İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/20 E. 2022/646 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/20
- Karar No
- 2022/646
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/11 Esas - 2022/648 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/11 Esas KARAR NO : 2022/648
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : ... - ...
DAVALI : 1- ... A.Ş.- ... DAVALI : 2- .... LTD.ŞTİ.- ... DAVALI : 3- ... - ... VEKİLİ : ... - ...
DAVA : Şirket yöneticisinin azli, tazminat DAVA TARİHİ : 12/09/2014 KARAR TARİHİ : 21/06/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte bulunan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, eski eşi ile birlikte ... Ltd.Şti.'nin kurucu ortaklarından olduğunu, diğer ortağın ise müvekkilinin eski eşinin kardeşi ... olduğunu, davacının 28/12/2012 tarihinde diğer hissadar ...'dan boşandığını, şirket müdürünün ... olduğunu, müvekkilinin boşandığı tarihten itibaren şirketin hiçbir faaliyetinden haberdar edilmediğini, 2011 yılı Kar payının dağıtımına ilişkin olarak açılan davanın Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/... esas sayılı dosyasında devam ettiğini, ...'ın aynı iş kolunda faaaliyet göstermek üzere bu kere kardeşi yerine çocukları ile bir şirket kurarak ... adı ile yüksek öğrenci kapasiteli ve son derece modern bir okul açtıklarını, 05/07/2012 tarihinde Özel Okul işletmeciliğine başlandığını, 17/05/2013 tarihinde Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tespit yapıldığını, ....Ltd.Şti.nin, ... adı altında faaliyet göstermeye başlandığını, ...'ın her iki şirketin 10 yıllığına müdürü olduğunu, şirketlerden biri dershane, diğeri özel okul ise de her iki şirketin de özel eğitim faaliyeti sürdürdüğünü, yine her iki şirkette de aynı kişinin müdür olduğunu, davalı ...'nin rekabet yasağına aykırı davrandığını, sadakat yükümlülüğünü yerine getirtemediğini, ortaklık ve müdürlükteki mesaisini şirkete harcamadığını, ortaklık imkanlarını kötüye kullandığını, şirkete ait önemli bilgi ve tecrübeleri bir başka ticari kuruluşa aktardığını belirterek, şirket müdürü olarak tedbiren müvekkilinin atanmasını, bu talep yerinde görülmez ise şirketin dava sonuna kadar kayyum tarafından yönetilmesine tedbiren karar verilmesini, ... ibare şekli logo ve isminin ... Şirketi tarafıdan işletilen ... tarafından kullanılmasının tedbiren durdurulmasını, ...'ın müdürlükten azlini, rekabet yasağına aykırı davranan ortağın haksız faaliyeti dolayısı ile şirkete vermiş olduğu zararların tespiti ve söz konusu zararların ortaklık hesabına aktarılmasına, rekabet yasaağına aykırı davranan müdürün varsa oluşturduğu kar mahkumiyetinin tespiti ve şirket hesaplarına aktarılmasına, müdürlük dolayısı ile elde etmiş olduğu menfaatlerin tespitine ve şirkete iadesine, rekabet yasağına aykırı davranan müdür ortağın kendi adına yapmış olduğu işlemlerin tespiti ve tespit edilen menfaatlerin ortaklığa bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, müvekkil şirket müdürü ...'ın ... Ltd.Şti. müdürü iken dahva sonra Adana Noterliği'nin 14/12/2007 tarih ... yevmiye nolu kararıyla ... ... Ltd.Şti'ye müdür olarak tayin edildiğini, 23/05/2010 tarihli ... Gazetesi'nde yayımlandığı gibi ...'nın Adana Valisi ...'ın katılımıyla açılısının yapıldığını ve tüm Türkiye'ye duyrulduğunu, Adana'da ki tüm bilboardlarda ...'nın açıldığına ilişkin resimli ilanların uzun süre asılı kaldığını, davacının ...'nın açıldığını ve davalı ...'ın bu okulun yönetim kurulu başkanı olduğunu, dava tarihine nazaran bir yılı aşkın süredir bildiğini, Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013 tarihli değişik iş dosyasında yaptırılan delil tespitinde rekabet yasağına aykırılığın öğrenildiğine ilişkin davacı tarafın iddiasını kabul etmediğini, 6762 sayılı TTK M.335/III gereğince, rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen müdüre karşı açılacak her türlü davanın öğrenmeden itibaren üç ay ve her halükarda ihlalin vukuu bulduğu tarihten 1 yıl içerisinde açılması gerektiğini, bu nedenle davacının bütün taleplerinin zaman aşımınına uğradığını, davacı, davalı ...'ın ....Ltd.Şti.'nin 30/11/2006 tarih ve 20 nolu ortaklar kurulu kararıyla müdür olarak atandığını, davacının bu konuda gerekli araştırmayı yapmadan davalı müdürürün şirket sözleşmesiyle müdür olarak atandığı şeklinde hatalı beyanda bulunduğunu, davalı ....Ltd.Şti.'nin sadece ve fiilen dershanecilik işiyle uğraştığını, ... Ltd.Şti.nin ise ilkokul, ortaokul ve liseden oluşan özel okul işmetmeciliği yaptığını, dershanecilik ve özel okul işletmeciliğinin birbirinden farklı ticaret dalları olduğunu, bu nedenle rekabet yasağının ihlalinden söz edilemeyeceğini, davanın öncelikle zaman aşımı yönünden reddine, davacının tüm taleplerinde aktif husumet ehliyeti ve dava şartı yokluğu nedeniyle, aksi halde esastan reddine, davacının markanın kullanılmasının önlenmesi ve müdürlükten azli ve kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizin 2014/... E. 2015/... K. Sayılı kararı ile; "Davalı ... her iki şirketin de müdürü olduğu, ... Ltd.Şti.ne 2006 yılında, ... ... Ltd.Şti. Ne ise 2007 yılında müdür olarak seçildiği, davalının müdür olarak seçildiği tarihten itibaren 6102 sayılı yasanın 60. maddesinde ön görülen 1 yıllık ve 3 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolduğu, davacı tarafından davalının işlemlerine karşı dava tarihine kadar her hangi bir itirazda bulunulmadığı, dolayısıyla davalının her iki şirketin müdürlük görevini yürütmesine rıza gösterdiği, davalı olarak gösterilen her iki şirketin faaliyet alanlarının farklı olması ve yine davanın 3 yıllık süre geçtikten sonra açılmış olması göz önüne alınarak davanın reddine " karar verilmiştir. Bu karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. H.D 'nin 05/12/2017 tarihli 2016/... E. 2017/... K. sayılı kararı ile; "Mahkemece, gerek davalı ...'ın müdür sıfatıyla görev yaptığı davalı şirketlerin ticaret alanlarının farklı olduğu ve gerekse de 6102 sayılı Kanun'un 60. maddesinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesine yer verilerek davanın reddi cihetine gidilmiştir. Ancak, hemen söylemek gerekirse, 6102 sayılı Kanun bakımından ticaret şirketlerinde ultravires ilkesi kaldırılmıştır. Keza buna ilişkin olarak 6103 sayılı Tatbikat Kanunu'nun 15. maddesi ile, şirket anasözleşmelerinde 6762 sayılı Kanun'un 137. maddesine benzer nitelikte bulunan hükümlerin 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte yazılmamış sayılacakları hususu düzenlenmiştir. Davalı şirketlerin dosyada mevcut anasözleşmeleri itibariyle özel öğretim kurumu olarak faaliyet göstermek üzere kuruldukları anlaşılmaktadır. Davalı yan, dershane ve özel okul işletmeciliğinin farklı ticari faaliyet alanları olduğunu savunmaktadır. Ancak, özel okul ve dershaneler, 5580 sayılı Kanun bakımından (2014 yılında anılan kanunda yapılan değişiklik ile dershane yerine "etüt merkezi" terimi tercih edilmiştir) "özel öğretim kurumu" olarak tanımlanmıştır. Bu durumda, anılan şirketlerin anasözleşmelerinde belirtilen faaliyet alanları bakımından birbirlerinden farklı alanlarda faaliyet göstermek üzere kuruldukları söylenemeyeceği gibi açıklanan gerektirici nedenler bakımından davalı gösterilen limited şirketlerin aynı ticaret alanı içerisinde birbirine rakip şirketler olduğunun kabulü gerekir. Şu halde, rekabet yasağının ihlal koşullarının bulunmaması nedeniyle davanın esastan reddine yönelik mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, mahkemece, dava yanlış nitelendirilmek sureti ile varlığı ileri sürülen fiiler bakımından TTK'nın haksız rekabet hükümlerini düzenleyen 56. maddesine dayalı olduğu kabul edilmiş ve buna bağlı olarak aynı kanunun 60. maddesi hükmü uyarınca zamanaşımının dolması nedeniyle de reddine karar verilmiştir. Halbuki, yukarıda da açıklandığı üzere, dava, TTK'nın 626. maddesinde düzenlenen şirket müdürünün rekabet yasağına ilişkin istemler içermekte olup, mahkemenin bu kabulü, davanın nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddeleri bakımından yanılgıya düşülmüş olması nedeniyle yerinde olmadığı gibi, bir davadaki istemler bakımından, herhangi bir ayrım da gözetilmeksizin, davanın hem esastan ve hem de zamanaşımından reddi cihetine gidilmesi usul hükümleri bakımından da yerinde değildir. " bahisle bozulmuştur. Mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur. Bozma ilamına uyulmakla ilam lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşur ve bozma ilamı gereğince işlem yapılması gerekir. Davacı, ... Ltd.Şti.nin kurucu ortaklarından olup, şirketin 17/04/1996 tarihinde kurulduğu, 30/11/2006 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'ın 10 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçildiği, ortaklarının, davacı ile davalı ... ve dava dışı ... olduğu anlaşılmıştır. Ana sözleşmenin 3. maddesine göre faaliyet konularından birisi de; Eğitim hizmetleri alanında faatliyete bulunmak üzere her eğitim düzeyinde özel okullar , dershaneler açmak ve işletmektir. ... Öğretim ...Ltd.Şti.nin ise, 02/05/2002 tarihinde kurulduğu, 14/12/2007 tarihli ortaklık kurulu kararı ile ... ile ...'ın 10 yıl süre ile şirket müdürlüğüne seçildikleri, ... , ..., ... ... ve ... olmak üzere 4 ortağının bulunduğu görülmüştür. Ana sözleşmenin 3.maddesi gereğince faaliyet konularından birisi de; Eğitim Hizmetleri atanında faaliyette bulunmak üzere her eğitim düzeyinde özel okullar, dershaneler açmak ve işletmektir. Mahkememizce görevlendirilen nitelikli hesap bilirkişisi Prof. Dr. ... ve mali müşavir ... 13/10/2020 tarihli raporlarında özetle; davalı ... Ltd. Şti' nin defter kayıtlarına göre; 2002 yılından 2010 yılına kadar dağıtılmayan toplam 1.080.637,67 TL karının bulunduğunu, şirketin 2011-2012 ve 2013 yıllarında zarar ettiğini, 2011 yılına kadar biriken toplam 1.080.036,74 TL tutarındaki karın 18/10/2011 tarihli 1 numaralı genel kurul kararıyla şirketin sermayesine aktarıldığını, davalı şirketler arasında parasal anlamda bir işlem veya transfere rastlanmadığını, her iki şirkette müdür olan ...' ın kendi adına yaptığı bir işleme yada müdür sıfatıyla elde ettiği bir menfaate rastlanmadığını, aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette de müdürlük görevi yapan ...' ın rekabet yasağına aykırı davrandığını, ... Ltd. Şti' nin 2010 yılında toplam 1.065.036,74 TL zarar etmesine rağmen, aslında şirketin olağan faaliyetlerinden dolayı 21.613,23 TL karının bulunduğunu, ancak olağan dışı gider ve zararlar hesabında 1.055.000,00 TL tutarın göründüğünü, bu tutar için 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kapsamında kasa affından faydalanıldığını, bu zararın nasıl oluştuğunun tespit edilemediğini, ...' ın azli konusunda taktirin mahkemeye ait olduğunu beyan etmişlerdir. Davalı taraftan, kayıtlara işlenen 1.055.000,00 TL tutarındaki zararın sebebi konusunda açıklama istenmiş, işletmenin faaliyetleri sırasında yapılan bazı giderlerin( örneğin, şirketin verdiği yemekte garsonlara verilen bahşiş, stajer öğretmenleri tarafından yoğun biçimde verilen etüt derslerinden dolayı yapılan ödemeler vs.) belgelendirilemediği, belgelendirilemeyen bu tip ödemeler toplamı olan 1.055.000,00 TL için 6111 sayılı kanun gereğince kasa affından faydalanıldığı bildirilmiştir. Ziyapaşa Vergi Dairesi ... Ltd. Şti' nin 6111 sayılı kanun gereğince kasa affından faydalanmak üzere başvuruda bulunduğunu bildirmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 626. Maddesi gereğince;(1)müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir. (3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir. TTK nun 630/2 maddesinde "her ortak haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir", 630/3 maddesinde "yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur" hükmü getirilmiştir. TTK'nın 644. Maddesinin yollaması ile aynı kanunun 560. Maddesinde, 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri getirilmiştir. Ancak ...'ın dava tarihi itibariyle her iki şirketteki müdürlük görevi de devam ettiği için ve TTK' nın 626. Maddesi yönünden, haksız fiil devam ettiği sürece zamanaşımı son eylem tarihinde başlayacağından davalıların zamanaşımı def-i yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. HD 2014/1233 E. 2014/19833 K.) Şirket müdürünün azli davalarında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir.( Yargıtay 11. HD 2018/201 Esas 2019/262 Karar, 2016/12601 Esas 2018/4153 Karar) Davalı ...'ın ... Ltd. Şti.'ne ve diğer davalı şirkete müdür olarak atandığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK' nın 539. Maddesi gereğince; müdürleri tayin etmek ve azletmek yetkisi genel kurula ait olup, 540/1. maddesinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecbur oldukları, şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabileceği belirtilmiştir. Yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı kanun gereğince müdürün görev süresinin dolması halinde, ana sözleşmede aksi belirtilmemiş ise, özden organ olarak, ortaklar şirketi yönetmeye ve temsile devam edeceklerdir. (Yargıtay 11. HD 2015/15545 Esas, 2017/2667 Karar) 6102 sayılı TTK, limited şirketin temsil ve ilzama yetkili organı olan müdürler düzenlemesinde mülga 6762 sayılı TTK'nın sisteminden farklı şekilde 'özden organ' ilkesinden vazgeçmiş, başka bir ifadeyle yönetim ve temsilin ortaklar için hem hak hem de borç olması kuralından ayrılmış, 623 ve devamı maddelerinde limited şirket müdürünün ancak ana sözleşmeyle veya şirket genel kurul kararıyla atanmasını zorunlu hale getirmiştir.(Yargıtay 11. HD 2012/9915 E. 2014/1889 K) . ... Ltd. Şti' nin 30/11/2006 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... 10 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçilmiş, görev süresi yargılamanın devam sırasında 30/11/2016 tarihinde sonra ermiştir. 6102 sayılı kanunun 623.maddesi gereğince, tüm ortakların müdür sıfatıyla göreve devam etmeleri söz konusu olmadığı için ... hakkındaki azil talebi konusuz kalmıştır. Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davacı ile davalı ...'ın, davalı ... Ltd. Şit' nin ortağı oldukları, ...' ın 30/11/2006 tarihli genel kurul kararı ile şirket ortaklığına seçildiği,kendisinin aynı konuda faaliyet gösteren davalı ... Ltd. Şti' nin de ortağı ve müdürü olduğu, her iki şirketteki müdürlük görevinin dava tarihi itibariyle ve sonrasında da devam ettiği, TTK'nın 626.maddesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı davrandığı, diğer taraftan şirketin defterinde 2011 yılı için olağan dışı giderler ve zararlar hesabında 1.055.000,00 TL zarar göründüğü, bu zararın belgelendirilemeyen giderlerden kaynaklandığı açıklanmış ise de, bu konuda her hangi bir delil bulunmadığı, bu iki hususun TTK'nın 630.maddesi gereğince haklı nedenle azil sebebi teşkil ettiği, ancak ... Ltd. Şti' ndeki müdürlük görevinin yargılama sırasında 30/11/2016 tarihinde sonra erdiği ve ... hakkındaki azil talebinin konusuz kaldığı, ayrıca azil talebinin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, şirketin bu talep yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek, ... Ltd. Şti hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan dolayı reddine, ... hakkındaki azil talebi konusuz kaldığından, bu talebin esesı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davada ayrıca, ...'ın rekabet yasağına aykırı davranışlarından dolayı şirkete verdiği zararın, aynı sebeple oluşturduğu kar mahrumiyetinin, aynı sebeple kendi adına yaptığı işlemler ve sağladığı menfaatlerden dolayı verdiği zararların tazmini istenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan bir zararın tespit edilemediği, ...' ın kendi adına yapmış olduğu bir işleme, müdür sıfatıyla elde ettiği bir menfaate rastlanmadığı, ayrıca davalı şirketler arasında parasal anlamda bir transfer görünmediği belirtilmiştir. Aksi yönde bir delil davacı tarafından gösterilmemiştir. Bu nedenle ... hakkındaki rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar şirketin defterlerinde 2011 yılında olağan dışı gider ve zararlar hesabında 1.055.000,00 TL görünmekte ise de, bu tutarın rekabet yasağının ihlalinden kaynaklanan bir zarar olduğu konusunda belge ve delil yoktur. Davalı bu zararın belgelendirilemeyen giderlerden kaynaklandığını belirtmiştir. Bu zararın tazmini için ayrı bir dava açıp açmamak davacının yada şirketin taktirinde olmakla beraber eldeki davanın konusu değildir. Nitekim dava dilekçesinde (5.sayfa), şirketin ihtiyacı olmadığı halde araçların alımından dolayı kar mahrumiyetine sebep olunması, kanunen gider kabul edilmeyen kalemlerin gider gösterilmesi suretiyle şirket zararına sebep olanlar hakkında dava ve talep haklarının saklı tutulduğu beyan edilmiştir. Diğer taraftan davanın konusu oluşturmayan bir hususun ıslah yoluyla davaya ithali de söz konusu değildir. (Yargıtay 11.HD 2017/1428 Esas, 2019/969 Karar, 3.HD 2019/6053 Esas, 2020/2441 Karar) Üstelik davacı tazminat taleplerini ıslah da etmemiştir. Son olarak, ... Hizmetleri Ltd. Şti ile ... Ltd. Şti. arasında her hangi bir işlem ve transfer tespit edilemediği, ... Hizmetleri Ltd. Şti tarafından diğer şirkete verilen bir zararının iddia yada ıspat edilmediği, ... Ltd. Şti' nin müdürünün azledilmesi talebi yönünden, ... Hizmetleri Ltd. Şti ' ne husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, diğer taraftan dava dilekçesinde, bu şirkete tedbir talebi yönünden husumet yöneltildiği gözetilerek ... Hizmetleri Ltd. Şti. hakkındaki davanın da reddine karar verilmiştir. ...'ın azli talebi konusuz kalmış isede, bu talep yönünden davacı dava tarihi itibariyle haklıdır. Keza yukarıda değinildiği üzere TTK'nın 630. maddesi kapsamında haklı sebepler bulunmaktadır. Yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilirken bu husus dikkate alınmıştır.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Ltd. Şti hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan dolayı reddine, 2-... ... Ltd. Şti. hakkında davanın reddine, A- Davalı ... hakkındaki azil talebi konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, B- ... hakkındaki rekabet yasağına aykırılık sebebine dayanan tazminat talebinin reddine, 3-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 80,70-TL den peşin alınan 24,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 56,40-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 4-AAÜT gereğince, davanın konusuz kalan kısmı için hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, davanın reddedilen kısmı yönünden hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine 5-Davacının yapmış olduğu 4836,40 TL yargılama giderinden davanın konusuz kalan kısmı gözetilerek 2418,20 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacının üzerinde bırakılmasına, 6-Dair, kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile YARGITAY TEMYİZ yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı.21/06/2022
Başkan ... E-İmza
Üye ... E-İmza
Üye ... E-İmza
Katip ... E-İmza