İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/763 E. 2019/454 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/763
Karar No
2019/454
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/763 Esas

KARAR NO : 2019/454

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)

DAVA TARİHİ : 27/03/2019

KARAR TARİHİ : 10/07/2019

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davadışı ... arasında 28/02/2018-2019 tarihleri arasında geçerli ... Yangın Sigorta poliçesi akdedildiğini, poliçe süresi içinde olan 09/07/2018 tarihinde sigortalıya ait konutta davalının sorumluluk sahası olan ve kendisine ait olan ve yolun altında bulunan temiz su şehir şebekesinin patlaması ve toprağın altından sigortalı konutun içine sızması sonucu dahili su zararı meydana geldiğini, zararın meydana gelmesinde davalının kusurlu ve sorumlu olduğunu, sigortalı konutta oluşan toplam 6.835 TL tutarlı hasarın 27/07/2018 tarihinde ödendiğini, davadan önce rücu bakımından yapılan yazılı talebe karşılık "konu ile ilgili mahkeme kararı olmadığından sözkonusu bedelin idare tarafından ödenmesinin mümkün olmadığına"dair verilen cevap nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 6.835 TL tazminatın 27/07/2018 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davada Mahkememizin görevli olmayıp Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesini, meydana geldiği iddia edilen zarar ile müvekkili arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, davanın bu yönü ile de reddi gerektiğini, ekspertiz raporunun özel, tek yanlı olup, objektif olmadığını, talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu belirtip öncelikle davanın görev yönünden reddine, aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini beyan etmiştir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.

Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.

TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.

Davacı ..., bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti dikkate alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22/03/1944 tarihli, 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus"sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz.Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur"şeklinde vurgulanmaktadır.

Somut olayda, davacı tarafça davadışı Seyhan Kocataş arasında yapılan sigorta sözleşmesi gereği sigortalıya ait "..."adresinde bulunan konutta meydana gelen zarar nedeniyle davacının sigortalıya ödediği hasar bedeline ilişkin alacak hususunda anlaşmazlık bulunduğu,TTK 16 maddesi kapsamında "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar."hükmü gereği davalı T.C.İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın tacir olmadığı nazara alınarak davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, HMK nun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.

HÜKÜM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,

2-Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine,

3-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince;

a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,

b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine,

Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulden anlatıldı.10/07/2019

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/763, K. 2019/454, T. 10.07.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-763-e-2019-454-k-2ba7d0feb428