İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/1 E. 2022/3 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/1
Karar No
2022/3
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/276 KARAR NO : 2024/24 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2023 KARAR TARİHİ : 10/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki kurulmuş olduğunu, davacının davalı şirketten tahsil edilemeyince davalı aleyhine Antalya Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, takip durdurulduğunu, Davalı borçlunun itirazı ile ilgili hiçbir belge ve kayıt sunmadığını, davalı-borçlunun Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyası üzerinde yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına davalı-borçlunun haksız ve kötüniyetle itiraz nedeni ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı-borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmekte olduğu tespit edilmiştir. Davalı, cevap dilekçesi vermemiştir. Her ne kadar davalı icra dosyasına vekil aracılığı ile itiraz etmiş ise de mahkememizce asile tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır. Çünkü; Ayrıntısı 2021/1 E., 2022/3 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da anlatıldığı üzere; Vekilin umumî vekâletname ile yetkilendirilmiş olması, müvekkilin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğunu ona yüklemez. Örneğin, hakkında icra takibi yapılan borçlu, vekili aracılığıyla takibe itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının açtığı “itirazın iptali davası” bakımından, borçlunun takibe itiraz aşamasında tayin ettiği vekilin, bu davada da yetkili bulunup bulunmadığı davanın açılması sırasında belirli olmadığından, dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliği gerekir. Aksi takdirde usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmış olmaz. Bu itibarla bir davada vekilin temsil yetkisinin olup olmadığı mahkemece kendiliğinden araştırılmalıdır (Benzer yönde; Yargıtay 15. HD., 02.11.2004 T., 2004/2041-5550 sayılı kararı; Yargıtay 9. HD., 18.09.2013 T., 2011/25392 E., 2013/23002 K.; Yargıtay 22. HD, 23.06.2020 T, 2017/29927 E., 2020/7453 K.; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. HD., 2019/794 E., 2019/888 K; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 29/12/2017 T, 2017/1262 E., 2017/1552 K.) Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) Mahkememizce aşamalarda deliller toplanmış ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulmuştur. HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık ilkesine tabidir. Davacı ticari defterlerini sunmuş, davalı ise sunmamıştır. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin inceleme için sunduğu dava konusu döneme ait ticari defterlerinin açılış onaylarının zamanında ve usule uygun şekilde mevcut olduğu, yevmiye defterinin kapanış onayına ilişkin olarak; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kapanış tasdiki ile ilgili hükümlerinin gereği usule uygun olarak yerine getirildiği bu doğrultuda defter ve defter kayıtlarının kesin delil vasfına haiz olduğu, Davacının ticari defterlerindeki muhasebe kayıtlarına göre taraflar arasından meydana gelen ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalının, davacıya ... TL borçlu olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, davalının ticari defterini sunmaması nedeni ile davacının ticari defter kayıtlarının lehine delil olmasının mümkün olması karşısında, davalının, davacıya ... TL asıl borç bakımından borçlu olduğunun kabulü ile karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, takipte faiz talebinde de bulunmuştur. Takip talebine bakıldığında, dayanağın TTK m. 1530'a dayandığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1530.maddesi; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." düzenlemesini haizdir. Madde hükmü, yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. Madde, borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve faize hak kazanmasını öngörür. Ancak TTK'nın 1530/2. maddesi mal ve hizmet tedarik sözleşmesine ilişkindir. Söz konusu maddenin gerekçesinde de; hükmün üreticileri, KOBİ'leri ve ödeme talepleri karşılığı hizmet veren ticari işletmeler ile kişileri, şartları dayatma konumları güçlü ticari işletmeler, özellikle market, süper market, hiper market gibi alışveriş merkezleri karşısında koruma amacıyla, üreticiler ile KOBİ'lerin ticari olarak büyük ve güçlü konumda bulunan işletmelere mal / hizmet tedarik etmesi halinde, teslim ettikleri mal ve hizmetlerin bedellerini zamanında tahsil etmesine olanak sağlanması amacıyla ihdas edildiği belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, kabule göre ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Somut olayda, tarafların konumu ve aralarındaki işlem hacmi de dikkate alındığında, ilişkinin TTK'nın 1530. maddesi anlamında mal veya hizmet tedariki olarak nitelendirilmesi kabule göre mümkün değildir. TTK 1530.maddenin konuluş amacına bakıldığnında, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı alacaklının bu madde kapsamında faiz talep hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda alacaklının davalıdan faiz talep edebilmesi için, TBK'nın 117. maddesi uyarınca davalı borçluya bir temerrüt ihtarı tebliği veya borcun ifa tarihinin bir sözleşme hükmüyle tayin edilmiş olması gerekmektedir. Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere, davalıya keşide edilmiş bir ihtar bulunmadığı gibi, bu hususta akdedilmiş bir sözleşme de bulunmamaktadır. Bu nedenle takip tarihinden önceki dönem için davacı alacaklının davalı borçludan takipten önce faiz talep etmesi mümkün değildir.(İstanbul BAM 12. HD., 2020/337 E, 2022/1629 K; Bursa BAM 5. HD., 2020/288 E, 2022/1410 K; Samsun BAM 3. HD., 2021/1938 E, 2022/1237 K; İstanbul BAM 43. HD., 2020/802 E, 2022/463 K; Konya BAM 6. HD., 2019/1975 E, 2021/2493 K) Davacının, somut olayda, TTK m. 1530 hükmünün uygulanması gerektiği yönündeki talebi hukuken yerinde değildir. Somut olay bakımından uygulanma yeri yoktur. Tüm açıklamalar ışığında; Davanın Kısmen kabulü ile; davalının Antalya Genel İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin ....-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. Dosyaya baktığımızda; yukarıdaki unsurların mevcut olduğu, alacağın likit olduğu kanaatiyle, inkar tazminatı talebinin de asıl alacak üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen kabulü ile; davalının Antalya Genel İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin ....-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile ....-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 767,84 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 2.740,72 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda 947,74 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı 3.077,50 TL'nin haklılık durumu gereği; 2.492,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 1.560,00 TL'nin, haklılık durumu gereği, 1.263,00 TL'sinin davalıdan, 297,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Davacı kendisini vekili ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, Dair, davacı vekili Sn. Av. ...'in yüzüne karşı davalının yokluğunda, davacı için kesin , davalı yönünden kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/01/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/1, K. 2022/3, T. 23.06.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-1-e-2022-3-k-5566ba35c1ca