İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/77 E. 2023/967 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/77
- Karar No
- 2023/967
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/77
KARAR NO : 2023/967
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 12/04/2019
KARAR TARİHİ : 29/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar ..., ... vekili 12.04.2019 harç tarihli dava dilekçesinde; Davalı Şirketin 1998 yılında kurulduğunu, 2009 yılında şirket ortaklarından ... ve ... ... bütün hisselerini devredip ortaklıktan çıktıklarını, ... ...'nun şirket paylarından bir bölümünü müvekkilleri ...'na ve ...'na devrettiğini, daha sonra da şirketin defalarca sermaye arttırdığını ve üçüncü kişilere muhtelif pay devirleri yapıldığını, şirketteki pay dağılımının ...'nun 20.825 / 922.000 paya sahip % 2.255, ...'nun 20.825 / 922.000 paya sahip % 2.255, ... Elektrik Üretim Ltd. Şti.'nin 199.363 / 922.000 paya sahip %21.62, ... ...'nun 639.337 / 922.000 paya sahip % 69.34, ...'un 41.650 / 922.000 paya sahip % 4.51 olduğunu, ortaklardan ... Elek. Ltd. Şti.’nde müvekkilleri ...’nun 34.101 / 430.000 adet (%7,9) ve ...’nun da bu şirkette 34.101 / 430.000 adet (%7.9) paya sahip olduğunu, bu durumun 02.09.2016 tarih ve 9150 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 608. sayfasında ilan edildiğini, şirketin büyük ortağı olan ... ... tarafından dava dışı ...’e pay devri yapıldığını ve bu şekliyle sadece ... ailesine mensup kişilerden oluşan aile şirketine aile dışından birisinin ortak yapıldığını, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, davalı şirketin ortaklarından olan tüzel kişiliğin ortakları da, ... haricinde davacıların da aralarında olduğu aile bireylerinden oluştuğunu, ... ...’nun resmi eşi ... ... olduğunu, ... ... ile aralarında ... ... tarafından açılan zina nedeniyle boşanma davasının devam ettiğini, ...'un, ... ...'nun evlilik dışı birlikte yaşadığı kişi olduğunu, çocuklar ...'nun ve ...'nun annelerine ... ...’nun anlaşma protokolünü imzalatmak istediğini, davacıların annelerine zorla bir anlaşmanın imzalattırmasını istememeleri nedeniyle baba ve çocukları arasındaki bağın iyice zayıfladığını, bu olay öncesi çocuklar ve evlilik dışı ilişkinin tarafı olan ... arasında da husumet bulunduğunu, çocukların babalarının isteği gibi davranmayıp annelerine anlaşma protokolünü imzalatmamaları, ardından ... ...’nun boşanma ve katkı payı davasını açması ile aralarındaki gerilim daha da arttığını, ... ...’nun oğlu olan müvekkillerden ...’nu şirketten kovduğunu ve bir daha gelmemesini istediğini, her iki çocuğunun sigortalarının ödendiği kendisine ait (tek ortaklı limited şirket) ... ... ... Gıda Paz. San ve Tic. A.Ş. ile olan iş akitlerinin feshedildiğini, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla çalışmalar başlatıldığını ve zorunlu arabuluculuk sürecinin ... ve ... sayılı arabuluculuk dosyaları üzerinden tamamlandığını, davalı şirket ortaklarının fiili kullanımında bulunan bütün araçlar ve evler davalı şirket adına kayıtlı olduğunu, yıllarca süregelen bu kullanım müvekkiller ile davalı şirketin diğer ortakları arasındaki gerilim nedeniyle hakim ortak olan ... ... tarafından sonlandırıldığını, müvekkillerinin kullanımında bulunan araçların ellerinden alındığını, bu araçların ortakların kullanımında kalmasına veya onlardan geri alınmasına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığını, şirket ortağı olan ...’a kullandırılan araçların geri alınmadığını, eşit işlem ilkesine aykırı davranıldığını, müvekkiller aleyhine eşit işlem ilkesinden vazgeçildiğini, müvekkillerinin davalı şirket merkez ve şubelerine girmelerinin hakim ortak ... ... tarafından fiilen engellendiği gibi, şirketin diğer ortakları tarafından müvekkillerin kanunların kendilerine tanıdığı ortaklık haklarının kullanılmasına da engel olunduğunu ve hatta diğer ortaklarca müvekkillerinin şirket ortağı olarak bile kabul edilmediğini, alınan kararlarda hak sahibi olmadıkları halde sorumluluklarının bulunduğunu, TTK m. 636/3 gereğince şirketin feshinin haklı sebeplerinin bulunduğunu, davalı şirketin diğer ortakları tarafından müvekkillerin yokluğunda usulsüz toplantılar yapılarak kararlar alındığını ve bu fa...yetlerden dolayı müvekkillerine hiçbir bilgi verilmediğini, 04.12.2018 tarihli genel kurulun müvekkillerine hiçbir şekilde haber verilmeden yapıldığını ve bu toplantıdaki kararların yokluğuna ilişkin İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davalı şirketin Müdürler Kurulu’nu müvekkillerimiz ile diğer ortaklar ... ... ve ... oluşturduğunu, Müvekkillerce şirkete girişlerinin fiziken engellenmesinin ardından bilgi akışının da tamamen kesildiğini, üstelik de Ticaret Sicil Gazetesi’nde kendilerinin çağrılmadığı Genel Kurul Toplantısı’nın yapılmış olduğu ve bu toplantıda kararların alınmış olduğunun görülmesi üzerine, dava yoluna gitmeden önce davalı şirket müdürler kurulu üyelerine keşide edilen İzmir .... Noterliğinin 22.03.2019 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile müvekkillerin yokluğunda yapılan Genel Kurulun usulsüz olduğu, müvekkillerinin resmi kayıtlarla sabit olduğu üzere ortak olmasına rağmen bunun dahi reddedildiği durumda ortaklık ilişkisinin yürütülmesinin beklenilmesi olanaklı olmadığını, müvekillerinin kanunen ortak olmanın sorumluluğunu taşımakla birlikte şirkete ilişkin hiçbir bilgi alamamakta ve ortak sıfatıyla sahip olunan hakları kullanamadığını, TTK madde 636/4 uyarınca haklı nedenle fesih davasında istem h...nde mahkemece gerekli tedbirlerin alınacağının hükme bağlandığını, söz konusu dava ortaklığın feshi davası olup bu talebin kabul edilmesi h...nde şirket tasfiye edilecek olup her ortağın tasfiye payının hesap edileceğini, mahkemece başka bir çözüme karar verilmesi h...nde ise bu çözümün müvekkillerin ortaklıktan çıkarılması olma ihtim... olduğunu bu ihtimalde ise müvekkillerin ayrılma payına hak kazanacaklarını, haklı sebeple fesih davası açıldığında şirket yöneticilerinin ilk icraatları dava açan ortakların ayrılma payı almalarını engellemek için şirket malvarlığını üçüncü kişilere devretmek ve/veya şirketi borçlandırmak şeklinde olduğunu, dava açıldığı tarihle mahkemenin ayrılma payına hükmettiği zaman aralığında aktiflerin önemli kısmı elden çıkarılabileceğini, yahut şirketin borçluluk seviyesi artmış olduğundan ayrılma payı değerinde ciddi azalma meydana geldiğini beyan ederek müvekkillerinin olası ayrılma payına ilişkin alacağının azaltılması ve tahsilinin imkanının ortadan kaldırılmasının önlenmesi amacıyla davalı şirket yöneticilerinin eylem ve işlemlerinin denetlenmesi için kayyım atanmasına ve şirkete ait taşınmaz, demirbaş ve araçlar üzerinde bunlarının devrinin ve rehninin önlenmesi amacıyla tedbir kararı verilmesini ve TTK m. 636/3 gereğince şirketin feshine, olmadığı takdirde müvekkillerinin paylarının gerçek değerinin hesaplanarak ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacıların tedbir ve kayyım atanması talepleri değerlendirilerek 15.04.2019 tarihinde şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasına ilişkin talebinin davacıların iddialarının tevsik edici yaklaşık ispat kurallarına göre talebini ispatlayacak bir delil ibraz edilmediği gözetilerek tedbir ve kayyım atanması taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından yeniden 04.09.2019 tarihinde yapmış olduğu taleple şirkete ait demirbaş ve taşınmazlar üzerine tedbir konulmasını talep etmiş olmakla mahkememizce davacıların şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma talepleri göz önüne alınarak hak kaybına uğramamak için şirketin durağan mal varlıklarının şirket tarafından azaltıcı fa...yetlerde bulunmaması, 3. kişilere devrinin önlenmesi, tedbiren ... ve ... plakalı araçların davalı şirket tarafından 3. kişilere satılması ve devrinin önlenmesine ilişkin tedbir kararı verilmiş, kayyım atanması talebi ise tekrar 22.10.2019 tarihli ara kararla ret edilmiştir.Bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM ... HD’nin ... E – ... K sayılı 26.10.2020 tarihli kararıyla incelenerek davalı vekilinin tedbir talebinin kaldırılmasına ilişkin talebi ret edilmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti.’nin mahkememize yaptığı 25.02.2020 tarihli talep dilekçesiyle şirketin haklarının korunması için ... ... ile ... ... arasında görülen boşanma davasında İzmir ... Aile Mahkemesince verilen 19.03.2019 tarihli yayın yasağı tedbir kararına karşı muhalefet edildiğinden ayrıca yayın yasağına ilişkin tedbir talebinde bulunmuş, mahkememizce yapılan değerlendirmeyle İzmir ... Aile Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında tedbir kararı verildiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair kararı verilmesi gerektiğinden tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı ... İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin 08.05.2019 tarihli ve 30.05.2019 tarihli süresinde verdiği cevap dilekçeleriyle; müvekkili şirketin aile fertlerinden ... ..., ... ... ve ... ... tarafından 1998 yılında kurulduğunu, 2009 yılında diğer hissedarların hisselerinin ... ... na devrederek şirketten çıkma kararı aldıklarını, ... ... hissesinin tamamını, ... ...'nun hissesinin bir kısmını ... ...'na devrederek şirketten ayrıldığını, 6762 sayılı TTK m. 504 limited şirketlerde tek ortaklı olarak kurulması mümkün olmadığından ... ...'na ait hisselerin bedeli ... ... tarafından ödenmek üzere çocukları olan davacı ... ve ...'na devredildiğini, davacıların üzerine yapılan hisse devrinin yasal zorunluluk nedeniyle yapıldığını, şirketin ... ... tarafından yönetildiğini, aile dışı ...'un şirkete ortak olmasının sebebinin ... ...'nun davacılar dışında ...'dan olma ... ve ... isimi iki kızının olması ve bunların reşit olmamasından kaynaklandığını, davacıların da bu durumu İzmir ... Aile Mahkemesindeki duruşmada beyan ve kabul ettiklerini, İzmir... Aile Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacılarla babaları ... ... arasında olan ailevi uyuşmazlıktan kaynaklanan dava ile ilgili olduğunu, derdest dava ile bağlantısının bulunmadığını, 2018 eylül ayı ortalarında davacıların şirkete gelmediğini ve şirketten çıkarılmak durumunda kaldıklarını, şirket adına kayıtlı ... ve ... plakalı araçların da şirkete iadesinin gerektiğini, İzmir .... ATM ... Esas sayılı dava dosyasında 04.12.2019 tarihli genel kurulu kararının ipt... davası açıldığını, davacıların müvekkili şirkete kendilerine hiç bir söz hakkı verilmediğini iddia etmelerine rağmen şirkette hissedar olarak bulunduklarını, mal varlıklarının arttığını, davacıların talepleri üzerine şirketin çağrısız genel kurul toplantısı yapabileceği bildirilmesine rağmen bu gibi taleplerinin bulunmadığını, şirketteki hisselerinin %4,6 olduğunu, davacıların somut bir sebebe dayanmadığını belirterek davanın reddine ve aksi halde kayıtlı pay tutanağına karşılık şirketten çıkarılmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; Davacıların haklı sebep iddiasına dayanarak şirketin feshi, olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkarılmalarına karar verilmesi ve dava süresince davalı şirketin malvarlığınının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi ve davalı şirkete kayyım tayin edilmesine şirketin fesih davasıdır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Izmir ... Aile Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Izmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, şirkete ait defter ve kayıtlar ve sicil kayıtları incelenmiştir.
İzmir ... Aile Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... ...'nun davalı ... ... aleyhine 06.09.2019 tarihinde açmış olduğu davada öncelikle davalının devam eden zina eylemleri nedeniyle evliliğin sona erdirilmesi, mümkün olmaması durumunda evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle sona erdirilmesi ile 2.000.000 TL maddi tazminat - 2.000.000 TL manevi tazminat ile 60.000 TL tedbir nafakası ve kararın kesinleşmesinden sonra devam edecek yoksulluk nafakasına hükmedilmesine ve ... soyadını kullanmasına ilişkin dava açtığı, davalı tarafın 17.10.2018 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesiyle davacının evlilik birliğinin çoktan sona erdiğini bildiğini, bu kadar süre boyunca ...’dan olan çocukları olması nedeniyle hakkın kötüye kullanılması saikiyle dava açtığı, aynı zamanda mukabil olarak da karşı dava niteliğinde boşanmaya karar verilmesi, davanın gizli olarak yürütülmesini istediğini talep ettiği, yapılan yargılamayla mahkemenin 19.03.2019 tarihinde davacı – karşı davalının talebi üzerine Anayasa m. 26, TMK m. 24 ve 25, Basın Kanunu m. 3 gereğince yayın yasağı ve internet ortamında haber yapılmasına engelleyecek şekilde tedbir kararı verildiği, bu tedbir kararına itiraz yapılması üzerine 15.04.2019 tarihinde mahkemenin tedbir kararının itirazının reddine dair karar verdiği, yargılama sonucunda davacı ... ... ile ... ...’nun boşanmalarına karar verildiği, kararın taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu ve İzmir BAM ... HD’nin ... E – ... K sayılı kararıyla kararın kaldırıldığı ve ... Esasına kayıtlandığı belirlenmiştir.
İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Davacı ... ve ...'nun ... Ltd. Şti. aleyhine 01.04.2019 tarihinde açtığı davada 04.12.2018 tarihli olağan genel kurulda müvekkillerine çağrı yapılmadan toplantı yapılması iddiasıyla alınan denetçi seçimine ilişkin kararın ipt...ne ilişkin dava açıldığı, davalı şirketin cevap dilekçesinde davanın süresinde açılmadığını, denetçi seçimi için alınan kararın ipt...nde hukuki yararın bulunmadığını, mahkemece yapılan 28.06.2019 tarihli duruşmada davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, davacı vekilince bu karar İstinaf başvurusunda bulunulduğu, İzmir BAM .... HD’nin ... E – ... K sayılı kararıyla İzmir... ATM’nin kararı kaldırıldığı , ... Esas numarasını aldığı olduğu belirlenmiştir.
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... ...’nun davalı ... aleyhine 18.09.2018 tarihinde açmış olduğu davada müvekkilinin kişilik haklarına salıdırı yapılması nedeniyle 20.000 TL manevi tazminat talep ettiği, talebinde müvekkilinin 1975 yılında ... ... ile evlendiğini, halen boşanma davası (İzmir ... Aile Mahkemesi ... E. sayılı dosyası) devam eden bir evliliğinin bulunduğunu, ... ...’nun evlilik birliği dışında ... ile birlikte olduğunu ve iki çocuğunun bulunduğunu, açılan zina nedeniyle boşanma davasının devam ettiğini, davalı tarafın ... soyadı yerine Dilek ... soyadını kullandığını, bu durumun müvekkilini rencide ettiğini ve kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat talep ettiği, yargılamanın devamında mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın İstinaf incelemesine gönderildiği, İzmir BAM ... HD’nin ... E – ... K sayılı kararıyla istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden reddine karar verildiği ve bu kararın kesin olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce 03.07.2019 tarihli ön inceleme duruşmasıyla verilen ara karar kapsamında 05.09.2019 tarihinde yapılan keşifle davalı şirketin defter ve kayıtları incelenerek dava konusu olan şirkete ait tüm taşıtların, arazilerin, makine demirbaşların, haklar ve belgelerin incelenmesi ve rapor alınmasına karar verilmiş, ayrıca davacı tarafın talebiyle heyete marka uzmanı bilirkişinin de 25.12.2019 tarihli 2 nolu ara kararla eklenmesine karar verilmiş ve bilirkişilerden gerek İzmir’de bulunan taşınmazlarda ve gerekse çevre il ve ilçelerde bulunan benzin istasyonu vasıflı taşınmazları inceleyerek rapor hazırlamaları istenmiştir. Aynı zamanda çevre il ve ilçelerde bulunan taşınmazlar için t...mat yoluyla gayrimenkul değerleme uzmanları vasıtasıyla incelemeler yapılarak taşınmazların değerleri tespit edilmiştir. Itiraz konusu olan taşınmazlar için ek rapor alınmıştır. Bilirkişilerden 13.02.2020 tarihli ön rapor alınmıştır. Bilirkişilerin yaptığı incelemede davacıların pay sahibi olduğu davalı şirketin bağlı ortaklar ve iştirakler ile yine %100 pay sahibi olduğu diğer şirketlerdeki hisselerinin de gerçek değerlerinin hesaplanması için inceleme yapılması istenmiş, bu konuda davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu YMM ...’nın 18.10.2020 tarihli uzman görüşü de değerlendirilmiş ve davacıların şirketteki hisse değerleri (menkul, gayrimenkul, hak ve alacaklar değerlendirilerek) hesaplanmıştır.
Bilirkişilerden alınan 06.11.2020 tarihli raporda yapılan incelemeyle; dava konusu şirket iştirak ve bağlı ortaklarıyla birlikte duran varlıklar içerisinde yer alan akaryakıt istasyonlarının incelenmesi yapılmış, diğer akaryakıt istasyonlarının değerinin tespiti için t...mat yazılması yoluyla tüm şirketin malvarlığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bu konudaki inceleme ve marka değerlemeleri, şirketin defter ve kayıtları da aynı bilirkişiler tarafından yapılmak suretiyle şirketin rayiç öz varlığının 31.03.2020 tarihi itibariyle 130.294.604,71 TL olduğu, hisse değerine göre davacıların her birinin 2.942.933,99 TL payının bulunduğu, taraflar arasındaki ihtilaf nedeniyle dava dışı dava dışı şirket ortağı ... ve davacılar arasında uzun yıllardır devam eden ihtilafın bulunduğu, ... ...’nun yine dava dışı ... ile birlikte yaşamasından dolayı davacıların gerek anneleri ... ... ve kendileri açısından oluşan sebeplerle dava konusu şirketin büyük ortağı babaları ... ... ile anlaşamadıkları, ... ... ile ... ... arasında katkı payı ve boşanma davalarının bulunduğu, yine davacıların da işçi olarak çalıştıkları şirketten iş sözleşmesinin sona erdirildiği, bu sebepler nedeniyle TTK m. 636 kapsamında haklı sebep teşkil ettiği, TTK m. 636/3 gereğince mahkemenin şirketin feshi yerine başka bir çözüme karar verebileceği, gerek davacıların gerekse davalı şirketin talebinde yer aldığı üzere davacıların ortaklıktan çıkarılmasının TTK m. 636/3f’ye göre “…Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir…” uygun çözüm yöntemi olduğu, davacıların şirketten çıkma şartlarının oluştuğu, bu sebebin boşanma sürecine dayalı aile ilişkilerinden kaynaklanan ve kimin haklı olduğundan bağımsız olarak oluşan bir sonuç olduğu, tarafların bir araya gelmesi ve şirketi yönetmesinin mümkün olmadığı, buna göre davacıların her birinin çıkma paylarının ise 2.942.933,99 TL olduğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacılar vekili 23.12.2020 tarihli beyan dilekçesiyle; tesis, makine ve cihazlar bakımından değerlemelerin doğru yapılmadığını, düşük değerde değerlemeler yapıldığını, bazı değerlemelerde maddi hataların bulunduğunu, eksik tespitler yapıldığını, akaryakıt istasyonlarının rayiç değerlerinin tespit edilemediğini (...ağa, Ulukent, Belevi, Karaağaç, Ulamış, Bergama), gayrimenkul değerlemelerinin usulune uygun yapılmadığını, bedeli belirlenmeyen taşınmazlar bulunduğunu, taşınmaz değerlemesinde 2019 yılına ait yapı yaklaşık birim fiyat kullanıldığını, marka bedeli yönünden eksik bedel tespit edildiğini, müvekkilleri için haklı sebebin oluştuğunu belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 31.12.2020 tarihli beyan dilekçesiyle; duran malvarlıklarının bazıları olan ... ve ... Tesis ve Cihazlar adı altında cihazların rayiç değerlerinin tespit edilmemesi gerektiğini, bu şirketlerin fiilen çalışmadığını ve birleşmek suretiyle ortadan kalktığını, yine benzin istasyonlarındaki kalemlerin güncel değerlerinin yüksek hesaplandığını bu miktarlara itiraz ettiklerini, taşınmaz malvarlığı bakımından bazılarının değerini kaybettiğini, yıpranma paylarının düşülmediğini, marka ve patent yönünden ... markasının satışlar üzerinde etkili olmadığını, m... incelemeler yönünden diğer borçlar ve ticari borçlar kalemleri altında faiz hesaplaması yapılması gerekirken bu hesaplamanın yapılmadığını belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Tarafların itirazları üzerine alınarak alınan 23.02.2021 tarihli birinci ek raporda; tarafların itirazlarının değerlendirildiği, yapılan incelemeyle haklı sebebin bulunduğu, taşınmazların değerlemelerin yapıldığı, bir kısım demirbaşın tarafların elinde bulunması nedeniyle şirket merkezine getirilmesi durumunda değerlemesinin yapılabileceği, kök raporda değerlendirilmeyen Güzelbahçe, Torbalı, Bornova ve Seferihisardaki taşınmazların tapu kayıtlarının sunulmasıyla değerlemenin yapılabileceği, bağlı ortaklık / iştirak konumunda bulunan ... Turz. Ltd. Şti. ve ... Petrol Ltd. Şti.’nin rayiç öz varlıklarının hesaplanarak dosyaya sunulması gerektiği belirtilmiştir.
Bu ek rapor üzerine davacılar vekili 09.03.2021 tarihli beyan dilekçsiyle; bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesini, ek rapor alınmasını ve karara en yakın tarihteki değerlemelerin yapılmasını talep etmiştir.
Bu ek rapor üzerine davalı vekili 08.03.2021 tarihli beyan dilekçsiyle; ... Ltd. Şti. ve ... Petrol Ltd. Şti.’nin kök raporda değerlendirilmediğinin belirtildiğini, ancak bu şirketin defter ve kayıtları üzerindeki değerlerinin müvekkil şirketin aktifinde yer aldığını, araçların bazılarının satıldığını, satış faturalarının dosyaya sunulduğunu, demirbaşların tamamının akaryakıt istasyonlarında yer aldığından mükerrer hesaplama yapılmaması için akaryakıt istasyonundaki demirbaşların değerlendirilmediğini ve bunun doğru olduğunu, boşanma davasının haklı sebep teşkil etmediğini belirterek itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 17.03.2021 tarihli celsede verilen ara kararla tarafların itirazları ve bilirkişilerin talepleri dikkate alınarak duran varlıklar içerisinde olduğu beyan edilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarının istenmesine ve geldiğinde taşınmazların bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılarak değerlerinin tespitine, ayrıca yine aynı tarihli 3 nolu ara kararda da davalı şirketin %100 hissesi olduğu ... Petrol ve ... Ltd. Şti.'nin de davalı ... İnşaat Ltd. Şti'nin %100 hissedarı olduğu her iki şirketteki paylarının bilirkişiler vasıtasıyla değerlendirilmesi, bu şirketin kullandığı taşınmazların mülkiyetinin davalı şirkete ait olduğu da dikkate alınarak bu taşınmazın hissedar bulunan şirketlerde (...ve ... Petrol) duran varlıklar içerisinde niteliğinin, kiralık olarak kullanılıp kullanılmadığı, bilançodaki değerlendirilmesinin neye göre yapıldığınını (davalı tarafın itirazları gözetilerek aktif içerisinde ve aynı zamanda davalı şirket içerisinde iki defa değerlendirilmemesi hususu da dikkate alınarak) belirlenmesi, 2020 yılı sonu veya 2021 yılı içerisinde 3 aylık dönemler dikkate alınarak rayiç değerinin de dikkate alınarak bilirkişilerden tarafların itirazları gözetilerek bu konuda davalı şirketin feshi ve çıkma tarihi ve çıkma tarihine en yakın tarihteki değerlendirme yapılarak ek rapor alınmasına karar verilmiş ve ikinci ek rapor alınmıştır.
17.03.2021 tarihli 2 nolu ara karar kapsamında davacılar incelenmeyen taşınmazların tapu kayıtlarını bildirmişler ve mahkememizce bu tapu kayıtları istenerek t...mat yoluyla taşınmazların değerleri incelenerek rapor alınmıştır.
17.03.2021 tarihli 3 nolu ara karar kapsamında ise bilirkişilerden ...liye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla ... Turz. Ltd. Şti. ve ... Petrol Ltd. Şti.’de incelenerek 21.11.2021 tarihli ikinci ek rapor alınmıştır. Bu raporda kapsamında yapılan incelemede tarafların itirazları da değerlendirilerek şirket defter ve kayıtları da incelenmesi yoluyla taşınmazların rayiç değerleri tespit edilmiş, maddi hatalar düzeltilerek davacıların çıkma paylarının 12.616.546,66'şar TL olduğu belirlenmiştir.
Bu rapora karşı davacılar vekili 13.12.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; davalı şirkete ait gayrimenkullerin tamamının hesaplamaya dahil edilmediğini, şirket aktifine eklenmediğini, sadece kök rapordaki gayrimenkullerin esas alındığını, İzmir dışında bulunan taşınmazların da aktife eklenmesi gerektiğini, bazı makine ve tesislerin rayiç değerlerinin “0” olarak belirtildiğini, ancak bunların şirket değerine eklenmesi gerektiğini, Manisa, Akhisar, Çam, Burhaniye ve Ayvalık’tan alınan kök ve ek raporların yeniden güncel değerlerinin alınması gerektiğini belirterek rapora itiraz etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 26.12.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişilerin akaryakıt istasyonların değerinin çok üzerinde bir değer tespit ettiğini, kök raporda yer alan 6 adet akaryakıt istasyonunun değerlemesinin denetime elverişli olmadığını belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Bilirkişilerden tüm itirazları kapsayacak şekilde 23.02.2023 tarihli üçüncü ek raporda; tarafların itirazlarının değerlendirildiği, taşınmazların rayiç değerlerinin tespit edildiği, akaryakıt istasyonlarının gerçek değerlerinin belirlendiği, görüşlerinde değişiklik olmadığı, ticari mallard nizam kayıtlarının güncellenmemiş olması nedeniyle söz konusu bedellerin değerlemeye tabi tutulduğu, şirketin 31.12.2021 tarihi itibariyle reel değerlerinin 851.396.509,48 TL olduğu, davacıların paylarının ise her ikisinin 19.230.295,35 TL reel paylarının bulunduğu, yine ... Petrol ve ... Ltd. Şti.’nin de hisse değerlerinin dikkate alındığı belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacılar vekili 14.03.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; ikinci ek raporda sehven değerlendirmeye alınmayan t...mat dosyasındaki değerlerin rapora eklendiği, ülkedeki enflasyon nedeniyle değerlerin gün geçtikçe değerlemelerini yitirdiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 28.03.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; şirkete ait olmayan bazı taşınmazların şirket malvarlığına dahil edildiğini, aynı zamanda Nazilli’deki iki ayrı akaryakıt istasyonu değerlerinin hem maddi duran varlık içerisinde ve hemde iştirakler içerisinde m... duran varlık içerisinde değerlendirilmesi nedeniyle iki defa hesaplandığını, ticari mallar ve stokların maddi duran malvarlığına eklenmesinin hatalı olduğunu, bilirkişilerin bu konuda gerekli dikkati göstermediğini, rapor tarihi itibariyle istasyonlarda alımı yapılan akaryakıtların ve diğer ürünlerin maddi duran malvarlığı içerisinde değerlendirmesinin mümkün olmadığını, 52.095.595,77 TL değerindeki mal varlığının şirket aktifine eklenemeyeceğini, bunlar satışı gerçekleşmiş ürünlere ilişkin değerler olduğunu, müvekkili şirkete ait olmayan taşınmazların da hesaplamaya dahil edildiğini, bunların çıkartılması gerektiğini, yine makine olarak maddi duran malvarlığına kayıtlı olan varlıkların makine olmadığını ve satılan mallara ilişkin olduğunu, yine taşınmazların değerlerinin güncel bedelin üstünde değerlendirildiğini, bunların güncel değerlerinin hesaplanması gerektiğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Mahkememizce 15.03.2023 tarihli ara karar ile bilirkişilerden davalı tarafın üçüncü ek rapora itirazları değerlendirilmesi için bilirkişilerden ek rpaor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişilerden 22.05.2023 tarihli dördüncü ek rapor alınmıştır. Bu raporda; davalı tarafın üçüncü ek rapora itirazları değerlendirilerek makina temalı değerlemelerin Kamu İhale Kurumunun fiyat güncelleme tablosu çarpanlarıyla belirlendiğini, taşınmazların değeri yönünden yapılan incelemenin de itirazların değerlendirilerek düzeltmeler yapıldığı, İzmir ili dışındaki taşınmazlar içinde 2023/Mart değerinin hesaplandığını, rayiç bilançoya göre şirketin ticari alacakları, diğer alacakları, hazır değerleri, stokları, gelecek aylara ait gelirler ve gider taahhukları, diğer dönen varlıkları, ticari alacakları, m... duran varlıkları (... Petrol ve ... Ltd. Şti.’nin payına düşen değerlerin 2.000.000 TL olduğu, rayiç bilançoda bunun yer alması gerektiği, iki istasyonun değerlerinin 36.000.000 – 45.000.000 TL olarak tespit edildiği, ... Ltd. Şti.’nin %100 hisse sahibi olduğundan toplam bedelin güncellemelerle 78.009.127,52 TL olduğu), maddi duran varlıkları, maddi olmayan duran varlıkları, borçları değerlendirilerek şirketin aktif rayiç öz varlığının 902.802.598,81 TL olup, davacıların paylarının 20.391.932,76 TL olduğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacılar vekili 06.06.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; ek rapordaki hesaplamaları kabul etmediklerini, şirketin aktiflerinin VUK’a göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 07.06.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; dördüncü ek raporda teknik yönden hataların devam ettiğini, akaryakıt istasyonlarının mükerrer olarak hesaplandığını, maddi duran malvarlığına eklenmemesi gerektiğini, Güzelbahçe ve Nazilli akaryakıt istasyonlarının hem duran malvarlığı hemde iştiraklerde hesaplandığını, 8 adet istasyona ait güncellenen bedellerin içerisinde ... Petrol Ltd. Şti.’nin işlettiği Nazilli istasyonuyla, ... Ltd. Şti.’nin işlettiği Güzelbahçe istayonunun da bulunduğunu, böylece bu istasyonlardaki değerlerin mükerrer olarak hesaplandığını, iki kez şirket aktifine eklendiğini, bu değerlerin düşürülmesi gerektiğini, yine makine temelli ticari mal varlığı vasfındaki akaryakıt, LPG gibi ürünlerinde halen şirket malvarlığı içerisinde gösterildiğini, buna ilişkin incelemenin yapılmadığını, mizan tablosunun kısmi olarak dikkate alındığını, mal alışlarının ... KOD ile mahsup edilmesi gerektiğini, bu malvarlıkların satıldığını belirterek itirazlarını tekrar etmiştir.
Davalı tarafın 11.07.2023 tarihinde Prof. Dr. ...’dan aldığı uzman görüşünü dosyaya ibraz etmiştir. Bu görüşte bilançoda stoklar kaleminde dönen varlıklar içerisinde yer alan 2.109.273,98 TL olması gerektiği, ancak bilirkişiler tarafından bu değerin 71.396.845,89 TL olarak tespit edildiği, tesis, makine, demirbaş kalemleri düşüldükten sonra stoklar kaleminin 53.035.795,90 TL olarak belirlendiği, ancak stoklar kalemlerinin dönen varlıklar içerisinde yer alması gerektiği, bunun satışa konu edilen kısımları düşüldüğü takdirde kalan miktarın 2.109.273,98 TL olması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkememizce 12.07.2023 tarihli celse ara kararı ile davalı itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiş ve bilirkişi heyetinden 26.09.2023 tarihli beşince ek rapor alınmıştır. Bu raporda; bu raporda tüm itirazlar değerlendirilerek, uzman görüşü dikkate alınarak yapıhan incelemede şirketin rayiç öz varlığının 30.06.2023 tarihi itibariyle 960.353.034,42 TL olduğu ve davacıların çıkma payısının %2,26 üzerinden 21.691.271,09 TL olarak belirlendiği tespit edilmiştir.
Bu rapora karşı davacılar vekili 10.10.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkillerinin diğer şirketler hakkında açtıkları davaların kabul edildiğini ve müvekkillerinin ortaklıktan çıkmalarına izin verildiğini, bu nedenle yargılamanın uzamadan karar verilmesini talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 12.10.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; beşinci ek raporda gerekli incelemeler yapılarak likit gaz ve akaryakıt alumina ilişkin hataların düzeltildiğini, taşınmazların güncellenmesinde bazı hatalar bulunduğunu belirterek davacıların ayrılma payları karşılığında ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiştir.
Toplanan tüm deliller ve yapılan yargılamaya göre;
Davacıların, davalı şirkette ortak olarak bulundukları, ancak davacı şirketin büyük ortağı olan ve davacıların da babası ... ... ile anneleri dava dışı ... ... arasında devam eden boşanma ve katkı payı davalarının bulunduğunu, davalı şirketin büyük ortağı ... ...’nun dava dışı ...’u şirket ortağı olarak pay sahibi yapması nedeniyle davacılar ve anneleriyle ... ... arasında uyuşmazlık çıktığı, daha önceden şirket ortaklığı bulunan ve şirkette çalışan davacıların bu uyuşmazlık nedeniyle babaları ile olan ilişkilerinin zedelendiği ve bir araya gelmedikleri, davacıların şirket çalışanı olmaktan ayrıldıkları ve kendilerine tahsis edilen araçların iadesinin istendiği, bu aşamadan sonra davacıların şirket ortağı olarak davalı şirkette bulunmasının ne davacılar açısından ne de şirketin büyük ortağı olan ... ... açısından mümkün olmadığı, şirketin fa...yetlerine katılmadıkları belirlenmiştir.
Haklı sebep kavramı olarak TMK m. 2’de yer alan hukuki ilişkinin sürdürülmesinin çekilmez hale gelmesi ve bunun kaynağının ya şirket ortağından ya da ortak dışında başka sebeplerden kaynaklanabileceği, bunun takdirinin hakime bırakıldığı, uygulamada Yargıtay içtihatlari tarafından belirlenmiştir.
Her ne kadar davacıların annesiyle davalı şirket ortağı ... arasındaki çekişme tarafların şahsi özelliklerinden kaynaklanmakta ise de bu durumun Yargıtay içtihatlari kapsamında haklı sebep teşkil ettiği belirlenmektedir. Taraflar arasında özellikle davacıların anne ve babası arasında husumet bulunduğu, bu durumda şirketin birlikte yürütülmesi ve yönetilmesinin mümkün olmadığı, bu halde şirketin haklı sebeple feshinin koşullarının bulunduğu, ancak TTK m. 636/3f kapsamında yapılan değerlendirmede hem davacının hem de davalı şirketin talebinin davacıların şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin olduğu ve bu talebin önerilen çözüm yollarından en uygunu olduğu belirlenmiştir. TTK m. 636/3f’ye göre “…Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir…” hükmünde yer aldığı üzere davacı ortaklarının şirketten çıkarılmasının en uygun çözüm olarak değerlendirildiği tespit edilmiştir. şirketin feshedilmiş olması veya fa...yetine son verilmiş olması kanun koyucunun koyduğu bir çözüm yolu değildir. Bu nedenle davacıların terditli talebinin ikinci kısmının kabulü ile şirket ortaklığından çıkarılması ve gerçek payları olan 21.691.271,09 TL’nin her bir davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
Davacıların haklı sebebe dayalı olarak davalı şirketinin feshini, olmadığı takdirde şirket ortaklığından ayrılmalarına / çıkarılmalarına karar verilmesini talep ettiği, davacıların davalı şirkette diğer ortak ... ... ile şahsi sebeplerden dolayı ortaklığı birlikte çalışma ve şirket işlerini yürütme imkânının kalmadığı, şirketin feshi için haklı sebeplerin bulunduğu, ancak şirketin fesh etmenin ekonomik ve hukuki anlamda bir faydasının bulunmayacağı, şirketin davacılar ve şirketin diğer ortakları tarafından birlikte yürütülemeyeceği tespit edilmekle 6102 sayılı TTK m. 636/3f. gereğince mevcut duruma en uygun çözüm olarak davacılar ... ve ...’nun davalı ... İnşaat Turizm Petrol Ürünleri Ltd. Şti. ortaklığından çıkarılmasına,
Şirket ortaklığındaki paylarının bilirkişilerce hesaplanan 21.691.271,09'er TL gerçek ayrılma paylarının davalı ... İnşaat Turizm Petrol Ürünleri Ltd. Şti.’den KARARIN KESİNLEŞME TARİHİNDEN itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile davalı şirketten tahsili ile davacılara ödenmesine,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.481.730,73 TL harçtan dava açılışında alınan 44,40 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 1.481.686,33 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacılar tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 44,40 TL ve peşin harç 44,40 TL ile yazışma - tebligat - t...mat gideri 31.945,45 TL ve bilirkişi ücreti 87.000,00 TL olmak üzere toplam 119.034,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden her bir davacı için kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 520.912,71 TL vekalet ücretinin davalıdan ayrı ayrı tahsili ile vekili yararına her bir davacıya ayrı ayrı verilmesine,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/11/2023
Başkan...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı