İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/148 E. 2020/340 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/148
Karar No
2020/340
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/148 Esas KARAR NO : 2020/340 DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2019 KARAR TARİHİ : 23/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde: dava dışı şirket ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığını, kullandırılan kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlu şirket ve davalılara ihtarnamenin tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu, icra takibinde talep edilen faiz ve faiz oranlarının kanuna ve sözleşmeye uygun olup davalıların itirazlarının haksız olduğunu, sözleşmenin 19. maddesinde yetkili yerin İzmir İcra Daireleri olarak belirlenmesi nedeniyle davalıların icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazlarının da haksız olduğunu bildirmiş, itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalılar yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmamışlar, davalı vekili kanunda gösterilen cevap dilekçesi süresinden sonra sunduğu 08/01/2020 tarihli dilekçede; davalılar adına itiraz dilekçesi sunmasına ve arabuluculuk görüşmelerine katılmasına rağmen dava dilekçesinin davacı asillere tebliğ edildiğini, bu nedenle dava şartı ve yetki konularına itiraz haklarının devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığını, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinin yetkili olduğunu, bu nedenle öncelikli olarak davanın yetkisiz mahkemede açılmış olmasından dolayı reddini talep ettiklerini, davacının İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında rehinin paraya çevrilmesi yoluna başvurduğunu, bu dosyaya konu rehinli taşınmazın satışından elde edilecek gelirin kredi alacağını karşılayacak miktarda olduğunu, ayrıca şirketin mal varlığının borca yetecek kadar varlığını koruması nedeniyle ve T.B.K.'nun 586. maddesi hükmü gereğince kefil sıfatıyla müvekkilleri aleyhinde icra takibine geçilmesinin yasaya uygun olmadığını, öncelikle rehinli taşınmazın paraya çevrilip artan miktar üzerinden müteselsil kefillere takip yapılması gerektiğini bildirmiş, yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle öncelikle yetki yönünden, ayrıca ipoteğin borcu karşılayıp karşılamayacağının tespitinin yapılmasından sonra davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, dava dışı şirketin borçlu, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davacı ile dava dışı şirket ve davalılar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi nedeni ile hesabın kat edilerek ihtarname tebliğ edilmesine rağmen ödenmeyen kredi borcundan kaynaklanan alacağı için davacı bankanın, davalılar hakkında alacağın tahsili amacıyla yaptığı icra takibinde; davalıların borca ve yetkiye itirazının iptali istemine ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında; davacı banka, davalılar hakkında davaya konu kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için ilamsız icra yoluyla takip yapmış, ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süre içinde her iki davalı adına vekilleri tarafından sunulan itiraz dilekçesi ile icra dairesinin yetkisine itiraz edilmekle birlikte borca ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle davalılar hakkındaki takip durmuştur. İtiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle dava hak düşürücü süre içinde açılmıştır. İtirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkisine itiraz edildikten sonra mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi halinde İ.İ.K'nun 50. maddesi hükmü göz önünde tutularak öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığının belirlenmesi halinde icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın iptaline karar verildikten sonra mahkemenin kendi yetkisini incelemesi gerekmektedir. Yetkili icra dairesinde takip yapılması, geçerli bir icra takibinin varlığı yönünden zorunlu olup bu durum itirazın iptali davalarında dava şartlarından biridir. İcra müdürlüğünün yetkili olduğunu resen inceleme yetkisinin bulunmaması nedeniyle, bu dava şartı mahkeme tarafından resen gözetilmek zorundadır. Davalılar vekili cevap dilekçesine ilişkin yasal süreden sonra sunduğu 08/01/2020 tarihli dilekçede tebligatın vekil sıfatıyla kendisine yapılmaması nedeniyle itiraz haklarının devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de itirazın iptali nitelikli davalarda dava dilekçesi ve eklerinin davalı asillere tebliğ edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi borca itiraz eden vekile dava dosyasına vekaletname sunmadığı sürece tebligat yapılması konusunda bir yasal zorunluluk ve düzenleme bulunmadığı dikkate alınarak davalılar vekilinin itirazı ve talebi haklı görülmemiş, cevap dilekçesinin yasal süre içinde sunulmadığı kabul edilerek yargılama yapılmıştır. Somut olayda, davalılarca borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş, buna karşın yasal süre içinde cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle mahkememizin yetkisiz olduğu konusunda ilk itirazda bulunulmamıştır. Her ne kadar davalılar vekili cevap dilekçesi için ön görülen yasal süreden sonra sunduğu dilekçesinde Mahkememizin yetkisine ilişkin itirazda bulunmuş ise de bu konudaki ilk itiraz yasal cevap süresi içinde yapılmamış olması nedeniyle dikkate alınmamıştır. Davaya konu genel kredi sözleşmesinin "Yetkili mahkeme, icra daireleri ve kanuni düzenlemeler" başlıklı 19. maddesinde İzmir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, bunun yanında kredinin nakledilmesi halinde nakledilen şubenin bulunduğu yer mahkemelerinin, ayrıca müşterinin ikametgahı ile mal ve değerlerinin bulunduğu yerlerin de yetkili olduğu kararlaştırıldığı, kefalet sözleşmesinde başkaca bir yetki düzenlemesine yer verilmediği gibi kefalet limitinin artırılmasına ilişkin sözleşmede de başkaca bir yetki düzenlemesine yer verilmediği, asıl sözleşmeye atıf yapıldığı, davalıların sözleşmeleri müteselsil borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, buna göre yetki sözleşmesi gereği İzmir İcra Dairelerinin yetkili olup yetki sözleşmesinin T.T.K.'nun 7 (2) maddesinde düzenlenen teselsül kuralı gereğince davalıları da bağlayacağı olduğu göz önünde tutularak; davalıların icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazlarının haklı bulunmadığı anlaşılmakla ön inceleme duruşmasında davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının iptaline karar verilmiştir. Davalılar itiraz dilekçelerinde, icra dairesinin yetkisi dışında asıl borçlu hakkında takip yapılması gerekmesine rağmen yalnız kefillere takip yapılmasının yasal olmadığını iddia ederek borca ve ferilerine itiraz etmişlerdir. Dosyaya bir örneği getirtilen sözleşme örneği ile kefalet hükmü başlıklı belge örneklerinden de anlaşılacağı ve bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalılarca kefalet sözleşmesindeki imza ve yazıların inkar edilmediği, kefalete ilişkin şekil şartlarında yasal bir eksiklik bulunmadığı, davalıların kendi el yazıları ile bulunması gereken unsurların yazılmasının yanında imzalarının da bulunduğu anlaşılmakla, kefalet sözleşmesinin davalılar yönünden geçerli şekil şartlarını taşıdığı anlaşılmıştır. Davalılar itiraz dilekçelerinde; takibin yalnız kendileri hakkında yapılıp borçlu hakkında takip yapılmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu bildirerek itiraz etmişlerse de davalıların müteselsil kefil ve müteselsil borçlu sıfatıyla sözleşmeleri imzalamış olmaları, kat ihtarına rağmen gerek dava dışı borçlu şirketin gerekse davalıların ödemede bulunmamaları nedeniyle temerrüde düşmeleri nedeniyle haklarında ilamsız takip yolu ile takip yapılabilmesi için borçlu şirket hakkında takip yapılmasının zorunlu bulunmadığı dikkate alınarak davalıların bu itiraz nedeni de haklı görülmemiştir. Davalılar vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde dile getirdiği; rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmeden kefiller hakkında takip yapılamayacağına ilişkin itirazında haklılık bulunmadığı gibi davacı banka tarafından İzmir... İcra Müdürlüğü'nün.... sayılı dosyasında dava dışı borçlu şirket hakkında yaptığı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipte henüz bir tahsilat sağlanmadığı, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipten elde edilecek tahsilatlar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takibin yapıldığı, buna göre iddia edilen araştırmaların yapılmasına ve belge alınmasına gerek bulunmadığı göz önünde tutularak davalılar vekilinin bu dosyadaki taşınmazın satışından elde edilecek tahsilatın alacağı karşılamaya yetip yetmeyeceği, yetmemesi halinde aciz vesikasının dosyaya sunulması gerektiğine ilişkin itirazları haklı görülmemiştir. Toplanan tüm deliller ve mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen, gerekçeli ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu ile; taraflar arasında davaya konu genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede asıl borçlunun dava dışı şirket olup gerçek kişi davalıların müteselsil kefil ve borçlu sıfatıyla sözleşmede yer aldıkları, kefalete ilişkin tüm şekil şartlarının yerine getirildiği, sözleşmede kefalet sorumluluk miktarının davalılar için 7.000.000,00-TL olarak belirlendiği, taraflar arasındaki kredi ve kefalet sözleşmesinin varlığının ve içeriğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, sözleşmede uyuşmazlık halinde davacı bankanın kayıtlarına itibar edilerek uyuşmazlığın çözümünün kararlaştırıldığı, sözleşmedeki bu hüküm nedeniyle dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine gerek bulunmadığı, davalı tarafın sözleşmede belirlenen ödeme günlerinde ödeme yapıldığına dair hiçbir bilgi ve belgeyi dosyaya sunmadığı, bu yönde bir iddiasını dahi dile getirmediği gibi ödeme yapıldığına ilişkin bir delil toplanmadığı, bu nedenle davacı bankanın hesabı kat etme konusunda yasal koşulların oluştuğu, kat ihtarının usulüne uygun düzenlendiği gibi dava dışı şirkete ve davalılara 29/03/2019 tarihinde tebliğ edilip dava dışı şirket ve davalıların verilen sürede ödemede bulunmaması nedeniyle 31/03/2019 tarihinde temerrüde düştükleri, kat ihtarına itirazda bulunmadıkları, davacı bankaya ait kayıt ve defterler incelenmek suretiyle oluşturulan bilirkişi raporu ile davalı tarafça borca ve ferilerine bütünüyle itiraz edilmiş ise de; davalıların, davaya ve icra takibine konu kredi sözleşmesinden doğan davacı banka alacağını bilirkişi raporunda hesaplanan alacak kalemleri miktarınca ödemedikleri, davacı tarafça yapılan asıl alacak ile ferilerinden oluşan alacak kalemlerinin ve faiz oranlarının usul, yasa ve sözleşme kapsamına uygun olarak talep edildiği anlaşılmakla; davanın kabulü ile, davalıların davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyasında yaptıkları itirazın iptali ile takibin İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... ve İzmir.... İcra Müdürlüğü'nü...sayılı icra dosyalarında yapılacak tahsilatlar nedeniyle tahsilde tekerrür olmaması kaydı ile devamına, alacağın likit olması ve davalıların haksız olarak itiraz ettikleri göz önünde tutularak davalıların %20 oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; Davalıların davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında yaptıkları itirazın iptali ile takibin İzmir...İcra Müdürlüğü'nün... ve İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyalarında yapılacak tahsilatlar nedeniyle tahsilde tekerrür olmaması kaydı ile devamına, 2-320.124,80-TL toplam alacağın %20'si oranındaki 64.024,96-TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.867,72-TL karar ve ilam harcı ile 44,40-TL başvurma harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) maddesi uyarınca takdir edilen 30.858,74-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle davacı tarafça yapılan 70,40-TL dört adet tebligat gideri, 48,50-TL dokuz adet elektronik tebligat gideri, 16,80-TL iki adet müzekkere ve posta gideri ile 850,00-TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 985,70-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Davacı ve davalılar vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2020

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/148, K. 2020/340, T. 23.09.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-148-e-2020-340-k-8b6dec271b37