İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/594 E. 2019/700 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/594
- Karar No
- 2019/700
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/594 KARAR NO : 2019/700
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/10/2018 KARAR TARİHİ : 06/11/2019
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında gerçekleşen ticari ilişki çerçevesinde davalının davacıya ödenmemiş bakiye ... USD borcu bulunduğundan davalı hakkında Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, yetki itirazının da yerinde olmadığını beyan ederek; davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı cevap dilekçesinde özetle; icra dosyasındaki yetki itirazlarını tekrar ettiklerini çünkü taraflar arasında davacının iddia ettiği üzere ve iddia ettiği miktarda bir alacağının olup olmadığının belli olmadığını, alacağın likit olmadığını, davacının bu hususa yönelik savunmasının yerinde olmadığını, mahkemenin yetkisine de itiraz ettiklerini, davacının talep dayanaklarını sunmadığını, davacının malın teslim edildiğini ispatlamak zorunda olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Davaya dayanak, Antalya ... icra müdürlüğünün .../... esas sayılı icra dosyası dosya arasındadır. 7.Bilindiği üzere genel olarak belirtmek gerekir ki, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Kural olarak, itirazın iptali davasında, mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlardan öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenip karara bağlanır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre de, itirazın iptali davasını gören mahkemece öncelikle takip dosyasındaki icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın tetkiki gerekir (Yargıtay HGK. 20.3.2002 gün ve 2001/13-241 E., 208 K. ile Yargıtay HGK. 06.10.2004 gün ve 2004/19-410 E. 2004/471 K. sayılı ilamları). Çünkü, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır ( Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.; 27.11.2013 gün ve 2013/13-372 E. sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir. Bunun için mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmadığının bir etkisi yoktur. Bunun sebebi, itirazın iptali davasına bakmaya yetkili mahkemenin, takibin yapıldığı yer mahkemesi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda davalı aleyhine yapılan takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Özetle; icra dairesinin yetkisine de itiraz bulunduğu takdirde mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisi incelenip, yetkisiz olduğu sonucuna varıldığı takdirde dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi, icra dairesinin yetkili olduğunun kabul edilmesi halinde ise, mahkemenin kendi yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2011 tarihli ve 2001/19-267 E.-2001/311 K.) 8.Davacı, davasının dayanağını, davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye v bu ticari ilişki sonucu düzenlenen faturaya dayandırmaktadır. Fatura para alacağını ihtiva etmektedir. 9.Davalı cevap dilekçesinde, aralarındaki ticari ilişkiyi açıkça inkar etmemektedir. Davacının, iddia ettiği alacağının olup olmadığının belli olmadığını beyan etmektedir. Alacağın varlığının ve miktarının belli olmadığını söylemektedir. Ticari ilişkiyi ise inkar etmemiştir. 10.Alacağın varlığı/yokluğu/miktarı yargılamada ortaya çıkacaktır. Alacağın likit olup olmaması ise inkar tazminatı/kötü niyet tazminatı vb. Gibi feri haklar için önemlidir. Yetkiye bir etkileri yoktur. 11.6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) 12.Somut olayda, inkar edilmeyen ticari ilişki nedeniyle düzenlendiği iddia edilen, para alacağını içeren faturalar yönünden, davacının yerleşim yeri mahkemesi/icra dairesi olan, Antalya icra dairesi de/mahkememiz de seçimlik olarak yetkilidir. Davalının yetki itirazı yerinde değildir. 13.Aşamalarda tarafların ticari defterleri incelenmiştir/incelettirilmiştir. 14.Genel kural olarak söylemek gerekir ki; Önemle söylemek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). 15. ... tarihli bilirkişi ... tarafından davacının ticari defterleri incelenerek hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; davacının incelenen tüm ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu, ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle ... TL karşılığı ... USD alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, davacının bu alacak bakiyesinin 2008 ve 2009 yılarına ait olduğu, hesapların döviz cinsinden takip edildiği, 2008-2012 arası ticari defterler başka bir mahkemede olduğundan bu defterlerin incelenemediği ancak inceleme günü bilgisayar kayıtlarında yapılan incelemede ... tarihli bakiyenin 2012 cari hesap kapanışı ile birbirini doğruladığının görüldüğü, 2013 yılından sonra kur farkı kaydı yapılmadığından ... USD nin takip tarihi itibariyle değerinin ... TL olarak ticari defterlerde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunabileceği belirtilmiştir. 16.Talimat yolu ile incelenen davalı ticari defterlerine ilişkin olarak bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; davalı şirketin 2013-2014-2015-2016-2017 ve 2018 yılında kağıt ortamında defter tuttuğu, 2013 yılı defterlerinin ... ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esas .../... karar sayılı ilamı ile zayii olduğunun tespit edildiği, davalı şirketçe incelemeye ibraz edilen 2014-2015-2016-2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanunda belirtilen süre içinde yaptırıldığı, ticari defter kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davalının ticari defterlerinin lehine delil olma özelliğini taşıdığı, davalı şirket kayıtlarında davacı şirketin ... USD karşılığı ... TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davacı şirket defter kayıtlarında, davacının ... USD karşılığı ... TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davacı şirketin davalı şirketten döviz bazında alacağı bulunduğu konusunda az bir farkla her iki şirket kayıtlarında mutabakat bulunduğu, ancak ticari defter kayıtlarındaki tutarların TL olarak izlenmesi zorunluluğu nedeniyle her iki şirket defter kayıtlarında bu tutarın TL olarak kayıtlandığı, davacı şirketin ... USD döviz alacağının TL karşılığını ... olarak belirlediği, kayıtlarında bu şekilde izlemeye ettiği, dolayısıyla davacının davalıdan ... USD karşılığı ... TL asıl alacağı bulunduğunun kabulünün gerektiği belirtilmektedir. 17.Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 18.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 19.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. TTK m. 65/1 gereği, Defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulur. Kısaltmalar, rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı takdirde bunların anlamları açıkça belirtilmelidir. Her iki taraf ticari defterlerinde USD bazında (TL karşılığı muhasebesel bazda kur güncellemesi yapılmadığı anlaşılsa da) takip konusu miktarı kapsayan şekilde davacının alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Sadece, davacının ticari defterlerinde USD olan miktarın TL karşılığı kur farkı yapılmadığından ... TL olarak kayıtlandığı bilirkişi raporlarında belirtilmiştir. Takip de USD üzerinden yapılmıştır. 20.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları doğrultusunda (... tarihli talimat yolu ile aldırılan bilirkişi raporundaki, davacının davalıdan ... USD karşılığı ... TL asıl alacağı bulunduğunun kabulünün gerektiği yönündeki tespit haricinde) davacının davasını ispatladığı kanaati ile davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Hatta, davalının ticari defterlerine göre, davacı iddiasından fazla USD alacağına sahiptir. 21.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 22.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. 23.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 24.Dosyaya baktığımızda; yukarıdaki şartların var olduğu, alacağın likit olduğu kanaati ile davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 25.Yine dosyada bir hususa da değinmek gerekir ki; Yargıtay 11. HD nin 2014/17583 esas, 2015/3424 karar sayılı emsal ilamında; "davaya konu yabancı para alacağı karar tarihindeki efektif satış üzerinden Türk Lirasına çevrilerek davacı lehine takdir edilecek nispi vekalet ücretinin bu miktar üzerinden belirlenmesi gerekirken" demekle, dava değerinin davaya konu yabancı para alacağı karar tarihindeki efektif satış üzerinden hesaplanacağı anlaşılmaktadır. Mahkememiz bu hususa göre hesaplama yapmıştır. ... tarihinde USD için efektif satış kuru ... TL dir (Uyap sistem ilgili tarihte veri vermediği için bkz; ...; ...*... TL = ... TL dava değeri) HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, davalının, Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin DEVAMINA, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile, ... TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (...*68,31/1000=... TL - ... TL = ... TL) 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, 12-Antalya ... icra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasının karar kesinleştiğinde mahalline iadesine, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalı vekili ...'nin yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/11/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır