İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/5 E. 2018/1935 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/5
- Karar No
- 2018/1935
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/782 Esas KARAR NO : 2025/910 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 27/05/2024 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 10/11/2025 İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında verilen yetkisizlik kararı üzerine 15.09.2025 tarihinde mahkememize tevzi edilen Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin Maltepe Sosyal Güvenlik Merkezinde işlem görmekte olan ... Tic. A.Ş. adına işlem gören ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. sigortalılarından ...'in geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda vefat etmesi nedeniyle İstanbul Anadolu .... İş Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile rücuen alacak davası açıldığını, açılan davada şirketin sicilden tasfiye edilerek terkin edildiğinin tespit edildiğini, usule uyulmadan ve müvekkilinin alacağı gözetilmeden şirketin tasfiye edildiği ve tasfiyenin sicil gazetesinde ilan edildiğinin saptandığını, her ne kadar tasfiye ticaret sicilinde ilan edilmiş ise de alacakları gözetilmeden tasfiyenin gerçek olarak tamamlanmadığını, ihya davası açılması için taraflarına süre verildiğini, açıklanan nedenlerle davalı şirketin tasfiyesinin ihyası ile ticaret siciline işlenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını; yargı merci gibi hareket edemediğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, bir şirket hakkında ek tasfiyeye (ihya) karar verilebilmesi için TTK m. 533 vd. hükümler gereğince bir tasfiyenin söz konusu olması ve TTK m. 545 gereğince şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ya da TTK Geçici 7. madde kapsamında dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş olmasının şart olduğunu, oysa davacının ek tasfiyesini (ihya) talep ettiği şirketin, devrolma suretiyle sona erdiğini, diğer bir ifadeyle, tasfiyesiz bir şekilde infisah ederek; miras hukukunda olduğu gibi külli halefiyet ilkesine göre devamı olan şirkete/işletmeye bir bütün hâlinde, kendiliğinden geçtiğini, nitekim dava konusu şirketin dosyasında yapılan inceleme neticesinde; ... ticaret sicil numaralı ... Sanayi Anonim Şirketi'yle birleştiğinin anlaşıldığını, birleşme/devrolma/devralma işlemi bir tasfiyesiz sona erme hâli olduğundan, devrolunan şirket (dava konusu şirket) sona ermesine rağmen malvarlıkları tasfiye edilmediğinden; devrolunan şirketin malvarlığı külli halefiyet ilkesine göre, miras hukukunda olduğu gibi tasfiye edilmeksizin birleşilen/devrolunan/devralan şirkete bir bütün olarak, kendiliğinden geçtiğinden davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, huzurdaki davada müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün herhangi bir kusuru ya da sorumluluğunun söz olmadığını, nitekim yukarıda açıklanan tüm hususlar çerçevesinde, davacının işbu davanın açılmasına karşı verilen ara karara itiraz etmesi mümkünken, bu imkân ve hakkını kullanmadan dava açması karşısında müvekkili müdürlüğün herhangi bir kusurundan bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce davalı ...'ya dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkartıldığı, çıkartılan davetiyenin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalı ... tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; 6102 sayılı TTK' nın 547 maddesi kapsamında, tasfiye edilen şirketin ihyası ve yeniden ticaret siciline tescili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK' nın 320. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Tasfiye sonucu sicilden terkin edilen şirketin ihya koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin ihyasına karar verilmesi halinde ek tasfiye için tasfiye memurunun atanmasının gerekli olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür. Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; ihyası istenilen ... sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE .... SANAYİ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ' nin adresinin, ... Mah. ... Sk. No: 17 Vera Plaza D:5 PK: 18 Beylikdüzü/İSTANBUL olduğu görülmüştür. İhyası istenen şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6102 sayılı TTK' nın 547/1. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 Tarih ve 2017/11-2924 E. - 2018/1935 K. sayılı ilamı) incelenip sonuçlandırılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. Somut uyuşmazlıkta: Davacının, İstanbul Anadolu .... İş Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyasının görülmesi, yürütülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere huzurdaki davayı açtığı; davacının ilgili davada da davacı sıfatında, ihyası istenen şirketin davalı sıfatında olduğu ve talebin alacak istemine ilişkin olduğu, davacıya ihya davası açmak üzere süre verildiği ve ilgili davanın derdest olduğu görülmüştür. Öncelikle mahkememizce dava şartları açısından dosyanın incelenmesi gerekmiştir. a) Hukuki yarar yönünden değerlendirme: Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18.02.2022 Tarih ve 2019/5 E. - 2022/1 K. Sayılı ilamında da belirttiği üzere; davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukukî bir yararının bulunması gerekir; yani, dava hakkı hukukî yarar ile sınırlıdır. Buna hukukî korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukukî korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır, aksi hâlde devletin mahkemelerini (davası ile) gereksiz yere uğraştıramaz. Hukukî yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki (müstakbel) bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan (müeccel) alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukukî yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu, alacağın muaccel hâle gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir. Aynı şekilde, açıldığı sırada belli olmayan, şüpheli veya ileride doğacağı beklenen bir yarar da hukukî yarar sayılmaz (Kuru/Arslan,/Yılmaz, s. 244; Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, Cilt I, Ankara 2016, s. 456). Davanın açıldığı sırada var olmayan “hukukî yararın” dava sırasında tamamlanması, mahkemenin “hukukî yarar” eksikliğinin tamamlanmasını beklemesi söz konusu olamaz. Çünkü, hukukî yarar dava şartı eksikliği ilgili tarafa belli bir süre verilerek taraf eylemi ile tamamlanabilecek bir dava şartı değildir. (Pekcanıtez, Hakan Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2015, s. 250-251; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, Ciltli, İstanbul 2017, s. 948). Hukukî yararın bulunması dava şartı, sadece dava açılırken değil, nihai karar verilinceye kadar mevcudiyetim devam ettirmelidir. (Arslan, Ramazan Yılmaz, Ejder/Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2020, s. 316; Budak, Ali Cem/ Karaaslan, Varol: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2021, s. 176; Postacıoğlu, İlhan: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s. 204; Karslı, Abdurrahim: Medeni Muhakeme Hukuku, İstanbul 2012, s. 466; Alangoya, Yavuz: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2000, s. 170-178). Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; ihyası istenilen şirketin tasfiyeye girişe ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği, şirketin tasfiyesinin sonlandırıldığına ya da kaldırıldığına dair dosyasına intikal eden herhangi bir belgenin olmadığı, şirketin sicil kaydının aktif ve tüzel kişiliğine haiz olduğu görülmüştür. Açıklanan nedenlerle ihyası talep olunan şirketin olağan veya TTK nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilmediği, halen tüzel kişiliğine haiz olduğu, bu halde ihya talebinde hukuki yarar olmadığı ve yine hukuki yarar dava şartının sonradan tamamlanabilir dava şartı olmadığı da gözetilerek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmış ve açılan davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4-Davalı tarafından yapılan toplam 87,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne VERİLMESİNE, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 22.500,00-TL vekalet ücretinin (ön inceleme aşamasında 1/2 oranında) davacıdan alınarak davalı .... Müdürlüğü'ne VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2025 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı