İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/554 E. 1996/850 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/554
- Karar No
- 1996/850
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/107 Esas KARAR NO : 2024/216 Karar DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 02/02/2023 KARAR TARİHİ : 05/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14.03.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; İcra takibine davalı (borçlu) şirket tarafından yapılan haksız itiraz ile icra takibinin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu, iptalinin gerektiğini, müvekkili şirketin, davalı şirket tarafından İstanbul'da her sene Mayıs ayında düzenlenmesi ile meşhur bir organizasyon olan ..... Fuarına katılımcı sıfatıyla katılmak için davalı şirket ile 07.01.2021 tarihinde Fuar Katılım sözleşmesi akdettiğini, söz konusu sözleşme ile müvekkilinin, İstanbul'da Mayıs ayında düzenlenecek olan ....... fuarında katılımcı olmak için; "23.01.2021 tarihinde 2.183,32 TL havale, 12.02.2021 tarihli 10.356 TL bedelli senet, 14.03.2021 tarihli 10.356 TL bedelli senet, 13.04.2021 tarihli 10.356 TL bedelli senet, 13.05.2021 tarihli 10.356 TL bedelli senet" ile toplam 43.607,32 TL ödemeyi kabul ettiğini, anılan sözleşmeden doğan borçlarını müvekkili şirketin zamanında ve eksiksiz bir surette ifa etmesine rağmen aynı cümleleri sözleşmenin karşı tarafı şirket için kurmak mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından; İlk olarak 04.09.2021 saat 13:30 tarihli e-posta ile "17-21 Mayıs 2022" tarihlerine ertelendiğine dair, ardından takriben bir ay sonra 11.10.2021 saat 13:34 tarihli e-posta ile "1-5 Eylül 2022" tarihlerine ertelendiğine dair, nihayetinde yaklaşık üç ay sonra 28.01.2022 saat 16:34 tarihli e-posta ile organizasyonun yeri ve saatinin belli olmadığına dair, e-postalar müvekkili şirket yetkililerine gönderildiğini, davalı şirketin, müvekkiline katılımcısı olduğu ..... fuarı dışında diğer fuarları düzenlemeleri, ........ fuarının sürekli ertelenmesi ve en sonunda artık fuarın tarihinin açığa alınması ve yerinin belirtilmemesi nedeniyle davalı şirketin edimini ifa edeceğine dair inancı kalmadığından davalı şirkete temerrüde düştüklerini ihtar ederek anlaşmadan haklı olarak döndüklerini bildirmek üzere ve eş zamanlı olarak diğer hakları saklı kalmak kaydı ile ödemiş olduğu bedelin iadesi için davaya konu yukarıda zikredilen icra takibini başlattıklarını, davalı şirket, davaya konu icra takibinden sonra 4 Mart 2022 tarihinde katılımcılarına fuarın Antalya'da düzenleneceğine havi bir e-posta gönderdiğini, artık katılımcısı olmadığı halde müvekkili şirkete de bu e-posta ulaştığını, ........ fuarının yılllardır her sene Mayıs ayında ve İstanbul'da düzenlendiğini ve piyasada bu özelliği ile bilindiğini, arabuluculuk toplantısı neticesinde anlaşma sağlanamadığını, davalı şirket hakkında fazlaca sayıda borçlu sıfatıyla icra takibi bulunduğuna dair söylemler mevcut olduğunu, bu hususun araştırılmasını, sözleşme tarihinde metre karesi 101 dolar üzerinden 50 metre kare alan için anlaşılmış ve sözleşme günü Dolar/Türk Lirası kuru 7.29 olduğunu, şimdilerde bunun 3 katına kadar gelmiş olan kur farkı da göz önüne alınarak müvekkili şirketin daha fazla mağduriyet yaşamaması için teminatsız ihtiyati tedbire karar verilmesini, davanın kabulüne, haksız olan itirazın iptaline ve Bakırköy ....... icra müdürlühaksız olan itirazın iptaline ve bakırköy ...... icra müdürlüğü ..... Esas sayılı dosya üzerinden takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin ...... bünyesinde yurt içi ve yurt dışında, dünya çapınca çeşitli uluslararası geniş katılımlı fuarlar düzenleyen organizatör bir şirket olduğunu, davalı şirket ise tekstil sektöründe faaliyet gösteren, üretimini gerçekleştirdiği ürünleri müvekkil şirketin organize ettiği fuarda sergilemek isteyen bir tekstil şirketi olduğunu, bu amaç doğrultusunda müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında düzenlenecek ..... Ev Tekstili Fuarı (........) için "Fuar Katılım Sözleşmesi" akdedilmiştir. Ancak bu sözleşmeye konu fuar organizasyonu kamu kurumların da mecbur kılması kapsamında Covid-19 virüs salgını nedeniyle, haklı sebeplerle ve sözleşme hükümleri kapsamında ileri bir tarihe ertelenediğini, neticede Ertelenen fuar 10 ile 14 Eylül 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildiğini, yapılan erteleme ile, katılımcıların hakları aynen korunmuş fuar gerçekleştirilmiş olmakla fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceği hususu da sözleşme ile hüküm altına alındığını, taraflar arasında akdedilen "Fuar Katılım Sözleşmesi" müvekkili şirkete kararlaştırılan tarihte fuar düzenleme borcunu yüklerken davacı tarafa ise düzenlenen fuara katılım bedelini ödemeyi yüklediğini, tarafları tacir olan ve ticari niteliğe haiz "fuar katılım sözleşmesi" hükümleri tarafları bağlayıcı nitelikte olduğunu, zira davacı tacir olup basiretli hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu, müvekkili şirketin tüm dünyayı kasıp kavuran Covid 19 pandemisi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlara ve yayınlanan genelgelere uyarak davaya konu fuarı ertelemek zorunda kaldığını, özellikle fuarın uluslararası bir fuar olması, yapılması planlanan tarihte yurt dışından gelecek potansiyel müşteri katılımcıların pandemi nedeniyle katılamayacaklarına ve bu sebeple fuarın ertelenmesine yönelik talepleri olması ve fuardan elde edilecek faydanın düşük olması dikkate alarak fuar tarihini ertelediklerini, yine bu kapsamda fuarın ertelenmesi nedeniyle Ticaret Bakanlığı tarafından müvekkil şirket aleyhine inceleme başlatıldığını, buna ilişkin müvekkili şirketten bilgi ve belge istenildiğini, müvekkili şirket ise gerekli bilgilendirmeyi yapmış, inceleme sonunda müvekkili şirket hakkında herhangi bir müeyyide uygulanmamış ve müvekkil şirket lehine sonuç çıktıdığını, örüldüğü üzere ........ fuarının Mayıs 2022'ye ertelenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, ayrıca fuarın uzak bir tarihe ertelenmesinde müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığını, özellikle son iki yılda pandemi sebebiyle tüm fuarların ertelenmesi sebebiyle TOBB Fuar Takviminin sıkışması, fuar alanlarında yer bulunamaması, aynı sektöre ilişkin 1 ay içerisinde aynı fuarın yapılamaması kuralı sebebiyle mecburen fuar 10-14 Eylül 2022 tarihine ertelendiğini, yine yukarıda bahsedilen "1 ay" kuralı sebebiyle de, katılımcıların daha fazla mağdur olmaması adına İstanbul içerisinde yakın bir tarihte yapılamayacak olması nedeniyle fuar Antalya'ya alındığını, ayrıca müvekkili şirket, söz konusu 2020 ........ fuarı katılımcılarının tamamına, yaşanan enflasyon sebebiyle ülkemizde maliyetlerin neredeyse 10 katına çıkmasına rağmen hiçbir ek ödeme almaksızın ve tahsis edilen alandan hiçbir kesinti yapmaksızın yeniden katılım imkanı sağlamakta olduğunu, buna bağlı olarak da halihazırda yüzlerce şirketin katılım sağladığını, ayrıntılı olarak açıklanan nedenler ve mahkemece re'sen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda; haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf yüklenmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, Taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinden kaynaklı fuarın zamanında yerine getirilmemesi iddiasına dayalı olarak yapılan fuar bedeli ödemesinin tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü. Dava konusu Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 43.607,32-TL alacağının tahsiline kadar yıllık % 9 faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Dava konusu miktar 43.607,32-TL 'dir. Davacı ve davalı tacir olup, TTK 18/2 maddesi uyarınca her iki tarafın da ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli olma yükümlülüğü bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK m. 26'da bir sözleşmenin içeriğinin, bu sözleşmenin taraflarınca kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebileceği düzenlemesi yer almaktadır. Bu temel kuralın istisnası ise 20. maddede (TBK m. 27) ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu açıklanmıştır. Sözleşme serbestisi kavramının temeli irade özgürlüğüne dayalıdır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın irade özgürlüğüne ilişkin hükümleri (m. 12/1, 13, 17/1, 19, 35/1, 48/1, vb.) göstermektedir ki; hukuk sistemimiz kişilerin irade özgürlüğüne sahip olduğunu temel bir ilke olarak benimsemiştir. Genel işlem koşulları 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’dan önce 818 sayılı BK düzenlemesi içerisinde yer almasa da kamu düzeni, ahlâka aykırılık, kişiliğin korunması, sosyal adalet gibi farklı hukuki dayanaklarla bu husus pek çok yargı kararı ile (örneğin; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli, 1996/3-717 E., 1996/850 K. sayılı kararı) kabul görmüştür. Yine TBK’nın yürürlüğünden önce mevzuatımızda, oldukça sınırlı sayıda ve dar kapsamda da olsa, genel işlem koşullarına ilişkin bazı hükümler yer almıştır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 766, 1266; 5464 sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanunu m. 24; Sermaye Piyasası Kurulunun Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği m. 47/3 gibi). Bu düzenlemelerden biri de tüketici hukukunda mevcuttur. Davacı bu sözleşme kapsamında fuara katılma bedelinin davalı şirkete ödediğini, koronavirüs nedeniyle alınan tedbir sonucu fuarın iptal edilmesi üzerine geri ödenmediğini, fuarın iptal edilmiş olmasına rağmen davalının ödedikleri bedeli iade etmediğinden bahisle sözleşmeden döndüğünü ve bu bedelin iadesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı, fuarın iptal edilmediğini ertelendiğini, davalının bilgisi dahilinde ve sözleşme kapsamında yapıldığını, sözleşmenin halen geçerli olduğunu, bu nedenle bedelin iadesini talep edemeyeceği yönünde savunmada bulunmuştur. Dava konusu fuarın 10-14 Eylül 2022 tarihlerinde yapıldığı görülmüştür. Taraflar arasında 07.01.2021 tarihli fuar katılım sözleşmesi bulunduğuna ilişkin herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu sözleşmenin 2. Maddesine, dosya içerisine sunulan beyanlar, kayıtlar ve sözleşme içeriğinden anlaşıldığı üzere vakıf olup, altında kaşe ve imzası bulunmaktadır. Fuar Katılım sözleşmenin ön yüzünde " ... Katılım formunun arka yüzündeki ...... a.Ş. Tarafından belirlenen koşulları okuyup kabul ettiğimizi, sözleşmenin imzalanmasından itibaren sözleşme tutarlarını belirlenen vadelerde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğimizi beyan ederiz. İş bu sözleşme imza tarihinden itibaren geçerli olup, katılımcı firma tarafından tek başına fesh edilemez." ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Sözleşmenin bu sayfasının altında davacı şirketin kaşe ve imzası yer almaktadır. Fuar katılım sözleşmesinin 2. maddesinde " ...fuara (kısaca fuar) katılmayı kabul eden KATILIMCI, bu imzadan sonra, fuara katılmayı reddederse dahi KATILIMCI' nın maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. KATILIMCI, fuar koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI' nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb hususlarda, DÜZENLEYİCİ' nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir, KATILIMCI' nın ücret ödeme yükümlülüğü devam eder." ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Davacının bu hüküm ile bağlı olduğu kabul edilmiş ve davacının aksine yönelik sözleşmeden dönme ve feshe yönelik iddialarına itibar edilmemiştir. Yukarıda bahsedildiği gibi sözleşme özgürlüğü, bir akdi yapıp yapmama, içeriğini belirleme, akdin karşı tarafını seçme, akde son verebilme ve akdin şeklini belirleyebilme serbestîsi anlamına gelmekte olup, kimse bir akdi yapmaya zorlanamayacağı gibi istediği bir akdi yapmaktan da alıkonulamayacaktır. Taraflar arasında özel hukuk hükümlerine tabi geçerli bir sözleşme (Fuar Katılım Sözleşemesi) mevcut olup, davacının ve davalının basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğüne sahip oldukları hususu ise izahtan varestedir. Burada irdelenmesi gereken taraflar arasındaki sözleşmenin 2. Maddesinin geçerli olup olmadığı, haksız şart niteliğinde olup olmadığı, ertelenen fuar nedeni ile ödediği fuar katılım bedelinin iadesinin mümkün olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Fuar Katılım Sözleşmesinin 2. maddesinin, tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdıkları hüküm olup geçerli olduğu, haksız şart olarak kabulü mümkün olmayıp, tarafları bağlayıcı olduğu; kaldı ki dosyaya davalı tarafça sunulan mail yazışmalarından fuar tarihinin mücbir sebep ile ertelendiği ve ertelenme ve yeni tarih ile ilgili gerekli bilgilendirmelerin davacı tarafa yapıldığı; fuarın bildirilen tarihte yapıldığı; basiretli tacir gibi davranması gereken davacı tarafın sözleşmenin imzalanması sırasında sözleşmenin bu maddesini bildiği, bu hükme göre de sözleşmenin iptalinin ve ödenen bedelin iadesini talep hakkının olmadığı, ödeme yükümlülüğünün devam ettiği ve ertelemenin taraflara sözleşmeden dönme ve fesih hakkı da tanımayacağı da açıktır. Tacir olan her iki taraf özgür iradeleri ile yukarıda belirtilen sözleşme hükümleri konusunda anlaşmaya vararak imzalamışlardır. Fuarın ertelenmesi ile ilgili olarak TBK 136. madde anlamında ifa imkansızlığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması gerekmektedir. İmkansızlığı, sözleşmenin konusu olan edimin maddi veya hukuki bir nedenden dolayı yerine getirilmesinin mümkün olmaması olarak tanımlamak mümkündür. İmkansızlık nedenleri maddi veya hukuki olabilir. İmkansızlığın objektif olması, sadece borçlu bakımından değil, herkes bakımından söz konusu olan imkansızlık; sübjektif imkansızlık ise, sadece borçlu bakımından söz konusu olan imkansızlığı ifade eder. Kusursuz imkansızlık TBK'nın 136. düzenlenmiş bulunmaktadır. Yasada, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa borcun sona ereceği belirtilmiştir. İmkansızlık geçici nitelikte ise, kural olarak borcun sona ermesine neden olmaz. Bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. Ancak ifa muayyen bir zamanda yapılacak veya ifa zamanı alacaklı için önem taşıyorsa bu hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurur. Ancak iş bu yargılamada, ifa imkansızlığına dair hükümlerin uygulanarak tarafların verdiklerini geri isteyebilme haklarının doğduğunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü, yukarıda ayrıntılı şekilde yazılan sözleşme hükümleri ile bu maddenin uygulanması tarafların karşılıklı iradeleri ile adeta ortadan kaldırılmıştır. Somut olayda, davacı fuar tarihinin ertelenmesi ve yeni tarih belirlenmesinde, iptal edilen tarihin kendisi için taşıdığı öneme dair zarar iddiasında bulunmuşsa da, bu zarar iddiasını somutlaştırmamış ve bu zarar dair herhangi bir yazılı kayıt ve delil sunmamıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD' nin, 26/11/2020 Tarih ve 2018/554 E. - 2020/2075 K. Sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamına nazaran, davalı organizatör sözleşme hükümlerine göre tüm edimlerini gerçekleştirmiş olup, davacı müşterinin sözleşmeden dönme veya ödediği ücreti talep hakkı olmadığından ve yeniden belirlenen fuara katılmamakla varsa meydana gelen zarardan kendisi sorumlu olacağından, açıklanan gerekçelerle açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı takipte haksız olsa da. kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının sübut bulmadığından REDDİNE, -Davalının yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 526,66-TL peşin harcın mahsubu ile 99,06-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına), 4-Davalı tarafça yatırılan gider avansının davalı tarafa İADESİNE, 5-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2024 Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır