İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/2084 E. 2022/5121 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/2084
Karar No
2022/5121

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/08/2022 KARAR TARİHİ : 01/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ banka ile davalılar arasında tarım ve köy işleri bakanlığı ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma teşvik fonu işbirliği ile uygulanan kırsal alanda sosyla destek projesinden yararlanan kooperatif ortaklarından alınacak taahhütname ve borçlanma sözleşmesi .....tarihinde karşılıklı olarak akdedildiği, davalılardan .....asıl borçlu diğer davalılarda müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmede yer aldığı, davalılar iş bu sözleşme uyarınca kullandıkları kredilerin vadesi geçtiği halde ödemeyince müvekkili bankaca kredi borcunun ödenmesi hususunda davalılara muceliyet ihtarnamesi gönderilmiş borçlular buna rağmen borcu ödemekten imtina edince de aleyhlerine Ergani İcra Müdürlüğü'nün .....(.....) Esas sayılı icra takip dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların Ergani İcra Dairesinin .....(.....) Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibinin devamına alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline atfedilen sözleşmeye istinaden zaman aşımı dolmak üzereyken takip talebinde bulunulup zamanaşımın kesilmesinin sağlanması ve icra takibine yapılan itirazdan sonra yasal süresi içerisinde itirazın iptali davası açılmaması ve yine yılllar sonra yaklaşık 9 yıl sonra itirazın iptali davası açılması suretiyle zamanaşımının kesilmeye çalışılması ve sonrasında açılan davada Mahkeme tarafından verilen süre içerisinde masrafların yatırılmaması üzerine usulden red kararı verilmesine rağmen arabuluculuk yoluna başvurarak tekrar itirazın iptali davası açılması suretiyle zamanaşımının kesilmeye çalışılması açıkça hakkın kötüye kullanılması ve davacının müvekkil ile aralarında düzenledikleri iddia edilen sözleşmeden kaynaklı talepleri ömür boyu sürdürme gayesinde olduğu, müvekkili sürekli dava tehdidi altında bırakarak sözde borcu ödemeye zorlamaya çalıştığı açık olup, davacının gelinen aşama itibariyle zamanaşımına uğrayan talepleri hakkın elde edilmesine yönelik samimi talepler olmadığından hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi hukukun gereği olup, işbu davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, İşbu davanın yasal süresi olan bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması, davacı bankanın takip yetkisinin bulunmayışı nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesine, mümkün olmaması halinde ise davaya konu sözleşmeden kaynaklı alacağın zamanaşımına uğramış olması ve davaya konu sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu hükümleri içermesi ve müvekkillerinin bu konuda bilgilendirilmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersizliği nedeniyle ve kefalet sözleşmesinin geçersiz oluşu, davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket etmesi nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER; Mahkememizce Bankacı bilirkişisinden aldırılan .....tarihli bilirkişi raporu; Davacı banka ile davalılardan .....ve ....., .....tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahhütname ve Borçlanma Sözleşmesi'ni; .....asıl borçlu.....müteselsil kefil olarak imzaladığı, söz konusu sözleşme tahtında .....TL olarak kullandırılan kredinin, kredi borç bakiyesi kredi taksiti vade 1.yıl ödemesiz .....TL, 2.yıl ödemesiz ....., 3.yıl 8.709,53 TL, 2.903,18 TL ....., 4.yıl 5.806,35 TL 2.903,18 TL ....., 5.yıl 2.903,17 TL 2.903,17 TL ....., 8.709,53 TL toplam olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, ancak krediye hiç tahsilat sağlanamadığı ve TOA (takibi mümkün olmayan alacaklar) hesabına aktarıldığı, icra takip tarihinde kredinin tüm taksitlerinin vade tarihleri geçtiğinden davacı bankanın vadesi geçen taksit tutarlarını sözleşme maddesine göre işleyecek temerrüt faizi ile birlikte talep edebileceği, ancak Davacı banka, .....tarih ve .....- .....sayılı yazısında, "İlgi tarih ve esas nolu yazınızda belirtilen .....ve .....ait adına kooperatif borçlanma senetleri ve vakıf protokolü ekte sunulmuş olup ayrıca takibe konu olan %28,60 faiz oranı ise banka aracılığı ile avukatlar tarafından yapılan masrafların faizi olup asıl krediler faizsizdir." şeklinde beyanda bulunulduğu görüldüğünden, taleple bağlı kalınarak 8.345,48 TL olarak tespit edilen anapara alacağına faiz hesaplanmadığı, ancak banka aracılığı ile avukatlar tarafından yapılan masrafların faizi olarak talep edildiği anlaşılan 810,86 TL'nin masraflara ait bilgi, belge, makbuz olmadığından tespit edilemediği, yapılan tespitlere göre davacı bankanın takip tarihli alacak tutarı, 8.345,48 TL Asıl Alacak + 0,00 TL Geçmiş Gün Faizi + 0,00 TL Bsmv =8.345,48 TL olarak tespit edildiği, sözleşme maddesine göre asıl alacak tutarının "3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna" göre belirlenen faiz oranı ile birlikte ödenmesi gerektiğinin değerlendirildiği anlaşılmıştır. GEREKÇE; Dava, davacı banka ile davalılar arasında .....tarihinde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahütname ve Borçlanma Sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin vadesi geldiği halde ödenmediğinden bahisle tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Ergani İcra Dairesinin .....(Eski esas: .....) esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı-alacaklı banka tarafından .....tarihinde dava dışı .....Kalkınma Kooperatifi ve davalılar .....ve .....aleyhine toplamda 9.196,88 TL'nın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, gönderilen ödeme emrine karşı davalı-borçluların süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı-alacaklı vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından eldeki dava açılmadan önce, aynı konuda itirazın iptali istemiyle .....tarihinde Ergani .....Asliye Hukuk Mahkemesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, mahkemece kesin sürede gider avansı yatırılmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır Yine davacı tarafından eldeki dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk kapsamında arubuluculuğa başvuru yapıldığı, arabuluculuk sürecinin .....tarihinde başladığı ve .....tarihinde davalıların arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle görüşme yapılmadan anlaşamama şeklinde son tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Elde ki davanın .....tarihinde Ergani Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben açıldığı ve Ergani .....Asliye Hukuk Mahkemesinin .....tarih ve .....E.-.....K. Sayılı ilamı ile Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve davacı vekilinin süresinde gönderme talebi üzerine dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK.'nun 67/1.maddesine göre, itirazın iptali davaları itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılabilir. Bu süre hak düşürücü süre olup re'sen gözetilmelidir. Davaya konu icra takibinin .....tarihinde başlatıldığı, gönderilen ödeme emrine karşı davalı borçluların .....tarihinde borca itiraz ettikleri, borca itiraz dilekçelerinin davacı-alacaklı tarafa tebliğ edilmediğinden 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmaktadır. Ancak, davacı tarafından elde ki dava açılmadan önce yine elde ki davaya konu icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle Ergani .....Asliye Hukuk Mahkemesinin n .....esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde, her ne kadar davalı borçluların ödeme emrine karşı borca itiraz dilekçeleri davacı alacaklı tarafa tebliğ edilmemiş ise de, davacının dava açtığı tarih tibarıyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığının kabulü gerekir. Elde ki dava yönünden, davanın açıldığı tarih itibarıyle arabuluculuğa başvuru zorunludur. 6325 sayılı Kanunun 18/A-15 maddesi gereğince arabuluculuğun dava şartı olarak düzenlendiği hallerde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Dosya içerisinde yer alan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde, arabuluculuk sürecinin .....tarihinde başladığı ve .....tarihinde sürecin sonlandığı, her iki tarih arasında geçen 55 günlük süresin 1 yıllık hak düşürücü sürenin hesabında dikkate alınması gerekir. Davacı tarafından Ergani .....Asliye Hukuk Mahkemesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden açılan dava tarihi itibarıyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı kabul edildiğinde, arabuluculuk aşamasında geçen süre eklendiğinde davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Dosya içerisinde yer alan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahütname ve Borçlanma Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşme gereğince davalı .....tahsis edildiği, davalı .....asıl borçluya tahsis edilen kredi için müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. İlgili sözleşmenin başlığında kredinin .....Bankası .....Şubesinden alındığı yazılı olduğu gibi sözleşmenin 11.,12. ve 13. maddelerinde de kredi borcunun hem geri ödemesinin hem de zamanında ödenmemesi durumunda faiziyle birlikte ödemesinin .....Bankasına yapılacağı belirtilmektedir. Bu durumda .....Bankasının alacaklı sıfatı bulunmaktadır. Nitekim benzer uyuşmazlık hakkında verilen Yargıtay ...... Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....E.-.....K. sayılı ilamında da .....Bankasının alacaklı sıfatının bulunduğu belirtilmiştir. Davaya konu edilen borçlanma sözleşmesi .....tarihlidir. Davalı .....sorumluluğu kefalet sözleşmesine dayandırılmaktadır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi müteselsil kefaleti düzenlemiş, 492 vd. maddelerinde ise kefaletin ne zaman son bulacağını düzenlemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise kefaletin sona ermesine ilişkin hükümler 598 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun gereğince sona ermenin düzenlendiği TBK'nın 598 maddesine göre; "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." Mülga Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre öngörülmemiş olduğu halde yeni Türk Borçlar Kanunu gerçek kişi kefilin sorumluluğunu on yıl ile sınırlı tutmuştur. Kefilin sorumlu tutulabileceği on yıllık süre, kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacaktır. On yıllık sürenin işlemeye başlaması bakımından esas borcun doğduğu veya muaccel olduğu anın bir önemi yoktur. On yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmaz. On yıllık sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalkar. Sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin sorumluluğu ortadan kalkınca artık kendisinden talepte bulunulamaz. Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu'nun 1. Maddesinde ise, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Dolayısı ile sona ermeye ilişkin hükümlerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması söz konusu olacaktır. Yargıtay kararlarında, 6098 sayılı TBK m. 598/3 hükmünde öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin sürenin hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 21/06/2022 tarihli ve 2021/2084 E., 2022/5121 K. sayılı; Kapatılan 19. HD'nin 04/05/2016 tarihli ve 2015/8564 E., 2016/8238 K. sayılı kararları) (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD'nin 02/05/2023 tarihli ve 2023/1172 E.-2023/622 K. Sayılı ilamı). Somut olayda, davaya konu taahhütname ve borçlanma sözleşmesinin .....tarihli olduğunun, davalı .....sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığının, davacı banka tarafından .....tarihinde başlatılan icra takibinin hak düşürücü süreyi durdurmadığının ve davanın açıldığı tarih itibarıyle elde ki davada uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun anlaşılmasına göre, davalı kefiller davalı .....yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. Diğer davalı .....borçlanma sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzalamıştır. Kredi borçlanma sözleşmesi .....tarihli olup, davacı banka tarafından davaya konu edilen icra takibi .....tarihinde başlatılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olup 6098 sayılı TBK'nın 149. maddesine göre zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Zamanaşımını kesen ve duruduran nedenler 818 sayılı BK'nın 132 ve 133. (6098 sayılı TBK'nın 153 ve 154.) maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunda belirtilen belirli olayların gerçekleşmesi halinde, işlemiş olan zamamaşımı süresi ortadan kalkar ve bu aşamadan sonra yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar ki buna zamanaşımın kesilmesi denir. Borçlu, borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse; alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuş ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir (BK m. 133, TBK m. 154). Keza, alacaklı tarafından yapılan icra takibi ve takipteki icra işlemleri ile zamanaşımı kesilmekte ve aynı süreli yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. Kanun hükmü mücerret icra takibinden bahsetmekte olup ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmemiş olmasının veya takibin alacaklı tarafından işlemsiz bırakılmış olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Alacaklının itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde müracaat hakkını kullanmamış olması 2004 sayılı İİK’nın 67. maddesi kapsamında açılacak itirazın iptali davasına engel teşkil etmekte olup yapılan takibin borçlar hukuku ve özellikle zamanaşımının kesilmesine yönelik etkileri devam eder (Yargıtay 6. HD'nin 15/03/2012 tarihli ve 2011/12202 E., 2012/4234 K. sayılı kararı). Davalı .....borçlanma sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzaladığı ve tahsis edilen 8.345,48 TL'yi aldığı anlaşılmaktadır. Davacı banka ile davalılardan .....ve ....., .....Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahhütname ve Borçlanma Sözleşmesi'ni; .....asıl borçlu, .....müteselsil kefil olarak imzaladığı, söz konusu sözleşme tahtında .....tarihinde 8.345,48 TL olarak kullandırılan kredinin, 5 yıl vadeli olarak imza altına alındığı, .....TL toplam olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, ancak krediye hiç tahsilat sağlanamadığı ve TOA (takibi mümkün olmayan alacaklar) hesabına aktarıldığı, icra takip tarihinde kredinin tüm taksitlerinin vade tarihleri geçtiğinden davacı bankanın vadesi geçen taksit tutarlarını sözleşme maddesine göre işleyecek temerrüt faizi ile birlikte talep edebileceği, ancak Davacı banka, .....tarih ve ....sayılı yazısında, "İlgi tarih ve esas nolu yazınızda belirtilen .....ve .....ait adına kooperatif borçlanma senetleri ve vakıf protokolü ekte sunulmuş olup ayrıca takibe konu olan %28,60 faiz oranı ise banka aracılığı ile avukatlar tarafından yapılan masrafların faizi olup asıl krediler faizsizdir." şeklinde beyanda bulunulduğu görüldüğünden, taleple bağlı kalınarak 8.345,48 TL olarak tespit edilen anapara alacağına faiz hesaplanmadığı, ancak banka aracılığı ile avukatlar tarafından yapılan masrafların faizi olarak talep edildiği anlaşılan 810,86 TL'nin masraflara ait bilgi, belge, makbuz olmadığından tespit edilemediği, yapılan tespitlere göre davacı bankanın takip tarihli alacak tutarı, 8.345,48 TL olarak tespit edildiği, sözleşme maddesine göre asıl alacak tutarının "3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna" göre belirlenen faiz oranı ile birlikte ödenmesi gerektiğinin değerlendirildiği, asıl alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Dosya içerisinde bulunan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde; davalıların arabuluculuk toplantısına katılmadığından arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonlandığına ilişkin son tutanağın düzenlendiği anlaşılmaktadır. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun dava şartı arabuluculuk 18/A maddesinin 11. bendinde, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan tarafın, son tutanakta belirtileceği ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağı, ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğine yönelik düzenleme, .....tarihli resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin .....tarihli ve .....E.-.....K. sayılı kararı ile iptal edildiğinden yargılama giderlerinin hesabında kabul ve red oranına göre değerlendirme yapılmıştır. Davalı asıl borçlu .....yönünden reddedilen kısmın esasa yönelik olması, diğer davalı kefiller yönünden ise davanın hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması, bu haliyle asıl borçlu yönünden kısmen reddedilen kısım ile kefiller yönünden red sebebinin farklı olması nedeniyle, kısmen reddedilen kısım yönünden davalı asıl borçlu yararına ayrı vekalet ücretine, red sebebi asıl borçludan farklı ancak kefill yönünden vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davalı .....yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine, 2-a) Davalı .....yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; davalı .....Ergani İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazların kısmen iptaline, icra takibinin 8.345,48 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, b) Asıl alacak 8.345,48TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatı1.669,10TL nin davalı .....alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 570,07 TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 157,06 TL peşin harcının mahsubu sonucu bakiye kalan 413,02 TL harcın davalı .....tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvuru harcı ve 157,06 TL peşin harcının toplamı olan 237,76 TL'nın davalı .....tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından tebligat ve posta masrafı ile bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 3.457,00 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 1.728,50 TL'lik kısmının davalı .....tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 8.345,48 TL vekalet ücretinin davalı .....tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı .....kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 851,40 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı .....verilmesine, 8-Davalı .....kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 9.196,88 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 10-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 800,00 TL'lik kısmının davalı ....., bakiye kalan kısmının ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/2084, K. 2022/5121, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-2084-e-2022-5121-k-38f021dd5ee5