İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/590 E. 2019/473 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/590
- Karar No
- 2019/473
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/590 KARAR NO : 2019/473
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 12/10/2017 KARAR TARİHİ : 10/07/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E. sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine takip başlattıklarını, takibe dayanak olarak ... tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası rücu gösterildiğini, ancak müvekkili takibe dayanak gösterilen kaza ve hasar bedeli ile hiç bir ilgili bulunmadığı gibi davalı tarafla her hangi bir sigorta ilişkisi de olmadığını, belirtilen tarihte müvekkili adına kayıtlı her hangi bir araç mevcut olmadığını, rücu talebinin müvekkili ile ilişkilendirecek hiç bir belge bilgi olmadığını, açılan takip dosya nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitini, yargılama aşamasında ödeme yapılması halinde ödenen miktarın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile davalıdan % 20 kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, takibin yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen yangından davacı borçlunun kusurlu olduğunu, yangın raporunda görüleceği üzere yangın evin çocuk odasında tv arkasında bulunan prize takılı vaziyette çoklu pirizden meydana gelen kısa devre sonucu olduğunu, sigortalı ... yangın sebebi ile oluşan hasarın gönderilmesini talep ettiğini, hasar tespiti sonrasında gerekli onarımların yapıldığını, onarım fatura bedeli onarımı yapan şirkete fatura karşılığında ödendiğini, kusurun davacıda olması nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin ödenen bedeli davacıya rücu ettiğini, Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, icra takibinde tahsile yönelik işlemler devam ederken borçlunun iş yeri tespit edildiğini ve maaş haczi gönderildiğini, açılan davanın haksız olduğunu, davaya dayanak olarak da takibe ait ödeme emrindeki maddi hata gösterildiğini, davaya konu takip davacının evinde meydana gelen yangın sonrasında tanzim edilen hasarın rücusundan ibaret olduğunu, davanın reddi ile davacı tarafından haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddi ile davacı borçlunun alacağın % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı, borçlunun davacı olduğu, ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz için ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapıldığı takibin kesinleştiği görülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4. maddesine göre; "1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2018 tarih 2018/5025E. 2018/9001K. sayılı kararında; "...01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 29/05/2017 tarih 2014/24047E. 2017/6044K. sayılı kararında;"...Dava, davacıya ait taşınmazda meydana gelen dahili su basması nedeniyle, sigortalısına ödeme yapan davalı işyeri sigortacısının ödediği ve daha sonra zarardan sorumlu olduğu iddiası ile yapı maliki davacıdan rücuen tahsil ettiği bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Davalı ... şirketi, sigortalısı olan dava dışı 3. kişiye ödeme yapmış, ödediği bedeli de sigortalısının halefi olarak davacıdan rücuen tahsil etmiştir. Davalı sigortacının halefi olduğu sigortalı ise, davacının kiracısıdır. Bu itibarla, davalının halefiyet gereği davacıdan tahsil ettiği bedelin istirdatı istendiğine göre; görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır...Somut olayda; davalı ... şirketinin, sigortalısının halefi olarak davacıdan rücuen tahsil ettiği bedelin istirdatı istemiyle açılan davada, dava dışı sigorta ettiren ile davacı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesidir. Davada sorumluluğun tespitinde kira sözleşmesi hükümleri de değerlendirilecektir. O halde; mahkemece, uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiği dikkate alınarak, HMK'nun 114/1-c. maddesine göre görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken..." denilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/17-1088E. 2019/65K. sayılı kararında; "...Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun TTK’nın 1472. maddesinin 1. fıkrasına göre; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücû ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarihli ve 37 E. 9 K. ve 17.01.1972 tarihli ve 1970/2 E.,1972/ 1 K. sayılı kararlarında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmakta iken, 31.03.1954 tarihli ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ise sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı belirtilmiştir. O hâlde bu tür davalarda görevli mahkeme sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre belirlenmelidir... Görev, kamu düzenine ilişkin olup HMK’nın 1. maddesi gereği yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Sigorta şirketi ödediği zarar bedeli oranında sigortalının haklarına halef olacağından ve bedeli ödedikten sonra sigortalı hangi davayı açabilecekse sigortacı da o davayı açabilecektir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2017 tarih 2015/6942E. 2017/12049K. sayılı kararında; "...Dava, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir... Dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısının halefi olarak açıldığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesinde ise dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın kiralanan taşınmazların, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemesinin görevinde olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, sigortalı işyerinde oluşan su hasarı sebebiyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalıya ödenmiş olup ödenen tazminatın işyerinin maliki olan davalıdan tahsili talep edilmiştir. Dosyaya sunulan kira sözleşmesine göre dava dışı sigortalı, sigortalı işyerinde kiracı olarak bulunmaktadır. Bu nedenle dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayanmaktadır. Sigortalı ile davalı arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğuna göre; davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı/kiracı, davalı sigortacının kiraya verenin halefi olarak başlattığı icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Davacının kiracısı olduğu dava dışı davalının sigortalısına ait evde meydana gelen yangın nedeni ile davalı ... şirketinin sigortalısı olan kiraya verene ödemiş olduğu tazminatın rücuen tazmini için takip başlatmış ve takip kesinleşmiştir. Davalı ... şirketi, sigortalısı olan dava dışı 3. kişiye ödeme yapmış, ödediği bedeli de sigortalısının halefi olarak davacıdan rücuen talep etmiştir. Davalı sigortacının halefi olduğu sigortalı ise, davacının kiraya verenidir. Bu itibarla, davalının halefiyet gereği davacıdan talep edilen bedel nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istendiğine göre; görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Dava dışı sigorta ettiren ile davacı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesidir. Davada sorumluluğun tespitinde kira sözleşmesi hükümleri de değerlendirilecektir. Dava, ... tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlaması gerektiğinden dava ve karşı davada görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması nedeni ile, dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2. Davacının talebi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmeleriningerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dair, davacı asilin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır