Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1087 E. 2025/5843 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1087
Karar No
2025/5843
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/1408 Esas, 2024/1878 Karar HÜKÜM :Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2022/164 E., 2023/98 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile kredi asıl borçlusu ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel ticari kredi sözleşmesine dayalı olarak anılan şirkete kredi kullandırıldığını, sözleşmeyi ... ve ...'ın ise müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle borçlu dava dışı firma ve davalı kefillere ihtarname keşide edilerek gönderildiğini, ödenmeyen kredi alacaklarının tahsil ve tasfiyesini teminen kefiller hakkında tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla 853.022,54 TL nakdi alacağın ödenmesi talebiyle icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu vekilinin açılan icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu, takipte talep edilen faiz ve faiz oranının taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine yasa, usul ve içtihatlara uygun olduğunu, kefil ...'ın genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, bu nedenle kefalet limiti ve ayrıca kendi temmerüdünden kaynaklanan faiz ve sair ferileri ile birlikte tespit edilecek toplam tutardan sorumlu olduğunu ileri sürerek davalının faiz oranına ve ferilerine yönelik itirazlarının iptaline, Gölcük İcra Müdürlüğü'nün 2022/85 E., sayılı takibin davalı borçlu adına takip talebinde yazılı şartlarla devamına, itiraz eden davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, 15.08.2017 tarihli genel kurul kararına istinaden müvekkilinin söz konusu şirketteki hisselerini ...'a devrettiğini, ayrıca davacı banka ile müvekkili arasında usulüne uygun imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında bir kefalet sözleşmesi olduğu düşünülse dahi zaman aşımına uğradığını, sözleşmede sorumlu olunan azami miktar ve asıl borç miktarının açıkça belirtilmediğini, 11.04.2018 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin imza ve ismi bulunmadığından sorumluluğunun da olmadığını, 16.12.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin eşinin imzasının bulunmadığını, bu doğrultuda kefalet sözleşmesinin hükümsüz olduğunu, müvekkili tarafından davacının ihtarnamesine cevap verildiği ve borca itiraz edildiğini, davacı tarafından talep edilen asıl alacağı kabul etmemekle birlikte işlemiş olan faiz miktarı ve faiz oranlarının da hatalı olduğunu, davacının alacağının bulunup bulunmadığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, aksine davacının haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkilinden talepte bulunduğunu savunarak davanın reddi ile davacının, müvekkili aleyhine başlattığı Gölcük İcra Müdürlüğünün 2022/85 E., sayılı icra takibinin iptali ile davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davalının müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, hesap kat ihtarnamesinin borçlulara gönderilmiş olmakla alacağın muaccel hale geldiği, alınan bilirkişi raporunda davalının dava dışı asıl borçlu firmanın ortaklığından ayrılmış olduğu 15.08.2017 tarihinden önce sadece 1106 numaralı krediyi kullandığını, buna göre davalının 07.01.2022 icra takip tarihi itibariyle davacı bankanın söz konusu krediden kaynaklanan alacağının 89.700,29 TL asıl alacak, 3.108,05TL temerrüt faiz,150,90 TL BSMV olmak üzere toplam 92.889,24 TL'nin tümünden sorumlu olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olarak hazırlanması ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alındığı, davacı vekilinin 06.07.2022 tarihli duruşmada harca esas değerlerinin asıl alacağa ilişkin olduğu belirtilmekle taleple bağlılık ilkesi gereği takibin 89.700,29 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Gölcük İcra Müdürlüğünün 2022/85 E., sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 89.700,29 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihi itibariyle %21,45 oranında temerrüt faizi ile takibin devamına, hüküm altına alınan 89.700,29 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf davalının gayrinakdi kredi olan çek sorumluluk bedelinden de sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmede kefil olan davalının gayrinakdi krediden sorumlu olduğuna dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi, vekilinin 06.07.2022 tarihli duruşmadaki talep açıklama beyanında taleplerinin sadece asıl alacağa ilişkin olduğu yönündeki beyanı nazara alındığında davacının bu yöndeki istinaf talebinin yerinde görülmediği, alacağın likit olması ve hükmolunan meblağ yönünden davalının itirazında haksız olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu, davalı taraf davalının asıl borçlu şirket ortaklığından ayrılması nedeniyle anılan borçtan da sorumlu olmadığını savunmuşsa da kefaletin sona erme hallerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 598. maddesinde sayıldığı, şirket ortaklığından ayrılmanın bu hallerden biri olmadığı, davacı bankanın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davalının bu talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmayarak davalının talebi hakkında karar verilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalının Gölcük İcra Müdürlüğünün 2022/85 E. sayılı dosyasına itirazının kısmen iptali ile takibin 89.700,29 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihi itibariyle %21,45 oranında temerrüt faizi ile takibin devamına, hüküm altına alınan 89.700,29 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1087, K. 2025/5843, T. 01.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-1087-e-2025-5843-k-e2280da799fe