İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/13721 E. 2017/1838 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/13721
- Karar No
- 2017/1838
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/12 Esas KARAR NO : 2024/1121 DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 04/01/2024 KARAR TARİHİ : 11/12/2024 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 30/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; taraflarınca başlatılan Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamını, aleyhindeki takibe haksız ve kötü niyetle itiraz eden davalı aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazmanıtına hükmedilmesini, dava konusu alacağımıza ilişkin olarak alacağımızın tahsilinin temini için ivedilikle, davalı borçlulara ait menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, karar verilmesini talep ettiği görüldü. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; davanın usulüne ve esasına yönelik itirazlarımız doğrultusunda haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, haksız ve kötü niyetli davacının takip konusu miktarın % 20'sinden aşağı olmamak kaydı ile tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..... BANKASI ANONİM ŞİRKETİ borçlunun ...... MEDİKAL SAĞLIK HİZMETLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ olduğu, takibe konu alacağın 184.161,17 TL olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz ettiği takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan 13/05/2024 tarihli rapor sonuç kısmı "Davacı banka ile davalı şirket ..... MEDİKAL SAĞLIK HİZMET TİC. LTD. ŞTİ ile imzalamış olduğu GKS-Genel kredi Sözleşmeleri ile 08.10.2014 tarihinde 500.000,00 TL'lik, 04.05.2017 tarihinde 1.000.000,00 TL'lik ve 24.04.2019 tarihinde 2.000.000,00TL'lik GKSS'ler karşılığında davalı şirkete kredi limitleri tanımlandığı ve diğer davalılarında işbu kredi limitlerine ayır ayrı müteselsilen kefalet imzası attıkları, Davacı Bankaca, diğer davalıların kullanımına yönelik olarak 05.05.2017 tarihinde TİCARİ KREDİ KARTI SÖZLEŞMESİNE istinaden şirket yetkileri ...... ve ...... adına ayrı ayrı 10.000,00 TL'lik BUSINEES kart tanımlandığı ve kullandırıldığı. Davacı banka, davalı şirket lehine 21.05.2020 tarihinde 26.100,00 TL'lik, 14.05.2020 tarihinde 7.710,00 TL'lik teminat mektupları verdiği ve söz konusu mektupların 23.09.2021 tarihinde tazmin edildiği. Yine davalı şirkete 25.04.2019 tarihinde ........teminatlı 36 ay vadeli 902,10 faiz oranıyla 150.000,00 TL'lik taksitli ticari kredi kullandırıldığı ve kredinin 25.03.2021 tarihi dahil 8239 adet taksitinin ödendiği ve kalan anapara tutarının 77.144,41 TL olduğu, ........kefil olduğu kredi ile ilgili olarak 28.06.2022 tarihinde 63.991,30 TL'lik bedeli şirket hesabına iade ettiği, Davacı banka, davalı şirket ve diğer davalıların adına kullandırılmış olan kredilerdeki olumsuzluklar nedeniyle Gebze ..... Noterliğinin 25.10.2021 tarih ve ..... Yevmiyeli kat ihtarnamesini keşide ederek tebliğ edildiği ve verilen ödeme süresiyle davalı şirketin 29.10.2021, diğer davalıların 01.11.2021 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, Davacı bankanın takip tarihi olan 18.11.2021 itibariyle hesaplanmış olan alacak Kalemlerinden toplam 176.628.45 TL olarak gösterilmiştir. Davalı şirket ile imzalanmış olan GKS-Genel kredi Sözleşmelerine istinaden tahsis edilmiş olan kredi limitlerine GKS tarihlerinde ayrı-ayrı kredi limitleri tutarındaki kefalet imzalarıyla müteselsilen kefil oldukları ve kefaletlerin TBK 583.Maddesi hükümlerine uygun olduğu, davalı şirket ile diğer davalıların temerrüt tarihlerinin farklı olması nedeniyle diğer davalıların takibe konu edilen bankacılık ürünleri nedeniyle davacı bankaya karşı sorumlu oldukları borç bakiyelerinden toplam 177.677.69 TL olarak gösterilmiştir. “Genel Kredi Sözleşmesi” ile firmaya tahsis edilen kredi limiti gereği kullandırılan krediler için, Kefalet imzaları attıkları ve kefalet şartlarının yerine getirilmiş olduğu dikkate alındığında İşbu davalıların, davalı firmanın ve diğer davalıların; davacı bankaya karşı olan Asıl alacak tutarları ile kefalet limitleri ve kendi temerrütlerinden kaynaklanacak faiz ve fer'iler toplamı ile tahsilde mükerrerlik olmamak koşulu ile ayrı ayrı birlikte sorumlu olduklarına kanaat getirilmiştir. Taksitli kredinin ........teminat nedeniyle, ........tarafından 28.06.2022 tarihinde, kullandırılan kredinin 63.991,30 TL'lik kısmının davacı bankaya iade edildiği, ödemenin davalı şirketin takip tarihi olan 18.11.2021 sonrası olduğu. " şeklinde düzenlenerek rapor mahkememize sunulmuştur. Bilirkişi tarafından sunulan 20/10/2024 tarihli rapor sonuç kısmı "Davacı banka ile davalı şirket ..... MEDİKAL SAĞLIK HİZMET TİC. LTD. ŞTİ ile imzalamış olduğu GKS-Genel kredi Si 500.000,00 TL'lik, 04.05.2017 tarihinde sözleşmeleri ile 08.10.2014 tarihinde 1.000.000,00 TL'lik ve 24.04.2019 tarihinde 2.000.000,00TL'lik GKSS'ler karşılığında davalı şirkete kredi limitleri tanımlandığı ve diğer davalılarında işbu kredi limitlerine ayır ayrı müteselsilen kefalet imzası attıkları, Davacı banka, davalı şirket ve diğer davalıların adına kullandırılmış olan kredilerdeki olumsuzluklar nedeniyle Gebze ....... Noterliğinin in 25.10.2021 tarih ve ...... Yevmiyeli kat ihtarnamesini keşide ederek tebliğ edildiği ve verilen ödeme süresiyle davalı şirketin ve diğer davalıların 29.10.2021 tarihinde temerrüde düşürüldüğü. Davacı bankanın takip tarihi olan 18.11.2021 itibariyle hesaplanmış olan alacak Kalemlerinden toplam 176.628,45TL olarak gösterilmiştir. Takip tarihi itibariyle 90.548,56 TL takip alacağı olacağı, ........tarafından 28.06.2022 tarihinde krediye kefaleti nedeniyle yapmış olduğu 63.991,30 TL'nin ödendiği tarihe kadar faiz hesaplayıp, akdi ve takip tarihine kadar hesaplanan faiz ve ferileri eklediğimizde; kredinin ödenmeyen dönemi ile ilgili olarak 31.002,61 TL faiz ve feri hesaplandığı, KFG ödemesinden mahsup edildiğinde 32.988,69 TL kalanı kredi kalan tutarından mahsup ettiğimizde 44.155,72 TL anapara borç tutarı olacağı ve bu tutardan davalı şirket ve diğer davalılar tahsilde temerrüt olmamak koşulu ile 28.06.2022 tarihinden itibaren birlikte müteselsilen banka karşı sorumlu olacakları. ........ödeme tarihi olan 28.06.2022 itibariyle tabloyu düzenlediğimizde Taksitli kredinin ........teminat nedeniyle, ........tarafından 28.06.2022 tarihinde, kullandırılan kredinin 63.991,30 TL'lik kısmının davacı bankaya iade edildiği, ödemenin davalı şirketin takip tarihi olan 18.11.2021 sonrası olduğu. Sayın Mahkemenin ara kararında ........tarafından 28.06.2022 tarihindeki 63.991,30 TL'ye kadar olan süre için takip tarihi ile ödeme tarihi arasındaki günleri için 15.444,31 TL temerrüt faiz + 772,22 TL bsmv toplamını kredi kalan tutarı için hesaplanmış olan akdi faiz, temerrüt faiz ve ferilerine eklediğimizde 31.002,61 TL bakiye olacağı ve bu tutarı 63.991,30 TL ödemeden düştüğümüzde kalan 32.988,69 TL'yi 77.144,41 TL'den düştüğümüzde kalan anapara borç tutarının 28.06.2022 itibariyle 44.155,72 TL olacağı. 28.06.2022 itibariyle borç bakiyesi olacağı, Toplam 147.795,41 TL olduğu, Tabloyu değerlendirdiğimizde; ........nin taksitli kredinin teminat sorumluluk tutarı olarak 28.06.2022 tarihinde 63.991,30 TL ödeme yaptığı, taksitli kredinin takip tarihindeki asıl alacak tutarına ........ödeme tarihine kadar temerrüt faizi ve feri hesaplayıp kredi için hesaplanmış olan akdi faiz, temerrüt faizleri ve ferileri toplamından düştüğümüzde kalan tutarı olan 31.002,61 TL'yi düştüğümüzde kalan bakiye 32.988,69 TL'yi takip tarihindeki anaparadan düşerek taksitli krediden kalan anapara tutarının 44.155,72 TL olacağı. Kredi kartları ve KMH hesaplarının takip tarihindeki asıl alacak tutarlarına TCMB kredi kartları ve KMH hesapları için uygulanacağı açıklanmış olan gecikme faiz oranlarıyla ........ödeme tarihi olan 28.06.2022 tarihine kadar faiz/feri hesaplayıp takip bakiyelerine eklediğimizde tablodaki 57.176,94 bakiyesinin oluşacağı Tazmin olan teminat mektupları takip bakiyesi olan 36.309,25 TL'ye ........ödeme tarihi olan 28.06.22022 tarihine kadar temerrüt faizi hesapladığımızda 28.06.2022 itibariyle 46.155,72 TL bakiyesi olacağı. Davalıya kullandırılmış olan kredi ürünleri kaynaklı olarak 28.06.2022 tarihi itibariyle 147.795,441 TL alacak bakiyesi olacağı ve bu tutarın 44.155,72 TL'nin Taksitli kredi, 57.176,94 TL'nin kredi kartları ve KMH hesabı ve 46.462,72 TL'nin tazmin olunana teminat mektupları kaynaklı olduğu. Davacının KÖK Rapora itirazları ve Sayın Mahkemenin ara kararı doğrultusunda davalı ve diğer davalıların temerrüt tarihinin aynı tarih 29.10.2021 olması nedeniyle davalı şirketin sorumluluk tutarının diğer davalılar ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla mütesilsilen davacı bankaya karşı sorumlu olduklarına kanaat getirilmiştir. " şeklinde düzenlenerek rapor mahkememize sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, bankacılık sözleşme ilişkisinden kaynaklı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesinden özetle; davalı şirket lehine davacı banka nezdinde kullandırılan kredi ödemelerinin yapılmadığı belirtilerek hesabın kat edilerek şirket ve davalı kefillere kredi kullandırıldığını, icra dosyasına yetki itirazı üzerine Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, icra takibine itiraz dildiğini , davalıların ........teminatlı kredisine istinaden 28.06.2022 tarihinde bankaya 63.991,30 TL ödeme yapıldığını, banka tarafından ........tarafından ödenen tazmin tutarı dahil tüm tutar üzerinden takip başlatıldığını, ........ödemesinin tahsilat niteliği taşımadığını, temerrüt tarihinde kredi faiz oranının %36 olduğu, bunun %30 ilavesiyle talep edilen tutarın %46,80 TL olduğunu kredi kartı işlemlerinde uygulanan aylık faiz oranının aylık %2,28 olduğunu, yıllık faiz oranının %27,36 olacağını, davalı tarafların mazeretsiz olarak arabulculuk görüşmesine katılmadıkları belirtilerek itirazın iptalinin talep etmiştir. Davalıların ortak cevap dilekçeleri ile görev itirazında, hak düşürücü süre yönünden , temerrüte, dava şartının yerine getirilmediğine, esasa ilişkin itirazlarda bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı bankanın davalı şirket ile aralarındaki üç adet ( 9/10/2014 -05/05/2017-25.04.2019 tarihli) genel kredi sözleşmesinden kaynaklı davalı şirkete kullandırıldığı belirtilen ticari kredi, teminat mektubu, business kart, esnek ticari hesap, teminat mektubu ve diğer alacak taleplerine ilişkin Gebze ...... Noterliğinden çekilen 25.10/2021 tarihli ihtarname ile davalıları temerrüde düşürüp düşürmediği, davalı gerçek kişilerin hangi sözleşmeden dolayı hangi alacak kalemine ilişkin müteselsil kefil olduğu, müteselsil kefaletin yasal şartlarını taşıyıp taşımadığı, davacı bankanın uyguladığı faizin sözleşme maddelerine, benzer krediler için uygulanan fili faiz oranlarına uygun olup olmadığı, ..... FONU AŞ tarafından 28.06.2022 tarihinde ödenen 63.991,30 TL ‘nin mahsubu ile birlikte icra takibine konu edilen alacak kalemlerinin miktarlarının hesaplanması istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır. A. KEFALETE İLİŞKİN GENEL AÇIKLAMALAR; TBK 583 .maddesine göre, " Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." denilmektedir . TBK 584 göre ; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." denilmektedir. Kefalet koşullarının kümülatif olarak gerçekleşmesinin gerekir. Kefil imza sayfasındaki " kefil adı, soyadı, ünvanı ve kefil beyanındaki yazıların ve imzanın" kefile ait olması tek başına yeterli değildir. Genel kredi sözleşmesine verilen kefaletin geçersiz olması halinde, TTK'nın 7. maddesi hükmü gereği iki veya daha fazla kişinin, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacakları, ancak, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemeyeceğini, ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmünün geçerli olacağı düzenlemesi, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarına ilişkin bir hüküm içermediğinden, kefilin kefalet sözleşmesinin geçersiz olur. Ve kefalet sözleşmesine dayalı olarak borçlu olmayacağından TTK 7. Maddesinin geçerli olmayan kefalet sözleşmesi için uygulanamaz. TBK'nın 583/1 maddesinde aranan şekle aykırı olan kefalet sözleşmesi kesin hükümsüz sayılacağından, şekil noksanlığını sonradan ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez. Hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığının her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. TBK'unun 583. maddesindeki şekil/geçerlilik şartına rağmen azami limitin ve kefalet tarihinin davacının eli ürün olması şartına gerek görmeden kredi kullandıran ve basiretli olarak davranma yükümlülüğüne aykırı davranan bankanın, daha sonra şekil şartı eksikliğinin ileri sürülmesi halinde hakkın kötüye kullanılmış olduğunu açıkça ortaya koyması gerekir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2020 tarih, 2018/2163 esas ve 2020/72 karar sayılı ilamı) Kanunda aranan şekli geçerlilik şartlarına haiz olmayan kefalet sözleşmesinin şeklen geçersizliğinin kefil tarafından ileri sürülmesinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Aksinin düşünülmesi halinde kanunun aradığı şekil şartının hiç bir anlamının kalmayacaktır. Kefalet sözleşmesi geçerlilik şartları, şirket ortağı olan kefil içinde geçerlidir. Kefilin genel kredi sözleşmesinin imza tarihinden sonraki dönemde hisse devri ile şirket ortaklığından ayrılmış olması halinde, bunun ilan edilmesi ve kefilin kefaletten dönmeye ilişkin bankaya bir bildirimde bulunması durumunda, alacağa konu kefalet sözleşmesinde imzası da yoksa kefilin kefaletinin imzasının bulunan sözleşme dayalı olarak devam ettiği, bankanın yeni genel kredi sözleşmesi düzenlemesi nedeniyle, iradesinin önceki sözleşmenin devamı değil, yeni sözleşme yapmak olarak yorumlanması gerekir. Kefilin imzasının bulunmadığı yeni sözleşmenin, önceki sözleşmenin devamı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Kefilin sırf şirket ortaklığından ayrılması kefaleti geçersiz kılmamaktadır. TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Müteselsil kefalet nedeniyle, alacaklının doğrudan kefile başvuracağı gibi İİK'nın 45. maddesi hükmüne uygun olarak, alacağın rehinle temin edilmeyen kısmı için doğrudan kefile yönelik talepte bulunması mümkündür. Alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen kat ihtarının borçlunun sözleşmede belirtilen adresine gönderilmesi halinde borçlunun İİK'nın 68/b maddesi gereğince hesabın kat edildiği tarih itibariyle temerrüte düştüğünün kabulü gerekir. TBK'nın 589. maddesi uyarınca, kefil en fazla kefalet sözleşmesinde belirtilen azami tutar kadar sorumludur. Ayrıca kefaletin feriliği gereğince, asıl borcun sona ermesi hâlinde, kefalet borcu da sona erer. Ancak asıl borcun ne şekilde sona ereceği, yapılan kısmı ödeme ve tahsilatların hangi borca mahsup edileceği, TBK'nın 100 ve devamı maddelerine göre belirlenmelidir. Borcu ödemede temerrüde düşen borçlunun yaptığı ödemelerin mahsubundan sonra kalan miktar yönünden kefil sorumlu tutulabilir. Zira kefil asıl borç ve ferilerinden kefalet limitiyle ve kendi temerrüdünün sonuçları ile sorumludur. Asıl borçlu ve kefilin temerrüdü nedeniyle ödenmeyen borç için tahakkuk eden faiz ve takip giderleri dikkate alınmaksızın, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takipte elde edilen satım bedelinin tamamının ana paradan düşülmesi kabul edilemeyecektir. TBK'nın 589/1. maddesi gereği kefil; asıl borç ve borçlunun kusur ve temerrütünden kefalet limiti ile, kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından ise kefalet limiti ile sınırlı olmaksızın sorumludur (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 07.03.2017 tarihli 2016/13721 E., 2017/1838 K. sayılı ve 21.12.2016 tarihli 2016/6502 E., 2016/16085 K. sayılı emsal kararları). Bir başka anlatımla kendi temerrütü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Borcun muaccel olması temerrüt faizi için yeterli olmayıp, borçlunun temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Kefil, takipten önce temerrüte düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen ve ana paraya dahil olan akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. İflas kararından evvel temerrüde düşen müteselsil kefil bakımından temerrüt faizi işletilmesi gerekir. TBK'nın 166. maddesi uyarınca borç, müteselsil borçlulardan biri tarafından ödendiği miktarda diğerleri için de sona ermiştir.TBK'nın 164. maddesi uyarınca; müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir. Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur. 165. maddesi uyarınca ise; kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 6098 sayılı TBK'nın 598. Maddesi uyarınca, "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünü içerir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. maddesinde ise "TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, TBK'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak TBK'da öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmü yer almaktadır. Gerçek kişilerin verdikleri kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiş olup, kefaletname tarihi itibariyle bu düzenlemenin yürürlükte olup olmadığı incelenerek TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihi itibariyle 10 yıllık süre dolması halinde kefaletnameye dayalı olarak 1 yıllık ek süre içinde 01.07.2013 tarihine kadar takipte bulunma hakkı bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte hangi kanunun yürürlükte bulunduğu tespit edilerek o yasal düzenlemeye göre kefaletin geçerlilik şartlarının incelenmesi gerekir. Kefaletten dönme başlıklı TBK'nun 599. maddesinde; gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği hüküm altına alınmıştır. B. UYGULANACAK FAİZLERE İLİŞKİN GENEL AÇIKLAMALAR; Yargıtay (Kapatılan) 19. ve 11. Hukuk Daireleri ile HGK'nın yerleşik uygulamalarında temerrüt faizi hesaplamasına esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11.HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı aynı yoldadır. ........ile banka arasındaki ilişki TBK'nın 583.maddesindeki müteselsil kefalet ilişkisinden farklı olup söz konusu Protokol ve anılan özel düzenlemelere tabi olduğu, bu hükümler karşısında ...... AŞ tarafından yapılan kefalet ödemesi bulunması halinde, kredi veren bankanın dava tarihinden önce ........tarafından ödenen miktar yönünden davacının işbu itirazın iptali davasını açmakta hukuki yararı olacaktır. Bakanlar Kurulunun 14.07.2009 tarih ve 15197 sayılı olup 15.07.2009 tarihli 27289 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kararının m.4 d.4 hükmü ve 29.03.2020 tarihli 2325 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının (30.03.2020 tarihli 31084 sy Resmi Gazete) m.5 deki "Teminat sonrası takip süreçleri Kurum tarafından yapılan tazmin ödemesi dahil olmak üzere kredi alacağının tümü üzerinden kredi verenlerce yürütülür. Kurum tarafından yapılan tazmin ödemeleri, kredi verenlerce alacağın tümü üzerinden yürütülen takip işlemlerinde takibe konu alacak miktarını düşürmez" hükmü uyarınca kredi borçlusu, ........tarafından yapılan ödemenin takip borcundan düşülmesini isteyemez. Bu nedenle ........tarafından yapılan ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması mümkün değildir. Mevduat Ve Kredi Faiz Oranları Ve Katılma Hesapları Kâr Ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğin 6/1. Maddesinde, Bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kâr ve zarara katılma azami oranlarının uygulamaya konulmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Kredili mevduat hesabı borçlarına TCMB tarafından belirlenen kredi kartlarına uygulanan faiz oranlarının uygulanması gerekmektedir. Şu halde bilirkişi kredili mevduat hesabı ve kredi kartı alacağı bakımından temerrüt faiz oranının, temerrüt tarihinde yürürlükte bulunan TCMB'nin tebliğine göre belirlenecek azami yıllık temerrüt faizi oranı üzerinden tespit edilmesi gerekir. Business kart alacakları ile ilgili olarak ise 5464 S.lı Kanun'un 26. Maddesinde temerrüt hali de dahil olmak üzere, kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik faiz uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla bilirkişilerin kredi kartı alacakları yönünden faizleri anaparaya dahil edilmeden hesaplama yapması gerekir. Bankaların kredilere uyguladıkları temerrüt faizi oranının tespiti yönünden davacı bankaların T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılarak, banka kayıtları incelenip dava konusu kredi için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı belirlenip, taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı, takipte talep edilen oran aşılmamak kaydıyla, saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD 2018/2511 Esas 2019/3854 Karar). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2020 tarihli 2017/11-36 esas 2020/290 karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere; kefil olunan gayri nakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefiller hakkında da uygulanacağının genel muğlak bir ifade ile kabul edilmesinin kefilin de gayri nakdi teminat bedelini depo etme mükellefiyeti altına soktuğunu ileri sürmenin yasa koyucunun kefilleri koruma amacı ile çeliştiğine, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubu bedelinin ayrı bir garanti sözleşmesi ile tekeffül etmedikçe iradesinin dar yorumlanması gerektiğine, Genel kredi sözleşmesinde kefillerin çek kanuni karşılık tutarları nedeniyle sorumluluğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmaması halinde müteselsil kefiller hakkında depo talebinin reddi gerektiğine dolayısıyla müteselsil kefillerin imzaladığı sözleşmede açıkça gayri nakdi nitelikteki da mer'i teminat mektupları yönünden sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmiştir. Gayri nakdi çek taahhüt bedeli yönünden kefillerin sorumlu olacağına dair sözleşme hükmü bulunmadığında kefil yönünden (henüz nakde dönüşmemiş) gayri nakdi depo edilemeyecektir. C. DOSYANIN ve SOMUT OLAYIN İNCELEMESİNDE; Kredi sözleşmesinin davacı banka ile davalı şirket arasında yapılması nedeniyle Mahkememizin görevli olduğu, görev itirazının yerinde olmadığı, itirazın iptali davalarının ödeme emrine itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğinden itibaren bir yılık hak düşürücü sürede açılması gerektiği, davacı tarafa yapılan tebligat tespit edilemediğinden bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamayacağı dolayısıyla davadan önce dolmasının da mümkün olmadığı, bu yöndeki itirazların yerinde görülmediği, dosyada belgelerin celp edilerek bilirkişi ...... 'den rapor alındığı, raporda Gebze ..... Noterliği'nin 25.10.2021 tarihli ..... yevmiye numaralı kat ihtarnamesinde ticari kredi hesabından, teminat mektubu kredisinden, business kart hesabından hesabın kat edilip davalı şirkete 27.10.2021 tarihinde diğer davalılar ...... 'ya 28.10.2021 tarihinde tebligatın yapıldığı davalı şirketin 29.10.2021 tarihinde diğer davalıların 1.11.2021 tarihinde temerrüte düştükleri, davalı ......'nın 9.10.2014 tarihinde 500.000TL için kefil, 05.05.2017 tarihinde 1.000.000TL için kefil, 25.04.2019 tarihinde 2.000.000TL için müşterek ve müteselsil kefil olduğu, diğer davalı ......'in 25.04.2019 tarihinde 2.000.000TL için müşterek ve müteselsil kefil olduğu, her iki davalının diğer davalı şirketin müdürü olduklarından TBK 583 uyarınca eş rızasına gerek kalmadığı, raporda ...... adına tanımlanan toplam 4 adet kredi kartı için yıllık %27, 36 oranından ayrı ayrı hesaplama yapıldığı, esnek hesap yönünden yıllık %27,36 oranında işlemiş faizin hesaplandığı, teminat mektubuna ilişkin yıllık %36 akdi faiz, %46,80 TL gecikme faizinden hesaplama yapıldığı, taksitli kredilere ilişkin %25,20 oranında akdi faiz, %32,76 oranı üzerinden gecikme faizi hesaplandığı, tüm alacak kalemlerinin raporun 12. Sayfasında tablo halinde gösterildiği, 4 adet kredi kartı tutarının toplamının 45.843,53 TL olarak hesaplandığı, ödeme emrinde 50.312,83 TL talep edildiği, kredi kartlarından kaynaklı gecikme faizinin 640,05 TL hesaplandığı, davacı tarafın 815,31 TL talep ettiği, kredi kartından kaynaklı bsmv'nin 32,00TL hesaplandığı, 40,73 TL'nin talep edildiği, teminat mektubu ile taksitli kredilerin toplamının 110.954,41 TL olduğu, ödeme emrinde 127.609,00 TL talep edildiği, temerrüt faizinin 3.373,37 TL hesaplandığı, ödeme emrinde 3.319,23 TL talep edildiği, BSMV'nin 168,67 TL hesaplandığı, ödeme emrinde 165,80 TL talep edildiği, ihtarname masrafının 1.898,27 TL olduğu, Dosyada ........ödemesi sebebiyle ek rapor alındığı, bu ödemeye ilişkin açıklamada bulunduğu, ........ödemesinin davacının alacağından düşülemeyeceği, davacının bu miktarı talep etmesinde hukuki yararının olduğu değerlendirilerek ilk rapordaki verilerin denetime ve karar vermeye elverişli olması sebebiyle dikkate alındığı, bu verilerin ödeme emrindeki kalemlerle karşılaştırması yapılarak talep edilenden daha az miktarda yapılan hesaplarda hesaplama miktarına, hesaplamanın altında kalan taleplerde ise taleple bağlı kalınarak daha az miktara itibar edildiği, alacak miktarının likit olduğu, davalıların arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı, bu kanunun 18/A maddesinin 11 numaralı bendi uyarınca toplantıya katılmayan tarafın kısmen haklı çıkması halinde dahi karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderinin yarısından sorumlu olacağı ayrıca lehine avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenecek vekalet ücretinin yarısına hükmedilebileceği gözetilerek kabul red oranının bu orandan fazla olması sebebiyle 6 nolu maddede değişiklik yapılmadığı, 9 nolu maddede ise belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar verildi. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Davalının Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın KISMEN iptali ile icra takibinin; 110.954,41 TL asıl alacak ( yıllık %46,80 oranında) 3.319,23 TL muacelliyetten takip tarihine kadar işleyen faiz 165,80 TL faizin %5 gider vergisi 45.843,53 TL asıl alacak (yıllık %27,36 oranında) 640,05 TL muacelliyetten takip tarihine kadar işleyen faiz 32,00 TL faizin %5gider vergisi 1.898,27 TL ihtarname masrafı üzerinden devamına fazlaya dair talebin reddine -Devamına karar verilen 110.954,41 TL alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %46,80 oranında, 45.843,53 TL alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %27,36 oranında ticari temerrüt faizi işletilmesine, 2- alacağın faturaya dayalı olduğu likit olduğu anlaşılmakla takibe konu miktar olan 162.853,29 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-davalının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.124,51.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 2.224,21.-TL peşin harç ile icra veznesine yatırılan 920,81.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.979,49.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60.-TL başvurma harcı ile 2.224,21.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti 843,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.843,50.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 6.051,69.-TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 9-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 11. Bendi uyarınca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 21.307,98 TL'nin 1/2 'si olan 10.653,99 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 10-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, 11-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.414,87.-TL'sının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/12/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır