İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/3635 E. 2017/2584 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/3635
- Karar No
- 2017/2584
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/78 Esas KARAR NO : 2020/408 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/02/2020 KARAR TARİHİ : 10/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı arasında .../.../... tarihli .../.../... numaralı muhasebe mali müşavirlik hizmeti yürütülmesine ilişin sözleşmenin .../.../... tarihinde akdedildiğini, ancak müvekkil şirketin İstanbul'a taşınması nedeniyle müvekkil şirketin başka bir muhasebeci ile anlaşmak ve davalı ile aralarındaki sözleşmeye haklı nedenle son vermek durumunda kaldığını, bu nedenle müvekkilin söz konusu sözleşmeden doğan borcu için davalının banka hesabına .../.../... tarihinde ... TL EFT yapıldığını, yine .../.../... tarihinde maaş ödemesi açıklamasıyla ... TL havale edildiğini, son olarak .../.../... tarihinde son maaş ödemesi .../.../... kadar açıklamasıyla ... TL havale edildiğini ve bununla birlikte söz konusu sözleşmeden doğan müvekkilin ödemekle yükümlü olduğu tüm tutarların davalıya ödendiğini, müvekkili ve davalı aralarındaki sözleşmeyi resmi olarak ikale yoluyla sona erdirdiklerini ve ibralaştırdıklarını, müvekkilin herhangi bir borcu kalmamasına rağmen davalı tarafça Antalya ... . İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkil aleyhine icra takibine başlandığını, bu nedenlerle, davanın kabulü ile, haksız ve hukuka aykırı olarak başlatılan icra takibinin iptalini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, davacı ile müvekkil arasında .../.../... ile .../.../... tarihleri arasında geçerli olmak üzere Mali Müşavirlik Sözleşmesi akdedildiğini, davacının iddiasının icra takibindeki alacak kalemlerinden ... TL'nin ödendiğine ilişkin, davacının iddia ettiği bu ödeme dava dışı bir kişi tarafından müvekkile yapılan borç ödemesi olup, dava konusu sözleşmeyle ilgili olmadığını, bu sebeple haksız ve hukuk aykırı davanın reddi ve kötüniyetli itiraz sebebiyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemli menfi tespit davasıdır. 6100 sayılı H.M.K. 2. Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Davamıza emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/3635 E. 2017/2584 K. Sayılı ilamında " Dava, eser sözleşmesinden doğan edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle iş bedelinin iadesi istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Somut olayda; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Davacı, taşınmazların sahibi olup sözleşmeyi taşınmazların imar planının yapılması için imzalamıştır. Davalı ise şehir planlamacısı olup serbest meslek erbabıdır. Her ne kadar mahkemece ticaret siciline yazı yazılarak tarafların ticari işletmeleri olup olmadığı sorulsa ve tarafların şirketleri olduğuna dair yazı gelse de sözleşmenin tarafları gerçek kişi olup bu işi ticari işletmeleri ile ilgili yaptıklarına dair dosyada herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Yapılan açıklamalara göre, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu durumda, mahkemece davanın görev yönünden reddi ile kararın kesinleşmesine müteakiben dosyanın talep halinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, öncelikle görev hususu incelenmeden, yanılgılı değerlendirme ile davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru değildir, açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir." denilerek taraflardan birinin serbest meslek erbabı olduğu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı belirtilmişştir. Yargıtay HGK'nın 18.11.2015 gün ve 2014/15-301 E. 2015/2659 K. sayılı emsal içtihadına göre, "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar... Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." denilmiştir. Somut olayda ; Her ne kadar dava Mahkememizde açılmış ise de; tarafların tacir olup olmadığı hususunda ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazımıza verilen .../.../... tarihli cevapta; davalının serbest meslek defteri tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. Yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere her iki tarafın tacir olmadığı, yalnızca davacının tacir olduğu davalının tacir olmadığı, sadece davacının tacir olması, taraflar arasındaki ihtilafın da ticaret mahkemesinde görülmesi gereken mutlak ticari davalardan olmaması nedeniyle, mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılmıştır, uyuşmazlık yönünden Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu belirlenmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Dava dosyasının süresi içinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda, harç ve yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece NAZARA ALINMASINA, Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/09/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır