İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/195 E. 2021/419 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/195
- Karar No
- 2021/419
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/195 Esas KARAR NO : 2021/419
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 28/03/2021 KARAR TARİHİ : 02/06/2021
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında tasarruf planı olarak hizmet sözleşmesi yapıldığını, davacının 30 Ağustos - Eylül 2020 tarihinde davalı şirkette ... TL. ödeme yaptığını, ancak davalı şirket hizmet borcunu yerine getirmediğini, davacının, davalı şirket yetkililerini yazılı ve sözlü şekilde ödemenin yapılması hususun da defalarca uyarıları da bulunduğunu, ancak ücret iadesi yapılmayınca davalı şirket aleyhine Antalya Genel İcra Dairesi'nde ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ve takip durduğunu, davalının ödeme emrine itiraz dilekçesinde tasarruf planı sözleşmesinin devam ettiğini ileri sürdüğünü, davacının 26 Ekim 2020 tarihinde sözleşmeden dönme talebinin olduğunu, davalı şirket tarafından talebin henüz neticelendirilmediğinden davacı şirketin yükümlülüklerin devam ettiğini belirtildiğini, borca itiraz talebinde taraflar arasında sözleşmenin devam edildiği iddiası gerçek olmadığını, zira davalı şirket 26 Ekim 2020 tarihinde teslimatın gecikmesinden dolayı haklı nedenle sözleşmeden dönme talebini kabul ettiğini, kabul beyanını taraflarına mail olarak iletildiğini, tarafların derhal ödeme hususunda mutabık kalınmasına rağmen davalı yan borcunu ifa etmediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirket ödeme emrine itiraz ettiğini, Antalya Genel İcra Dairesi'nde ... Esas sayılı dosyanın ödeme emrine itiraz günü itibariyle kapak hesabı ... TL olduğunu, bunun üzerine dava şartı olan arabulucuk başvurusunda bulunulduğunu, Arabuculuk görüşmeleri sırasında davalı şirket ... - TL. 'yi davacı şirkete ödeme yaptığını, davalı şirket alacaklının hak ve alacağı iade edilmiştir diyerek arabuculukta anlaşmadığını, oysaki ki davalı şirket ... TL. eksik ödediğini, belirterek bu kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 80 günlük iade süresi dolmadan takip açtığından müvekkil şirketinde borca itiraz etme zorunluluğu doğmuştur. Kaldı ki müvekkil şirket iade süresi içerisinde iade tutarını takibe konu borç sözleşmesel edimler gereğince zamanında ödediğini, davaya konu edilecek bir borç ve davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, davanın 6100 sayılı HMK 114. maddesi gereğince davanın usulden reddi gerektiğini, davacı ile davalı şirket arasında ... tarihinde müşteriye belli bir zaman dilimine yayılmış ödemeler karşılığında, benzer müşterilerden ihtiyaçları doğrultusunda oluşturduğu tasarruf programlarında yapılan ödemeler neticesinde oluşan toplu parasal değeri (tasarruf fonunu) müşteriler arasında kullandırmak suretiyle müşterilerin arsa/konut/taşıt/ihtiyaç finansmanı vb. Kıymetleri almasını sağlama hizmeti kapsamında Serbest Tasarruf Planı Sözleşmesi imzalandığını, itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E . Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı olduğu ... TL alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı borçlunun takibe itiraz ettiği görülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada belirlenecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığıdır. İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 50. maddesi yollaması ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 50. maddesi “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25' inci maddesi hükmü tatbik olunur” düzenlemesini içermektedir. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkeme, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyebilir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ S., İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E., 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241E., 2002/208 K.; 20.11.2002 gün ve 2002/19-900 E., 2002/994 K. sayılı kararlarında da aynı ilkelere işaret edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/10/2018 tarih 2017/13-534E. 2018/1567K. sayılı kararı). 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki ile ilgili 6. maddesinde; "genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı yerdeki yerleşim yeri mahkemesidir." "Sözleşmeden doğan davalarda yetki" başlıklı 10. maddesi "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmünü, "yetki sözleşmesi" başlıklı 17. maddesi ise "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü ihtiva etmektedir. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan, yetki sözleşmesinin münhasır yetkili olacağı madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2017 tarih 2017/786E. 2017/863K. sayılı kararı). İtirazın iptali davaları bakımından usulüne uygun bir ilamsız takibin yapılması ve bu takipte davalı-borçlu tarafından itiraz edilmiş olması bir dava şartıdır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 07/07/2020 tarih 2019/1853E. 2020/1348K. sayılı kararı). Yetki itirazı kaldırılmadan veya yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmadan itirazın iptali davası açıldığında ortada geçerli ve yetkili yer icra müdürlüğünde yapılmış bir icra takibi bulunmadığından, koşulları oluşmayan icra takibine itirazın iptali davasının reddine karar verilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/10/2018 tarih 2017/13-534E. 2018/1567K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış borçlunun itirazı ile itirazın iptali istemi ile dava açılmıştır. Taraflar arasında takibe ve davaya konu ... tarihli Serbest Tasarruf Planı Sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmenin 11. maddesinde yetki sözleşmesi yapılmış ve yetkili mahkeme olarak "İstanbul Anadolu" mahkemeleri ve icra müdürlükleri belirlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 17. maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü ihtiva etmektedir. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 50. maddesi yollaması ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. İtirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırması gerektiğinden öncelikle bu husus incelenmiştir. Tacir olan taraflar yetki sözleşmesi ile "İstanbul Anadolu" mahkemeleri ve icra müdürlüklerini yetkilendirmiş olması, davalının süresi içinde icra dosyasında takipte icra müdürlüğünün yetkisine itiraz etmiş olması nedeni ile takibin yetkisiz icra müdürlüğünde yapıldığı sonucuna varılmıştır. Yetki itirazı kaldırılmadan veya yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmadan itirazın iptali davası açıldığında ortada geçerli ve yetkili yer icra müdürlüğünde yapılmış bir icra takibi bulunmadığından, koşulları oluşmayan icra takibine itirazın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının 6100 sayılı HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ... TL karar ve ilam harcı ile, Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 7/2. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.02/06/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır