İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/4821 E. 2021/65 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/4821
- Karar No
- 2021/65
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas -*** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : *** KATİP : *** DAVACI : *** Nilüfer/ BURSA VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : *** VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** KARAR YAZIM TARİHİ : *** Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete kumaş sattığını, satın aldığı kumaşlara karşılık müvekkili tarafından faturalar kesilerek davalı şirkete gönderildiğini ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığını, ödeme yapılmaması üzerine davalı şirket aleyhine 04/07/2022 tarihinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi halinde davalının müvekkiline olan burcunun ortaya çıkacağını arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alamadıklarını, bu nedenle davanın kabulü ile başlatılan icra takibine davalının vaki itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren takip talebinde istenen işleyecek faiz oranı ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin incelenmesinde müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edileceğini, davacı tarafın takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davacıya borçlu değil aksine alacaklı olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasının uyap kayıtları, takibe dayanak belgeler, Bursa-Nilüfer Vergi Dairesi ve MimarSinan Vergi Dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, gerekli bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında: alacaklının ... Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ... Ahşap Ürünler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, 419.380,00-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mali müşavir bilirkişi ...'ın 06/01/2024 tarihli raporunda: Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 18.08.2021 tarih 10386 sayı 514 sayfasında; Bursa 15. Noter 11.08.2021 tarih 15681 yevmiye madde numaralı genel kurul kararı, Bursa 15. Noter 10.08.2021 tarih 15605 yevmiye madde numaralı genel kurul kararı ile Liv İnşaat San ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirketin unvanın ... Teks. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. olarak değiştiği, davacı ... Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. önceki hali Liv İnşaat San ve Tic. 2021-2022 yıllarına ait ticari defterlerinin T.T.K.'nın 64. maddesine göre açılış tasdiki yapılması gereken; Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir, Envanter Defterlerinin mevcut olduğu, sayılan defterlerin açılış tasdiklerinin ve Yevmiye Defterinin 2021-2022 yıllarına ait kapanış tasdikinin mevcut olduğu, davacı ... Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... Ahşap Ürünleri San ve Tic. Ltd. Şti. arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı firmaya ait Form BS üzerinde beyan edilen 2022 yılı Ocak, Şubat, Nisan aylarındaki satış tutarların davalı firmaya ait Form BA üzerinde beyan edilen alış tutarlarının birbiri ile örtüştüğü, davacı ... Teks. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ticari defter ve kayıtlarında yer alan 120.A1001 nolu ... Ahşap San. Ve Tic. Ltd. Şti. hesabından dolayı davacı firmanın 2022 yılı sonu itibariyle davalı ... Ahşap Ürünleri San ve Tic. Ltd. Şti.'den 434.380,00-TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Mali müşavir bilirkişi ...'ın 28/05/2024 tarihli raporunda: davalı ... Ahşap Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, tarafların Ba/Bs beyannamelerinin birbiri ile örtüştüğü, davalı şirket aleyhine 04/07/2022 tarihinde, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan dava konusu olan faturalardan ve cari hesaptan dolayı alacaklı olup olmadığı yönünde yapılan inceleme tespit ve değerlendirmelerde; davalı ... Ahşap Ürünleri San ve Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde 22.06.2022 tarihinde ... Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den 527.134,41-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, ticari defter kayıtlarına istinaden davacının icra takip tarihi itibariyle alacaklı değil 527.134,41-TL borçlu olduğu, davalı ... Ahşap Ürün. San. ve Tic. ... Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden 527.134.41-TL borçlu olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 23/03/2025 tarihli raporda: davacı tarafla davalı arasındaki ticari ilişki incelendiğinde 2021 ve 2022 yıllarında meydana geldiği ve davacının davalıya 1.542.345,21-TL tutarında fatura düzenlediği, söz konusu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, düzenlenen faturalar bakımından taraflar arasında ihtilaf olmadığının tespit edildiği, davalının davacıya düzenlemiş olduğu faturalardan 771.365,21-TL tutarlı olan davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup bu tutar yönünden bir ihtilaf olmadığıve ödeme olarak dikkate alındığı, davalının davacıya yaptığı çekle ödemeler incelendiğinde 15.000,00-USD ve 210.000,00-TL tutarında çek verdiği tespit edilmekte olup, bu konuda da taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalının çekle yaptığı 15.000,00-USD ödemenin işletmeye giriş tarihindeki karşılığının 126.600,00-TL, keşide tarihindeki (vade tarihi) karşılığının ise 189.760,50-TL olarak tespit edildiği, mahkemenin farklı kanaatte olabileceği düşünülerek 2 alternatifli bir sonuç hesaplandığı; Alternatif (1) Davalının davacıya 6003634 numaralı çekle yaptığı 15.000,00-USD ödemenin işletmeye giriş tarihindeki karşılığı dikkate alınırsa davalının toplam ödemesinin 771.365,21-TL + 210.000,00-TL + 126.600,00-TL = 1.107.965,21-TL olarak hesaplandığı, bu durumda davacının alacağının 1.542.345,21-TL - 1.107.965,21-TL = 434.380,00-TL olacağı, Alternatif (2) Davalının davacıya 6003634 numaralı çekle yaptığı 15.000,00-USD ödemenin ödeme tarihindeki karşılığı dikkate alınırsa davalının toplam ödemesinin 771.365,21-TL + 210.000,00-TL + 189.760,50-TL = 1.171.125,71-TL olarak hesaplandığı, bu durumda davacının alacağının 1.542.345,21-TL - 1.171.125,71-TL = 371.219,50-TL olacağı, Rapor içinde belirtilen Tablo-C'de yer alan davalının ispatlaması gereken ödeme ve faturalardan ispatlananlar olması durumunda yukarıda hesaplanan alacak tutarından düşülmesi gerektiği görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, cari hesaba dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı). Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası ile cari hesaba dayalı alacak açıklaması ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı, davalının ise ticari defterlere göre davacının alacaklı değil, bilakis borçlu olduğundan bahisle açılan davanın reddi gerektiğini savunduğu anlaşılmaktadır. Davacı ticari defterleri talimat yoluyla bilirkişiye incelettirilmiş, alınan 06/01/2024 tarihli raporda davacının 434.380,00-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesi sonucu düzenlenen 28/05/2024 tarihli raporda ise davalının davacıdan 527.134,41-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu bilirkişiden 10/10/2024 tarihli ek rapora alınmış ve bu kez davalının davacıya 228.563,19-TL borçlu olabileceği tespit edilmiştir. Alınan raporların çelişkili olması ve her bir raporda farklı sonuçlara ulaşılması nedeniyle hükme esas alınması mümkün olmamış ve 11/12/2024 tarihli duruşmada her iki tarafın da ticari defterlerinin tek bir mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesine karar verilmiş ve mali müşavir ...'dan 23/03/2025 tarihli rapor alınmıştır. Mahkememizce de hükme esas alınan bu rapora göre davacının davalıya 2021 ve 2022 yıllarına ait toplamda 1.542.345,21-TL bedelli fatura düzenlediği, davacının defterlerinde davalının defterleri ile uyumlu olarak 1.107.965,21-TL ödeme gözüktüğü, tarafların ticari defterlerindeki farklılıkların sebeplerinden birinin 30/11/2021 tarihli, 15.000,00-USD bedelli çek olduğu, davalının kur farkı nedeniyle davacıya olan borcundan 68.283,00-TL düştüğü, oysa çek ile yapılan ödemelerde yerleşik Yargıtay uygulaması gereği ödemenin yapıldığı tarihteki kur üzerinden TL cinsine çevrilerek bu miktar kadar ödenmiş sayılması gerektiği, çekin ödeme tarihine göre kur farkı istenmesinin mümkün olmadığı ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2021 tarih 2020/4821 E. 2021/65 K.; 19/04/2022 tarih ... E. 2022/3142 K. Sayılı içtihatları), bu nedenle bilirkişinin "alternatif-1" seçeneğinde yaptığı hesaplamaya göre davalının borcundan çek nedeniyle 210.000,00-TL, toplamda ise 1.107.965,21-TL mahsup edilmesi gerektiği, bu hesaplamaya göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 434.380,00-TL alacaklı olduğu, takipte ise 419.380,00-TL talep edildiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Taraf ticari defterleri arasındaki farklılıkların sebeplerinden birisi ise davacı defterlerinde kayıtlı olmayıp davalı defterlerinde kayıtlı olan 24/09/2021 tarihli, GIB2021.....38 numaralı 1.564,29-TL tutarlı fatura olup davacının defterlerinde davalıdan alacak olarak kayıtlı olmayan bu fatura davalı lehine işlem olması nedeniyle bilirkişi tarafından hesaplamada dikkate alınmamış, mahkememizce de verilen kararda bu fatura hesaba katılmamıştır. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan toplam 895.679,10-TL tutarlı bir kısım ödeme ve faturalar ise davacı defterlerinde kayıtlı olmaması, davalının ödeme iddiasını başkaca delille ispatlayamaması, cevap dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanmaması nedeniyle yeminle de ispatı mümkün olmadığından ödeme olarak dikkate alınmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itiraza konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin ödeme emrinde yazılı tutar üzerinden kaldığı yerden devamına, kabul edilen alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, 2-İİK 67/2. maddesi uyarınca kabul edilen alacağın %20'si tutarında (83.876,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 28.647,85-TL ilam harcından, tahsil edilen 5.065,07-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 23.582,78-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 179,90-TL başvurma harcı, 5.065,07-TL peşin harç, 19.000,00-TL bilirkişi ücreti, 307,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 24.551,97-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 66.907,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2025 Katip *** e-imzalı Hakim *** e-imzalı