İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/326 E. 2025/593 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/326
- Karar No
- 2025/593
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/326 KARAR NO : 2025/593 DAVA :Trafik Kazasında Uğranılan Bedensel Zarardan Kaynaklanan Manevi Tazminat DAVA TARİHİ: 15/07/2019 KARAR TARİHİ: 24/06/2025 Mahkememizde görülen maddi ve manevi tazminat davalarının yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalı sigorta şirketince zorunlu trafik sigorta poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalı ...sürücüsü ve ruhsat sahibi olduğu ... plaka sayılı ... marka aracın 05 Mart 2018 tarihinde aşırı hız nedeniyle kontrolden çıkıp emniyet şeridinde yaya olarak beklemekte olan müvekkiline çarptığını, kazanın Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Karaoğlanlı mahallesi, E-96 Karayolu üzeri Kula Salihli istikameti ... Petrol istasyonu önünde olduğunu, 05 Mart 2018 tarihli trafik kazası tutanağında, davalı sürücü... yüzde yüz kusurlu olduğunun, müvekkilinin kusursuz olduğunun belirlendiğini, müvekkili ... trafik kazasına bağlı olarak multiple fraktür ameliyatı geçirdiğini, müvekkilinde artroz, yürüme güçlüğü çift kanedyen ile ambule, her iki ayak bileği, sağ kalça ve sağ dizde parçalı kırık, sağ bacakta iki santim kısalık, sağ bacağın baston bacağa dönüşmesi, omurga da disk kırığı ve ayrıca duyu iletim hızında yavaşlama meydana geldiğini, müvekkilinin kaza nedeni ile psikolojisinin bozulduğunu, kazadan sonra antidepresan kullanmaya başladığını, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını, sigorta şirketince... Nolu poliçeden kısmen 165.840,94 TL ödeme yaptığını, davalı sigorta şirketince düzenlenen 02.05.2019 tarihli, 165.840,94 TL tutarlı ibranamenin iptaline, bakiye tazminat için davalı sigorta şirketine tekrar başvurulduğunu, cevap verilmemesi üzerine Salihli Arabuluculuk bürosunun 2019/53532 Arabuluculuk numaralı ile ara bulucuya başvurulduğunu, anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı sigorta şirketinin Ege Bölgesi yetkili temsilciliğinin adresinin İzmir ilinde olduğunu, mahkememizin yetkili olduğunu, her bir alacak kalemi için fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla davacı için şimdilik 100,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı 100,00 TL tedavi ve iyileştirme gideri ile 100,00 TL bakıcı giderinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 05.03.2018 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline ve davacı müvekkili için 250.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... haksız fiil tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle tahsiline, davalı ...muvazaalı mal kaçırma ihtimaline binaen; tespit edilecek araç ve taşınmazlarına teminatsız olarak tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 25/09/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın miktarını maddi tazminat yönünden 400,00 TL den 231.882,66 TL na ıslah ettiğini bildirerek 231.882,66 TL maddi tazminatın, haksız filin işlendiği kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiştir. ASIL DAVADA CEVAP: Asıl davada davalı Türkiye Sigorta A.Ş (Eski unvan ...Sigorta AŞ) vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun azami poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davanın zaman aşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, zaman aşımı itirazları doğrultusunda davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete başvuruda bulunduğunu iddia etmiş ise de, zararın tespiti açısından gerekli tüm evrakların müvekkili şirkete iletilmediğini, evrakların eksik olması nedeni ile müvekkili şirketçe herhangi bir tespitin yapılamadığını, dosyada kusur oranlarının tespiti için herhangi bir rapor alınmadığından Adli Tıptan ve Karayolları Genel Müdürlüğünden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasının gerektiğini, davacı tarafın emniyet şeridinde durması sebebi ile asli kusurlu olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan ve sözde maluliyet oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların, yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin dava konusu trafik kazası bakımından olası sorukluluğunun 01/06/2015 tarihinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenen Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel şartları uyarınca belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafa konu trafik kazası sonucu müvekkili şirket tarafından 165.840,94.-TL ödeme yapıldığını, ödenen tazminat miktarının yeterli olduğunu, davacı tarafın herhangi bir tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, bu nedenle başvurunun reddinin gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine, kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasına, tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Sicili’ne kayıtlı aktüer bilirkişiden rapor alınarak gerçek zararın tespit ettirilmesine, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkiline karşı 05.03.2018 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası nedeniyle manevi tazminat davası açıldığını, iş bu davanın haksız, hukuki dayanaklardan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin meydana gelen kazada hiçbir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, davanın zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açıldığını, bu nedenle işbu dava müvekkili yönünden dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davanın yetkili olduğu mahkemenin Afyonkarahisar Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkilinin bu davada sorumluluğunun bulunmadığını, çünkü 05.03.2018 tarihinde, davacıya çarparak kaza yapan kişinin müvekkili olmadığını, müvekkili tarafından söz konusu tarihte bir tane kaza yapıldığını ve... adlı sürücünün kullanmış olduğu araçla çarpıştığını, kaza tespit tutanağı ile bu durumun ortada olduğunu, müvekkilinin Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/7 Esas numaralı ceza davasının devam ettiğini, davacının çelişkili beyanlarda bulunduğunu, 05.03.2018 tarihli ilk beyanında kendisine çarpan aracın rengini, plakasını ve markasını bilmediğini, yine kendisine çarpan aracın çarpıp kaçtığını ifade etmesine rağmen daha sonraki beyanlarında kendisine çarpan aracın beyaz renkli olduğunu ve ... marka olduğunu söylediğini, davacıya çarpan aracın başka bir araç olduğunu, söz konusu kazanın olduğu tarihte iki adet kaza tespit tutanağının tutulduğunu, bunlardan hiçbirinin davacıya çarpıldığına ilişkin olmadığını, Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas numaralı ceza davasının içerisinde bulunan bilirkişi raporunda kusur tespitinin yapıldığını, davacıya çarpan aracın Audi olmasına rağmen çarpanın kim olduğunun tespit edilemediğini, kusur oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesinin gerektiğini, davacının gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması gerektiğini, aksi taktirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, davacının maddi tazminat taleplerinin belirsiz ve soyut olduğunu, davacıların faturalandırılmayan taleplerinin de bulunduğunu, davacının belirsiz olan maddi tazminat taleplerinin kabul edilemeyeceğini, davacının müvekkilinden 250.000,00 TL tutarında manevi tazminat talep ettiğini, bu tutarın fahiş ve zenginleşmeye yönelik olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkilinin malları üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, kusur tespiti yapılmadan söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın müvekkili yönünden dava şartı yokluğundan reddine, aksi kanaat hasılsa davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, neticeten haksız ve hukuksuz davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin dava dosyasından davalı ...yönünden açılan manevi tazminat davası tefrik edilerek mahkememizin...esas sayılı dosyasına kaydedilmiş, anılan dosya üzerinden 22/10/2019 tarihinde verilen 2019/1137 sayılı karar ile davanın davalı ... yönünden ara buluculuk zorunlu dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesinin 10/01/2020 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile kararın, davalı ... sürücü ve işleten olması nedeniyle anılan davalıdan manevi tazminat talep edilmesinden ötürü davalı yönünden ticari bir dava söz konusu olmadığından davalı sürücü ve işleten yönünden arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartından bahsedilemeyeceği, mahkemece arabulucuya ilişkin dava şartı bulunduğu gerekçesiyle önce davanın tefrik edilmesi ardından da yine aynı gerekçeyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4-5 maddeleri uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın mahkememize iadesi sonrası mahkememizde ...Esas sırasına kaydedilerek, ... Karar sayılı karar ile asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesi ile aynı olup, iş bu dosya kapsamında davacı vekili müvekkili için 250.000,00 TL manevi tazminatın davalı Mustafa Gülle'den haksız fiil tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle tahsiline,...muvazaalı mal kaçırma ihtimaline binaen; tespit edilecek araç ve taşınmazlarına teminatsız olarak tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Asıl dava dosyasında verilen dilekçe ile aynı olup, özetle, davacının müvekkilinden 250.000,00 TL tutarında manevi tazminat talep ettiğini, bu tutarın fahiş ve zenginleşmeye yönelik olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkilinin malları üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, kusur tespiti yapılmadan söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın müvekkili yönünden dava şartı yokluğundan reddine, aksi kanaat hasılsa davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, neticeten haksız ve hukuksuz davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan davacının maddi zararlarının (geçici,sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri, tedavi amaçlı ulaşım gideri, bakım gideri) kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın zorunlu trafik sigorta poliçesini tanzim eden davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan davacının manevi zararlarının kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın sürücüsü- işleteni olan davalı Mustafa Gülle'den tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu trafik kazasının, 05.03.2018 tarihinde saat 06:20 sıralarında davalı sürücü ... ait olup, onun sevk ve idaresindeki ...plakalı otomobil ile seyir halinde iken, aracının ön kısmıyla, aynı istikamette önünde seyreden dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan... plakalı otomobilin daha önce meydana gelen trafik kazasından dolayı yavaşlaması neticesinde bu otomobilin arka kısmına çarpıp yoldan çıkması sonucu, davacı yaya...çarpması sonucu davacının yaralanması şeklinde meydana geldiği anlaşılmıştır. Dava konusu kaza ile ilgili olarak Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22/10/2018 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan kararın mahkememizi bağlayıcı nitelikte bulunmadığı görülmüştür. Mahkememizce davaya konu trafik kazasının oluşumunda tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 19/10/2020 tarihli rapora göre, birleşen davalı sürücü (aynı zamanda işleten) ...sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında önünde seyreden araç ile arasında yeterli ve güvenli takip mesafesi bırakmadığının, bu haliyle, önünde seyir halinde iken daha önce meydana gelen kazadan dolayı aniden yavaşlayan dava dışı sürücü... kullandığı otomobili yakın takibinden dolayı duramayarak arkadan çarpması akabinde direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkması sonucu meydana gelen kazanın oluşumunda birleşen davalı sürücü ...asli ve %100 oranında kusurlu bulunduğunun, davacı yaya ... olay mahallinde daha önce meydana gelen trafik kazasından dolayı sürücüleri uyarmak amacıyla yolun sağındaki emniyet şeridinde bulunduğu sırada, birleşen davalı sürücü ... yönetimindeki araçla öndeki araca çarpıp yol dışı kalması sonucu meydana gelen olayda kusursuz olduğunun belirlendiği görülmüş, anılan raporun ayrıntılı, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından hükme esas alınması yönünde mahkememizde vicdani kanaate varılmıştır. Asıl davada davalı olarak yer alan davalı sigorta şirketince, birleşen davalı... ait ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli zorunlu trafik sigorta poliçesi ile teminat örüntüsü içerisine alındığı, teminat limitinin kaza tarihinde bedensel zararlarda kişi başına 360.000,00-TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin, asıl davada davalı sigorta şirketine 2918 Sayılı KTK nın 97. Maddesi uyarınca davadan önce başvuruda bulunarak, başvuruya dair dava şartını yerine getirdiği, davalı sigorta şirketince davacıya 10/05/2019 tarihinde 165.840,94-TL ödeme yapıldığı ve 2918 Sayılı KTK 'nun 111/2 maddesi uyarınca davanın 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, asıl davada davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne ilişen itirazın reddi gerektiği, asıl davalı sigorta şirketinin 10/05/2019 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmıştır. 1-Asıl dava (maddi tazminat davası) yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı vekili asıl dava olan maddi tazminat davası ile; dava konusu kaza nedeniyle müvekkilinin geçici ve sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek, geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri, tedavi amaçlı ulaşım gideri ve bakım giderini davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 49. maddesinde "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmü düzenlenmiştir. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahibinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Asıl davada uyuşmazlık, davalı sigorta şirketinin davacının maddi zararlarından zorunlu trafik sigorta poliçesini tanzim eden şirket sıfatıyla sorumlu olup olmayacağı, sorumlu ise miktarı noktasında toplanmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Davaya konu trafik kazasının 05/03/2018 tarihinde meydana geldiği, anılan tarihte Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin yürürlükte bulunduğu, mahkememizce İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan alınan 29/09/2023 tarihli rapora göre, davacı ... 05/03/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre yapılan değerlendirilmesinde; sürekli iş göremezlik oranının %24, geçici iş göremezlik süresinin 12 ay, bakıma ihtiyaç duyduğu sürenin 3 ay olduğunun bildirildiği anılan raporun, hüküm kurmaya yeterli bulunduğu görülmüştür. Davacının kaza sonucu uğradığı bedensel zarardan kaynaklı maddi tazminat alacaklarının hesaplanması bakımından dosyaya kazandırılan 15/12/2024 tarihli aktüer bilirkişi heyeti raporunda, İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan alınan 29/09/2023 tarihli rapora göre yapılan hesaplama neticesinde 05.03.2018 tarihinde yaralanan davacı ... geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi zararının 20.523,23 TL, sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 1.343.005,94 TL, önceden yapılan ve güncelleştirilen ödemenin (250.668,58 TL) mahsubu sonrası ise bakiye alacağının 1.092.337,36 TL, bakım giderinden kaynaklı alacağının 6.087,00 TL, SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 2.653,12 TL olduğu, ileriye dönük muhtemel tedavi giderinin 5.500,00 TL, fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 1.460,25 TL, tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin ise 1.500,00 TL, davacının toplam maddi tazminat alacağının ise 1.130.060,96 TL’ye tekabül ettiği, davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamında bakiye teminat limitinin 360.000,00- 165.840,94 TL= 194.159,06 TL olduğu belirtilmiş, anılan raporun hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili asıl dava yönünden ıslah dilekçesinde talep ettikleri maddi tazminatın davacınn sürekli iş göremezlik zararlarına ilişkin olduğunu 24/06/2025 tarihli duruşmada beyan etmiştir. Asıl dava olan maddi tazminat yönünden yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, davacının maddi tazminat talebini sadece davalı sigorta şirketine karşı yönelttiği, birleşen davalı ... maddi tazminat talebinde bulunmadığı, davacının kaza nedeniyle oluşan %24 sürekli iş göremezlik oranından kaynaklı maddi zararlarından davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 10/05/2019 tarihinde 165.840,94-TL ödeme yapıldığı, poliçe limitinin kaza tarihinde 360.000-TL olduğu, ödeme sonrası bakiye poliçe limitinin ise 194.159,06 TL kaldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 231.882,66 TL na artırdığı, 24/06/2025 tarihli celsedeki beyanı doğrultusunda maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, hüküm alınan maddi tazminata davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt(ödeme) tarihi olan 10/05/2019 tarihinden itibaren, davacının yaya olduğu nazara alınarak yasal faiz işletilmiş, maddi tazminat davası kısmen kabul edildiğinden, maddi tazminat davası yönünden yapılan yargılama giderleri HMK nın 326.maddesi uyarınca davanın kabul ve red oranına göre davacı ile davalı sigorta şirketi arasında paylaştırılmış, davacı yararına nispi, davalı sigorta şirketi yararına maktu vekalet ücreti takdir olunmuştur. Davacı yanca yapılan ara buluculuk başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede ise; ara buluculuk dava şartının iş bu dava bakımından zorunlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin ...Esas, ...Karar sayılı ilamı). Anılan nedenlerden ötürü, iş bu asıl maddi tazminat davasında ara buluculuk zorunlu dava şartı olmadığından, davalı sigorta şirketine başvuru zorunlu dava şartı kapsamında bulunduğundan ara buluculuk gideri davacı üzerinde bırakılmıştır. 2-Birleşen davada davacının manevi tazminat davası yönünden yapılan değerlendirmede ise; Birleşen dava yönünden uyuşmazlık, davalı işleten ve sürücü olan ... davacının kaza nedeniyle oluşan manevi zararlarından sorumlu olup olmayacağı, olacak ise miktarı noktasında toplanmaktadır. 6098 sayılı TBK nın 56. maddesi gereğince, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur oranları, davalı...sorumluluğunun niteliği, davacının kaza tarihinde %24 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, bakım süresinin 3 ay olduğu ve manevi zararlarının niteliği, olay tarihindeki paranın alım gücü ile günümüzdeki paranın alım gücü dikkate alındığında hak ve nefaset kuralları çerçevesinde davacının 250.000-TL olan manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı yararına, birleşen davalı Mustafa Gülle aleyhine 200.000-TL manevi tazminat takdiri gerekmiş, hüküm altına alınan manevi tazminata davacının yaya olması gözetilerek yasal faiz işletilmiş, manevi tazminat yönünden yapılan yargılama giderleri HMK nın 326. Maddesi uyarınca davanın kabul red oranına göre taraflar arasında paylaştırılmış, davacı yararına nispi, davalı...yararına maktu vekalet ücreti takdir olunmuştur. Açıklanan tüm maddi ve hukuki nedenlerden ötürü, davacının maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıdaki biçimde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; A-Asıl dava yönünden 1-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 194.159,06-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinden bakiye poliçe limiti dahilinde 10/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.263,01 TL harçtan peşin alınan ve ıslah ile tamamlanan 1.645,87-TL harcın düşülmesi ile kalan 11.617,14-TL harcın davalı sigorta şirketinden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacının yatırmış olduğu 44,40 TL'si başvurma harcı ve 855,25-TL'si peşin alınan harç ile 790,62-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.690,27 TL'nin davalı sigorta şirketinden alınarak, davacıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu 1.304,75 TL'si posta-tebligat gideri ve 4.000,00 TL'si bilirkişi ücreti, 5.978,00 TL'si Adli tıp kurumu ücreti, 988,00 TL 'si Ege Üniversitesi Hastanesi ücreti olmak üzere toplam 12.270,75-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 10.275,52-TL'sinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Maddi tazminatın kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 31.065,45-TL nispi vekalet ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak, davacıya verilmesine, 7-Maddi tazminatın reddedilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine, 8-Davalı sigorta şirketince yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, B-Birleşen dava yönünden; 1-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 200.000-TL manevi tazminatın davalı ... kaza tarihi olan 05/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Birleşen dosyada harç yatırılmadığından alınması gereken 615,40-TL maktu başvuru harcı ile 13.662,00-TL peşin karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 14.277,40-TL harcın davalı ... alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı... yapmış olduğu 120,10 TL gider avansından davanın ret oranı nazara alınarak 24,02-TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, davalının fazladan yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 32.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı...alınarak, davacıya verilmesine, 5-Manevi tazminat davasının reddedilen kısmı yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...verilmesine, 6-Davacı tarafça manevi tazminat davası yönünden ayrı bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İlişkin, asıl dava ve birleşen davada davacı vekili ile birleşen davada davalı ...vekilinin yüzüne karşı, asıl davada davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/06/2025
Katip... ¸E-imzalıdır
Hakim ... ¸E-imzalıdır