Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/692 E. 2022/634 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/692
- Karar No
- 2022/634
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/581 - 2025/886 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/581 KARAR NO : 2025/886 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2022 NUMARASI : 2021/692 E. - 2022/634 K. DAVANIN KONUSU : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/11/2022 Tarih ve 2021/692 Esas - 2022/634 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 02/03/2021 tarihli yük taşıma sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme devam ederken davalı şirket tarafından16/07/2021 tarihli noter ihtarnamesi ile sözleşmeyi haklı gerekçe olmadan tek taraflı ve süresiz olarak askıya aldığını bildirdiğini, ancak sözleşme hükümlerine göre sözleşmenin askıya alınamayacağını, ihtarnamenin geçerliliği bulunmadığından müvekkilinin fatura düzenlemeye devam ettiğini ve süresinde davalıya bildirdiğini, müvekkili tarafından davalı şirket adına 31/07/2021 tarihli ve 6.412,50-TL + KDV tutarlı Temmuz ayı teslim bedeline istinaden tevkifat faturası düzenlendiğini, ancak davalı şirketin bu faturaya istinaden 2.362,50-TL + KDV tutarlı kısmi bedel iade faturası düzenlendiğini, faturanın müvekkiline whatsapp uygulaması kanalıyla bildirildiğini, davalı tarafından düzenlenen faturaya noterden düzenlenen ihtarname ile süresi içerisinde itiraz edildiğini, davalı şirketin iade faturasında belirtilen tutar düşüldükten sonra kalan 4.633,20-TL tutarı müvekkilinin banka hesabına 16/08/2021 tarihinde ödediğini, 19/08/2021 tarihli noter ihtarnamesi ile davalı şirketin müvekkili ile akdedilen sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle imzalanan yük taşıma sözleşmesinin müvekkili tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, tarafların arasındaki sözleşme gereğince davalının taahhüt ettiği miktara karşılık gelen bakiye kısmını ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin taşıma sözleşmesini haklı sebeple feshetmesi nedeniyle davalının taahhüt ettiği 1 yıllık garanti ücret tutarının karşılığı olarak şimdilik 30.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap süresi geçtikten sonra verdiği beyan dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşmedeki faaliyetin, üst kargo firmasınca istenilen bölge ve zamanda kargoların dağıtılmasının taşeron edilmesi olduğunu, hizmet verilen kargo firmasının pandemi ve ekonomik koşullar sebebiyle yük bulmada sorun yaşaması, bölgelerin genişlemesi ve ödemelerde sorun olması sebebiyle İstanbul'daki hizmeti bazı bölgelerde azaltma, bazı bölgelerde durdurma kararı aldıklarını müvekkiline 31/05/2021 tarihli yazı ile bildirdiğini, İstanbul'da davacı gibi diğer araç ve şoförlerle de hizmet verildiğini, sözleşmede 75 kargo üzerinden anlaşılmasına rağmen %30'unu bile doldurmayan rakamlarla çalıştırıldığını, ancak her iş günü 75 garanti hakedişlerinin ödendiğini, hizmet verilen firmanın müvekkiline 12/07/2021 tarihinde bildirilen 14/07/2021 tarihli İstanbul Dağıtım Operasyonlarının sonradan belirtilecek tarihe kadar durdurulması kararını aldığını, bu durumun davacıya arama ve mesaj yoluyla bildirildiği, önceki bedellerin ödendiğini, ancak bundan sonra belirlenecek tarihe kadar durma kararı alındığını, davacının bu sebeple sözleşmeyi feshettiğini, bu durumun üst firmadan kaynaklandığını, müvekkili şirketin sözleşmeyi tamamen iyiniyetle mücbir nedenlerle askıya aldığını ancak feshetmediğini, davacının feshinin haksız olduğunu savunarak, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraflar arasında 02.03.2021 tarihli ve 1 yıl süreli yük taşıma sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmenin 4/1. maddesinde ... olarak adlandırılan davalının İstanbul'daki gönderimi sağlanan her kargo başına 4,5 TL ve KDV ücretinin tedarikçi davacıya ödeneceğini, 4/4. maddesine göre taahhüt ettiğinden daha azını teslim ederse asgari ürün miktarını da ödemeyi taahhüt ettiğini, 5/6. maddesine göre tarafların haklı sebeplerle sözleşmeyi feshedebileceği, ... olarak adlandırılan davalı şirketin ise tedarikçinin performansına göre sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, bu düzenlemelerin davalıya fesih imkanı sunduğu, ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya bakiye borcunun olmadığı, sözleşme hükümlerine göre davacı tedarikçinin tazminat hakkının bulunmadığı, davalı şirketin tedarikçisi olan dava dışı ... şirketinin, işlerin pandemi ve ekonomik sebeplerle yavaşlatılması ve ardından durdurulması bildiriminin, davalı taraf açısından bir haklı fesih nedeni olduğunun ve sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiğinin kabulünün gerektiği, bu nedenle de davacının davaya konu tazminat isteminin dayanağının olmadığı, davacının ancak sözleşmenin devamı halinde kendisine taahhüt edilen miktara ilişkin alacak talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, gerekçeli kararda tedarikçinin dava dışı ... olduğu belirtilmişse de sözleşmenin 5/6. maddesinde belirtilen tedarikçinin müvekkili olduğunu, bu nedenle sözleşmenin 5/6. maddesine göre tedarikçinin çalışma performansının değerlendirilerek tek taraflı fesih yapılabileceğinin kabulünün doğru olmadığını, bu sebeple davalının acentesi konumunda olan şirketin işlerinin bozulmasının haklı fesih sebebi olmadığını, ayrıca haklı fesih için dosyada bilgi ve belgelerin olması gerektiğini, davalının 16/07/2021 tarihli ihtarnamesinde işleri askıya almak istediğini, fesih iradesi göstermemesine rağmen mahkemece haklı fesih tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının basiretli bir tacir olma yükümlülüğü gereğince işlerin yavaşlayabileceğini öngörmesinin gerektiğini, müvekilinin ticaret sektörüne girme nedeninin sözleşmenin 4/1. maddesindeki 75 paket taşıma garantisi olduğunu, gerekçeli kararda belirtilmese de davalı tarafça değinilmeyen ''mücbir sebep'' hususunun bilirkişilerce ele alınmamasının gerektiğini, davalı tarafça mücbir sebebe dayanıldığı kabul edilse de pandemiden 1 yıl sonra akdedilen sözleşmenin mücbir sebebe dayanarak askıya alınmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, talep edilmemesine rağmen davalı yan lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında 02.03.2021 tarihli ve 1 yıl süreli taşıma sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 4.1. maddesinde, davalının herbir gönderi için davacıya 4,50 TL + KDV tutarında ödeme yapacağı, günlük 75 adet kargo verilmesinin ise garanti edildiği düzenlenmiştir. Davacı tarafça sözleşmenin kendilerince haklı nedenle feshedildiği ileri sürülerek, taraflar arasındaki sözleşme gereğince, davalının taahhüt ettiği miktara karşılık gelen bakiye kısmın tahsili talebiyle işbu dava açılmıştır. Mahkemece davalı şirketin tedarikçinin performansına göre sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, somut uyuşmazlıkta da sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiğinin kabulünün gerektiği, bu durumda davacının dava konusu alacak talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa öncelikle davalı tarafından davacıya keşide edilen 18.07.2021 tarihli ihtarnamede herhangi bir fesih iradesinde bulunulmamış, sadece sözleşmenin 14.07.2021 tarihinden itibaren askıya alınacağı ifade edilmiştir. Bu şekilde keşide edilen bir ihtarname ile sözleşmenin feshedilmiş sayılamayacağı açıktır. Esasen davalı vekili dahi sunduğu cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeye aykırı davranışlarına rağmen müvekkilince sözleşmenin sürdürüldüğünü, müvekkilinin sözleşmeyi askıya aldığını, sözleşmeyi feshetmediğini açıkça bildirmiştir. Davacı tarafça da sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği ileri sürülmemiştir. O halde davacı tarafça ileri sürülmemesine, davalı tarafça savunulmamasına ve 18.07.2021 tarihli ihtarnamede de fesih iradesini ortaya koyan hiçbir ifadeye yer verilmemesine rağmen, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğinin kabulü doğru olmamıştır. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu sözleşmenin davacı tarafça 19.08.2021 tarihli ihtarname ile feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça sunulan dava dilekçesinde ise bu fesih tarihinden sonraki dönem için doğan bakiye garanti alacak miktarı talep edilmektedir. Bu talebin müspet zarara karşılık geldiği açıktır. Oysa sözleşmeyi fesheden taraf, karşı taraftan ancak menfi zararını isteyebilir, aynen ifa ya da müspet zarar talebinde bulunamaz. Dolayısıyla mahkemece, sözleşmeyi fesheden davacı tarafça, müspet zarar veya aynen ifa talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davanın yukarıda açıklanan gerekçeler ile reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmadığından ve HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde dahi istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2022 gün ve 2021/692 Esas - 2022/634 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 512,33-TL’nin düşümü ile kalan 103,07-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, ancak istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece mahkemesince davalı taraf yararına belirlenen 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yargılama sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davacıdan alınan 11.872,29-TL tutarındaki nakit teminatın GERİ VERİLMEMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/05/2025 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.