İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/1059 E. 2026/207 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1059
- Karar No
- 2026/207
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/1059 Esas KARAR NO : 2026/207 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/10/2017 KARAR TARİHİ : 05/03/2026
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 05/10/2017 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin --------- markası altında faaliyet gösteren “-------- Oteli'nin işletmecisi olduğunu, sektör yapısı sebebi ile şirketin müşteri portföyü, ticari kararları, gizli kalması mutlak olan müşteri bilgilerinin şirket bakımından önemli olduğunu, bu sebeple çalışanlar ile müvekkili şirket arasında rekabet etmemeye ilişkin sözleşme imzalandığını, 29.09.2014 tarihinde müvekkili şirkette “satış müdürü yardımcısı, düğün ve özel organizasyonlar” görev tanımı ile işe başlayan davalı ile de rekabet yasağı şartının kararlaştırıldığını, davalının yapmış olduğu iş gereği müvekkili şirketin birçok gizli kalması gereken bilgisini öğrendiğini, müşteri çevresi ile tanıştığını ve birebir ilgilendiğini, davalının 17.02.2017 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, sözleşmede kararlaştırılan 1 yıllık rekabet yasağı süresi sona ermeden müvekkili şirket ile rekabet halinde olan otelcilik alanında ve aynı bölgede faaliyet gösteren “----------” isimli otelde aynı işi yapmak üzere çalışmaya başladığını, BK.m.348'deki rekabet yasağı düzenlenmesinin amacının işçinin öğrenmiş olduğu ticari sırları, müşteri bilgilerini iyi yada kötü niyetli olduğuna bakılmaksızın eski işverene karşı kullanmasının önlenmesi olduğunu, rekabet yasağının geçerli olabilmesi için şekli şartların yanında başka şartların da arandığını, bu kapsamda işçinin işverenin belirli sırlarını öğrenmiş olması veya müşterilerini tanıyor olması ve bu bilgileri kullanması halinde işverene zarar verebilecek olmasının gerektiğini, bu şartın dava bakımından gerçekleştiğini, davalının elde ettiği bilgileri kötüye kullanma ve müşteri çevresini yeni işyeri ile çalışmaya ikna etme imkanına sahip olduğunu, bu yolla müvekkilin müşteri ve gelir kaybı yaşayacağını, diğer bir şart olarak rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmeyecek nitelikte olması gerektiğini, bu davada işçinin iktisadi geleceğinin tehlikeye düşmediğini ve rekabet etmeden çalışmasına engel bir durum olmadığını, 1 yıllık rekabet yasağı süresinin müvekkilin iyi niyetini gösterdiğini, sözleşmede sadece müvekkili şirketin çalışmış olduğu sektör ve sadece --------- faaliyet gösteren rakip işletmeler kapsamında bir sınırlama yapıldığını, bu sebeplerle rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin geçerli olduğunu, davalının rekabet yasağı şartına uymadığını, müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren bir otelde rekabet yasağı süresi içinde çalışmaya başladığını belirterek zararın tazmini için şimdilik 5000,00 TL'nin tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili 24/11/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, dava dilekçesinde işe giriş tarihinin hatalı olduğunu, müvekkilinin işe giriş tarihinin 04.12.2013 olduğunu, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin kurulması aşamasında sözleşmenin bir örneğinin müvekkile verilmediğini, bu nedenle iş sözleşmesindeki aleyhe hükümlerin en baştan geçersiz olduğunu, sözleşmenin matbu bir sözleşme olduğunu, müvekkilin niteliklerine ilişkin doldurulması gereken yerlerin de bu sebeple sonradan elle doldurulduğunu, bu şekilde davacının işçiler üzerinde baskı kurmayı hedeflediğini, ayrıca sözleşme imzalandığında müvekkilin satış temsilcisi sıfatı ile çalıştığını, davacının unvan ve görev ayırt etmeksizin tüm işçilere imzalattığı matbu sözleşmedeki rekabet yasağı maddesinin bu açıdan geçersiz olduğunu, BK.m.445/11 uyarınca karşılıklılık koşulunu taşımayan rekabet yasağının geçersiz olduğunu, müvekkilin yapmış olduğu iş ve unvanı dikkate alındığında davacının önemli mesleki ve ticari sırlarını bilme, teknik bir bilgiye sahip olma ihtimalinin olmadığını, kolaylıkla elde edilen bilgilerin ticari sır kapsamında sayılmadığını, ayrıca davacıya zarar verecek hiçbir davranış içine girmediğini, müvekkilinin 04.12.2013-18.02.2017 tarihleri arasındaki 3 sene civarındaki çalışmasına karşılık belirlenen cezai şart ve rekabet etmeme süresinin fahiş olduğunu, müvekkilinin işten ayrıldıktan aylar sonra başka işe girdiğini, diğer bir ifade ile rakip bir firmada iş bulup davacı şirketten ayrılmadığını,-------- gibi büyük bir şehirde müvekkilinin de belli bir süre sonra iş hayatına dönmesinin kaçınılmaz olduğunu, iş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirildiğini ve bu sebeple de rekabet yasağının uygulanmasının mümkün olmadığını(BK.m.447/19) müvekkiline kıdem tazminatı ödendiğini, müvekkilinin işten ayrılmasının davacı tarafından istendiğini belirtmiş öncelikle dosyanın görevli iş mahkemesine gönderilmesini ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :---------- Esas sayılı dosyası -Mahkememiz dosyasına Rekabet Yasağı Uzmanı, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesap Uzmanı Bilirkişi Heyeti tarafından sunulan 02/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ile davalı arasında akdedilen hizmet sözleşmesinin 11. maddesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin kaydın, TBK.m.445 hükmünde yer alan; yer, zaman ve işlerin türü bakımından öngörülen sınırlara uygun olduğu, davalının görevi gereği özellikle müşteri çevresi hakkında bilgi edinme imkanının bulunması ve bu bilgilerin kullanılması halinde davacının önemli bir zarara uğrayacağının kabulünün gerekli olduğu, uyuşmazlığa konu rekabet yasağı kaydının bu açıdan da geçerli kabul edilmesi gerektiği, dosya kapsamındaki bilgilerden davalının kendi iradesi ile işten ayrıldığının anlaşıldığı, bu sebeple de TBK.m.447/2 hükmündeki şartın gerçekleşmediği ve rekabet yasağı kaydının sona ermediği, geçerli bir rekabet yasağı şartı bulunması nedeniyle davacı işverenin, hizmet sözleşmesinde, rekabet yasağına aykırılıktan dolayı kararlaştırılan cezai şart olan davacının uğrayacağı zararı karşılamak üzere, davalının işten ayrıldığı 18.02.2017 tarihindeki brüt maaşının 6 katı kadar tazminatı talep edebileceği, dosya içerisinde yer alan bordro zarfı örneğinde davalının işten ayrıldığı tarihteki son brüt maaşının 5.250,00 TL olduğu, bunun 6 katının talep edilebileceği, mali açıdan yapılan hesaplamada davacı şirketin talep edebileceği tazminat tutarının 31.500,00 TL olduğu kanaatine varılmıştır.-Davacı vekili 02/10/2018 tarihinde sunduğu dilekçe ile talebini 26.500,00-TL artırmış ve 31.500,00-TL'nin tahsilini talep ederek bakiye harcı tamamlamıştır.-Mahkememiz dosyasına Rekabet Yasağı Uzmanı, Turizm Otelcilik Uzmanı ve Nitelikli Hesap Uzmanı Bilirkişi Heyeti tarafından sunulan 28/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; rekabet yasağı hükmünün kanunda belirtilen şekli koşullarını taşıdığı, heyet üyesi sektör bilirkişisinin değerlendirmesine göre davalının eriştiği bilgilerin ticari sır niteliği taşımadığı, müşteri çevresinin kişisel bağlılık içermediği bu değerlendirmeye itibar edilmesi halinde rekabet yasağının şartlarının oluşmadığı, davacının haklı haksız ya da dava konusu alacağı hak ettiği hususundaki tarif ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Mahkemenin dava konusu alacağın hak edildiği kanaatinde olması halinde davalının sözleşme ile düzenlenen işten ayrıldığı tarihteki ücretinin 6 katı 31.500,00 TL nin davacı alacağı kabul edilebileceği, davacı talebine göre dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği davacının sözleşme ile belirlenen tutarın üzerinde tazminat talep edebilmesi için uğradığı zararın ayrıca ispat edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, işcinin rekabet yasağını ihlaline nedenine dayalı cezai şarty tazminatın tahsili istemine ilişkindir. TBK m.444/I’e göre, “fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. TBK m.444/2’ye göre, “rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir”. Şeklinde olup Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, bir iş sözleşmesinin bulunması, işçinin fiil ehliyetine sahip olması, iş sahibinin menfaatinin bulunması, yasağın sınırlı olması, sözleşmenin yazılı olması ve rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılması gerekir. Tüm bu koşulların hepsinin gerçekleşmiş olması şarttır ve bu koşullar emredici nitelikte olduklarından bu koşullardan herhangi birisinin bulunmaması halinde sözleşme batıl olacaktır.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirdiğinde ; Taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tarafların iddia ve savunmalarına, bilirkişi raporu içeriğine göre dava sonuçlandırılmıştır. TBK'nın 446. maddesi uyarınca, rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverinin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Kanun koyucu, geçerli bir rekabet yasağı anlaşmasının sınırlarını kesin olarak çizmiş, gerekirse hâkimin müdahalesini de öngörmüş, bu şekilde yapılan rekabet yasağı anlaşmasını ihlal eden işçiyi de işverenin zararlarını tazmin yükümlülüğü altına almıştır. Böyle bir durumda işveren, işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği olgusunun yanında, bu nedenle bir zararının da oluştuğunu kanıtlayarak tazminat talep edebilecektir. Görüldüğü üzere, işçi ve işverenin, TBK'nın 445. maddesindeki sınırlar içinde kalmak kaydıyla, rekabet yasağı anlaşması yapmalarına yasal bir engel yoktur. Zaten cezai şartın amacı da zararın tazminidir. Ancak borçlu, cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının kapsamını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etmek imkanı bulacaktır. Çünkü, ceza koşulu, borcun ihlali halinde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminat olduğu ------- ilamında da belirtilmiştir. Davacı vekili müvekkili şirketin-------- markası altında faaliyet gösteren “---------- işletmecisi olduğunu, sektör yapısı sebebi ile şirketin müşteri portföyü, ticari kararları, gizli kalması mutlak olan müşteri bilgilerinin şirket bakımından önemli olduğunu, bu sebeple çalışanlar ile müvekkili şirket arasında rekabet etmemeye ilişkin sözleşme imzalandığını, 29.09.2014 tarihinde müvekkili şirkette “satış müdürü yardımcısı, düğün ve özel organizasyonlar” görev tanımı ile işe başlayan davalı ile de rekabet yasağı şartının kararlaştırıldığını, davalının yapmış olduğu iş gereği müvekkili şirketin birçok gizli kalması gereken bilgisini öğrendiğini, müşteri çevresi ile tanıştığını ve birebir ilgilendiğini, davalının 17.02.2017 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, sözleşmede kararlaştırılan 1 yıllık rekabet yasağı süresi sona ermeden müvekkili şirket ile rekabet halinde olan otelcilik alanında ve aynı bölgede faaliyet gösteren “----------” isimli otelde aynı işi yapmak üzere çalışmaya başladığını belirterek cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalının , 29.09.2014 tarihinde davacı şirkette “satış müdürü yardımcısı, düğün ve özel organizasyonlar” görev tanımı ile işe girdiği 17.02.2017 tarihinde istifa ederek işten ayrıldıktan sonra “---------” isimli otelde işe girdiği anlaşılmıştırMahkememizce dosya Rekabet Yasağı Uzmanı, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesap Uzmanı Bilirkişi Heyetine tevdi edilmiş sunulan raporun denetime elverişli olmaması nedeniyle dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş , Borçlar Hukuku Alanında Uzman Nitelikli Hesap Bilirkişi , Rekabet Yasağı alanında uzman ve Turizm ve Otelcilik Konusunda uzman bilirkişi heyetinden davacı şirketin hangi faaliyet kolunda hizmet verdiği, davalı ile davacı arasında imzalanan iş sözleşmeleri kapsamında davacı şirket bünyesinde hangi sıfatla çalıştığı, davalının davacı şirket bünyesinde çalıştığı süre dahilinde davacı şirketin ticari sırlarına ve müşteri portföyüne erişim yetkisi ve imkanı bulunup bulunmadığı, davalının davacı şirketin projelerine erişim yetkisi ve imkanı bulunup bulunmadığı, davacı şirket ile davalının davacı şirket bünyesinden ayrıldıktan sonra dava dışı ---------- isimli otelde faaliyette bulunup bulunmadığı, faaliyette bulunmuş ise dava dışı şirket bünyesinde hangi alan ve faaliyet kolunda çalıştığı, davalının dava dilekçesinde ayrıntılı yazılı şekilde haksız rekabete ilişkin fiilleri işleyip işlemediği , davalının taraflar arasında imzalanan iş sözleşme hükümlerinde yer alan rekabet yasağını ihlal edip etmediği hususlarında dava konusu uyuşmazlık ile ilgili rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. Bilirkişi Heyeti tarafından sunulan 28/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; rekabet yasağı hükmünün kanunda belirtilen şekli koşullarını taşıdığı, heyet üyesi sektör bilirkişisinin değerlendirmesine göre davalının eriştiği bilgilerin ticari sır niteliği taşımadığı, müşteri çevresinin kişisel bağlılık içermediği bu değerlendirmeye itibar edilmesi halinde rekabet yasağının şartlarının oluşmadığı belirtilmiş olup söz konusu rapor taraflara 04/02/2026 tebliğe çıkarılmış ve tebliğ edilen rapora karşı herhangi bir itiraz da bulunulmamıştır. Davacı vekili son celse alınan beyanında her ne kadar dosyaya sunulan bilirkişi raporuna süresinde cevap vermemiş ise de dosyaya sunulan son bilirkişi raporunda hesaba ilişkin değerlendirme olmadığını rekabet yasağı sözleşmesinin şeklen ve hukuken geçerli olduğunu sektör bilirkişisi mahkemenin takdir yetkisi olan hususlarda değerlendirme yaparak kendi şahsi kanaatlerine göre yorum yaptığını beyan etmiştir. Somut olayda davalının davacı şirketteki görev tanımı ve işin niteliği değerlendirildiğinde davacının rekabet yasağına aykırı davrandığı hususunun ispatlanmadığı , dosyaya sunulan 28/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda da sektör bilirkişisi olan Turizm ve Otelcilik uzmanı bilirkişisinin de benzer yönde kanaat bildirdiği, söz konusu rapora taraf vekillerinin beyan ve itirazının da bulunmadığı anlaşılmış olup 28/01/2026 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar harcının başlangıçta peşin olarak alınan 85,39 TL harçtan ve 453,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 193,61 TL'nin davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 31.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile-------Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar okunup usulen anlatıldı. 05/03/2026