İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/680 E. 2016/12480 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/680
Karar No
2016/12480
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/108 Esas KARAR NO : 2024/685 DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 21/02/2019 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı 2018 yılında fason dokuma işi yapılması konusunda anlaştıklarını, müvekkil şirketin yapmış olduğu işlerin bedelinin bir kısmını davalıya peşin bir kısmını da çek ile yaptığını, müvekkilin en son olarak davalıya 6 ton iplik gönderdiğini, yapılacak işlemleri için davalıya dava konusu çekler verildiğini, davacı almış olduğu sipariş iptal edilince davalıyı arayarak ürünleri yapmaması ve iplikleri geri vermesini talep ettiğini, davalı 6 ton ipliğin 3 tonunu iade etmiş geri kalan ipliği iade etmediğini, davalı müvekkilden alınan çekleri .... İcra Müdürlüğü 2018/... Esas ve .... İcra Müdürlüğü 2018/... Esas Sayılı dosyaları ile icra takibine koyduğunu, dosyaların icrasına devam edilmesi durumunda davacının telafisi mümkün olmayan zararlar meydana geleceğini, bu nedenle icra takiplerinin teminatsız olarak durdurulmasını, davalıya müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline ve davalıya %20 den aşağı olmamak üzere icra tazminatı ödemeye mahkum edilerek bu şekilde karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesi ve eklerinin 10.05.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, yasal süresi içerisinde beyanda bulunulmadığı, 2 haftalık yasal süresinden sonra 06.06.2022 tarihinde davalı vekili tarafından ek süre talebinde bulunulmuş olduğu, işbu talebin mahkememizin 07.06.2022 tarihli duruşmasının 1 nolu "Dava dilekçesi ve eklerinin davalıya 10/05/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 2 haftalık cevap verme süresinin hitamından sonra davalı vekilince süre uzatım talebinde bulunulduğu görülerek, bu talebin reddine" şeklindeki ara kararı ile değerlendirilerek reddine karar verilmiş olduğu, işbu hali ile neticeten davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. İşbu dava 21/02/2019 tarihinde açılmakla mahkememizin 2019/95 Esasına kaydı yapılmış olup dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 25/02/2019 tarihinde verilmiş olan "Davanın HMK 114, TTK 5/A ve Arabuluculuk Kanunu 18/A-2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE," şeklindeki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2021/... Esas, 2021/... Karar Sayılı, 19/10/2021 Tarihli "... Somut olayda davacı, davalıyla yapmış oldukları sözleşme gereği siparişi iptal edilen ürün bedeli için verilen çeklerden dolayı başlatılan icra takibine dayalı menfi tesbit davası açmıştır. İlk derece mahkemesi menfi tesbit davalarında arabulucuya başvurunun dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, arabulucuya başvurunun dava şartı olmadığından esasa girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklindeki gerekçeli ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmış olup dosya mahkememizin işbu esasına kaydedilmekle yargılamaya devam olunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılmış olan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipten kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda davacı ile davalı arasında fason dokuma işi yapılması konusunda sözlü bir anlaşmanın bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafından davalıya göndermiş olduğu iplerin davalı tarafından dokunarak geri davacıya verildiği, bu yapılan edimler karşılığında davacının davalıya bir kısım peşin ödemeler bir kısım da çekler vermek suretiyle ödeme edimini yerine getirdiğinin iddia edildiği ancak davacının dava dışı 3. Kişiden almış olduğu siparişlerin iptal edilmesi üzerine davalı tarafa dokuma işlemlerini gerçekleştirmemesi talebinde bulunduğunu, davalıya teslim edilen 6 ton ipliğin 3 tonunun iade edildiğini geri kalan ipliğin iade edilmediğini ayrıca davacı tarafından davalıya verilmiş olan çeklerin 2 ayrı dosyadan takibe geçilmiş olduğunu bu kapsamda .... İcra Müdürlüğü 2018/... Esas sayılı dosyasından (... Bankası ... - İstanbul Şubesine ait, 15.09.2018 tarihli, 29.000,00 TL bedelli, keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... Tekstil - ... olan ... seri nolu çek ile ... Bankası ... - İstanbul Şubesine ait, 30.09.2018 tarihli, 20.000,00 TL bedelli, keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... Tekstil - ... olan 5981016 seri nolu çek toplamı olan 45.800,00 TL asıl alacak, 1.810,03 TL işlemiş faiz, 4.900,00 TL %10,00 karşılıksız çek tazminatı olmak üzere toplam 52.510,03 TL alacak istemi ile 04.12.2018 tarihinde başlatılmış olan takip) ve .... İcra Müdürlüğü 2018/... Esas Sayılı (... Bankası ... - İstanbul Şubesine ait, 02.07.2018 tarihli, 15.000,00 TL bedelli, keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... Tekstil - ... olan 8022746 seri nolu çekten kaynaklı olarak 13.400,00 TL asıl alacak, 50,11 TL işlemiş faiz, 1.500,00 TL %10 karşılıksız çek tazminatı, 485,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 101,20 TL İhtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 15.536,31 TL alacak istemi ile 09.07.2018 tarihinde başlatılmış olan takip) kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemi ile işbu davanın açılmış olduğu, bu hali ile her iki icra dosyasından kaynaklı işbu davadaki toplam dava değerinin 68.046,34 TL olduğu, yargılama esnasında mahkememizin 26/04/2022 tarihli celsesinde davacı vekiline verilen süre kapsamında eksik harcın yargılama esnasında tamamlanmış olduğu, HMK m.31 hükmü kapsamında davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçelerinde taraflar arasındaki kumaş dokumasına yönelik sözleşme kapsamında davalının teslim aldığı toplam 16.378,9 Kg ipliğin 14.083 Kg'lık kısmını dokuyarak kumaş haline dönüştürerek, artan 2.295,9 Kg ipliği de o haliyle davacıya teslim ettiğini ve yaptığı işler nedeniyle 84.443,31.-TL bedele hak kazandığını, davalının teslim aldığı ipliklerden 3 tonluk kısmı iade etttiğini davacı zaten ikrar etmekte olup gerçekte iade edilen iplik miktarı 2.295,9 Kg olduğunu, dokuduğu iplerin karşılığı bedele hak kazandığını beyanla davanın reddini talep etmiş olduğu görülmüştür. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir. 6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin; "(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. ... (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (6)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. (7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca yargılama yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme, dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmeleri niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, sözleşme gereğince yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi taahhüt eder. Bu haliyle uyuşmazlığın, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan, 6098 sayılı TBK'nın 470 v.d. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri gereğince çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 6098 Sayılı TBK'nın 470. maddesi, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. Maddesi, "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır." hükmünü; aynı kanunun 479/1. maddesi ise; "İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur." hükmünü düzenlemiştir. 6098 sayılı TBK'nın 97. maddesi de, "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." düzenlemesini içermektedir. TMK'nın 6. maddesi, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü içermekte olup, taraflar iddialarını kanıtlamakla yükümlüdür. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Bu kapsamda somut olayda uyuşmazlık konusu olan husus davacı tarafından davalıya teslim edilmiş olan ipliklerin miktarı, bu miktarın ne kadarının davalı tarafından dokunarak davacıya dokuma kumaş şeklinde teslim edildiği, ne kadarının dokunmaksızın geri iade edildiği, davalının dokumuş olduğu iplikler sebebiyle davacıdan ne kadar alacaklı olduğu, davacının her bir icra dosyası bakımından davalıya ne kadar borçlu olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Yargılama esnasında öncelikle mali müşavir bilirkişi vasıtası ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılmış ise de bilirkişi tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye konu ipliklerin teslimi ve işlenmesi akabinde fire verip vermediğinin uzmanlık gerektirdiğinin beyan edilmesi sebebiyle işbu kez mali müşavir bilirkişisinin yanına 1 borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı ve tekstil mühendisi bilirkişisi dahil edilerek heyet halinde rapor tanzim edilmesi istenilmiş ve bu kapsamda tarafların beyan ve itirazları da göz önünde bulundurularak bilirkişilerden kök ve ek rapor tanzimi talep edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan raporlarda özetle; Davacı yanın 2018 yılı Ticari defterlerinin, 2018 yılı yevmiye kapanış tasdiki yaptırılmadığı için 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, Davalı yan tarafından incelemeye sunulan 2018,2019,2020,2021 ve 2022 yıllarına ait Yevmiye, Kebir ve Envanter defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdiklerinin ve yevmiye kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırılmış olduğu, Davalı yanın 2018,2019,2020,2021 ve 2022 yıllarına ait Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, ....İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. sayılı dosyasına ilişkin İcra takibinin 04.12.2018 tarihinde, 15.09.2018 keşide tarihli ... Numaralı 29.000,-TL'lik ve 30.09.2018 keşide tarihli 5981016 Numaralı 20.000,-TL'lik HalkBank çekinin karşılıksız olması nedeniyle 45.800,-TL Asıl alacak yönünden yapılmış olduğu, bu icra dosyası yönünden davacı yanın borçlu olduğu, ....İcra Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkeme'ye gönderilen 13.02.2024 tarihli cevap yazısına göre, Müdürlük dosyasına yapılan ya da alacaklı/vekili tarafından haricen yapıldığı beyan edilen herhangi bir ödeme bulunmadığı, Tüm dosya kapsamına sunulu davacı tarafından sunulan irsaliyeler ve davalı tarafından dosyaya sunulmuş irsaliyeler ve faturalar İNCELENDİĞİNDE, Davacı tarafından davalı yana fason için çıkışı yapılmış ipliklerin 16.378,80 KG'ın davalı yan beyanlarında da mevcut olduğu, ancak davacı tarafından davalı yana fason işlem için çıkışı yapılan 10.05.2018 tarihli 44158 Numaralı irsaliyenin davalı beyanlarında yer almadığı, işbu irsaliye üzerinde 6.714,05 KG ipliğin teslim edildiğine dair bir imza olduğu ancak isim yazılmadığı görülmekte olduğu, Sektörel değerlendirmede, 6.714,05 Kg ipliğin davalı yana teslim edildiği kanaatine varılması durumunda, davalı yanda 5.868,97 kg ipliğin kalmış olabileceğinin hesaplanmış olduğu, ve kalan iplik bedeli; 7,7 USD/Kg x5.868,97- 42.667,41 USD olabileceği değerlendirilmiş olduğu, 42.667441 USD'ın ....İcra Müdürlüğü icra takip tarihi 09/07/2018 tarihi itibari ile 4,6004 TL merkez Bankası USD alış kuru üzerinden TL karşılığının 196.287,15 TL hesaplanmış olduğu, 42.667,41 USD'ın ....İcra Müdürlüğü icra takip tarihi 04/12/2018 tarihi itibari ile 5,1906 TL merkez Bankası USD alış kuru üzerinden TL karşılığının 221.469,46 TL hesaplanmış olduğu, 42.667.441 USD”ın ....İcra Müdürlüğü icra takip tarihi 21/02/2019 tarihi itibari ile 5,2964 TL merkez Bankası USD alış kuru üzerinden TL karşılığının 225.983,67 TL hesaplanmış olduğu, Davacı tarafından davalı yana 10.05.2018 tarihli 44158 Numaralı irsaliye içeriği 6.714,05 KG'lık ipliğin davalı yana tesliminin yapılmış olduğuna kanaat getirilmesi halinde davacının her iki icra dosyası yönünden borçlu olmayacağı değerlendirilmiş olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Anılan işbu hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın 10.05.2018 tarihli 44158 numaralı sevk irsaliyeli faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmaması sebebiyle bu faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği, bu sebeple davalının davacıya iade etmediği başkaca ürün kalıp kalmadığı, bundan kaynaklı olarak davacının borçlu olup olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. Emsal mahiyetteki Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2021/897 Esas, 2023/390 Karar Sayılı, 29/03/2023 Tarihli "... Somut olayda davacı, davalının sözleşme ile yüklendiği malların teslimine yönelik edimini yerine getirmediğini, bu nedenle kendisinin fatura nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürmekte olup yukarıda da belirtildiği üzere davacı, davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi bir diğer deyişle borcu inkar etmekte olup borcun varlığını ve edimi yerine getirdiğini iddia eden davalı olduğu için ispat yükü de davalı tarafa düşer. Davalı tarafından düzenlenen fatura tek başına, fatura konusu işin yapıldığı, hizmetin görüldüğü veya malın teslim edildiği anlamına gelmeyeceğinden, davalı tarafından fatura konusu hizmetin verildiğinin yine davalı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19/09/2016 tarihli ve 2016/680 E., 2016/12480 K. sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın 01/07/2021 tarihli ve 2017/(19)11-3085 E., 2021/680 K. sayılı kararı). Bu durumda, fatura muhteviyatı malın teslim edildiğinin veya hizmetin verildiğinin davalı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle bir satım ilişkisinde davalı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davacı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davacı taraf dava ve takip konusu faturaya süresinde itiraz etmeyip faturayı ticari defterlerine kaydetmesi durumunda mal ve hizmetlerin kendisine teslim edildiğini kabul etmiş sayılır. Davalı taraf davacının bu kabul beyanı nedeniyle alacağın varlığını kanıtlama yükümlülüğünden kurtulur, buna karşılık davacı borcu ödediğini kanıtlamakla yükümlü hale gelir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 tarihli ve 2021/(19)11-990 E., 2022/1568 K. sayılı kararı)." şeklindeki gerekçeli ilamı işbu davaya uygulandığında davacı tarafından düzenlenen 10.05.2018 tarihli 44158 numaralı sevk irsaliyeli faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmaması sebebiyle öncelikle davalıya söz konusu ürünlerin teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerekmekte olup bu kapsamda sevk irsaliyesi incelendiğinde üzerinde paraf mahiyetinde bir imzanın bulunduğu ancak teslim alanın kim olduğu, davalıya usulüne uygun teslim edilip edilemediğinin anlaşılamadığı görülmüş olup nitekim davacının 2018 yılı defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olması sebebiyle davacının işbu faturadan kaynaklı olarak davalıya mal teslim ettiğini ispatlamadığı kanaatine varılmakla diğer teslim edilen mallar üzerinden yapılan incelemede davalının gerekli dokuma işlemlerini yaptığı, uhdesinde kalan malları da davacıya teslim ettiği görülmekle davalıda davacıya ait bir ürün kalmadığından davacının icra dosyasından kaynaklı olarak davalıya borçlu olduğu kabul edilmekle davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 427,60-TL karar ilam harcının başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan toplam 1.162,33-TL harçtan mahsubu ile artan 734,73-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 6-Davalı tarafından yatırılan gider avansı bulunmadığından bu kapsamda hüküm tesisine yer olmadığına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/680, K. 2016/12480, T. 10.05.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-680-e-2016-12480-k-b4c8e5894629