İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/335 E. 2020/385 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/335
Karar No
2020/385
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/335 KARAR NO : 2020/385

DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/08/2020 KARAR TARİHİ : 18/08/2020

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1.Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Sigorta kuruluşu ... tarafından tanzim edilen ... sigorta poliçesi ile teminat altına alınan ... ili ... İlçesi ... köyü ... ada Parselde davalılara ait seradaki ürünlerin hortum sonucu hasara uğradığını, ... Sigorta Poliçesi çerçevesinde zararının tazmin edilebilmesi amacı ile davacıya başvurduğunu, davalılar arasında ... tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, davalılar tarafından ... ... Noterliği ... tarih ... yevmiye numaralı vekaletname çıkartılarak davacıya teslim edildiğini, vekaletnamenin her iki davalıya verildiğini, Taraflar arası imzalanan ... tarihli danışmanlık sözleşmesi ve buna bağlı olarak çıkartılan vekaletname gereği davacı ... zararın tespiti ve tazmini için tüm yetkiye salip olduğunu, ... tarafından yapılacak karşılığında ise zararın ilgili Sigorta şirketinden tazmini sonrası tahsil edilen bedelin yüzde ellisi ücret olarak kendisine verileceğini, Sözleşmeden doğan sorumlulukların ihlal edilmesi halinde, Sigorta Şirketinden talep edilen tazminatın Yüzde Ellisi, Danışmana ödeyeceğini, sigorta şirketinden talep edilen tutar ... TL nin ödenmesine karar verildiğini, davacı yapılan sözleşme gereği üzerinde düşen tüm sorumlulukları yerine getirmediğini, kendisine verilen yetki dahilinde vekaleten girişimlerde bulunduğunu, davalıları vekil olarak temsil eden avukat ... ile birebir iletişim halinde tahkim süreci yürütüldüğünü, mütalaa raporu hazırladığını, tüm bilgi ve belge davalı avukatına sağlanarak titizlikle sigorta tahkim komisyonuna başvuru sağlandığını, başvuru sonrası azilnameye kadar tüm işlemler takip edildiğini, vekil eden alanında uzman birisi olarak tecrübe bilgi ve belge paylaşımı anlamında davalılar vekili ... ile sürekli yardımlaşma içerisinde olduğunu, Sigorta tahkim komisyonuna yapılan başvuru kısmen kabul edilerek ... TL nin sigortacıdan alınarak ...'ne ödenmesine karar verildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu ... ...; ... ... karar numaralı Uyuşmazlık Hakem heyeti kararı bu karar karşı sigorta şirketince itirazda bulunulduğunu, akıbetinin mahkememize sorulmasını talep ettiğini, tahkim kararı sonrası hiç bir haklı gerekçe sunulmadan sadece gördüğüm lüzum üzerine ifadesi ile her iki davalı ... Noterliği ... tarih ... yevmiye numaralı azilname ile davacıyı azlettiğini, davalıların mal varlıklarının kaçırma girişimlerinin olduğundan davanın müvekkili lehine sonuçlanması durumunda alacağın tahsili mümkün olmayacağı, bu nedenle sigorta tahkim komisyonu uyuşmazlık hakem heyeti kararında hükmedilen bedele teminatsız olarak ihtiyati tedbir- ihtiyati haciz konulmasına, tahkim kararının kesinleşmemesi nedeni ile alacak tutarı hala belirsiz olduğundan davanın öncelikle belirsiz alacak davası, aksi halde kısmi dava olarak kabulüne, haksız azil nedeni ile ... tarihli danışmanlık sözleşmesi gereği fazlaya ilişkin haklı saklı kalmakla şimdilik ... TL her iki davalıdan müteselsilen mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte hakkın doğduğu andan itibaren alınarak davacıya verilmesine, arabulucu vekalet ücreti de dahil olmak üzere tüm yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Dava, vekalet ilişkisinden kaynaklı danışmanlık ücretinin ödenmesi talebinden ibarettir. 3.Taraflar arasındaki danışmanlık-komisyon sözleşmesi olarak adlandırılan sözleşme, davacıya davalılarca verilen ... tarihli vekaletname, ... tarihli azilname dosya arasında mevcuttur. Söz konusu danışmanlık-komisyon sözleşmesi gereği davacıya vekaletname verildiği, sonrasında davacının azledildiği, davacının bu azmin haksızlığından ötürü alacak/tazminat davası açtığı anlaşılmaktadır. 4.Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan// YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. 5.Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/3545 Esas 2018/7887 Karar sayılı emsal ilamında da değinildiği üzere vekil - müvekkil arasındaki vekalete dayalı sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin belirlenmesinde bu sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin açıklığa kavuşturulması ve görevli mahkemenin buna göre belirlenmesi gerekmektedir. 6.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. 7.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. 8.Somut davada, taraflar arasındaki temel ilişkiye bakıldığında, mutlak ticari dava olarak nitelendirilecek bir husus yoktur. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması/her iki tarafın tacir olması gibi bir durum da söz konusu değildir. Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin bir dava da söz konusu değildir. 9.Dava, bu nedenlerle ticaret mahkemesinin görev alanına girmemektedir. 10.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun TANIMLAR başlıklı 3.maddesinin (ı) bendinde Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. Maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiye, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 Sayılı Yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı Yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 Sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. 11.Her ne kadar kanunda vekalet sözleşmesi ismen geçmekte ise de tarafların sıfatlarına da bakmak gerekir. Davalıların özde, tarımsal işleri için davalıya vekalet verdikleri zira, davalı şirketin de tarım ürünleri üzerinde çalıştığı isminden, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 12.Somut uyuşmazlıkta; davacının da davalıların da mesleki faaliyette bulunan kişi olmaları nedeniyle tüketici konumunda olmadığı kuşkusuzdur. Davalıların tarım işi ile uğraştıkları anlaşılmaktadır. Meslekleri tarımdır ve bu nedenle sözleşme imzalanmıştır. Davacının da bu işlerde danışmanlık yaptığı, vekaleten bu işi yaptığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında, davada kabule göre tüketici mahkemesi de görevli değildir. 13.Tüm bu açıklamalar ışığında, davada mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin genel görevli olan Asliye Hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmakla, davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 14.Son olarak; Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/5065 esas, 2015/6407 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; HMK'nın 115/1 maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2013 tarih, 4-2247 Esas, 1667 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, taraf teşkili yapılmadan da, tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından, davanın usulden reddedilmesinde HMK'nın 30. maddesine göre de bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 26.05.2015 tarih ve 2014/7272 E., 2015/3936 K. sayılı ilamında da, HMK'nın 30. ve 115/1. madde hükmü uyarınca, davanın her aşamasında, HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle mahkememizce ilgili yargılama aşamasında, usul ekonomisi, makul sürede yargılanma hakkı da düşünülerek, görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesinde bir engel görülmemiştir. Bu husus üst yargı denetimine elverişlilik açısından burada belirtilmiştir. HÜKÜM/Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, mahkememizin görevsiz olması nedeniyle, dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Dosyanın karar kesinleştiğinde NÖBETÇİ ANTALYA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemede dikkate alınmasına, Dair; taralfarın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/08/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/335, K. 2020/385, T. 18.08.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-335-e-2020-385-k-7f72bd2ff7c0