İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/16 E. 2021/105 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/16
- Karar No
- 2021/105
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/16 KARAR NO : 2021/105
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/01/2019 KARAR TARİHİ : 17/02/2021
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazının asansör montajı için ...-...'den aldığı ... tarihli teklifi kabul ederek, ... tarihinde davalı ile sözlü olarak anlaştığını, montaj için ... TL'ye anlaşmaya vardıklarını, tarafların asansörün montaj dahil teslim tarihi olarak ... tarihini belirlediklerini, vekil edence iş bedelinin ... TL'lik kısmının, keşidecisi ... olan ... vade tarihli... ... numaralı çek ile ödendiğini, sözleşme kurulmasına rağmen davalı tarafça her hangi bir işlem yapılmadığını, davalının çeşitli bahanelerle işe başlamadığını, görüşmelerden sonuç alamayan müvekkilinin tanık ... aracılığı ile bir araya gelip sözleşmeyi karşılıklı feshettiklerini fakat davalının keşidecisi ... olan çeki iade etmediğini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşmeyi fesheden müvekkilinin başka bir şirket ile sözleşme imzaladığını beyan ederek; adı geçen çek nedeni ile borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, menfi tespit davası olarak açılmıştır. 6.Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012) 7.Dava tarihi, ... dur. Aşamalarda, ... tarafından mahkememize verilen ... tarihli cevapta özetle; dava konusu çekin ... tarihinde ödendiği belirtilmiştir. Dava tarihinden sonra çek ödenmiştir. 8.Dava tarihi itibariyle menfi tespit davası açılmasında hukuka aykırılık yoktur. Her ne kadar mahkememizce arabuluculuk dava şartına ilişkin başvuru belgesinin sunulmasına ilişkin davacıya tebligat yapılmış ve davacı tarafça da ... tarihinde arabuluculuk kurumuna başvurulduğu anlaşılmakta ise de her ne kadar kural olarak zorunlu arabuluculuk kurumuna başvuru tamamlanabilir dava şartı değilse de Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir. Bu nedenle davada usuli bir eksiklik olmadığı kanaatine varılmıştır. Sonradan dava istirdat davasına kanunen dönüştüğünden ve her dava açıldığı tarihteki hal ve şartlara göre hükme bağlanacağından usuli bir eksikliğin dava tarihi itibariyle mevcut olmadığı anlaşılmıştır. İİK'nın 72. maddesinin beşinci fıkrası gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir (Çavdar, S.: İtirazın İptali, Borçtan Kurtulma, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara, 2007, s. 803). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 18.12.2018 tarihli ve 2017/3-1526 E., 2018/1948 K., sayılı kararında da benimsenmiştir. 9.Dava, istirdat davasına dönüşmüştür. Zira, davacı vekili de aşamalarda verdiği, ... tarihli dilekçe ile de çekin ödendiğini, tedbirin konusuz kaldığını beyan etmiş ve teminatın iadesini talep etmiştir. Mahkememizin ... tarihli ara kararı ile teminat iade edilmiştir. 10.Dava dilekçesi ekinde, ... tarihli ... nolu tahsilat makbuzunun olduğu görülmekle, mahkememizce ilk celse, davalıya dava dilekçesi ekindeki ... tarihli ... nolu tahsilat makbuzu eklenerek söz konusu tahsilat makbuzundaki imzanın kendisine ait olup olmadığını ve bu makbuzun davacı ile arasında yapılan davacıya ait ... ili ... İlçesi ... ada ... parselde bulunan taşınmazın asansör montaj işi için kararlaştırılan bedel karşılığında verilip verilmediği hususunda beyanda bulunması aksi takdirde söz konusu tahsilat makbuzundaki imzanın kendisine ait olduğunun ve bu makbuzun ve dava konusu ... vadeli ... ... nolu ... TL bedelli keşidecisi ... olan çekin davacının iddia ettiği şekilde davacıya ait taşınmazın asansör montajı için verildiğinin kabul edileceği hususunun ihtarına karar verilmiştir. 11.Davalı ... Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) mahkemesinde talimat yolu ile verdiği ... tarihinde; "Söz konusu tahsilat makbuzundaki imza bana aittir. Bu makbuz davacı ile aramızda yapılan davacıya ait ... ili, ... ilçesi, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın asansör montaj işi için kararlaştırılan bedel karşılığında verildi. Ancak ... bey ile benim aramda ... isimli bir şahıs vardı. Bu şahısla kötü olmamak için bu parayı benden talep ediyorlar " şeklinde beyanda bulunmuştur. 12.Davalı mahkememiz duruşmasına da katılmıştır. Mahkememizin ... tarihli duruşmasında; "Biz davacı taraftan dava konusu çeki almıştık, bir kısım malzemeleri de göndermiştik, ancak diğer malzemeleri de aldık, ancak asansör projesinde sorun çıktı, biz bu sorunu davacıdan çözmesini istedik, asansörün makine dairesi yoktu, bunu çözmesini istedik, makine dairesiz bir asansör yapılacaksa ... TL ek ücret olacağını söyledik, davacı ben ek para vermem bunu yapacaksınız dedi. Bizde farkı almadan yapamayacağımızı söyledik, ben çeki ciroladım ve malzemeciye gönderdim, davacı başka bir firmaya bizden ... TL fazlasına asansör yaptırmıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur. 13.Davalı beyanından da asansör işinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı yapılmama sebebi olarak başkaca vakıalar/iddialar ileri sürmüş ise de buna ilişkin usulüne uygun deliller sunmamıştır/dosyada bu yöne ilişkin delil yoktur. Davalı beyanından, çekin iddia edilen asansör montaj işi için verildiği de belirlenmiştir. 14.Tüm dosya kapsamı, davalı beyanları karşısında davacının davasını ispatladığı kanaatiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalının cevap dilekçesi yoktur ve dolayısıyla yemin deliline dayanması da söz konusu değildir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin karar harcı ve aşamalarda yatan ... TL bakiye harç toplamı ... TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 9-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'un yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/02/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır