İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/923 E. 2025/882 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/923
- Karar No
- 2025/882
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2020/923 Esas KARAR NO: 2025/882 DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 14/12/2020 KARAR TARİHİ: 14/11/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- tarihinde, davalı ------- sigorta poliçesi ile teminat altında olan ve davalı ---- maliki olduğu, davalı -----sevk ve idaresindeki------ plakalı otomobilin, davacıların desteği ---- yolcu konumunda bulunduğu ve dava dışı ----- sevk ve idaresindeki --------plakalı motosikletle çarpışması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiğini, kaza sırasında davalı sürücünün 0,26 promil alkollü olduğunu, kazada davalı sürücü -------- tam ve asli kusurlu olduğunu, ayrıca müteveffanın yolcu konumunda bulunması nedeni ile kusurundan söz edilemeyeceğini, müteveffa ------- 112 acil ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapıldığını, kaldırıldığı ------ bilinç kaybının olması, künt kafa travması neticesinde beyin kanaması geçiriyor olması ve hayati tehlikesinin mevcut olması nedeniyle ileri tetkik ve tedavisi için ---- sevk edildiğini, ------- 9 gün boyunca yoğun bakımda kaldığını ve yapılan müdahalelere rağmen ------ tarihinde vefat ettiğini, davacının müteveffanın ölmeden önceki döneme ilişkin hastane ve tedavi masraflarının karşılanmasını talep ettiklerini, yol, yakıt, beslenme, barınma, bakım ve refakatçi gibi bir çok giderin oluştuğunu, ayrıca Borçlar Kanunu m.45/I uyarınca cenaze kaldırma ve defin giderleri isteme hakkı bulunduğunu, cenaze ve defin giderlerinin ülkemiz koşullarında belgelenmesinin olanaksızlığı nedeniyle, mahkemece BK. M.42/2. uyarınca ve Yargıtay kararları doğrultusunda uzman bilirkişi aracılığıyla gelenek ve göreneklere, dinsel zorunluluklara göre yapılması olağan giderlerin hesaplanarak tazmin edilmesinin gerektiğini belirterek; ölümlü trafik kazası nedeniyle fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak üzere 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. Maddesi uyarınca; şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın destekten yoksun kalma, tedavi ve hastane masrafları, cenaze ve defin giderleri nedeniyle- gerçek kişi davalılar yönünden olay tarihi olan 30.08.2020 tarihinden itibaren artan oranlarda yasal faizi ile birlikte gerçek kişi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüzel kişi davalı ------- yönünden ise olay tarihi olan 30.08.2020 tarihinden itibaren artan oranlarda ticari faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; ----- tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkil sigorta şirketi tarafından ------ poliçesi ile teminat altında olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere; öncelikle kusur durumunun tespitinin gerektiği desteğin kaza sırasında kaskının bulunmadığını ve başından yaralanması sonrası vefat etmesi nedeni müterafik kusur indirimin uygulanmasını talep ettiklerini, hesaplamanın ----- belirtildiği gibi aktüeryal olarak yapılmasını, davacıların ---- rücuya tabi bir ödeme alıp almadıklarının tespitini talep ettiklerini, belgelendirilmeyen geliri olması halinde asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddini beyan ve talep etmiştir.Davalı gerçek kişiler vekili cevap dilekçesinde özetle; Trafik kazasına bağlı maddi zarardan kaynaklı iş bu dava belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, davanın usulden reddi gerektiğini, trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında yetkili mahkeme; trafik kazası aynı zamanda bir haksız fiil olarak kabul edildiğinden Türk Borçlar Kanunu’nda haksız fiil bakımından düzenlenen yetki kuralları geçerli olduğunu, buna göre davalılardan birinin yeri mahkemesi yetkili olabildiği gibi kazanın meydana geldiği yerdeki mahkemeler de yetkili mahkemeler arasında olduğunu, hem davacıların hem davalıların ikameti ----- ve kaza yeri de------ olmasına rağmen usul ekonomisi ve 6100 sayılı HMK daki bir çok ilke göz ardı edilerek İstanbul mahkemelerinde dava açılması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yetkili mahkeme ----- mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça davalı adına kayıtlı ------ plakalı araç ve taşınır taşınmaz malları ile bankalardaki ve üçüncü kişi nezdinde hak ve alacakları üzerinde HMK 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir konulması istenmiş ise de bu durum kabul edilebilir olmayıp usul ve yasaya aykırı olduğunu,---- tarihinde gerçekleşen trafik kazasıyla ilgili ---------- Sor sayılı dosyasıyla soruşturma devam ettiğini, olayla ilgili bilgi ve görgü şahidi olup ------ tarihinde dinlenen tanık ------- tarafları tanımadığını ikametinde olduğu sırada kazayı gördüğünü; otomobil sürücüsünün----- kesişimine kontrollü bir biçimde çıktığını , aracın sağından gelen motosikletin ise çok hızlı bir biçimde aracın üzerine doğru sürdüğünü ve araca çarptığını , arkada yolcu olarak bulunan şahsın düştüğünü , motosiklet sürücüsü ve arkasında oturan yolcuda kask olmadığını açıkça dile getirdiğini, tanık beyanlarına dikkat edildiğinde hepsi motosiklet sürücüsünün yolun en kenar kısmında görüş açısını engelleyecek bir biçimde kendi şeridi olmayan bir şeritte sokak kesişimine geldiğini ve hızının çok fazla olduğunu, kask bulunmadığını açıkça beyan ettiklerini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz istemi hukuka aykırı olup; bu konuda da itiraz ettiklerini, açıklanan nedenlerle, davacıların hukuki dayanaktan yoksun dava talebinin öncelikle görev, yetki, husumet , ve usule ilişkin itirazlarımız nedeniyle olmak üzere, reddine; işbu haksız, hukuka aykırı davanın ve davacının tüm taleplerinin reddi ile, davacının teminatsız bir biçimde davalıların dava değeri itibariyle neredeyse tüm malvarlıklarını bağlayıcı ihtiyati tedbir taleplerinin tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ------ Örneği, ------Tescil Kayıtları, -------- Tutanakları, Otopsi Tutanağı, Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırmaları, ------ Kayıtları, Sigorta Poliçesi ve Başvuru dosyası, Kusura Hesaba ilişkin Bilirkişi Raporları,---- Kusur Raporları, ------ Esas Sayılı Dosyası,------- Müzekkere cevabı, Tanık Beyanları, Dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava/davalar, trafik kazası sonucunda vefat eden kişinin babası ve kardeşleri tarafından 6098 Sayılı TBK'nin 53/3 maddesi gereğince destekten yoksun kaldıkları ve tedavi, cenaze ve defin giderlerdi yapıldığı iddiasıyla 6100 Sayılı HMK'nin 57,58 maddelerinden (ihtiyari dava arkadaşlığı) hareketle birlikte 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS Poliçesi teminatı kapsamında 2918 Sayılı KTK'nin 85/1-son, 91/1, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince ölümlü kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün kusur durum ve oranına göre davalı ... ile ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından tazmin edilmesine ilişkin olarak HMK'nin 107.maddesi kapsamında açılmış belirsiz alacak davasıdır. (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak; resen incelemeye tabi başta arabuluculuk ve KTK'nin 97.madesi gereğince sigorta şirketine başvuru (yargılama sırasında tamamlatılmıştır) olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddelerine göre genel ve özel dava şartları ile taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın karşın duruşmaya katılan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluna gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve karar duruşmasına katılan davacılar vekilinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.---------ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan --------- maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, ---------motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ---------2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.Destekten yoksun kalma tazminatı ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. -----------sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için ----------- gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir.---------- gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, ölenin destek gücünün, eş ve çocuğun destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; ------ üzerinde dava dışı -----sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı motosiklet ile davalı------ malik-işleteni olduğu, diğer davalı ------ sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı otomobilin karıştığı ölümlü/yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve kaza neticesinde motosiklette yolcu olarak bulunan ------ hastanede bir süre tedavi gördükten sonra vefat ettiği iddia ve savunma ile dosya kapsamınca sabittir. Dosyada bulunan nüfus kaydı ve sair bilgilere göre davacılar ölen gencin babası ve kardeşleri olup davacılar destekten yoksun kaldıklarını ileri sürmüşlerdir. Davacı baba ile destek ilişkisinin varlığı kabul edilmekle birlikte kardeşler yönünden bunun açıkça ispat edilmesi gerekmektedir. Dosyada bulunan ---- poliçesine göre kazaya karışan ---- plaka sayılı aracın -----başlangıç ve bitiş tarihli olarak kaza günü olan-------tarihini kapsar şekilde kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 390.000,00 TL limitli olarak davalı ----- düzenlenmiş ----- poliçesi bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre davalı -------- 2918 sayılı KTK'nin 91/1, 85/1, 85/son, 86/1, 88/1 ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesine göre sigortalı aracın sürücüsünün ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulması mümkün olduğundan doğan zarardan poliçe limitine kadar müteselsil sorumluluğu bulunduğu açıktır. Mahkememizce bu veriler ışığında taraf vekillerince gösteril tüm deliller toplanmış ve ilgili yerlerden getirtilmesi gereken tüm bilgi ve belgeler toplanmıştır. Buna göre dava konusu uyuşmazlığın temelinin ve çözümünün kusura dayalı olması nedeniyle kazanın ve kusurun değerlendirilmesi bakımından özel bilgi gerektirdiğinden HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak delil niteliğinde bulunan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı, ceza soruşturması/ kovuşturması dosyası ve olayın gerçekleşme biçimi ile dosya kapsamına nazarında olayın kendine has özellikleri ve yapılan itirazlar nedeniyle birden fazla rapor alınmıştır. Ne var ki en son ---------- tarafından düzenlenen raporun olaya uygun ve doğru olduğu, önceki daire raporunu teyit ettiği tespit ve tayin edildiği gibi özellikle------seçilen heyet tarafından düzenlenen rapordaki kusur dağılımının; vaki kaza ve trafik kural ve işaretleri ile tanık beyanları ve ceza dosyası içeriğine göre yerinde olmadığı gözetilerek sonuç itibarıyla ------Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporu benimsenmek suretiyle kusurun % 90 (yüzde doksan) oranında müteveffanın bulunduğu motosiklet sürücüsü -----a % 10 oranında ise davalı sürücü ...' da olduğu kabul ve takdir edilerek işbu rapor ve kusur dağılımı hükme esas alınmıştır. ---------Mahkememizce eylem, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağı hususları yukarı açıklandığı üzere belirlendikten sonra zararın da belirlenmesi gerekeceğinden ve dava konusu olayda tazminat hesabının teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle dosya birden fazla olarak----- resen seçilen bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye verilmiş ve raporlar düzenlemesi istenmiştir. Bilirkişi Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ----- tarafından düzenlenen -----tarihli 4. ek raporu---- uygulamasına uygun şekilde ------ yaşam tablosu esas alınarak iskonto yöntemine göre hesaplandığı, dava dışı annenin payının gösterildiği ve hesapta dikkate alındığı; sonuç itibarıyla gerekçeli denetime açık hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşıldığından hükme esas alınabileceği değerlendirilmiştir. Nitekim bilirkişi tarafından yukarıda benimsenen kusur oranına göre davacı babanın 109.350.08 TL zararının bulunduğu , davacı kardeş----- davacı kardeş----- destekten yoksunluk zararlarının bulunduğu hesap edilmiştir. Davacılar vekili tarafından dava HMK'nin 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığından dava dilekçesinde istenen ve bilahare her bir davacı yönünden ayrıştırmak suretiyle açıklanan talepler artırılmıştır. Mahkememizce yukarıda açıklanan yasal sebep ve ilkelere özellikle----- kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için ----- gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiğinin kabul edilmesi nedeniyle davacı babanın destekten yoksun kaldığı sabit görülmüş ve davacı baba yönünden davanın artırılmış hali üzerinden maktulün otopsi raporuna göre künt kafa travması ve beyinn kanaması nedeniyle ölmüş olduğu anlaşıldığından Yargıtay uygulaması gereği % 20 müterafik kusur indirimi yapılması suretiyle sonuçta davanın kısmen kabulü ile toplam 91.979,19 TL (114.973,99 TL/100X20 = 22.994,79 TL müterafik kusur indirimi) maddi tazminatın, davalılar ----yönünden haksız fiil niteliğindeki trafik kazası/temerrüt tarihi olan 30/08/2020 tarihinden itibaren; davalı ----- yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 23/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan (davalı -----şirketin,-------- limiti bakiyesi olan 390.000,00 TL-74.152,54 TL=315.847,46 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ------verilmesine, fazlaya ilişkin ( 22.994,79 TL )talebin reddine ise karar verilmiştir. Öte yandan dava dilekçesinde 1.000,00 TL tedavi- cenaze ve defin gideri talep edilmiş ve işbu talep arttırılmamıştır. Mahkememizce dosyada ------- dışında yapılmış tedavi gideri ve cenazeye ilişkin somut belgelendirilmiş bir gider olmasa da, müteveffanın sekiz gün süreyle hastanede yoğun bakımda kaldığı anlaşılmakla hakimlik bilgi ve tecrübesi nezdinde HMK'nin 187/2 ve TBK'nin 50/2 maddeleri gereğince günün ekonomik ve sosyal koşullarında günlük hastaneye gidip gelme, günlük işten kalma, yeme içme, ağırlama giderleri gibi hayatın olağan akışı gereği yapıldığı kesin olan giderler ile kuşkusuz beldeyi yazısından da anlaşıldığı gibi cenaze ve defin sırasında yapılan giderlerin toplamının talep edilen 1.000,00 TL parayı her halükarda kat be kat aşacağı bilindiğinden hiçbir indirime tabi tutulmadan davacı (baba- veli sıfatıyla) ------ hastane ve tedavi gideri ile cenaze ve defin giderlerine yönelik maddi tazminat davasının kabulü ile; bunlara ilişkin toplam 1.000,00 TL tazminatın davalılar ------ yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 30.08.2020 tarihinden itibaren; davalı -----yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 23/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan ((davalı -----şirketin, ------igorta poliçesi limiti bakiyesi olan 390.000,00 TL-74.152,54 TL=315.847,46 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak işbu davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı kardeşlerin destekten yoksun kalma tazminatı taleplerine gelince; bilindiği üzere TBK’nin 53/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. ---------- uygulamasında destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişilerin mirasçılardan başka kişiler de olabileceği kabul edilmektedir. Buna göre eğer bir kardeş sağlığında eylemli ve düzenli olarak kardeşlerine yardım etmekte ise haksız fiile bağlı ölüm halinde kardeşlerin destekten yoksun kaldığı söylenebilir. Yapılan günlük ve geçici yardımlar, söz gelimi harçlık vermek, hediye almak gibi hususlar destekten yoksunluğun kabulü için yeterli değildir. Bu açıdan bakıldığında somut olayda dosya kapsamından ve kolluk araştırmalarından açıkça görüldüğü üzere ölenin yaşı, işi, aylık geliri gibi hususlara göre kardeşlerine eylemli ve düzenli bir destekliğinin kanıtlamadığı gibi kardeşlerin anne ve babasının ayrı olmakla birlikte hayatta olmaları da gözetildiğinde mahkememizde bu yönde hiçbir inanç da oluşmadığından davacılar ---- maddi tazminat ---- davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. ----------6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise 326 ve 327. maddeleri kapsamında birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda bütün giderlerin veli sıfatıyla davacı babanın yapması , giderlerin esasen ortak yapılması gibi hususlar nazarında davacı çocuklar yönünden hesaplanan karşı vekalet ücreti dışındaki yargılama giderlerinin tamamından davalılar müştereken ve müteselsil olarak sorumlu tutulmuştur. -----kararlık kazanmış içtihatları gereğince 6098 sayılı TBK'nin 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya gidilemeyecektir. ----- Bu cümleden hareketle davacı baba yönünden maddi tazminatların reddedilen kısımlarının takdiri indirime dayalı olması nedeniyle işbu tazminat yönünden karşı vekalet ücreti hesap edilmemiştir. Yalnızca davacı çocuklar yönünden ayrı ayrı reddedilen kısımlar için davalılar lehine vekalet ücret hesap ve takdir edilmiştir. Binaenaleyh 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE, 2-)Davacı ----- maddi tazminat ----- davasının kısmen kabulü ile, toplam 91.979,19 TL (114.973,99 TL/100X20 = 22.994,79 TL müterafik kusur indirimi) maddi tazminatın, davalılar ------yönünden haksız fiil niteliğindeki trafik kazası/temerrüt tarihi olan 30/08/2020 tarihinden itibaren; davalı ... yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 23/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan (davalı ---- şirketin, ----------- poliçesi limiti bakiyesi olan 390.000,00 TL-74.152,54 TL=315.847,46 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı -----verilmesine, fazlaya ilişkin ( 22.994,79 TL )talebin reddine, 3-)Davacı (baba- veli sıfatıyla) ---- hastane ve tedavi gideri ile cenaze ve defin giderlerine yönelik maddi tazminat davasının kabulü ile; bunlara ilişkin toplam 1.000,00 TL tazminatın davalılar ----- yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 30.08.2020 tarihinden itibaren; davalı ... yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 23/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan ((davalı ----- sigorta poliçesi limiti bakiyesi olan 390.000,00 TL-74.152,54 TL=315.847,46 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak işbu davacıya verilmesine, 4-)Davacılar (kardeşler) ------ maddi tazminat ---- davalarının ayrı ayrı reddine , 5-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktarlar (92.979,19 TL) üzerinden alınması gereken 6.351,41 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 54,40 TL harç ile tamamlama harcı gereği yatırılan 1.912,24 TL harcın mahsubuyla bakiye 4.384,77 TL karar ve ilam harcının (davalı ... şirketin, --------sigorta poliçesi limiti bakiyesi olan 390.000,00 TL-74.152,54 TL=315.847,46 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ... şirketinden alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-)Davacı ... tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı 54,40 TL peşin harç, 1.912,24 TL tamamlama harcı, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.028,84 TL harcın (davalı -------, ZMMS sigorta poliçesi limiti bakiyesi olan 390.000,00 TL-74.152,54 TL=315.847,46 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----------verilmesine, 8-)Davacı tarafından yapılan 2.350,80 TL posta ücreti, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 7.275,00 TL ---- ücreti olmak üzere toplam 16.625,80 TL giderin davalılardan (davalı ---- sigorta poliçesi limiti bakiyesi olan 390.000,00 TL-74.152,54 TL=315.847,46 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı----- verilmesine, 9-)Davacı (baba) ---- maddi tazminat ---- davasında ve hastane ve tedavi giderleri ile cenaze ve defin giderlerine yönelik maddi tazminat davalarında kendisine vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre anılan davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalılardan (davalı------- şirketin, -----sigorta poliçesi limiti bakiyesi olan 390.000,00 TL-74.152,54 TL=315.847,46 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine, 10-)Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davalı vekilleri için; davacılar ----- ----maddi tazminat ------ davasında reddedilen miktarlar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1, 10/2, 3/2 maddeleri uyarınca hesaplanan 6.000,00 (3.000,00 'er TL) TL 'nin davacılar ------alınarak davalılara müştereken (1/3) verilmesine, 11-)Davalılar tarafından yapılan sair tüm yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 12-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı gerçek kişiler vekilinin ve davalı---------yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/11/2025