İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/1281 E. 2019/1145 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/1281
Karar No
2019/1145
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2019

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 26/09/2018 KARAR TARİHİ : 05/11/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili beyanlarında;Taraflar arasında davacıya ait metal parçaların davalı tarafça boyanmasına ilişkin hizmet sözleşmesi bulunduğunu, hatalı boyanan ve bedeli ödenen malzemelerle ilgili olarak davalı tarafa reklamasyon faturası kesilerek gönderildiğini ancak davalı tarafın reklamasyon faturasını iade ettiğini kabul etmediğini, bu sebeple davalı aleyhine Bursa 6.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasıyla takip başlatıldığını, davalı ile aralarındaki Whatsaap yazışmalarda bir kısım davalı işlemlerinde ayıp olduğunun açıkça belirli olduğu bu sebeple davalının ödeme emrine itirazınında haksız olduğunu belirterek itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili beyanlarında özetle ; Davacının ileri sürdüğü ayıpla ilgili olarak herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, seçimlik haklarını bildirir bir beyanlarınında olmadığını, davacı tarafça doğrudan reklamasyon faturası düzenlendiğini, reklamasyon faturası üzerine davalı yetkilileri ile birlikte davacı şirkete gidilerek kalite kontrolü yapılmak istendiği, davacı şirket tarafından aciliyet nedeniyle malzemelerin sevk edilmesi geretiği ileri sürülerek buna izin verilmediği, hizmette ayıp olduğuna ilişkinde bir tespitte bulunmadığını, davacı tarafça davalıya verilen hizmetin karşılığı olarak bedelin ödenmediğini, bu sebeple reklamasyon faturası da kesilemeyeceğini, eldeki davadan sonra davalının davacı aleyhine hizmet bedeli karşılığında icra takibi başlattığını belirterek davanın reddine, ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava Bursa 6.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki sözleşmede davalı davacıya ait metal parçaların boyama işlemini yapmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğini belirlemek gerekir. Bazı hukuksal ilişkilerde bir hizmetin satın alınması ile bir eserin meydana getirilmesi birbirine karıştırılabilmektedir. Eser sözleşmesi temel özellikleri itibariyle kullanılacak malzemeler iş sahibine yahut müteahhide ait olacak şekilde iş sahibinin belirlediği nitelikte, biçimde teknik özelliklerde bir yapının, bir ürünün makinenin yahut benzeri nitelikte bir nesnel varlığın ortaya çıkarılması söz konusudur. Örneğin bir ressamın bir tabloyu sanatsal nitelikte bir resme dönüştürmesini içeren sözleşme türü eser sözleşmesi olarak nitelendirilebilecekken o resmin yapıldığı tuvallerin seri üretim biçimde standart olarak beyaza boyanma işlemi eser sözleşmesi olmayıp boyama hizmetinin satın alınmasıdır. Somut uyuşmazlıkta da davacıya ait metal parçaların davalı tarafça boyanması suretiyle bir hizmet alımı söz konusudur. Burada taraflar arasındaki hukuksal ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Sözleşmenin niteliğinin belirlenmesi tacir olan tarafların hukuksal ilişkideki bir takım yükümlülüklerine etki söz konusudur. Tacirler kural olarak TTK'nun hükümleri uyarınca muayene ve ihbar mükellefiyetlerine tabidir. Bir akdin sonlandırılması yahut her türlü ihtar ve ihbar belli şekillere tabidir. Hukuksal ilişkide teslim edilen malda ayıp bulunması halinde de muayene külfeti belli sürelere tabidir. Açık ayıp ve gizli ayıp halinde bu sürelerin nasıl işleyeceği yasada öngörülmüş olup gizli ayıp ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin bu durum muhataba yasanın tacirlere yükümlediği şekillere göre bildirilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı taraf davalının yapmış olduğu boyama işlemlerinde ayıp bulunduğunu ve istenilen kalitede olmadığını ileri sürerek reklamasyon faturası nedeniyle alacak isteminde bulunmaktadır. TTK 18/3.maddesi uyarınca tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenlik elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılır. TTK'nun 23/1-c maddesi uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür (bu ihbar TTK 18/3 maddesindeki şekilde yapılmalıdır) diğer durumlarda TBK 223.maddenin 2.fıkrası uygulanır. Son cümlede kastedilen muayene ile ortaya çıkmayan ancak daha sonra ortaya çıkan gizli ayıplar için öngörülmüş bir durumdur. Böyle bir durumda muayeneden sonra ayıbın varlığı ortaya çıkarsa bu durumu hemen karşı tarafa bildirmek gerekir. Bildirilmezse ayıplı olarak mal kabul edilmiş sayılır. Eser sözleşmesinde ise TBK 474.maddesi uyarınca iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Bu gözden geçirmeyi ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır. (TBK m.477/2) Görüldüğü üzere eser sözleşmesi ile bir hizmetin satın alınması durumunda ayıp halinde uygulanacak hükümler birbirinden farklıdır. Davacı taraf ayıpla ilgili olarak bir takım mail ve mesaj yazışmalarını dosyaya sunmuştur. Mail yazışmalarının 18 Haziran 2018 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Taraf defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesinde ise söz konusu malların 20-23 Nisan 2018 tarih aralığında boyama işlemi yapılarak teslim edildiği görülmektedir. Davacı taraf muayene ve ihbar sürelerine riayet etmemiştir. Davalı tarafça verilen hizmete ilişkin davalı tarafından düzenlenen faturalar davacı defterlerine işlenmiş ve kaydedilmiştir. Davacı taraf 07/06/2018 tarihinde 10.455,50 TL tutarında reklamasyon faturası kesilerek borcunu sıfırlamıştır. Ayrıca 13/07/2018 tarihinde iki ayrı fatura keşide edilerek iki adet takibe konu reklamasyon ve kalitesizlik faturası kesilmiştir. Bu faturalarla davalı kendi defterlerinde 4.183,63 TL alacaklı konuma gelmiştir. Davacı defterlerinde ise davalının düzenlemiş olduğu hizmete ilişkin üç faturada kayıtlıdır. Bu faturalar uyarınca davalı davacıdan alacaklı konumdadır. Davacı tarafın düzenlemiş olduğu reklamasyon faturaları ise davalı defterlerinde kayıtlı değildir. Davacı tarafça davalıya herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Davalının sunduğu 10.455,50 TL toplam tutarlı mal ve hizmet verilmesine ilişkin fatura alacağı ödenmeksizin davacının aynı tutarlı düzenlediği reklamasyon faturası ile davacı borcunu sıfırlanmıştır. Daha sonradan takibe konu ettiği iki adet reklamasyon faturası ile de kendini alacaklı hale getirmiştir. Davacı yapılan işlem kadar reklamasyon faturası keserek alacağı sıfırlamıştır. Yani hizmetin tamamının ayıplı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı bu durumu ispatlamalıdır. İspat yükü onun üzerindedir. Ancak dosya arasına yalnızca boyanan parçalara ilişkin bir kısım görseller sunulmuştur. Ürünler üçüncü kişi müşteriye gönderildiği için ayıplı olduğu iddia edilen metal parçalar üzerinde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılamamıştır. Fakat inceleme yapılmaksızın bu iddianın ispatı mümkün değildir. Ayıplı olduğu ileri sürülen metal parçalarda yapılmış bir delil tespiti de bulunmamaktadır. Yalnızca davacının ayıplı olduğuna dair beyanları doğru kabul edilerek ifanın ayıplı olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Davacı taraf hem muayene ve ayıp ihbarına ilişkin yükümlülüklere uygun davranmamış hemde ürünlerin tamamında ayıp olduğu iddiasını dosya kapsamıyla ispatlayamamıştır. Bu sebeple düzenlemiş olduğu ilk reklamasyon faturasıyla hesabı sıfırlaması mümkün olmadığı gibi sonradan düzenlediği iki adet reklamasyon faturasıyla da alacaklı hale geçmeyecektir. Davacı aynı zamanda reklamasyon faturasının bir tanesini yabancı para cinsinden düzenlemiş ve bu şekilde alacak talep etmiştir ancak ticari ilişkide ödemenin yabancı parayla yapılacağına dair bir sözleşme bulunmadığı gibi davacı davalıya Euro cinsinden ödeme yapmanın aksine herhangi bir ödeme dahi yapmamış, davacının reklamasyon faturasının bir tanesini Euro cinsinden düzenlemesini dosya kapsamında açıklaması dahi yapılmamıştır. Reklamasyon faturasının yabancı para cinsinden düzenlenmesi anlaşılamamıştır. Bu haliyle takipte talep ettiği yabancı para cinsinden ve Türk Lirası cinsinden reklamasyon alacağı bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Davacı alacaklının takipte açıkça kötüniyeti sabit olmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 44,40 TL harcın başlangıçta alınan 93,74 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 49,34 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,

Dair davacı vekili , davalı şirket temsilcisi ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yargı Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/11/2019

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/1281, K. 2019/1145, T. 05.11.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-1281-e-2019-1145-k-3febb2a1eb9c