İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/8179 E. 2016/11418 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/8179
- Karar No
- 2016/11418
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/236 Esas - 2023/642 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/236 Esas KARAR NO : 2023/642 BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2022 KARAR TARİHİ : 06/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı taraf; Tarafların kardeş olduklarını ve aralarında adi ortaklı ilişkisi bulunduğunu, davalının oğlu ...'in iş kapsamında yıllar içinde davacının yerine çok kez imza attığı için davacının imzasını çok benzer şekilde atabildiğini, bu suretle Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2020/8179 Esas Sayılı dosyasından takibe konulan dava konusu senetler üzerindeki imzanın kopyalanmış olmasının mümkün olduğunu, senetler üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının gözlerinin iyi görmediğini ve bu durumundan faydalanılarak ve davalıya olan inancının kötüye kullanılarak hileyle ve hataya düşürülerek imzalatılmış olabileceğini, takip konusu bonoların verilmesini gerekli kılan bir borcun bulunmadığını, icra dosyasında yapılan tebligatın kendisi yerine muhtardan davalının oğlu tarafından alınmasının ve takibin kesinleşmesinin davalının kötü niyetini gösterdiğini, davalının senetlerin sebebini ispatlaması gerektiğini, borç para verilmesinin söz konusu olmadığını, davacının borç paraya ihtiyaç da duymadığını, senetlerin miktarı itibariyle hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetlerin bedelsiz olduğunu, her iki senedin düzenleme tarihinin aynı olduğunu, bu durumun da senetlerin düzenlenmesine gerekçe olarak belirtilen elden borç para verme iddiası ile çeliştiğini, senetlere konu olan miktarların borç olarak verildiğinin ve bu paranın varlığının banka kayıtları ile ispatlanması gerektiğini, hayatın olağan akışına aykırı bir vakıaya ( 5.000.000,00.-TL gibi çok büyük bir rakamın davalı tarafından davacıya elden borç olarak verilmesine) dayanan tarafın bu vakıayı ispat yükü altında olacağını belirterek Sakarya 3. İcra müdürlüğü’nün 2020/8179 E. Sayılı dosyasından takibe konulan 20.08.2020 vadeli 2.500.000,00-TL bedelli ve 20.09.2020 vadeli 2.500.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile icra takibinin iptali ve tazminata hükmolunmasını talep etmiştir. Davalı taraf; Davacının yıllar içinde aldığı borçlar sebebiyle dava konusu senetleri verdiğini, icra mahkemesince ve savcılıkça yapılan incelemede imzaların davacıya ait olduğunun belirlendiğini, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini, kambiyo senetlerine karşı açılacak menfi tespit davasında ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının hata ve hile iddialarının gerçek dışı olduğunu ayrıca TBK 39 maddesi gereğince hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davacının yeğenlerinin baskısı altında bu davayı açtığını belirterek davanın reddini ve tazminata hükmolunmasını istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık: Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2020/8179 Esas Sayılı dosyasından takibe konulan dava konusu senetler üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, İmzanın davacıya ait olması halinde hata veya hile sebebiyle senetlerin geçersiz olup olmadığı, Davacının bu iki senet sebebiyle davalıya borçlu olup olmadığı, senetlerin bedelsiz olup olmadığı, İİK 72 maddesine dayanan bu menfi tespit davası sebebiyle tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, hususlarındadır. İcra takip dosyası, icra hukuk mahkemesinin dosyası ve savcılık soruşturma dosyası getirtilmiş ve incelenmiştir. Yakın akraba olan taraflar arasında düzenlenen senede karşı ileri sürülecek iddialar tanıkla ispat edilemeyeceğinden ve davalının muvafakati bulunmadığından kambiyo senedine karşı menfi tespit davası yönünden tanık dinletme talepleri reddedilmiştir. Davacının 10/12/2020 tarihinde icra takibini ve dayanağı dava konusu senetleri öğrendiği kabul edilmekle hata ve hile iddiaları yönünden BK 39 maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği değerlendirilmiş ve buna yönelik iddialar incelenmemiştir. Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/244 esas sayılı dosyası ve Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/26150 soruşturma sayılı dosyası ile Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2020/8179 esas sayılı dosyası BK 39 maddesi kapsamında hata ve hile sebebiyle borçlu olunmadığına yönelik bir irade ortaya konulup konulmadığı açısından özellikle incelenmiştir. Davacının bu dosyalardaki beyanlarının takibe konu senedin sahteliğine ilişkin olduğu görülmektedir. Davacı aldatılarak yada hataya düşürülerek bu senetlerin düzenlendiği şeklinde bir iddiada ve irade açıklamasında bulunmamıştır. Dolayısıyla dava öncesinde BK 39 maddesi anlamında hak düşürücü süre içinde irade fesadı sebebiyle bağlı olmama irade açıklamasının varlığını somut olayda kabul etmek mümkün değildir. Bu itibarla davacı tarafın hile/hata iddialarına ve bu iddiaları destekleyen harici hukukçu görüşüne itibar edilmemiştir. Kaldı ki sunulan 16/12/2022 tarihli mütalaa mahkemenin görevi kapsamında kalan hukuki değerlendirmeler içermekte olup HMK 293 maddesi kapsamında bir uzman görüşü de değildir. Değerlendirme senede karşı senetle ispat kuralları çerçevesinde yapılmıştır. Davacı taraf ileri yaşını ve gözlerindeki bozukluğu senede itibar edilmemesi gerekliliğine bir dayanak olarak sunmuş ise de; 21/12/2022 tarihli duruşmaya bizzat katılan davacı hukuki ehliyetini kaldıracak nitelikte bir akıl zayıflığının yada hastalığının bulunmadığını aksine yakın zamanda bir vekaletname için Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesinden akıl sağlığının yerinde olduğuna dair rapor aldığını belirtmiş, mahkememizce yapılan gözlemde de hukuki ehliyetini etkileyecek bir yön görülmemiştir. Davacı vekili de hukuki ehliyet yönünden bir iddialarının bulunmadığını belirtmiştir. Davacının yaşlı olması yada görmesinde kısmi bozukluk olması hukuki ehliyetini ve imzasından sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Kaldı ki TBK 15 maddesi görme engelli kişilerin dahi tanık istemeksizin attığı imzalarının geçerli olduğunu düzenlemiştir. Senetteki imza yönünden Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/244 esas sayılı dosyasında inceleme yapılmış ve dava konusu senetlerdeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmiş, yargılama neticesinde verilen karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Yine savcılık soruşturma dosyasında da imza incelemesi yapılmış yine senetlerdeki imzaların davacıya aidiyeti tespit edilmiştir. Bu dosyalar kapsamında alınan bilirkişi raporlarında senetlerdeki imzaların davacı eli ürünü olduğu açıkça tespit edildiğinden ayrıca bir inceleme yapılması gerekli görülmemiş, dava konusu senetlerdeki imzaların davacıya ait olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafın aşamalarda emsal olarak dayandığı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16/06/2021 tarihli 2021/1143 esas 2021/3147 karar sayılı ilamı İİK 277 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasına ilişkin olup eldeki dava açısından emsal olma özelliği yoktur. Yine davacı vekilinin emsal olarak gösterdiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-827 Esas 2019/689 Karar sayılı kararının senet metninde rakam ve yazı ile yazılan bedeller arasındaki farktan kaynaklanan uyuşmazlığı konu edindiği ve hayatın olağan akışına aykırılık kavramını bu çerçevede incelediği görülmektedir. Bu haliyle bahsi geçen kararın da somut dava açısından emsal olarak kabulü mümkün değildir. Davacı tarafın dilekçesinde bildirdiği banka kayıtları, kira kayıtları, vergi dairesi kayıtları gelire ilişkin diğer kayıtlar ve tapu kayıtları gibi delillerin ve dava konusu senetle ilgisi bulunmayan Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/278 Esas sayılı dosyasının dosya kapsamı itibariyle uyuşmazlığa etkili olmadığı değerlendirilmekle bunlara yönelik talepler reddedilmiştir. Dava kambiyo senedine karşı menfi tespit talebine ilişkin olduğundan ispat yükü bu senetler sebebiyle borçlu olmadığını ve senetlerin geçerli bir sebebinin bulunmadığını iddia eden davacıdadır. Tarafların kardeş olduğu anlaşılmakla beraber alacağın senede bağlanmış olması itibariyle davacının HMK 203 maddesindeki istisnadan yararlanması mümkün değildir. Davacı iddiasını HMK 201 maddesi uyarınca belge ile ispatlamak zorundadır. Tanıkla ispat yönünden davalı tarafın açık bir muvafakati de bulunmamaktadır. Davacı tarafın iddiasını ispata elverişli yazılı bir delilinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kambiyo senedinin mücerretliği ve senede karşı senetle ispat kuralı karşısında davacı tarafın hayatın olağan akışına aykırılık savunmaları kabul edilmemiştir. (Yargıtay 19 HD T.27/09/2017 E.2016/11418 K. 2017/6326 ve Yargıtay 19 HD T.27/09/2017 E.2016/11418 K. 2017/6326 ; Yargıtay 19 HD T.29/01/2018 E.2017/2614 K.2018/184) Davacı vekili davalının isticvabını istemiş ise de ispat yükü ve davanın mahiyetine nazaran bu talep kabul görmemiştir. Davacı yemin deliline dayanmış ve davalıya yemin teklif etmiştir. Mahkememizce davalıya ihtarlı yemin davetiyesi gönderilmiş, davalı 01/11/2023 tarihli duruşmada yemini eda ederek dava konusu olan senetler sebebiyle davacıdan alacaklı olduğunu ve senetler konu parayı davacıya elden borç olarak verdiğini, senetlerin geçerli olduğunu söylemiştir. Davacı vekili davalıya gönderilen yemin davetiyesine eklenmesini ve davalıya sorulmasını istediği hususları 31/10/2023 tarihli dilekçesi ile bildirmiş ise de sorulmasını talep ettiği hususların HMK 225 maddesi kapsamında yeminin konusunu oluşturmaması ve vakıa niteliğinin bulunmaması sebebiyle kabul görmemiştir. Ayrıca yemin davetini hazırlamak ve sorulacak soruları bildirmek mahkemenin görev ve yetkisi kapsamındadır. Davalıya gönderilen yemin daveti ve sorulan sorulan davacının iddiası olan ve ispatı gereken vakıaları içermektedir. Davacı tarafın dava konusu senetler sebebiyle borçlu olmadığını ispata elverişli delil sunmaması ve teklif ettiği yeminin davalı tarafça usulüne uygun eda edilmiş olması sebebiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen tedbir kararı teminat yatırılıp icra edilmediğinden İİK 72/4 maddesindeki tazminat koşulları oluşmamıştır. Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, tazminat koşulları oluşmadığından tazminat verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gereken 269,85-TL maktu harcın peşin alınan harçtan mahsubu ile bakiye 85.117,65-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran davacıya iadesine, 3-Dava değeri üzerinden AAÜT uyarınca hesaplanan 346.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran davacıya iadesine, 5-Gerekçeli kararın talep halinde taraf vekillerine tebliğine, 6-Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/26150 Soruşturma sayılı dosyasının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzünde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06/12/2023 Başkan ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip ... e-imzalı