İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/413 E. 2023/202 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/413
- Karar No
- 2023/202
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/413
KARAR NO : 2023/202
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/04/2017
KARAR TARİHİ : 21/03/2023
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile... ürünlerinin satışı ve teslimi konusunda anlaşıldığını, söz konusu anlaşma uyarınca taraflar, ürünlerin toplam 59.712,00-Euro bedel karşılığında davalıya satışı ve İzmir'de davalıya teslim edilmesi hususunda anlaşıldığını, 21/07/2015 tarihinde söz konusu malları İzmir'de ... teslim ettiklerini ve iki ürünede ayrı ayrı sevk irsaliyesi kesilerek... ve ... plakalı araçlara yüklendiğini, teslimi takiben ise 22/07/2015 tarihli ... seri numaralı fatura düzenlenerek 27/07/2015 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, söz konusu faturaları tebliğ alan ...'nun süresi içinde herhangi bir ödeme yapmadığı gibi bir itirazda da bulunmadığını ve 2015 yılının yedinci ayından beri alacağını alamadığını sonucunda ise İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas dosyası ile davalı aleyhine icra takibine başlandığını ve davalının 28/03/2017 tarihinde takibe itiraz ettiğini, davalı borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının haksız itirazı sonucu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına çarptırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, tarafça takibe ve borca tüm ferilerine süresinde itiraz edildiğini, davacı şirket ile aralarında 02/07/2014 tarihli sözleşme ile ... isimli tankların davacı şirketten alımının yapıldığını, müvekkil şirketin ... Kasabasındaki Fabrikası için bulanık meyve suyu ve berrak meyve suyu için bir adet işleme hattı, beyaz ve kırmızı üzüm için üzüm suyu konsantresi işleme hattı ve kuru üzüm giriş kapasiteli pekmez işleme hattını tedariki için davacı şirketin Türkiye Temsilciliğini yaptığı ......- Almanya firması ve davacı şirket ile 16/06/2014 tarihli ticari sözleşme imzalandığını ve şirketin sözleşme bedelinin tamamını ödediğini, her ne kadar makinaların getirilip tesis kurulmuş ise de tesis çalışır duruma getirilmemiş, ekipmanların en geç 01/02/2015 tarihinde teslim edileceği kararlaştırılmış ise de bu yükümlülüğünün de yerine getirilmediği gibi çalışanlarının da şantiyeden geri çekildiğini ve müvekkil şirketin bu şekilde mağdur edildiğini, sonucunda 83.000 Euro tutarında sadece işin başka bir firmaya yaptırılmasından kaynaklı zarar oluştuğunu ve işin devreye alınamaması üretimin gerçekleşememesi nedeni ile meydana gelen zararları ise bu miktarların kat be kat üzerinde olması nedeniyle Bozkır Asliye Hukuk mahkemesi'nin ... D.İŞ sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırıldığını, söz konusu tespitte alınan bilirkişi raporunda sözleşme konusu tesiste bütün ünitelerin elektrik ve elektronik devrelerdeki eksiklikler nedeniyle çalıştırılamadığı, sonuç olarak tesisin çalışır durumda olmadığının tespit edildiğini, tesisin devreye alınamaması sebebiyle eksik kalan işlerin ... San ve Tic. A.Ş'ye yaptırıldığını, iş bu açıklanan nedenlerle dava konusu icra takibinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup, davacı tarafça buna rağmen haklı itirazımızın iptali için haksız ve kötüniyetli olarak açılan davada davanın reddi ile birlikte davacı şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini ve davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
** 15/04/2019 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; Dosya kapsamı incelenerek, davacıya ait hesap kayıtları ve ticari defterler, tarafların iddia ve savunmaları, dosyada mübrez belgeler üzerine araştırma, inceleme, hesaplama ve değerlendirmeler yapılmış ve yukarıda arz olunan tespit ve incelemeler neticesinde etraflıca açıklandığı üzere;
1.Davacı tarafın 2015 yılı yasal defterinin 6762 sayılı (mülga) TTK’nın m. 66.,69.,70.,82. gereği ticarî defterlerin ispat kuvveti bakımından açılış tasdikine ve kapanış tasdikine sahip olduğu, bu yönüyle sahibi lehine delil sayılması gerektiğine dair nihaî takdir Mahkemeye ait olduğu, Davacı tarafın 2018 yılı yasal defterinin 6762 sayılı (mülga) TTK’nın m. 66.,69.,70.,82. gereği ticarî defterlerin ispat kuvveti bakımından açılış tasdikine sahip olduğu, kapanış tasdiki yasal süresinin 30.06.2019 olması sebebiyle henüz kapanış tasdikine sahip olmadığı, durumun usulüne uygun olduğu, bu yönüyle sahibi lehine delil sayılması gerektiğine dair nihaî takdir yetkisinin Mahkemeye ait olduğu, davacı şirketin davalı şirkete 24.03.2017 takip tarihinde , asıl alacak bakiyesi olan 176.896,80 TL asıl alacak için İzmir ....İcra Müdürlüğü ... E sayı ile ödeme emri gönderdiği, 7 gün içinde ödeme talep ettiği, takip dayanağının 22.07.2015 tarihli 176.896,80 TL tutarında fatura gereği alacak olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalıya 27.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının takibe 28.03.2017 tarihinde itiraz ettiği, takibin durduğu takipten sonra davalı tarafından 2018 yılı faturalarına mahsuben ödeme yapıldığının anlaşıldığı, İcra takip tarihinden önce ETTK 92.madde/YTTK 94.madde gereği mevcut bakiye için taraflar arasında imzalı kaşeli bir cari hesap mutabakatı olmadığı, İki tarafında tacir sayıldığı ve aralarında fiili bir cari hesap ilişkisi bulunduğu; ETTK 92.madde/YTTK 94.madde yerine getirilmediğinden, davacının davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürmediği, dava ve takip konusu cari hesap muavin kayıtlarındaki işlemlerin (Fatura, ödeme vb.), davacı yasal defter kayıtlarına genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve VUK usulüne uygun olarak kaydedildiği, davacı taraf ticari defterleri üzerinden bakıldığında, davacı tarafından icra takibine konu edilen alacağın doğduğu, takip tarihi itibariyle, Davacı şirketin Davalı şirketten TABLO 1'de görüldüğü üzere 22.07.2015 tarihli ... no.lu 176.896,80 TL’lik faturadan kaynaklı 176.896,80 TL asıl alacağı olduğu, (Davalının borçlu görüldüğü), güncel tarih cari hesap alacağının 192.456,99 TL, takip talebinin 176.896,80 TL olduğu, Vergi dairesine verilen onaylı BA-BS formları açısından yapılan incelemede, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: ...) gereği aylık dönemlere ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak belirlenmiş olduğu, takip ve dava konusu faturaların hadler dahilinde davacı BA-BS formlarına dahil edildiğinin görüldüğü,
** 30/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
Dosyaya konu olan olayın başlangıcı, ... içinde bulunan ...ve Tic. A.Ş. adına meyve suyu ve üzüm sirkesi üretiminin yapılacağı bir fabrikanın kurulması ile başlamaktadır. Dosyadaki bilgilere göre, bu fabrikanın işletmeciliğini muhtemel sahibi ... Tarım Hayvancılık Gıda San. ve Tic A.Ş.'nin yapacağı anlaşılmaktadır. Bu işe uygun olarak bir teknik şartname ve sözleşme hazırlanmıştır. Orijinal sözleşme metninde sözleşme tarihi 26.06.2014 olmasına rağmen Türkçe lercümesinde bu tarih 16.06.2014 olarak yazılmış ve tüm dosya içeriğinde 16.06.2014 olarak anılmıştır. Teknik heyetimiz İngilizce metnide kontrol ederek aşağıdaki raporu oluşturmuştur.Sözü edilen fabrika birçok üretim hatlarını ve farklı proseslerin olduğu bir gıda fabrikasıdır. Bu tür fabrikalarda proseslerin devamlılığı bir öncesindeki ptosesin doğru şekilde bitmesine dayanır. Bu nedenle her çalışma ... dediğimiz hassas kontrolörle kontrol edilir. Sözleşmenin konusunda 3 farklı üretim hattının kurulacağı tasarlanmıştır. Sözleşmenin teknik şartnamesi dosyada olmadığından incelemesi yapılamamıştır. Ancak, edinilen tecrübeye göre bu proseslerin yukarıda açıklandığı gibi farklı kısım ve cihazların bir araya getirilmesinden oluşması gerektiği anlaşılmaktadır. Sözü edilen cihazlar dava dışı ...... firmasından satın alınacaktır. ... firması sözleşmenin satıcı olup Tedarikin Kapsamı başlığı altında; satıcının bulanık elma suyu ve berrak elma suyu, kırmızı ve beyaz üzüm suyu konsantresi için montaj ve çalıştırma dahil 1 adet işletme hattı tedarik etmekten sorumlu olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, sözleşme konusu ve tedarik kapsamı birbiriyle uyumlu olup ... firmasının cihazları Ex W koşulunda kara taşımacılığında kullanılan tırlara uygun şekilde yüklenen kargoların tüm masraf ve risklerinin ...'ya ait olacak şekilde Konya'ya getirileceği kararlaştırılmıştır. Söz konusu cihazlar çok sayıda olup partiler halinde Konya'ya getirildiği açıktır. Dosyadaki bilgilerde taşımacılık sırasında cihazlarda herhangi bir hasar olup olmadığı hakkında bir tutanak olmadığı görülmüştür. Bu durumda cihazların fabrika alanına sağlam getirildiği kabul edilmiştir. Sözleşme bedeli 4.150.000 Euro'dur. Bu bedel satıcının çok sayıda cihazı Konya'ya sevk edeceği anlamına gelmektedir. Sözleşme anahtar teslimi proje olup, bu bedele ... firmasının kurulum ve montaj için Konya'ya göndereceği ekiplerin tüm masrafları da dahildir. Sözleşmeye göre en son parti cihazların 01.02.2015 tarihinde Almanya'da tırlara yüklenmesi kararlaştırılmıştır. Satıcı söz konusu cihazların her biri için ...'ya ön montaj el kitapçığı, bakım talimatları, sistem başlatma talimatları, kullanma kılavuzlarını teslim edecektir. Sözleşmenin Garantiler başlığı altında satıcı ...'un sözleşme bedelinin ”410'u kadar olan 415.000 Euro bedeli teminat mektubu olarak vereceği ve geçerlilik süresinin en son makinenin çalıştırılmasından sonra 1 yıl olacağı kararlaştırılmıştır. Dosyadaki bilgilerde anılan teminat mektubunun akıbetinin ne olduğu bilinmemektedir. Sözleşmenin İptal sebebi başlığı altında yazılı olan sözleşme fesih hükümlerinin alıcı ... tarafından uygulanmadığı dolayısıyla sözleşmenin fesh edilmediği anlaşılmıştır. Sözleşmenin Ekipmanların Kalitesi ve Garanti Yükümlülükleri başlığı altında belirtilmiş olan ekipman bozulması, cihazların arızalı gelmesi gibi hususların meydana geldiğini gösterir bir tutanağın düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Sözleşme tarihi olan 26.06.2014 tarihi ile dosyaya konu 1 adet ...'ın İzmir'e sağlam bir şekilde geldiği 21.07.2015 tarihi arasında yaklaşık 1 sene içinde fabrikanın kurulumu yapılmış olup bu süre içinde fabrikayı devir alacak teknik ekip ve fabrika sorumluları tarafından herhangi bir aksaklığın ve/veya arızanın rapor edilmediği görülmüştür. Sözleşmeye göre böyle bir arızanın ortaya çıkması durumunda alıcının bu durumu rapor etmesinden 20 takvim günü içerisinde satıcının ortaya çıkan arızayı gidermesi gerekmektedir. Sözleşmenin diğer şartlar başlığı altında dosyanın davacısı olan... firmasının bu sözleşmenin garantörü olduğu sözleşmenin tüm maddelerinin ... Mühendişslik firmasını bağladığı görülmüştür. O halde,... firması ... firması'nın Türkiye temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 26.06.2014 - 21.07.2015 tarihleri arasında fabrikada olan her aksaklığın ... Mühendişlik tarafından bilindiği ve çözüm üretildiği anlaşılmaktadır. ... firmasının talebiyle Konya Bozkır Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda Etektrik Mühendisi bilirkişi fabrika elektrik iç tesisatının yönetmeliklere uygun olarak hazırlandığı hassas cihazların düzgün çalışmasını sağlayacak topraklamanın yapıldığı belirtilmiştir.. Makine mühendisi bilirkişi ise Evaparatör ünitesi, ultra filtre ünitesi, Cleaning in place (CIP) olarak bilinen yıkama hattı, pastörizör safhası ve pres hattı gibi farklı üretim hatlarına ait Ple cihazlarının kurulumlarının henüz yapılmadığı, yapılanların ise hatalı çalıştığı tespitleri yapılmıştır. Teknik olarak, sözü edilen hatlar içinde birçok cihaz ve herbirinin kontrolünün ... Tarafından yapılan sistemlerdir. Bu sistemlerde ana makine parçalarının birbirine bağlantıları yapıldıktan sonra ... sistemlerinin bağlantıları yapılır. ... içindeki mikrokontrolör içeren kartlar ise herhangi bir fiziksel darbeye ya da statik elektriğin sebebiyet verebileceği hasardan korunması için en son montajı yapıldıktan sonra sişteme elektrik verilerek kısım kısım denemelere başlanır. Söz konusu sistemler doğası gereği ilk kurulumlarında istenilen şekilde çalışamazlar bu nedenle sistemlerin ayarlarının yapılması ve sonrasında devreye alınması gerekir, Dosyadaki bilgilere ve sözleşmeye göre bu işlemler anahtar teslim koşulunun içinde olup satıcı ... firmasının görevlendirdiği firmalar tarafından... firmasının gözetiminde yapılmalıdır. Dosyaya konu olan icra dosyasındaki asıl alacak bedeli üzüm sirkesi üretim hattına konulacak olan muhtemelen en son parti olan 1 adet ...'a karşılık olan59.712,00 Evro karşılığı 176.896,80 TL. olduğu anlaşılmaktadır. Bu bedelin sözleşme bedeli ile oranlandığında küçük bir kısmı olduğu görülmektedir. Davalı ...'nun cihazları almasına rağmen bu bedeli ödememesinin nedeninin son alınan cihazlar dahil olmak üzere fabrikada henüz üretim yapılamaması, fabrikanın anahtar teslim çalışır hale getirilmemesi olduğunu iddia etmesidir. Dosyadaki bilgilerde... firmasının fabrikanın neden sözleşmeye uygun olarak çalışır hale getirilmediği hakkında bir teknik yazısının olmadığı görülmüştür. Davalı ... firmasının fabrikanın devreye alınması için dava dışı ... firmasından aldığı Fiyat Teklifi incelendiğinde, yapılacak işlerin itirazın iptali faturasındaki cihazların üretime alınmasıyla birlikte tüm üretim hatlarının yeniden elden geçirilerek eksik olan ... kart ve sensörlerinin takılmasını ve fabrikanın üretime başlamasını kapsadığı görülmüştür. Neticede, fabrikanın davacı... ve dava dışı ... firması tarafından sözleşme şartlarına uygun olarak sözleşme süresi içinde çalışır halde teslim edilmediği kanaatine varılmıştır.
Dosyanın Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku kapsamında yapılan yeniden değerlendirmesinde de 29.03.2021 tarihli Kök Bilirkişi Raporunda da belirtildiği gibi itirazın iptali dosyasının açılmasına sebep olan 02.07.2014 tarih, ... no'lu sipariş ile davalı tarafından satın alınan ve Kök raporda detayı verilen iki adet tankın bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmeyeceğinin MÖHUK m.24 kapsamında Türk hukukuna göre çözümlenmesi gerektiği, sözleşmede ise “Tahkim” maddesinin bulunduğu, tahkim maddesine göre Sözleşme süresi içinde ortaya çıkabilecek herhangi bir problemin dostane biçimde çözüleceği, çözülemez ise Paris Uluslar Arası Ticaret Odasının Tahkim Kurallarına göre 3 hakemin görevlendirilerek çözüleceği, çözüm yerinin İsviçre Zürich olacağı ve geçerli kanunların uygulanacağı belirtilmiştir. Tahkim yoluna başvurulmaması ihtimalinde olayda yabancılık unsuru bulunan bir ticari sözleşme söz konusu olduğundan MÖHUK m. 1 kapsamında Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Anlaşması-Viyana Sözleşmesi (CISG) hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, takas-mahsup defininde Türk Hukukundaki hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Raporun teknik kısmında varılan görüşe göre fabrikanın davacı... ve dava dışı ... firması tarafından sözleşme şartlarına uygun olarak sözleşme süresi içinde çalışır halde davalıya teslim edilmediği kanaatine varıldığı , belirtilmiştir.
** Davacının 11/10/2019 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu görüldü.
** İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesine bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere talimat yazılmıştır.
** Konya... Asliye Ticaret Mahkemesine bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere talimat yazılmıştır.
** Bozkır Asliye Hukuk Mahkemesine bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere talimat yazılmıştır.
** Turgutlu Asliye Hukuk Mahkemesine tanık dinlenmek üzere talimat yazılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; Alım satım ilişkisi kapsamında ticari satımdan kaynaklanan faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı şirketin dava dilekçesinde; davalı ile ... ürünlerinin satışı ve teslimi konusunda anlaşıldığını, söz konusu anlaşma uyarınca taraflar, ürünlerin toplam 59.712,00-Euro bedel karşılığında davalıya satışı ve İzmir'de davalıya teslim edilmesi hususunda anlaşıldığını, 21/07/2015 tarihinde söz konusu malları İzmir'de ...'ya teslim ettiklerini ve iki ürünede ayrı ayrı sevk irsaliyesi kesilerek... ve ... plakalı araçlara yüklendiğini, teslimi takiben ise 22/07/2015 tarihli 1390 seri numaralı fatura düzenlenerek 27/07/2015 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini beyan ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket ile aralarında 02/07/2014 tarihli sözleşme ile ... isimli tankların davacı şirketten alımının yapıldığını, davalı şirketin ... Kasabasındaki Fabrikası için bulanık meyve suyu ve berrak meyve suyu için bir adet işleme hattı, beyaz ve kırmızı üzüm için üzüm suyu konsantresi işleme hattı ve kuru üzüm giriş kapasiteli pekmez işleme hattını tedariki için davacı şirketin Türkiye Temsilciliğini yaptığı, ... ...- Almanya firması ve davacı şirket ile 16/06/2014 tarihli ticari sözleşme imzalandığını ve şirketin sözleşme bedelinin tamamını ödediğini, her ne kadar makinaların getirilip tesis kurulmuş ise de tesis çalışır duruma getirilmediği, ekipmanların en geç 01/02/2015 tarihinde teslim edileceği kararlaştırıldığını ancak bu yükümlülüğünün de yerine getirilmediği gibi çalışanlarının da şantiyeden geri çekildiğini ve davalı şirketin bu şekilde mağdur edildiğini, sonucunda 83.000 Euro tutarında sadece işin başka bir firmaya yaptırılmasından kaynaklı zarar oluştuğunu ve işin devreye alınamaması üretimin gerçekleşememesi nedeni ile meydana gelen zararları olduğunu beyan ederek beyan ederek taraflar arasında ticari ilişkinin olduğunu kabul ve ikrar etmiştir. Davacı ticari ilişkiyi ispat etmiş olup gerekli ifanın ayıplı yapıldığını ispat yükü davalı tarafa geçmiştir.
Davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda; davacı tarafından icra takibine konu edilen alacağın doğduğu, takip tarihi itibariyle, davacı şirketin Davalı şirketten 22.07.2015 tarihli ... no.lu 176.896,80 TL’lik faturadan kaynaklı 176.896,80 TL asıl alacağı olduğu, (Davalının borçlu görüldüğü), güncel tarih cari hesap alacağının 192.456,99 TL, takip talebinin 176.896,80 TL olduğu, Vergi dairesine verilen onaylı BA-BS formları açısından yapılan incelemede, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: ...) gereği aylık dönemlere ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak belirlenmiş olduğu, takip ve dava konusu faturaların hadler dahilinde davacı BA-BS formlarına dahil edildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili dosyaya sunduğu 11/10/2019 tarihli ıslah dilekçesinde takas- mahsup def'inde bulunmuştur.
Islah için yapılan değerlendirmede;
Islah müessesi, 6100 sayılı HMK'nın 176 ila 182. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Islah, taraflardan birisinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HMK 176/1). Dava, davacı tarafından HMK'nın 180. maddesi uyarınca tamamen ıslah edilebileceği gibi, taraflarca HMK'nın 181. maddesi uyarınca kısmen de ıslah edilebilir. Davanın tamamen ıslah yoluna dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur. Davadaki talep kısmının değiştirilmesi de davanın tamamen ıslahı mahiyetindedir. Kısmi ıslahta ise, taraf belli bir usul işlemini ıslah etmektedir. Davadaki talep kısmının artırılması ise davanın kısmen ıslahı mahiyetindedir. Gerek davanın tümden ıslahı gerekse kısmi olarak ıslahı tahkikatın sona ermesine kadar (HMK 177/1) ve bir defa yapılabilir (HMK 176/2). Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. maddesine göre taraflardan her birinin, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği hükme bağlanmakla kural olarak Türk Hukukunda ıslaha izin verilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde talep edilmemiş bir alacak kaleminin ıslah yoluyla artırılıp davaya konu edilmesi mümkün değildir. Kural olarak davanın tamamen ıslahı, 1086 Sayılı HUMK'nın 88. maddesi, 6100 Sayılı HMK'nın 180. maddesi hükümlerince mümkündür.
Takas-Mahsup def'ine ilişkin yapılan değerlendirmede;
6098 sayılı Kanun'un "Takas" kenar başlıklı 139 uncu maddesi "İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir." hükmünü içermektedir.
6089 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesi uyarınca iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer. Takas edilecek alacaklar aynı nitelikte, aynı türden olmalıdır. Borçlar doğdukları anda aynı türden olabileceği gibi, sonradan da aynı türden olabilirler. Ancak takas hakkının kullanıldığı anda, mutlaka aynı türden olmaları zorunludur. Takas için gerekli olan bir diğer şart da alacağın muaccel olmasıdır. Alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borç olması gerekir. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir.
Bu açıklamalar ışığında davamıza konu olan esas konunun takas def'in de alacakların aynı nitelikte olması hususundan ne anlaşılması gerektiğidir. 6089 sayılı Kanunu'n 139 uncu maddesi birinci fıkrasında yer alan “...miktar para veya özdeş diğer edimleri...” ifadesi takasın diğer şartı olan karşılıklı alacakların aynı cinsten olma şartını ortaya koymaktadır. Edimlerin konularının aynı cinsten olmasından, “borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması” anlaşılmalıdır.
HMK 177 uyarınca ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğinden, 26/09/2019 tarihinde sözlü yargılama için taraflara süre verildiği, davalı vekilinin 07/10/2019 tarihli UYAP yoluyla gönderilen dilekçesi ile takas mahsup def'i ileri sürerek ıslah talebinde bulunduğu, Mahkememizce henüz tahkikat sonlandırılmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın ıslah dilekçesinin ve takas mahsup def'inin kabulü ile, takas mahsup def'i de yargılamanın her aşamasında karşı tarafın kabulüne bağlı olmadan ileri sürülebileceğinden, takas mahsup def'inin kabulüne karar verilerek Davalı vekiline, takas mahsup def'i dilekçesinde belirttiği şekilde, eksik kalan işlerin yapıldığı iddia edilen (... A.Ş., ... Meyve Suyu Fabrikası İhtiyacı Eveparatör ve UF hatların devriye alınması işi ... Mak. San. Tic. AŞ ye yaptırıldığı), davalı şirket vekilinin 07/11/2019 tarihli dilekçesi ile bildirmiş olduğu dava dışı şirketin defterleri üzerinde, davalının iddiaları doğrultusunda, davalı firma tarafından dava dışı... Mak. San. Tic. AŞ ye ilgili işlerin yaptırılıp yaptırılmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmış olup inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; Dosyaya konu olan icra dosyasındaki asıl alacak bedeli üzüm sirkesi üretim hattına konulacak olan muhtemelen en son parti olan 1 adet ...'a karşılık olan 59.712,00 Euro karşılığı 176.896,80 TL. olduğu anlaşılmaktadır. Bu bedelin sözleşme bedeli ile oranlandığında küçük bir kısmı olduğu görülmektedir. Davalı ...'nun cihazları almasına rağmen bu bedeli ödememesinin nedeninin son alınan cihazlar dahil olmak üzere fabrikada henüz üretim yapılamaması, fabrikanın anahtar teslim çalışır hale getirilmemesi olduğunu iddia etmesidir. Dosyadaki bilgilerde... firmasının fabrikanın neden sözleşmeye uygun olarak çalışır hale getirilmediği hakkında bir teknik yazısının olmadığı görülmüştür. Davalı ... firmasının fabrikanın devreye alınması için dava dışı ... firmasından aldığı Fiyat Teklifi incelendiğinde, yapılacak işlerin itirazın iptali faturasındaki cihazların üretime alınmasıyla birlikte tüm üretim hatlarının yeniden elden geçirilerek eksik olan ... kart ve sensörlerinin takılmasını ve fabrikanın üretime başlamasını kapsadığı görülmüştür. Neticede, fabrikanın davacı... ve dava dışı ... firması tarafından sözleşme şartlarına uygun olarak sözleşme süresi içinde çalışır halde teslim edilmediğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Mahkememize konu taraflar arasındaki karşılıklı edimlerin bir miktar para olduğu anlaşılmakla karşılıklı alacakların takas def'ine konu edilebileceği, davacının faturaya konu makineyi davalıya teslim ettiği ancak davalının söz konusu makineyi sözleşmeye uygun olarak çalışır durumda teslim etmediği yönündeki iddiasını ispat ettiği kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE
2-Peşin alınan 3.519,91-TL harçtan, alınması gereken ret harç tutarı olan 179,90-TL’nin mahsubu ile fazladan alınan 3.340,01-TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa verilmesine,
3-Dava tamamen reddedildiğinden davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4--Davalının yapmış olduğu 3.898,7-TL talimat gideri ve 200,00-TL tebligat ve posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Dava tamamen reddedildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 27.534,52TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6- Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu şeklinde karar verildi.
21/03/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır