İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/1862 E. 2020/159 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/1862
Karar No
2020/159
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/489 KARAR NO : 2021/404 DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2019 KARAR TARİHİ : 16/06/2021 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı taraf vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri aleyhine davalı Banka tarafından Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emri ekinde borcun nevi gönderilmediğini ancak ödeme emrinde takip konusu olarak ... faiz başlangıç tarihli banka tarafından haksız olarak ödenen ... USD'nin sebepsiz zenginleşme nedeni ile iadesi talebi şeklinde belirtildiğini, müvekkili ...'nun uzun süredir yurtdışında yaşadığını, diğer müvekkili ...'nun ise ...'nun annesi olduğunu, müvekkilinin annesinin davalı banka nezdinde bulunan hesabına ... USD göndereceğini söylediğini, birkaç gün sonra ... davalı banka çalışanı tarafından aranarak hesabına para yattığını ve gelip parayı alması gerektiğini belirttiğini bunun üzerine ...'nun kızı ... ile birlikte bankaya gittiğini, banka tarafından USD olarak verilmesi gereken paranın TL'ye çevrilerek müvekkiline ödeneceğinin belirtildiğini, müvekkilinin de parasının bu şekilde değer kaybedeceğini belirttiğini ve TL olarak herhangi bir bedel teslim almadığını, ertesi gün banka görevlisinin tekrar aramış üzerine kızı ile bankaya gitmiş ve parayı USD olarak çektiğini, paranın oğlu ... tarafından gönderildiğini, banka içinde olan bir takım hesap hatalarının tazmini kusursuz müşterilerden çıkarılmaya çalışıldığını, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, 2 yıllık zamanaşımı dolduğunu, müvekkilinden istenilen işlemiş faizin yasal olmadığını, icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunu olduğunu belirterek Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ve başkaca borcu olmaması nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitini icra takibinin tedbiren durdurulmasını davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından ...'nun ... şubesi nezdindeki ...-... nolu hesabına ödenmek üzere ... tarihinde ... Şubemiz aracılığı ile gönderilen ... USD tutarındaki havale bedeli ... ... tarihinde ... ödenecek havaleler .../ ... şubesi "alacak" ve ... Şubesi hesabına "borç" kaydedilmek suretiyle muhasebeleştirildiğini, havale bedelinin lehtar ...'nun vadesiz hesabına ... tarihinde alacak olarak kaydedildiğini, ...'nun parayı ... tarihinde vadeli hesaba aktardığını, ... tarihinde de faiziyle birlikte nakit olarak çektiğini, bu durumda paranın hem ...'ya ödendiğini hem de havale gönderen kişi olan ...'nun oğlu ... tarafından iade alındığının anlaşıldığını, yurtdışı işlem para transfer aşamalarından kaynaklı olarak davacılar tarafından mükerrer ödeme alındığının tespit edildiğini, ... Şubesinin faaliyetine son vermesi ile birlikte ... ... şubesine devredildiğini ... şubesi bu tutarın geçici hesaplardan tasfiye edilmesi için ... tarihinde yazılı olarak Başkanlığına Operasyonları Daire başkanlığının ... tarihinde kapatılarak söz konusu Başkanlık bünyesinde faaliyet gösteren ... hesapları mutakabat işlemleri... tarihinden itibaren Başkanlıklarına devredildiğini, sorunun çözümü amacıyla gerek ... şubesi gerekse müşterinin .../ ... Şubesine iadesi istendiğini ancak davacının parayı iade etmek istemeye yanaşmadığı gibi yurt dışında olan diğer davacı oğlununda telefon ve diğer iletişim bilgilerini de vermek istemediğini, havale bedelinin iade alınması nedeni ile bankanın ortaya çıkan zararının tazmin edilmesi için davacılar aleyhine hukuka uygun olarak yasal takip başlatıldığını, usule uygun olarak takibin kesinleştirildiğini belirterek davacıların tedbir kötüniyet tazminat taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, menfi tespit talebinden ibarettir. 6.Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 7.Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012) 8.Dosyaya dönüldüğünde; Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası, fiziken dosyamız arasına alınmıştır. 9.Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı TTK'nın 4/(1)-c maddesi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları ticari davalardan olup dava; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesinde düzenlenen ve tüketici mahkemelerinin görevinde bulunan davalardan değildir. 6100 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi olup, mahkememiz davada görevlidir. (Yargıtay 11. HD., 2015/9741 E, 2015/13926) 10.Öncelikle, zaman aşımı def-i'lerine ilişkin açıklama yapmak gerekmektedir. 11.Davalı vekili, hak düşürücü süre itirazında ve zamanaşımı def-inde bulunmuştur ancak davanın niteliği (menfi tespit) göz önüne alınarak, bu itirazların ve def-i'nin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 12.Davacı taraf vekili de dava dilekçesinde özetle; ödeme emri incelendiğinde, haksız ödemenin ... gününde olduğunun belirtildiğini, icra takibinin ikame tarihinin ise ... olduğunu belirterek, TBK m. 82 hükmü gereği zaman aşımının gerçekleştiğini, bu nedenle borçlu olmadıklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. (Dayanak hukuki durum gereği davacı tarafça da zaman aşımı def-i ileri sürülebilir, Örneğin; Yargıtay 10. HD., 2015/20229 E, 2018/1108K) 13. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesine göre de "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir." Zamanaşımı süresinin başlaması için, iade alacaklısının kendisi aleyhine zenginleşen kişiyi ve zenginleşmenin kapsamını bilmesi şarttır. Sebepsiz zenginleşmeye dayanan alacak davalarında; zamanaşımı süresinin başlangıcı da, kamu kurumlarında dava açılmasına emir vermeye yetkili makamın öğrenme gününden (olur vermesi tarihli) itibaren işlemeye başlar ( Yargıtay HGK 25.06.2003 tarih ve 2003/4-422 E, 2003/439 K ). 14.Kanuna ve kabule göre dikkat edilmesi gereken nokta, haksız ödemenin yapıldığı tarih değil, bunun iade alacaklısı tarafından öğrenildiği zamandır. Her ne kadar davacı icra takip tarihi ile ödeme günü arasını dikkate alarak, zaman aşımı def-inde bulunmuş ise de iddia gereği haksız ödemenin öğrenildiği tarihe ilişkin tek tespit cevap dilekçesindedir. Orada, "... tarihinde ... Şubemizin faaliyetine son verilmesiyle birlikte, ... şubemize devredilmiştir. ... Şubemiz bu tutarın geçici hesaplardan tasfiye edilmesi için ... tarihinde yazılı olarak Başkanlığımıza (... ... tarihinde kapatılarak söz konusu Başkanlık bünyesinde faaliyet gösteren ... hesapları mutabakat işlemleri ... tarihinden itibaren Başkanlığımıza devredilmiştir) müracaat etmiştir." şeklinde beyan mevcuttur. Buradan, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihin ... olarak kabul edilmesi gerektiği mahkememiz kabulündedir. Aksinin kabul edilmesini gerektirir bir bilgi ve belge mevcut değildir. Dilekçe içeriğinde, olay akışı anlatılmış ve/ancak devir işlemleri sonucunda mükerrir ödeme olduğu (iddia) anlaşıldığının belirtildiği görülmektedir. İcra takip tarihi ise ...'dır. Bu nedenle, davacının zaman aşımı def-i de (2 yıllık süreye ilişkin) yerinde bulunmmaştır. 15.Mahkememizce aşamalarda, bilirkişi raporu aldırılmıştır. 16. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı tarafından, davacı ...'nun havalenin geçirildiği ... şubesi nezdindeki hesap ve paranın aktarılarak ... tarihinde çekildiği vadeli mevduat hesap hareketlerinin talep edilmesine rağmen sunulmadığı, bankaca ikrar edildiği üzere havale tutarının ...'nun hesabına geçirilerek bilahere ödediğinin kabul edilmesi halinde dahi, bankaca iddia edildiği üzere söz konusu havalenin alıcısına bir şekilde iadesiyle doğan banka zararından havale alıcısı ...'nun sorumlu tutulmasının öncelikle mümkün olmadığı, banka tarafından iddia edildiği gibi havalenin alıcısına iade işlemiyle doğan zarardan havale alıcısının da sorumlu tutulmasının salt yakın akrabalık ilişkisi olamayacağının izahtan vareste olduğu, havale göndericisi sıfatına haiz olan davacı ...’nun davalı bankanın ... şubesi aracılığıyla gönderdiği havale ilişkin olarak havale talimatı ve havale çıkış işlemi dahil olmak üzere, yurt dışı para transferine ilişkin tercüme edilmiş ... mesajı, havale tutarının havale göndericisinin hangi talimatı ve/veya hangi hatalı işlemle yurt dışına geri iade edildiğine dair banka kayıt ve tercüme edilmiş ... mesajı ve havale tutarının davacı ...’ya iade edildiği gösterir havale çıkış merciindeki kayıtların davalı bankaca ortaya konulamadığı, davacı ...’nun da iddia edilen banka zararından sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ve bankacılık usul ve esasları havalenin iadesi nedeniyle doğduğu iddia edilen banka zararının ne şekilde oluştuğunun da banka nezdinde idari yönden soruşturulmuş olması ve bu tutarın banka kayıtlarında sorumlu adına zarar (borç kaydı) olarak kayıtlı olmasını gerektirdiği hususları belirtilmiştir. 17.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. 18.TBK m. 555 ve devamında belirtildiği üzere; Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir. Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa, bu borç ancak havale ödeyicisinin borcu ifa etmesiyle sona erer. Havaleyi kabul etmiş olan havale alıcısı, havale ödeyicisine başvurarak havalede belirlenen süre içinde alacağını elde edememişse, bu alacağı, havale edene karşı yeniden ileri sürebilir. Alacaklı olan havale alıcısı, havaleyi kabul etmek istemezse, durumu borçlu olan havale edene gecikmeksizin bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğan zararı gidermekle yükümlü olur. Havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına bildirirse, ifa ile yükümlü olur ve ona karşı, ancak aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir; havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri süremez. Havale ödeyicisi, havale edene borçlu ise, borcu havale alıcısına ifa etmesi, havale edene yapacağı ifaya oranla daha fazla yük getirmiyorsa, borcu havale alıcısına ifa etmekle yükümlüdür. Bu durumda, havale eden ile aralarında aksi kararlaştırılmamışsa havale ödeyicisinin, ifadan önce havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına açıklamasına gerek yoktur. Havale ödeyicisi, havale alıcısının istemesine karşın ifadan kaçınır veya havale konusunu ifa etmeyeceğini önceden açıklarsa havale alıcısı, durumu gecikmeksizin havale edene bildirmekle yükümlüdür; bildirmezse, bu yüzden havale edenin uğrayacağı zarardan sorumlu olur. Havale eden, havale alıcısına verdiği yetkiyi her zaman geri alabilir. Ancak, havale alıcısının yararına, özellikle onun alacağını elde etmesi amacıyla verdiği yetkiyi geri alamaz. Havale ödeyicisi, havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale eden, ona verdiği yetkiyi geri alabilir. Havale edenin iflası hâlinde, henüz kabul edilmemiş olan havale kendiliğinden sona erer. 19.Temel kural, haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Davacı taraf vekili, dosya arasında mevcut ... tarihli dilekçesinde özetle; müvekkili ... tarafından her hangi bir bedelin çekilmesinin söz konusu olmadığını nitekim müvekkilinin parayı çektiğine ilişkin ...'nun imzasını taşıyan her hangi bir belgenin davalı tarafça dosyaya sunulmadığını beyan etmiştir. Dava dilekçesinde ise, ...'nun parayı çektiği, çekmiş olduğu bedelin oğlu tarafından gönderilen bedel olduğu özetle, belirtilmiştir. İcra dosyasındaki, ... tarafından verildiği anlaşılan itiraz dilekçesinde de davacı ...'nun, "kendime ait parayı aldım" şeklinde beyanı mevcuttur. ... tarafından para çekildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda, havale tutarının davacı ...’ya ödenmesini takiben aynı zamanda paranın çıkış yerine geri gönderilerek ...’ya iade edilmesiyle ortaya çıkan mükerrer işlemden bankanı bu tutar kadar zarar ettiği iddiasıyla ilgili olarak yeterli belge ve kayıt ibraz edilmediği, havalenin banka nezdinde ne gibi bir işlem ve kayıtlardan geçirilerek hangi sebeple havale göndericisine geri iade edildiği gösterir belge ve kayıt bulunmadığı belirtilmiştir. Burada, dikkat edilmesi gereken husus, hangi sebeple havale göndericisine geri iade edildiği gösterir belgenin olması değil, paranın diğer davacı tarafından da çekilip çekilmemesidir. Paranın davacı ... tarafından çekildiği iddiasına bir itiraz dosyada mevcut değildir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ... tarafından da para çekildiği anlaşılmaktadır. İdari soruşturmanın bankaca açılıp açılmaması ise dava açılmasını/dava hakkını engellemez. Bankanın belirtilen tutar kadar zararını gösterir bir bilgi ve belge olmaması tespitine yönelik ise yukarıdaki açıklamalar da göz önüne alınarak, haksız olarak mükerrir ödemenin yapılması başlı başına bir zararı göstermektedir. ... tarihli davacı tarafça verilen dilekçede ayrıca dönem dönem ...'nun, ...'ya para gönderdiği belirtilmiş ve devamında kabul anlamına gelmemekle beraber bu bedellerin aynı paraya ilişkin olmadığı, farklı tarihlerde farklı gönderim olduğu belirtilmiş ancak ispat yükü kapsamında bu iddiasını ispata yarar delil dosyaya sunulmamıştır. Bilirkişi raporu net belirlemeler içermemektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dosya kapsamına göre davacılar iddialarını ispatlayamamışlardır. Tüm yukarıdaki açıklamalar ışığında, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 20.Belirtmek gerekir ki; Döviz alacağına ilişkin davada, hüküm altına alınan döviz için alınması gereken nispi karar harcının matrahının hesaplanmasında hükmolunan döviz cinsinin dava tarihindeki efektif satış kuru esas alınır (Yargıtay 19. HD., 2019/1862 E., 2020/159 K.) Ayrıca, mahkemece hükmedilen yabancı para alacağının, vekâlet ücretinin talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki döviz kuru karşılığı bulunarak Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 11. HD., 2014/9968 E., 2015/6929 K.) Mahkememiz bu hususları göz önüne almıştır. Yine, bakıldığında, mahkememizce tensip tutanağı ile teminat karşılığında, icra takip dosyasında vezneye girecek paranın tedbiren ödenmemesine karar verildiği, teminatın ise uyaptan yapılan kontrolde yatmadığı anlaşılmıştır. Bu husus denetime elverişlilik açısından burada belirtilmiştir. 21.Son olarak bakıldığında ise, Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Davacı ise, arabuluculuğa başvurmuştur. Dava tarihi itibariyle, dava konusu talep, zorunlu arabuluculuğa başvuru koşuluna tabi olup olmadığı hususunda yargısal görüş ayrılıklarının olduğu bilinmektedir. Ancak, belirtilen, hükümden önce çıkan içtihat gereği menfi tespit davası arabuluculuk kurumuna tabi değildir. Buna rağmen ticari davalarda zorunlu arabuluculuğa başvurulması halinde kabule göre bu ücret davalıya yükletilemez. Kabule göre, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen bu gider davacı üzerinde bırakılmalıdır. (Emsal olarak; Diyarbakır BAM 6. HD., 2020/641 E, 2021/327 K; Samsun BAM 5. HD., 2021/220 E, 2021/287 K; 2021/353 E, 2021/411 K) Esasen, yargılama sonunda da davanın reddine karar verildiğinden, benzer sonuç olarak, yargılama gideri olan arabuluculuk masrafı da davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün tarihi ve niteliği dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu red harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL nin davacılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 8-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, 9-Dosya arasında bulunan Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasının karar kesinleştiğinde mahalline iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/06/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/1862, K. 2020/159, T. 04.06.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-1862-e-2020-159-k-64f4ed304b1b