin paylaşımlar olduğunu, ürün satış, pazarlama ve tanıtımı ile bir alakası olmadığını, dava açıldıktan sonra paylaşımları kaldırdığını, herhangi bir ihlali olmadığını beyan etmiştir. Şikayet olunan davalı ... duruşmada alınan savunmasında; kendisinin ihtiyati tedbire ilişkin herhangi bir ihlalde bulunmadığını, sektör olarak internet üzerinde paylaşımlarının söz konusu olduğunu, mahkemece verilen ihtayati tedbir kararının avukatları tarafından duyurulmasından sonra herhangi bir paylaşım ve ihlalde bulunmadığını, mevcut daha önceki paylaşımları da sildiğini, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Davacı tarafça açılan işbu davanın Mahkememizin ... esas sırasına kaydının yapıldığı, Mahkememizin faaliyetinin kapatılması nedeniyle dosyanın Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Esasına kaydedildiği, HSK kararı ile Mahkememizin tekrar faaliyete geçirilmesi nedeniyle, Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/213 esas sayılı dosyasının, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizin ..... değişik iş sayılı dosyası dosya arasına alınmış, tetkikinde; talep eden .... Bilgisayar Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, karşı taraflar ..., ...,... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine delil tespiti talebinde bulunulduğu, tespit sonucu alınan bilirkişi raporunda, "Şikayet olunan firma bilgisayarları üzerinde yapılan inceleme ve Taraf yazılımları üzerinde yapılan karşılaştırma, veritabanları üzerinde yapılan inceleme ve ...... yazılımı ile yapılan karşılaştırma işlemleri sonucunda; incelenen yazılım kodlarının %90 oranında aynı olduğu, yazılım kodlarının bir süre önce alınmış olduğu ve şikayet olunan firma tarafından üzerinde kod geliştirme ve işlemlerinin halen daha devam ettiği, yazılım ekranı üzerinde yer alan buton pencere, seçim kutuları gibi form üzerinde yer alan komponentlerin büyüklükleri ve koordinatlarının tıp atıp aynı olduğu, bunun hayatın akışına aykırı olduğu, yazılım kodları arasında yer alan firma isimlerinin ve yazılımın üretim yılının değiştirilmiş olduğu, yazılımcıların yazılım kodları arasında yazmış olduğu açıklama satırlarının her iki yazılım dosyalarında aynen geçiş yapmış olduğu, her iki yazılımda da 80 den fazla modülün bulunduğu, bu modül isimlerinin bir çoğunun aynı olduğu, yazılımcı ...'ın kullanmakta olduğu bilgisayar üzerinde ... isimli tespit talep eden tarafa ait olduğunu düşünülen 16/08/2012 tarihli bir veritabanı tespit edilmiş olup, veri tabanı tarihi itibarı ile şikayet olunan tarafların davacı firmada çalışıyor olması, yazılım veri tabanının davacı taraftan alındığının bir ispatı olduğu kanısı hasıl olduğu, tespiti talep eden taraf yazılımı olan (... Yazılım) ürününün bu firmadan ayrılan kişilerce kopyalandığı, veritabanının alındığı, kopyalanan yazılımın kodlarında yer alan firma ismi değiştirilerek .... adı altında yazılımın isminin değiştirildiği, ismi değiştirilen yeni yazılıma yeni kod güncellemesinin şikayet olunan firma çalışanları tarafından yapıldığı, bazı dosya isimlerinin yine .. yazılım karşılaştırma programı ile yapılan karşılaştırma işleminde ise, bir çok benzer kayıtların yine tespit edildiği, bu değişikliklerin tespit edilmiş olduğu, yazılım kodlarının tespiti talep eden taraf firmasından kopyalanmış olduğu" hususlarının rapor edildiği görülmüştür. Dosya, davacı ve davalı yazılım programlarının kaynak kodlarının incelenerek dava konusu olan "..." programanın eser niteliğinde olup olmadığı, hak sahibinin kim olduğu, yazılım programları karşılaştırılarak, davalı tarafından satışı yapılan Altı wera yazılım programının işleme iser niteliğinde bulunup bulunmadığı, iltibas olup olmadığı hususunda rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 23/03/2016 tarihli ön raporlarında; "Davaya konu ... yazılımın eser niteliğine sahip olup olmadığı, eser sahipliğinin ve davalı yazılımının bu yazılımdan iltibas yapılarak oluşturulup oluşturulmadığı, işlenme eser olup olmadığı, hak ihlalinin olup olmadığı hususlarının Her İki Taraf Yazılımının Kaynak Kodları, Veri Tabanı Mimarisi Ve Kullanıcı Kılavuzları, Her İki Tarafın Varsa T.C. Kültür Ve Turizm Bakanlığı Tescil Belgeleri, Her İki Yazılımın Da Varsa Gelir İdaresine Ait Bilgi İşlem Sistem (Bis) Raporlarının dosyaya ibrazından sonra yapılabileceği" hususlarını tespit ve rapor etmiş olmakla, eksik hususlar giderildikten sonra alınan 12/12/2017 tarihli kök raporda; "dava konusu uyuşmazlıktaki ...... isimli yazılım programının FSEK m.2/1 kapsamında hususiyet taşıyan eser niteliğinde olduğu, davacı şirketin mali hak sahibi sıfatıyla işbu davayı açma yetkisinin bulunduğu, davaya konu her iki yazılımın toplamda en fazla %25-30 oranında benzer olduğu, bazı benzerliklerin de hukuken koruma dışında bırakılan tasarıma ait unsurlardan kaynaklandığı, her iki yazılımı da yapan eser sahibi gerçek kişilerin aynı olduğu eser sahibi olan bir yazılımcının daha önce yapmış olduğu yazılım kodlarını kendi bilgisayarında arşivlemesi, bunlardan edindiği tecrübeleri sonraki işlerinde kullanması da sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğu, bir yazılımcının kendine özgü alışkanlık, tecrübe ve kabiliyetleri neticesinde geliştirdiği yazılımlarda birbirine benzer kısımların olmasının, daha önce geliştirdiği/hatalarını giderdiği ve standart olarak sürekli kullanılabilir parçaların tekrar kullanılmış olmasının veya nesne isimlendirme mantığının benzer olmasının da bundan kaynaklanabileceği, ancak bu hususlarda nihai kararın mahkemeye ait olacağı, mahkemece aksi yönde ihlal olduğu kanaati hasıl olması halinde vaki kullanımın davacının mali haklarından FSEK 21 çerçevesinde işleme hakkının ihlali sayılabileceği, davaya konu olayda mahkemece hak ihlali olduğu hususunda kanaate varılması ihtimalinde maddi tazminatın belirlenebilmesi için sektörel uygulamada hiçbir firmanın başkasına yazılımının belli oranını kullandırtma karşılığında bir lisans hakkı vermediği gözetildiğinde en uygun çözümün mali bir bilirkişinin ticari defter ve kayıtları üzerinde değerlendirme yaparak maddi tazminat miktarının tespitinin uygun olacağı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Heyette bulunan Bilişim Teknolojileri Uzmanı .... 18/12/2017 tarihli ayrık raporunda; "heyet raporunda aynı görüşte olunmayan konular rapordan çıkarılmış olup, teknik hususlardaki incelemeler yapılarak ayrıca rapor verilmesi hususu kanaatinin hasıl olduğu" hususlarını rapor ettiği görülmüştür. Bir kısım davalılar vekilince, ... Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Yazılım Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Ö. ... tarafından hazırlanan 21/06/2016 tarihli Teknik Mütalaa dosyaya sunulmuştur. Davalı ... vekili 04/01/2018 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi tarafından yapılan dosya incelemesinin deliller ve belgeler başlığında, müvekkili açısından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayette takipsizlik kararı verildiği ve müvekkilinin 5846 sayılı FSEK uyarınca herhangi bir eyleminin bulunmadığı tespit edildiği yönünde herhangi bir özetleme ya da bilgiye yer verilmediğini, işbu belge ve delilin müvekkili açısından önem ve mahiyeti açısından mahkemenin dikkatine sunduklarını, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte, raporun genel çerçevede değerlendirildiğinde, müvekkilinin davacıların iddiaları ile hiçbir bağlantısının olmadığının açık olduğunu, bir an için davanın müvekkiline yöneltilebileceğinin kabulü varsayımında ise, iddia edildiği gibi haksız bir benzerliğin söz konusu olmadığı, standart ve teknik bir takım unsurların kullanılmasının olağan dışı bir durum olmadığının ise rapor ile sabit olduğunu, müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayette takipsizlik kararı verildiğini ve müvekkilinin 5846 sayılı FSEK uyarınca herhangi bir eyleminin bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkiline, yaratılmasında veya geliştirilmesinde hiç bir katkısı olmadığı bir yazılım sebebiyle tazminat sorumluluğu yüklemenin hukuken mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporundaki aleyhe hususlara ilişkin itiraz ve tüm beyanlarının kabulü ile davacıların açmış olduğu işbu haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili 08/01/2018 tarihli dilekçesi ile, ayrık raporun henüz tebliğ edilmediğini, tebliğ edilince beyan ve itirazda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, FSEK. 21 uyarınca işleme hakkı münhasıran eser sahibine ait olduğuna göre, eser sahibi değil, mali hak sahibi olduğu belirtilen davacı şirketin işleme hakkından söz etmenin hukuken mümkün olmadığını, davacı şirketin olmayan işleme hakkına tecavüzün varlığından da bahsedilemeyeceğini, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, davacı gerçek kişi ...’nin dava konusu eserin sahibi olmadığını, dolayısıyla ... bakımından davanın aktif husumet yokluğundan reddinin gerektiği ortaya çıktığını, ...’ye ilişkin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, ortaklarının ... ve ... olduğunu ve 14/03/2005 tarihinde ..... Danışmanlık Ltd. Şti. unvanı ile kurulduğunun ortada olduğunu, dolayısıyla dava dilekçesindeki “…..şahısların ...... Bilgisayar’dan ayrılarak ...’ni (Eski unvanı ..... Danışmanlık Ltd. Şti.) kurdukları” yönündeki iddia, somut dayanağı bulunmayan, resmi sicil kayıtları nazarında gerçek dışı bir iddia olduğunu, müvekkili gerçek kişiler bakımından pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, bilirkişilerin her iki yazılım arasında farklılık olduğunu ortaya koyduğunu, kimi benzerliklere rastlanılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunun bilirkişiler tarafından ortaya konulduğunu, bilirkişilerin, Mahkemenin aksi yönde kanaati hasıl olması halinde işleme hakkının ihlali sayılabileceği görüşüne itiraz ettiklerini, FSEK md. 18 uyarınca mali hak sahibi olduğu kabul edilse dahi davacı şirkete kanunen işleme hakkı tanınmadığını, işleme hakkının bilirkişi raporunda da isabetli bir şekilde tespit edildiği üzere eser sahibi olan ... ve ...’e ait olduğunu, davacının, esasen olmayan işleme hakkına, tecavüzün varlığından da söz edilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, davacıların, maddi tazminat istemlerini dayandırmış oldukları FSEK md 68’de tazminat öngörülmemekte olduğu, davacıların "varsayımsal bedeli", yani mutad ya da rayiç bedeli belirtmeleri gerekirken, belirtmediklerinden oluşa göre fahiş ve maddi olguyla bedel isteği arasındaki nedensellik ilişkisi ortaya konulamayan maddi tazminat isteğin reddi gerektiğini, bilirkişilerin ihlal mevcut olmadığı yönünde kanaatleri olduğu dikkate alındığında davacıların yersiz manevi tazminat talebinin de reddi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 09/02/2018 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporlarında davaya konu kaynak kodların incelenmediğini, müvekkilinin dava konusu yazılımın eser ve mali hak sahibi olduğunu, raporlarda kullanılan benzerlik karşılaştırması programı dava konusu yazılımları incelemek için yeterli olmadığını, kodların bilfiil incelenmesi gerekirken benzerlik karşılaştırma programı kullanılmasının son derece hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının esas hakkında karar verilmesi açısından sen derece yetersiz olduğunu, raporlar genel anlamda değerlendirildiğinde son derece muğlak olduklarını, bu haliyle de raporların kabulü ile hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, her iki yazılım arasındaki benzerliğin %100'e yakın olduğunu, Bakırköy .... Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ....D. İş dosyası ile alınan tespit raporunda kodlar arasındaki benzerlik oranının %90 olarak tespit edildiğini, ... isimli programın ... isimli programın kopyası olduğunun anlaşıldığını, hem ilk raporda hem de ayrık raporda ... programının ESEK m.2/1 kapsamında hususiyet taşıyan eser niteliğinde olduğunu, müvekkilinin mali hak sahibi sıfatıyla işbu davayı açmaya yetkili olduğunun tespit edildiğini, bununla birlikte ayrık raporda her iki yazılım programının benzer olduğu ve iltibas oluştuğunun tespiti yanında ilk raporda "her iki yazılımın toplamda en fazla 25-30 oranında benzer olduğu, bazı benzerliklerin de hukuken koruma dışında bırakılan tasarıma ait unsurlardan kaynaklandığı..." dile getirildiğini, ancak her iki raporda da hukuken koruma dışında bırakılan tasarıma ait unsurların neler olduğunun açıklanmadığını, raporların bu haliyle son derece çelişkili, eksik ve yetersiz olduğunu, ayrıca müvekkiline ait .... isimli programın FSEK m.2/1 kapsamında hususiyet taşıyan eser niteliğinde olduğunun her iki raporda da kabul edildiği halde daha önce şirkette çalışan bir yazılımcının bu hususiyet arz eden kodları arşivlemesinin kabul edilemeyeceğini, ilk raporun kendi içinde çeliştiğini, davalıların, kuruluşu eskiye dayanan ve hiçbir şekilde yazılım işi yapmayan ..... Danışmanlık şirketini paravan olarak kullandıklarını, müvekkili şirketten ayrılıp bu şirkete geçiş yaptıklarını ve ismini ..... Yazılım olarak değiştirdiklerini, şu anda da eldeki dava sebebiyle yazılımları hakkında tedbir kararı bulunduğundan yeni bir paravan şirket kurduklarını, bu şirketin adının da .... Yazılım olduğunu, şirket kurucusu ve yetkilisinin ise davalı ... olduğunu, amacın yine aynı olduğunu, bilirkişi raporları, davanın esasını oluşturan kaynak kodlar incelenmeden dava devam ederken ve çok sonra davalı tarafından değiştirilerek sunulmuş kaynak kodlar incelenerek oluşturulduğundan, iki ayrı rapor halinde sunulduğundan ve aynı yöntem izlenerek farklı sonuçlara ulaşıp, çelişkili olduğundan kabul etmediklerini, bu nedenle yeni oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden, davanın temelini oluşturan ve dosya içerisinden bulunan ... D. İş dosyası ile yapılan tespit sırasında ele geçirilen kaynak kodlar incelenmek suretiyle yeni rapor alınmasını talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili 09/02/2018 tarihli dilekçesi ile, ayrık raporun aslında çok büyük oranda bilirkişi raporu ile ittifak halinde olduğu gerçeği karşısında, gerçek anlamda bir ayrık rapor olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacı gerçek kişi ...’nin dava konusu eserin sahibi olmadığı, dolayısıyla ... bakımından davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiği ayrık rapor ile de sabit olduğunu, müvekkili gerçek kişiler bakımından pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğine yönelik iddialarının ayrık görüşte de irdelenmediğini, esasında bu husus hakimin hukuki değerlendirmesi kapsamında kaldığından ve heyette hukukçu üye bulunmadığından mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, gerçek kişi müvekkilleri bakımından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi taleplerini yinelediklerini, ayrık görüşün de her iki yazılım arasında farklılık olduğunu ortaya koyduğunu, ayrık görüşün çok büyük oranda bilirkişi raporu ile aynı olduğu da göz önüne alınarak gerçek anlamda bir ayrık rapor olarak kabulü mümkün olmayıp, aleyhe hususları kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekilince, ... Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. .... tarafından hazırlanan 21/03/2019 tarihli uzman mütalaası dosyaya sunulmuştur. Dosya, davacılar vekilinin sunmuş olduğu rapora karşı itiraz dilekçesindeki hususların ayrıntılı tek tek incelenerek ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 04/07/2019 havale tarihli ek raporlarında; "Hak ihlalinin bulunup bulunmadığı konusu ise teknik bir husus olup bu konuda teknik bilirkişilerden ... ’in ayrık görüşünde herhangi bir değişiklik bulunmadığı, Diğer teknik bilirkişiler tarafından bilgisayar programlarının genel özellikleri ve dosyamızdaki somut olayın değerlendirilmesi yapılmış olup bu bilirkişilerin değerlendirmesine göre İki yazılımın benzerlik oranının hesaplanmasında benzer kısımların yanı sıra benzer olmayan kısımların da değerlendirmeye alınmasının doğru olacağı, Taraflara ait yazılımların binlerce kod dosyasından oluşması, dosya isimleri ve boyutlarının farklı olması, karşılaştırma programlarının otomatik olarak bir benzerlik oranı hesaplayamaması, benzer olarak gösterilen bazı kısımlarda yazılım platformu tarafından otomatik oluşturulan bölümlerin olabilmesi nedeniyle incelemenin tek tek yapılması gerektiği, böyle bir incelemede kesin bir oran vermenin dosyada heyetimize verilen süre ve maliyetler kapsamında yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle benzer isme sahip dosyalardan en büyük boyutlu olanlar öncelikli olmak üzere örnekleme yöntemiyle karşılaştırma yapılabileceği, Yapılan karşılaştırma sonucunda davaya konu her iki yazılımın toplamda yaklaşık olarak (en fazla) %25 oranında benzer olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davacılar vekili 09/09/2019 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporlarında davaya konu kaynak kodların incelenmediğini, bu hali ile hem ilk raporun hem de ek rapor temelden yanlış olduğunu, kod karşılaştırmasının "otomatik bul değiştir" yöntemi ile değil "semantik (anlamsal)" olarak yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava konusu yazılımın eser ve mali hak sahibi olduğunu, her iki yazılım arasındaki benzerliğin %100’e yakın olduğunu, bilirkişi raporlarının ilk rapor ve ek rapor arasında itirazlara yönelik hiçbir inceleme yapılmadığından ve daha önce bilirkişiler arasındaki uyuşmazlık giderilemediğinden, yani ilk raporla ek rapor arasında neredeyse hiçbir fark olmadığından, davanın esasını oluşturan kaynak kodlar incelenmeden dava devam ederken ve çok sonra davalı tarafından değiştirilerek sunulmuş kaynak kodlar incelenerek oluşturulduğundan, iki ayrı rapor halinde sunulduğundan ve aynı yöntem izlenerek farklı sonuçlara ulaşıp, çelişkili olduğundan, kabul etmediklerini, bu nedenle yeni oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden, davanın temelini oluşturan ve dosya içerisinden bulunan ... D. İş dosyası ile yapılan tespit sırasında ele geçirilen kaynak kodlar incelenmek suretiyle yeni rapor alınmasını talep etmiştir. Dosyada alınan ek raporla da heyette oluşan görüş farklılığının giderilemediği ve davacı vekilinin itirazları da nazara alınarak dosyanın yeni rapor tanzimi için yeni bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişiler 01/05/2020 tarihli raporlarında; "Davacının dosyaya sunmuş olduğu kaynak kodlar ile davalı adresinde Bakırköy ... Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... D. iş dosyası ile tespit edildiği belirtilen kaynak kodlar esas alınarak karşılaştırılma yapıldığı, davalı ve davacı yana ait kodların karşılaştırılmasında; Yazılımcı tarafından yazılan Açıklama kısımlarının benzerliği, Standart ölçü ve renk ile yaratılan Butonların sonradan piksel-ebat, renk kodları veya koordinat değişiklikleri yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise davalı ve davacı yana ait işbu ayarların bir arada benzerliği, Kodların Anlamsal Benzerlik (Semantik) Yönünden Benzerliği, Winmerge Programı Yardımıyla Tespit Edilen Kaynak Kodlar Üzerinde Benzerlik Taşımayan Kısımların Karşılaştırılması, Kaynak Kodlarda Yazılımcı Tarafından Atanan Değişken isimlerinin Benzerliği, Yazılım Mimarisini Oluşturan Temel Bileşenler (Modüller) Benzerliği kriterleri gözetilerek incelenen 12 adet dosya üzerinden yapılan tespitler doğrultusunda davalı ve davacı yana ait kaynak kodların ayniyet derecesinde benzerlik gösterdiği, her iki yazılımda yer alan modül sayısının birbirine çok yakın olduğu, her iki yazılımda modül isimlerinin %91 oranında benzerlik taşıdığı, dava konusu .... markalı bilgisayar programı(yazılımı)nın, FSEK md.2/1 anlamında "eser" niteliğinde olduğu, ... ve ...'in "eser sahibi" olduğu, davacı ... Bilgisayar Şti nin, FSEK md.18 düzenlemesine göre, dava konusu bilgisayar programı eser yönünden mali hak sahibi olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davacılar vekili 25/06/2020 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporu ile davaya konu yazılımların ayniyet derecesinde benzerlik gösterdiği, %91 oranında benzerlik taşıdığının tespit edildiğini, bunun yanı sıra ... ve ...'in eser sahibi olduğu, müvekkili şirketin ise mali hak sahibi olduğunun tespit edildiğini, eser sahipliği yönünden yapılan tespite hiçbir şekilde katılmadıklarını, bilirkişi raporunda eser sahipliği yönünden yapılan incelemenin yalnızca Tübitak ar-ge istem formu ve ekleri baz alınarak yapıldığının belirtildiğini, fakat bilirkişi raporunda TÜBİTAK ile davacı müvekkili arasındaki sözeleşmede eser sahibinin kuruluşa ait olacağı koşulunu atlayarak ve incelemeden yanlış karar vererek, tek başına Tübitak proje formuna dayalı tespiti kabul etmediklerini, ayrıca ... Üniversitesi ..... AŞ.'ye 18/01/2012 tarihinde yapılan başvuruda da, bilgi formunda projede çalışan personel olarak müvekkillerinden ...'nin isminin de geçtiğini, aynı şekilde KOSGEB; Araştırma-Geliştirme, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Destek Programı kapsamında 25/03/2013 tarihinde düzenlenen dönemsel izleme raporunda proje sahibinin müvekkili şirket olduğunun gösterildiğini, bilirkişi raporunda eser sahipliği konusunda tek dayanak olan Tübitak projesi ile ilgili yazılı delillerin eser sahibinin aslında müvekkili olduğunu gösterdiğini, ayrıca bu projenin tüm maliyetinin müvekkili şirket ve Tübitak tarafından karşılandığını, müvekkili ...'nin ... isimli programa ait ilk kodları ve algoritmaları yazan kişi olduğunu, programın %70-80 mantığı onun yapmış olduğu algoritma ve metodlardan oluştuğunu, dolayısıyla eser sahibinin çalıştığı kuruluş olan ... yazılım olduğunu, ayrıca raporlarda eser sahibi olarak değerlendirilen davalı ... ile ... daha önce hiç programlama eğitimi almadıkları gibi ilk işyerlerinin de müvekkili şirket olduğunu, her ne kadar eser sahipleri net ve kesin olarak isim isim belirlenemese de davaya konu yazılım üzerindeki tüm hakların müvekkili şirket tarafından kullanılacağına kuşku olmadığını, FSEK m.10 doğrultusunda davada haklı olduklarının ortaya çıktığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin mali hak sahibi olduğunun tespit edildiğini, tazminat alacaklarının da ayrıca hesaplanması gerektiğini, açıklanan nedenlerle, mahkemece gerek görülmesi halinde eser sahipliğinin tespiti açısından ek rapor alınmasına, aksi takdirde ekli belgeler ve itirazları dikkate alınarak müvekkillerinin eser sahibi olduğunun Mahkemece tespitine, maddi tazminatın hesaplanması açısından dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 29/06/2020 tarihli dilekçesi ile, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında yoğun çelişkiler bulunduğunu, bilirkişi heyeti tarafından yapılan dosya incelemesi kapsamında, müvekkili açısından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayette takipsizlik kararı verildiğini ve müvekkilinin 5846 sayılı FSEK uyarınca herhangi bir eyleminin bulunmadığının tespit edildiği yönünde herhangi bir özetleme ya bilgiye bu raporda da yer verilmediğini, işbu belge ve delilin müvekkili açısından önem ve mahiyeti ortadayken bu vakte kadar yapılan incelemerin hiçbirinde bu hususa ilişkin herhangi bir tespit ya da değerlendirme yapılmamasının anlaşılamadığını, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, gelinen aşama itibariyle müvekkilinin davacıların iddiaları ile hiçbir bağlantısının olmadığının gayet açık olduğunu, davacıların eser sahibi olmadıkları gibi bu iddialarını kanıtlayamadıklarının da açık olduğunu, müvekkiline, yaratılmasında veya geliştirilmesinde hiç bir katkısı olmadığı bir yazılım sebebiyle tazminat sorumluluğu yüklemenin hukuken mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporundaki aleyhe hususlara ilişkin itiraz ve tüm beyanlarının kabulü ile, davacıların açmış olduğu işbu haksız davanın müvekkili yönünden reddine, itirazlar kapsamında ek rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili 29/06/2020 tarihli dilekçesi ile, davalılardan ...’ın dava sürerken vefat ettiğini, bilirkişi raporunda, dosyada mübrez önceki raporlarda da yer aldığı üzere, TUBİTAK belgesinde de açıkça yazılı olduğu üzere davalılardan ... ve ...’in Yazılım ve Veritabanı Mimarı sıfatıyla ...... isimli yazılımın eser sahibi olduklarını, davacılardan ...’nin dava konusu eserin sahibi olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığının ortaya konulduğunu, bu sebeple ...'nin eser sahibi olmadığından davasının aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, hem önceki heyetten alınan raporlarda hem de ikinci heyetten alınan raporda ...... isimli yazılımın eser sahibi oldukları kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ortaya konan ... ve ...’in davacı şirkete hizmet akdi ile bağlı oldukları veya FSEK md. 48 ve 52 uyarınca usulüne uygun şekilde mali hakları devrettiklerini ortaya koyan hiçbir belge dosyada yer almadığı için davacı şirket yönünden de mali hak sahipliği ispat edilemediğinden davanın aktif husumet eksikliğinden reddini talep etiklerini, müvekkilinin gerçek kişiler bakımından pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğine yönelik iddialarının raporda irdelenmediğini, esasında bu hususun hakimin hukuki değerlendirmesi kapsamında kaldığından mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda ...’nin eser sahibi olmadığının tespiti haricindeki tespitlere katılmadıklarını, dosyaya ibraz ettikleri uzman görüşlerinin incelenmediğini, yeni heyetin incelemeyi dosyadaki orijinal kodlar üzerinden değil, hasbelkader kimi bilgisayarlarda yer aldığı öne sürülmüş, gerçekte herhangi bir programda kullanılmış olduğu da oraya konulmamış kodlar üzerinden yaptıklarını, bunu yaparken de yine bir nevi cımbızlama yapılarak raporun 4. Sayfasında da belirtildiği üzere binlerce dosya arasından 12 adeti üzerinden yapıldığını, bütün bunların da sadece davalı müvekkillerden ...’e ait olduğu iddia olunan bilgisayardan alınan dosyalardan incelendiğini, dosyada yer alan esas kaynak kodların incelenmediğini, açıklanan nedenlrele, eksik inceleme ile tanzim edilmiş bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, itirazlarına yönelik ek rapor alınmasını, şayet Mahkeme aksi kanaatte ise yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir. Dosya, taraf itirazlarını karşılar ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 12/11/2020 tarihli ek raporlarında; "Davalı ve davacı yanın kodlarının birbiri ile karşılaştırılması Otomatik gelen standart kodlar üzerinden değil, yazılım içerisindeki Semantik (Anlamsal) karşılaştırma, Standart kodlar üzerinde sonradan yapılan projeye özel değişikliklerin Bütanların büyüklüğü, Buton üzerinde yazan metinler, ekrana çıkan uyarı metinleri, değişken isimleri ve kodlar arasına yazan açıklamalar üzerinden yapılmıştır. Her iki yazılımda yer alan modül sayısının birbirine çok yakın olduğu, her iki yazılımda modül isimlerinin %91 oranında benzerlik taşıdığı, İncelenen 12 adet dosya üzerinden yapılan tespitler doğrultusunda Her ne kadar C# dilinde kaynak kodların büyük bir bölümü sistem tarafından otomatik olarak oluşturulmuş olsa da, davalı ve davacı yana ait kaynak kodlarda bütanların standart dışı olan aynı ebata çekilmiş olması, buton üzerinde yazan metinlerin, buton ekranda görünecek koordinatlarının, kısaca sonradan eklenen değişikliklerin ayniyet derecesinde benzerlik göstermesi kodların kopyalanmış olabileceği kuvvetle muhtemel olduğu, Dava konusu ....... markalı bilgisayar programı(yazılımı)nın, FSEK md.2/1 anlamında "eser" niteliğinde olduğu, ..... ve ...’in "eser sahibi" olduğu, Davacı .... Bilgisayar Şti nin, FSEK md.18 düzenlemesine göre, dava konusu bilgisayar programı eser yönünden, mali hak sahibi olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davalı ... vekili 25/12/2020 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi heyetinin sadece 12 adet dosya üzerinden inceleme yaptığını kabul ettiklerini ve tüm kaynak kodlarının incelenmesinin aylar süreceğini belirterek eksik bir incelemeye dayalı rapor oluşturduğunu ikrar ettiklerini, bilirkişi heyeti tarafından yapılan dosya incelemesi kapsamında, müvekkili açısından, yapılan şikayette takipsizlik kararı verildiği ve müvekkilinin FSEK uyarınca herhangi bir eyleminin bulunmadığının tespit edildiği yönünde herhangi bir özetleme ya bilgiye bu raporda da yer verilmemesine itirazlarını tekrar ettiklerini, müvekkiline yaratılmasında veya geliştirilmesinde hiç bir katkısı olmadığı bir yazılım sebebiyle tazminat sorumluluğu yüklemenin hukuken mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle, 01/05/2020 tarihli bilirkişi raporundaki aleyhe hususlara ilişkin itiraz ve tüm beyanlarının kabulü ile, davacıların açmış olduğu işbu haksız davanın müvekkili yönünden reddine, itirazları kapsamında ek rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili 25/12/2020 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporunda, dosyada mübrez önceki raporlarda da yer aldığı üzere, TUBİTAK belgesinde de açıkça yazılı olduğu üzere davalılardan ... ve ...’in yazılım ve veritabanı mimarı sıfatıyla ...... isimli yazılımın eser sahibi olduklarının, davacılardan ...’nin dava konusu eserin sahibi olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığının ortaya konulduğunu, ... eser sahibi olmadığından davasının aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı Şirket yönünden mali hak sahipliği ispat edilemediğinden davanın aktif husumet eksikliğinden reddini talep ettiklerini, müvekkili gerçek kişiler bakımından pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğine yönelik iddialarının bilirkişi raporunda irdelenmediğini, bilirkişi raporunda ...’nin eser sahibi olmadığının tespiti haricindeki tespitlere katıma olanağı bulunmadığını, uzman mütalaalarının incelenmediğini, ilk heyetin incelemiş olduğu hususlar ve kodların incelenmediğini, dosyada yer alan esas kaynak kodlarının incelenmediğini, binlerce dosya yüzbinlerce satır olduğu belirtilen dosyaların sadece 12 tanesinin mukayese edildiğini ve %91 benzerlik bulunduğunun belirtildiğini, binlerce dosya ve yüzbinlerce satır kod incelenmeksizin kaldığını, açıklanan nedenlerle, kök rapora yönelik itiraz dilekçelerinde ileri sürdükleri hususları aydınlatmayan, denetime elverişli olmayan, kendi ifadesi ile binlerce dosyadan sadece 12 tanesini mukayese eden, bunu yaparken de bir nev’i cımbızlama metodu ile dosyadaki asıl kodlar ile değil, değişik iş dosyasında alındığı belirtilen 5 adet bilgisayar içeriğinden sadece eser sahiplerinden ...’in bilgisayarından alınanlar ile karşılaştırma yapılan, ilk heyetin hazırlamış olduğu rapordaki çoğunluk görüşü ile azınlık görüşü arasındaki görüş farklılığını da çözmeyen eksik inceleme ile tanzim edilmiş bilirkişi ek raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, itirazlara yönelik yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir. Davacı vekili 25/12/2020 tarihli dilekçesi ile, ek raporla kök rapordaki tespitlerin tekrarlandığını, bu anlamda programların %91 oranında benzer olduğu ve kodların kopyalanmış olduğu ve müvekkilinin mali hak sahibi olduğu yönündeki tespitlere bir diyeceklerinin olmadığını, ancak eser sahipliği konusunda kök rapora ilişkin itirazlarının, yazılı deliller olmasına rağmen yeterli incelenmediğini ve dava konusu program göz önüne alındığında doğru değerlendirmeler yapılmadığını, ek raporla, ... ve ..... eser sahibi olarak tespit edildiğini, yapılan bu tespitin yeterli inceleme yapılmadan ortaya konan bir tespit olduğunu, hiçbir şekilde kabul etmediklerini, öncelikle raporda tek dikkate alınan belgenin Tübitak AR-GE istem formu ve ekleri olduğunu, bu belgenin de doğru değerlendirilmediğini, eser sahipliği yönünden kök rapora itirazlarına karşı yapılan incelemelere itiraz ettiklerini, kök rapora itirazlarında belirttikleri belgelerin ek raporda neredeyse hiç dikkate alınmadığını, üstünkörü incelendiğini, itiraz ettiklerini, dava konusu yazılımın müvekkili şirket mülkiyetinde doğduğuna kuşku olmadığını, her ne kadar eser sahipleri net ve kesin olarak isim isim belirlenemese de davaya konu yazılım üzerindeki tüm hakların müvekkili şirket tarafından kullanılacağına kuşku olmadığını, bu anlamda FSEK m.10 doğrultusunda davada haklı olduklarının ortaya çıktığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin mali hak sahibi olduğunun tespit edildiğini, açıklanan nedenlerle, itirazları doğrultusunda mahkemece gerek görülmesi halinde eser sahipliğinin tespiti açısından yeni seçilecek bir bilirkişiden rapor alınmasına, aksi takdirde ekli belgeler ve itirazları dikkate alınarak müvekkillerinin eser sahibi olduğunun Mahkemece tespitine, maddi tazminatın hesaplanması açısından öncelikle gerekli evraklar, deliller toplanarak dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dosyanın maddi tazminat hesabı yönünden heyetteki FSEK uzmanına SMM bilirkişi eklenerek rapor tanzimine karar verilmiş, bilirkişiler 22/02/2022 tarihli raporlarında; "Davacı tarafın, maddi tazminat talebine yönelik olarak, 6769 sayılı SMK. 151. Maddesinde sayılan yöntemlerden, seçimlik hakkını kullanmadığı, davacı tarafın, maddi tazminat talebine doğrultusunda, 6769 sayılı SMK. 151. Maddesinde sayılan yöntemlerden, seçimlik hakkını kullanması yönünde, Mahkeme tarafından karar verilmesi halinde, taraflarınca ticari defterler üzerinde, seçilen yönteme göre inceleme yapılarak ek rapor hazırlanabileceği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Her ne kadar sunulan raporda SMK.151maddesine göre seçimlik hak sunulduktan sonra tazminat hesaplaması yapılabileceği hususunda tespit ve görüş sunulmuş ise de davanın SMK'ya göre değil FSEK hükümlerine göre açıldığı, eserden kaynaklı bir tazminat davası olduğu, SMK'nın 151.maddesinin uygulama yeri olmadığı hususu bilirkişilerin dikkatine çekilerek, tazminat hususunda mahkememizin önceki ara kararı doğrultusunda hesaplama yapılması ve tedbire muhalefet iddiasıyla ilgili inceleme yapılması ve rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişiler 05/09/2022 tarihli raporlarında; "Davalı tarafın incelenen ticari defterlerinin, kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde yapılmadığı, incelenen defterlerin sahipleri lehine kati delil olma vasfına haiz olmadığı, Davalı tarafından, inceleme günü 2014 ve 2015 kayıtlarının incelemeye sunulduğu, 2014 öncesi kayıtlar bulunamadığı gerekçesi ile incelemeye sunulmadığı, Davalı tarafın, 2014 yılında, ... markası kullanılarak satışa sunulan, SATIŞ YÖNETİM TAKİP SİSTEMİ yazılımından, 2.550,00 TL.’ sı satış hasılatı elde ettiği ve mali tablolarında görülen, Genel Yönetim Gideri öncesi ortalama Faaliyet Karlılık Oranı üzerinden yapılan hesaba göre, 2.480,39 TL.’ sı muhtemel kazanç elde ettiği, 2014 yılında, dava tarihine kadar olan süre içerisinde, ..... markası kullanılarak, yazılım satışının bulunmadığı, bununla birlikte, davalı tarafın 2015 yılında SATIŞ YÖNETİM TAKİP SİSTEMİ açıklaması ile piyasada satışa sunduğu yazılımın, Mahkeme tarafından, dava konusu yazılım olarak kabul edilmesi halinde, davalı tarafın 2015 yılı satışından elde ettiği muhtemel kazancın 8.498,97 TL.’ sı olarak hesap edildiği, Davacı tarafın FSEK kapsamında talep ettiği, maddi tazminat talebinin, Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, Dosya içeriğinde yapılan incelemede, ihtiyati tedbir kararları içeriği de göz önüne alındığında, ilgili tedbir kararı tarihinden sonra, "altivvare" adlı yazılım programının, davalıların adresinde, satışının ve üretiminin yapıldığına ve dolayısı ile şikayet olunanlar tarafından, tedbir kararına muhalefet edildiğine dair yeterli bilgi ve belgeye rastlanmadığı" hususlarını tespit ettikleri görülmüştür. Davacılar vekili 26/09/2022 tarihli dilekçesi ile, davalı şirketin 2005 yılında kurulmuş olmasına rağmen bilirkişi incelemesine yalnızca 2014 ve 2015 yıllarının ticari defterlerin sunulduğunu, bu tarihten önceki defterlerin incelemeye sunulmadığını, incelenen defterlerde de yalnızca "Satış Yönetim Takip Sistemi" adı verilen yazılımın satış hasılatı üzerinden muhtemel kazanç hesabı yapıldığını, netice itibariyle toplam 10.979,36 TL muhtemel kazanç hesap edildiğini, bu yönüyle bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, davanın, FSEK m.68 doğrultusunda açıldığını, davalı şirketin, yasal delil vasfını haiz olmayan ticari defterleri incelenerek muhtemel kazanç hesabı yapılmasının doğru olmadığını, yapılması gerekenin, FSEK m.68 doğrultusunda davalılarla müvekkili arasında farazi bir sözleşme yapıldığından kabulle istenebilecek rayiç bedelin hesaplanması ve bu bedelin üç katı oranında maddi tazminata hükmedilmesi olduğunu, ayrıca m.68 doğrultusunda tazminat hesaplaması için ürünlerin davalılar tarafından satışının yapılmış olmasının da gerekmediğini, davalıların satış bedelinin az görülmesinin bir diğer nedeninin satış yapılmaması olmadığını, davalıların huzurdaki davada ihtiyati tedbir kararı verilince ...... Yazılım San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, bu firma üzerinden aynı ürünü satmaya devam ettiklerini, bilirkişi raporuyla ayrıca ihtiyati tedbir kararına muhalefet edildiğine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığına ilişkin tespit yapılmışsa da buna katılmadıklarını, noter kanalıyla yapılan incelemelerde; davalıların tüm yasaklamalara rağmen davaya konu programı çeşitli sosyal medya hesapları, youtube videolarıyla ve internet sitesi üzerinden pazarlamaya, tanıtmaya ve satmaya devam ettiklerine şüphe olmadığını, bahse konu tespitlerin tedbir tarihinden yaklaşık 2 yıl sonra yapıldığını, satışının durdurulduğu bir ürünün bu süre zarfında tanıtımının yapılmasının, satışının yapılmayacağı anlamına gelemeyeceğini, dolayısıyla davalıların tedbire muhalefet ettikleri şüphesiz olduğundan cezalandırılmaları gerektiğini, açıklanan nedenlerle, FSEK m.68 doğrultusunda yeniden hesaplama yapılması için ek rapor alınmasına, ihtiyati tedbir kararına muhalefet eden davalıların cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili 26/09/2022 tarihli dilekçesi ile, davacı ... eser sahibi olmadığından davasının aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı Şirket yönünden de mali hak sahipliği ispat edilemediğinden davanın aktif husumet eksikliğinden reddini talep etmek gerektiğini, müvekkili gerçek kişiler bakımından pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğine yönelik iddialarına yönelik önceki beyanlarına atıf yaparak yinelediklerini, uzman görüşünün incelenmediğini HMK md. 401/4 amir hükmü karşısında Beyoğlu ...... Noterliğinden yaptırılan tespitlerin hukuka aykırı delil vasfında olup, özünde bir ceza yargılaması konusu olan ihtiyati tedbire muhalefet iddiasında bu delillere dayanılamayacağını, HMK'nın Tedbire Muhalefetin Cezasını düzenleyen 398. Maddesi'nin 20/02/2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 11/07/2018 tarihli ...... E. ...... K. Sayılı kararı ile iptal edilmesine, Kararın Resmi gazetede yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiğini, Kanun Koyucu tarafından 20/11/2019 tarihine kadar bu çerçevede yeni bir düzenleme yapılmadığını, tedbire muhalefetin cezai yaptırımı olan bir fiil olmaktan çıktığını, incelenen ticari defter ve kayıtlar bakımından ise 2014 yılında "......" markalı ürün satışının 1 adet olduğu, 2.550,00 TL (ikibinbeşyüzelli) satış hasılatı elde edildiği, bunun faaliyet karlılık oranı üzerinden yapılan hesaba göre 2.480,39 TL'sinin muhtemel kazanç olduğunun tespit edildiğini, ancak üzerinde "......" ibaresi bulunmayan başkaca Satış Yönetim Takip Sistemlerine ilişkin faturaların da varsayımsal olarak dava konusu yazılım olarak kabul edilebileceği yönündeki tespit ve görüşleri kabul etmediklerini, somut uyuşmazlık bakımından TBK md. 50 ve 51 in de hukuken uygulama alanı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Sunulan ek raporda yapılan hesaplamanın FSEK 68.madde hükmü çerçevesinde olmadığı ve usulüne uygun yapılamadığı anlaşıldığından dosyaya yeni bir FSEK uzmanı eklenmek suretiyle bu eksiklik hususunda rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişiler 03/04/2023 tarihli raporlarında; "Davacı talebinin FSEK m.68 uyarınca varsayımsal bedel niteliğinde olduğu, bu bedelin hesaplanması için dava konusu yazılımın maliyet ve kâr oranları nazara alınarak toplam satış bedelinin belirlenmesi gerektiğini, bu yönde bir hesaplamanın ise tarafımızın uzmanlığı kapsamında olmayıp "yazılım uzmanı" bir bilirkişi marifetiyle yapılabileceğini, tespit edilecek bu bedel üzerinden intihal oranı olan yüzde 91 oranına oranlanmak suretiyle davacının talep edebileceği tazminat tutarı belirlenebileceği" hususlarını tespit ve rapor etmişler, Mahkememizce heyete bir yazılım uzmanı bilirkişi eklenmek suretiyle davalılar vekilinin itirazlarının da değerlendirilerek tazminat hesabı yönünden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler 02/10/2023 tarihli raporlarında; "davacı tarafa ait ..... yazılımı ile Davalı tarafa ait ..... Yazılımının ayniyet derecesinde benzer olduğu, yapılan sektörel araştırmalar sonucunda, yazılımın güncel satış bedelinin ortalama 1.380.000TL, dava tarihli satış bedelinin ise ortalama 138.000 TL olduğu, 03/04/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda; "dava konusu yazılım için tespit edilecek bedel üzerinden intihal oranı olan yüzde 91 oranına oranlanmak suretiyle davacının talep edebileceği tazminat tutarı belirlenebileceğini yönünde" kanaat oluşturulduğu, tespit edilen yazılım bedelinin yüzde 91 oranında hesaplanmasıyla bu tutarın 2023 yılı için 1.255.800TL, 2014 dava tarihli yılı için 125.580TL olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davalı ... vekili 16/10/2023 tarihli dilekçesi ile, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında yoğun çelişkiler bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin dava konusu talepler hakkında sorumluluğu olmadığının da açık olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, müvekkili açısından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayette takipsizlik kararı verildiği ve müvekkilinin 5846 sayılı FSEK uyarınca herhangi bir eyleminin bulunmadığının tespit edildiği yönünde herhangi bir özetleme ya bilgiye bu raporda da yine yer verilmediğini, işbu belge ve delilin müvekkili açısından önem ve mahiyeti ortadayken bu vakte kadar yapılan incelemerin hiçbirinde bu hususa ilişkin herhangi bir tespit ya da değerlendirme yapılmamasının anlaşılamadığını, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte, bilirkişi raporları ve dosyanın geçirdiği aşamalar göz önünde bulundurulduğunda, ayrıca dosya genel çerçevede değerlendirildiğinde, müvekkilinin davacıların iddiaları ile hiçbir bağlantısının olmadığının gayet açık olduğunu, müvekkiline, yaratılmasında veya geliştirilmesinde hiç bir katkısı olmadığı bir yazılım sebebiyle tazminat sorumluluğu yüklemenin hukuken mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporundaki aleyhe hususlara ilişkin itiraz ve tüm beyanlarının kabulü ile, davacıların açmış olduğu işbu haksız davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili 23/10/2023 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi Raporundaki, 05/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda 2014 yılında "....." markalı ürün satış bedelinin 2.550,00 TL (ikibinbeşyüzelli) olduğu tespit edilmişken, hiçbir bilimsel temel olmadan afaki bir biçimde, ticari defter ve kayıtlar ile ortaya konulanın yaklaşık 55 kat fazlası olacak şekilde 2014 yılı için yazılım satış bedeli olarak belirlenen 138.000 TL'lik tespiti de dahil aleyhe hususları kabul etmediklerini, itiraz ettiklerini, her halükarda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 23/10/2023 tarihli dilekçesi ile, rapordaki maddi tazminat hesabına ilişkin tespitlere katılmak mümkün olmadığını, raporda yazılım programının maddi değerine ilişkin eser sözleşmesi gibi inceleme yapıldığını ve programın tek seferlik üretimi ve satışı düşünülerek tespit yapıldığını, tek seferlik üretim ve satışa ilişkin tespitlere de katılmadıklarını, huzurdaki dava açısından da yapılan incelemenin hatalı olduğunun, bilirkişi raporunun maddi tazminat açısından hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, yapılması gerekenin, FSEK m.68 doğrultusunda davalılarla müvekkili arasında farazi bir sözleşme yapıldığından kabulle istenebilecek rayiç bedelin hesaplanması ve bu bedelin üç katı oranında maddi tazminata hükmedilmesi olduğunu, ayrıca m.68 doğrultusunda tazminat hesaplaması için ürünlerin davalılar tarafından satışının yapılmış olmasının da gerekmediğini, müvekkilinin dava tarihi itibariyle sattığı tek bir programın ortalama satış bedelinin 25.000 USD olduğunu, 2014 yılına ait örnek fiyat listesinin ekte sunulduğunu, tüm bunların yanı sıra, bilirkişi raporunda yazılım programının üretilmesi amacıyla yapılan maliyet hesabında 4 kişiden oluşan bir ekip ve 6 aylık bir süreç öngörüldüğünü, öncelikle bu hususun da gerçeği yansıtmadığını, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporuna itirazlarının kabulü ile, FSEK m.68 doğrultusunda ve itirazları gözetilerek yeniden hesaplama yapılması için ek rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dosya, taraf vekillerinin beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 07/02/2024 tarihli ek raporlarında; "kök rapordaki tespitleri tekrar ettikleri görülmekle, davacı talebi FSEK m.68 e dayalı olduğundan söz konusu rayiç bedellerin 3 katını talep hakkının bulunduğu Buna göre; 2023 yılı rayiç bedeli olan 1.255.800TL’nin 3 katının 3.767.400TL olduğu, 2014 yılı rayiç bedeli olan 125.580TL’ nin 3 katının 376.740TL olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davalı ... vekili 16/02/2024 tarihli dilekçesi ile, müvekkilinin dava konusu talepler hakkında sorumluluğu olmadığını, kaldı ki, dosya genel çerçevede değerlendirildiğinde, müvekkilinin davacıların iddiaları ile hiçbir bağlantısının olmadığının gayet açık olduğunu, müvekkili yönünden öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle işbu davanın reddedilmesi gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında yoğun çelişkiler bulunduğunu, müvekkiline, yaratılmasında veya geliştirilmesinde hiç bir katkısı olmadığı bir yazılım sebebiyle herhangi bir tazminat sorumluluğu yüklemenin hukuken mümkün olmadığını, 07/02/2024 tarihli bilirkişi raporundaki aleyhe hususlara ilişkin itiraz ve tüm beyanlarının kabulü ile, davacıların açmış olduğu işbu haksız davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili 23/02/2024 tarihli dilekçesi ile, 07/02/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun, aynı heyetin hazırladığı 02/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığı gibi, maddi hatalarla dolu olduğunu, bilirkişi heyeti dava dilekçesi ile talep edilmeyen bir kalem hesapladığını, kök rapora yönelik itirazlarını karşılamayan, daha önceki kök raporlarında olmayan, hatta dosyada mübraz önceki tarihli hiçbir raporda olmayan, teknik mütalaalar da yer almayan ve davacıların dahi dava dilekçelerinde talepte bulunmadığı şekliyle maddi olgulara aykırı bir klonlama tespiti içeren, davacıların dava dilekçelerinde talepte bulunmamalarına rağmen sanki böyle bir talep varmışçasına 3 kat tazminat hesabı yapılan, binlerce dosyadan sadece çok azını mukayese eden, bunu yaparken de bir nev’i cımbızlama metodu ile dosyadaki asıl kodlar ile değil, değişik iş dosyasında alındığı belirtilen 5 adet bilgisayardan alındığı iddia olunanlar ile karşılaştırma yapılan, ilk heyetin hazırlamış olduğu rapordaki çoğunluk görüşü ile azınlık görüşü arasındaki görüş farklılığını da çözmeyen, kaldı ki mali olarak da 05/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda 2014 yılında "....." markalı ürün satış bedelinin 2.550,00 TL olduğu tespit edilmişken, hiçbir bilimsel geçerliliği olmayacak şekilde olsa olsa bu kadar olmalı mantığıyla azılımın satış bedelinin 2014 yılında 138.000 TL olduğu tespit edilmesinin, raporun eksik ve hatalı inceleme ile tanzim edildiğini gösterdiğini, taleple bağlılık ilkesinin ihlali şeklinde yapılan 3 kat tazminat hesabını ve de ne dava dilekçesinde ne daha önceki tarihli hiçbir rapor ya da uzman görüşünde yer almadığı şeklindeki klonlama tespitleri de dahil aleyhe hususları kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 26/02/2024 tarihli dilekçesi ile, rapordaki maddi tazminat hesabına ilişkin tespitlere katılmadıklarını, raporda yazılım programının maddi değerine ilişkin eser sözleşmesi gibi inceleme yapıldığını ve programın tek seferlik üretimi ve satışı düşünülerek tespit yapıldığını, tek seferlik üretim ve satışa ilişkin tespitlere de katılmadıklarını, huzurdaki dava açısından da yapılan incelemenin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun maddi tazminat açısından hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin dava konusu ürünlerin satışında Türkiye genelinde öncü yazılım firmalarından biri olduğunu, uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, davalının aynı ürünün satışını yaptığı göz önüne alındığında müvekkilinin davalılarla "Bayilik Sözleşmesi" yaptığı varsayımı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, sektördeki programın bedelinin 300.000 TL ile 1.000.000 TL arasında değiştiğini, bayilerle çalışma durumunda %60-%70 oranında müvekkili lehine pay alındığını, yüzlerce, binlerce satış yapıldığı düşünüldüğünde bu oranın ne boyutlarda olacağnın göz önüne alınması gerektiğini, müvekkilinin dava tarihi itibariyle sattığı tek bir programın ortalama satış bedelinin 25.000 USD olduğunu, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporuna itirazlarının kabulü ile, FSEK m.68 doğrultusunda ve itirazları gözetilerek yeniden hesaplama yapılması için yeni bir bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 07/06/2024 tarihli dilekçesi ile, dava dilekçelerinde belirttikleri miktarlar üzerinden taleplerinin artırımı ile fazlaya ilişin hak ve alacakları saklı kalmak ve dava dilekçesindeki manevi tazminat ve diğer talepleri baki kalmak kaydıyla talep artırım taleplerinin kabulüne, davanın tümden kabulü ile maddi tazminat açısından, 95.000 TL'lik kısım için haksız fiil tarihinden, 3.672.400 TL'lik kısım için hesap tarihi olan 02/10/2023 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile toplam 3.767.400 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... Soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp olunmuş, tetkikinde; müşteki ... ve .... Bilgisayar Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin şüpheliler ..., ..., ..., . hakkında, manevi veya mali haklara tecavüz suçundan suç duyurusunda bulunulduğu, ... hakkında iddianame düzenlendiği ve davanın Bakırköy ..... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin ..... esasında açıldığı, şüpheliler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında 13/07/2015 tarihinde, "...şüphelilerin konuyla alakalı herhangi bir kusurunun olmadığı.." gerekçesiyle takipsizlik karar verildiği, itiraz üzerine dosyanın Bakırköy ...... Sulh Ceza Hakimliği'ne gönderildiği, 19/10/2015 tarihli karar ile, itirazın reddine karar verildiği ve kararın kesin olduğu görülmüştür. Bakırköy ..... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp olunmuş, tetkikinde; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... Soruşturma sayılı dosyası üzerinden düzenlenen iddianame üzerine sanık ... hakkında ceza davasının açıldığı, Mahkemece 07/06/2017 tarih, ..... karar sayılı kararıyla, "Her ne kadar sanık hakkında Mali Hakların İhlali suçundan 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanununun 71/1 maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de ; sanığın alınan nüfus kayıt örneğine göre 04/04/2017 tarihinde öldüğü anlaşılmış olmakla 5237 sayılı TCK'nun 64/1 maddesi yollaması ile 5271 sayılı CMK'nun 223/8 maddesi uyarınca sanık hakkındaki açılan kamu davasının DÜŞMESİNE" karar verildiği, kararın 07/07/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dava, FSEK nedeniyle tazminat talebine yöneliktir. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/b maddesi uyarınca eser sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir. FSEK 2/1'e göre herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları da eser kapsamındadır. Buna göre eserde bulunması gereken zorunlu iki unsur; eser sahibinin hususiyeti ve bu hususiyeti taşıyan ürünün kanunda belirtilen eser kategorilerinden birine dahil edilebilecek niteliğinin olmasıdır. Maddede geçen "sahibinin hususiyeti" kavramı, özgünlük, orjinallik, bireysel karakter veya entellektüel yaratıcılık olarak tanımlanabilir. Yani hususiyet, eser sahibinin esere yansıyan edebi, sanatsal ve kişilik özellikleridir. Eser sahibi ortaya koyduğu ürüne kendi kişilik özelliklerini sözle, yazıyla, ses ile, notayla, şekille, çizgi ve benzeri araçlarla yansıtır. Dışarıdan bakanlar eser sahibinin "üslubunu" yani duygu, düşünce ve fikirlerini eserde görür ve hissederler. Somut olayda, davaya konu "......" isimli bilgisayar programının FSEK anlamında sahibinin hususiyetini taşıyan eser niteliğinde olduğu ve koruma kapsamında olduğu, dosyada mevcut Tübitak Arge istek yardım formu ve alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere, davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi çalışanları olan, davalılardan ... ve ...'in eseri vücuda getiren; davacı şirketin ise FSEK 18.madde kapsamında mali hak sahibi olduğu, dava ehliyetinin bulunduğu, buna karşılık, diğer davacı gerçek kişi ...'nin eser sahibi ve mali hak sahibi olmadığı olmadığı, FSEK 66.maddesine göre davanın eser sahibi yahut mali/manevi hak sahipleri tarafından açılabileceği anlaşılmakla, davacı ... Dikicinin davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yönünden yapılan değerlendirmede, Mahkememize ait ..... değişik iş sayılı dosya ile davalı firma adresinde yapılan incelemede davaya konu yazılımın davalı ...'ın kullanımında olan bilgisayarda tespit edildiği, bu yazılımın değişik iş dosyasında alınan rapor ile davacıya ait yazılımın kopyası olduğunun rapor ile tespit edildiği, mahkememizce alınan ikinci kök rapor ile uyumlu ve yeni bilirkişiler eklenmek suretiyle alınan diğer raporlarda da yazılımların ayniyet içerecek şekilde benzer olduğunun tespit edildiği, daha ayrıntılı bir incelemeye ve denetlenebilir gerekçeye dayalı bu raporların hükme esas alınabileceği yönünde mahkememizce görüş oluştuğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi neticesi 2014 yılı itibarı ile bulunan 138.000,00 TL satış bedelinin tazminat hesabında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Ancak dosyanın yapılan incelemesinde davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmamasına rağmen talep artırım dilekçesi sunduğu, bu nedenle mahkememizce dava dilekçesindeki talebin dikkate alınması gerektiği, ayrıca dava dilekçesinde faiz istenmediği, ıslah beyanı olmaksızın talep artırım yolu ile faiz istenemeyeceği gerekçeleri ile davacının dava dilekçesindeki talepleri ile sınırlı olmak üzere tazminata hükmedilmiştir. Davalılardan ..... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin adresinde ve uhdesinde bulunan adreste kopyalanmış yazılımın tespit edilmiş olması karşısında, davacının eserden doğan çoğaltma hakkının ihlal edildiği tespit edildiği, tespit tarihinde davalı tüzel kişiliğin yetkili temsilicisi olan ... ve ... mirasçılarının tüzel kişiliğin fiilinden sorumlu oldukları, davalı ...'ın ise fiili olarak kullanımında olan bilgisayarda tespit edilmesi dolayısıyla meydana gelen haksız fiilden TBK 49 vdevamı maddeleri çerçevesinde sorumlu olduğu, diğer davalıların bu haksız fiille olan bağlantı ve sorumluluklarının davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmıştır. HMK'nun tedbire muhalefet halinde disiplin hapis cezası öngören 398.madde hükmü yargılama devam edilirken Anayasa Mahkemesi'nin 11/07/2018 tarih, ..... esas, ...... karar sayılı kararı ile iptal edilmiş, karar 20/02/2019 tarihinde resmi gazetede yayınlanmış ve 20/11/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Oluşan hukuksal boşluk 22/07/2020 tarihli 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile doldurulmuş ve söz konusu Kanunun 43.md'si ile 6100 sayılı Kanunun 398.maddesi "ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten 6 ay içinde şikayet edilmesi üzerine, 6 aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır" şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu hukuki süreçten de anlaşılacağı şekilde davacı tarafça talepte bulunulduğu tarihte yürürlükte olan ve disiplin hapis cezası öngören hüküm yargılama sırasında iptal edilmiş, kanun değişikliği için Anayasa Mahkemesince verilen sürede kanun değişikliği olmamış ve yürürlük tarihi ile kanun değişikliği tarihleri arasında oluşan hukuki boşlukta yargılama devam etmiş ve hüküm tarihinde hapis cezası öngören değişiklik yürürlüğe girmiştir. Ne var ki ceza yasalarının lehe yorumlanması ve geçmişe yürümemesi ilkesi uyarınca ne dava devam ederken Anayasa aykırılığı tespit olunan maddeye, ne de fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olmayan maddeye dayanılarak ilgili hakkında ceza hükmü usulen tesis edilemeyeceği anlaşılmış ve bu nedenle disiplin hapsi cezası talebinin reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacılardan ... yönünden davanın REDDİNE, 2-Diğer davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile; -95.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ..., ... ile ... mirasçıları ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine, -Diğer davalılar yönünden davanın REDDİNE, -Disiplin hapis cezası talebinin REDDİNE, 3-Davacılar tarafından yatırılan 1.707,75 TL peşin harç ve 62.716,00 TL tamamlama harcından, alınması gereken 6.831,00 TL ilam harcının mahsubu ile arta kalan 57.592,75 TL harcın, karar kesinleştiğinde, talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-Davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabule edilen maddi tazminat davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalılar ..... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ..., ... ile ... mirasçıları ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne verilmesine, 5-Davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen manevi tazminat davası yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davalılar ..... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ..., ... ile ... mirasçıları ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3 maddesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacılardan alınarak, davalılardan ..... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ..., ... ile ... mirasçıları ... ve ...'a verilmesine, 7-Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 maddesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacı Sentez Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi'den alınarak, bu davalılara verilmesine, 8-Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesin göre reddedilen manevi tazminat davası yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi'den alınarak, bu davalılara verilmesine, 9-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1 maddesine göre, davacılardan ... yönünden davanın reddi nedeniyle 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine, 10-Davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan 6.122,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 162,50 TL'sinin, davalılar ..... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ..., ... ile ... mirasçıları ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ye verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Davacı ... tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 12-Davacı tarafından yatırılan 1.707,75 TL peşin harç, 27,70 TL başvurma harcı ve 62.716,00 TL tamamlama harcı olmak üzere 64.451,45 TL harç giderinden, iade olunan 57.592,75 TL harcın mahsubu ile 6.858,70 TL harç giderinin, davalılar ..... Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ..., ... ile ... mirasçıları ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ..... Bilgisayar Yazılım Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne verilmesine, 13-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/06/2025

Katip ... Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/40, K. 2025/127, T. 11.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-40-e-2025-127-k-c09878d77b47