İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/13721 E. 2017/1838 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/13721
Karar No
2017/1838
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/22 Esas KARAR NO : 2024/850 DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 09/01/2024 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 25/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; davalı borçlunun haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini, haksız, kötü niyetli ve alacağın tahsilini sürüncemede bırakmak için yapılan itiraz nedeniyle iik.67/2 maddesi gereği %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü. Davalı tarafından cevap sunulmadığı görüldü. Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... borçlunun ... VE ... OTOMOTİV olduğu, takibe konu alacağın 105.340,92.TL olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz ettiği takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan rapor sonuç kısmı " Davacı banka şubesiyle, ... OTOMOTİV TEKSTİL VE YAPI SİSTEMLERİ SANAYİ DIŞ TİC. A.Ş. arasında 13.12.2022 tarihinde imzalanmış olan .... numaralı Ticari Kredi Kart Sözleşmesi kapsamında tahsis edilmiş olan kredi limitine ... 150.000,00 TL'lik imzasıyla 13.12.2022 tarihinde kefil imzası attığı. ...- dava dışı şirketin Yönetim kurulu Başkanı olması nedeniyle kefaletin “Eş muvaffakiyeti” aranmadığı. Kefalet sözleşmesi, TBK 583 maddesine uygun olduğu, Davacı banka, davalı şirket ve diğer davalıların adına kullandırılmış olan kredilerdeki olumsuzluklar nedeniyle Beyoğlu .... Noterliğinin 26.06.2023 tarih ve ... Yevmiyeli kat ihtarnamesiyle ; KMH-50.000,00 TL anapara, 1.064,96 TL faiz 53,25 TL bsmv toplam 51.118,21 TL'nin yukarıda belirtilen 4.459,59 TL gecikmiş borç toplamı işbu- ihtarname tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizleriyle birlikte ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren (1) gün İçerisinde ödenmesini talep ettiği, Söz konusu ihtarnamenin muhataplarına 03.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve verilen ödeme süresi dikkate alındığında muhatapların 05.07.2023 itibariyle temerrüde düşürüldükleri. İhtarnameden sonuç alamayan davacı banka Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı dosyası ile 01.09.2023 tarihinde davalılar aleyhine takip başlatılarak 105.340,92 TL'lik takip işlemi başlattığı, Davacı bankanın takip tarihi olan 01.09.2023 itibariyle hesaplanmış olan alacak kalemleri aşağıda tablo şeklinde gösterilmiş olup, Kredi Kart No Asıl Alacak Akdifaiz Gecikme faiz BSMV Toplam ... 44.59593TL 994,69TL 1.90749TL 132,81 TL 47.630,92 TL (KMH) 50.000,00TL 1.314.80TL 2.212.67TL 176.37TL 53.703.84 TL Toplam. 94.595,93 TL 2.309.49TL 4.120.16'TL 309,18 TL 101.334,76 TL Hesaplanan rakamlar ile davacı bankanın takip talebini değerlendirdiğimizde; 49.353,28 TL Asıl alacak 96 26,52 - 44.595,93 TL Kredi Kartı Asıl alacak 50.105,03 TL Asıl alacak 94 18,6 — - 50.000,00TL KMH Asıl alacak 2.759,46 TL İşlemiş faiz - 2.309,49 TL Akdi faiz, 15,48 TL Gider vergisi - 4,120,16 TL Gecikme faiz, 2.396,38 TL İşlemiş faiz 2 309,18 TL gider vergisi 14,79 TL gider vergisi - 101.334,76 TL Toplam 696,50 TL İhtarname masrafı Toplam 105.340,92 TL olduğu, Hesaplanan rakamlar ile talep arasındaki fark kredi kart için hesaplanan akdi ve gecikme faiz tutarlarının asıl alacak bakiyesinde izlendiğinden kaynaklı olduğu. " şeklinde düzenlenerek rapor mahkememize sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, genel kredi ve kefalet sözleşmesi kapsamında ödenmeyen kredi alacağının davalı kefilden tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra takibi ve dava ile talepde bulunabilmek için muaccel bir alacağın varlığı gereklidir.İcra takip tarihi itibariyle, muaccel bir alacak yok ise; takip erken başlatıldığından itirazın iptali davasının bu nedenle reddi gerekir. Hesabın kat edildiğinin tespiti halinde muaccel (istenebilir ) alacağın olduğunun kabulü gerekir. Kat ihtarı düzenlenmesi ile istenebilir hale gelen alacak nedeniyle kat ihtarının tebliğ edilip edilmemesine göre farklı sonuçlar doğar. Kat ihtarının asıl borçluya tebliği veya tebliğ edilmiş sayılması (asıl borçlu için dikkate alınması gereken İİK'nın 68/b maddesine göre) müteselsil kefile başvuru koşullarını da belirleyecektir.Ancak, kat ihtarının tebliğinin, borçlunun mütemerrit sayılması için önemi vardır. Ancak borçlu mütemerrit sayılırsa temerrüt faizi işletilecek, aksi halde temerrüt tarihine kadar akdi faiz işlemeye devam edecektir. Hesabın katı ile birlikte; kredi kullanımı durdurulsa da; sözleşmede kararlaştırıldığı üzere akdi faiz işlemeye devam edecektir. TBK 583 .maddesine göre, " Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." denilmektedir . TBK 584 göre ; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." denilmektedir. Kefalet koşullarının kümülatif olarak gerçekleşmesinin gerektiği, Kefil imza sayfasındaki kefil, adı, soyadı, ünvanı ve kefil beyanındaki yazılar ve imzanın kefile ait olmasının tek başına yeterli olmadığı ve genel kredi sözleşmesine verilen kefaletin geçersiz olacağı, TTK'nın 7. maddesi hükmü gereği iki veya daha fazla kişinin, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacakları, ancak, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemeyeceğini, ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmünün geçerli olacağının düzenlediği, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarına ilişkin bir hüküm içermediği,kefilin kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu ve kefalet sözleşmesine dayalı olarak borçlu olmayacağı TTK 7. Maddesinin geçerli olmayan kefalet sözleşmesi için uygulanamayacağının açık olduğu, a kefalet sözleşmesi geçerlilik şartlarının şirket ortağı olan kefil içinde geçerli olduğu, TBK'nın 583/1 maddesinde aranan şekle aykırı olan kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüz sayılacağı, şekil noksanlığını sonradan ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceği, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı da her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, TBK'unun 583. maddesindeki şekil/geçerlilik şartına rağmen azami limitin ve kefalet tarihinin davacının eli ürün olması şartına gerek görmeden kredi kullandıran ve basiretli olarak davranma yükümlülüğüne aykırı olan bankanın daha sonra şekil şartı eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu açıkça ortaya koyması gerektiği, bu hususun somut olarak ortaya konulmadığı ve ispat edilmediği, (Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 27.01.2020 tarih, .... esas ve ... karar sayılı ilamı) kanunda aranan şekli geçerlilik şartlarına haiz olmayan kefalet sözleşmesinin şeklen geçersizliğinin kefil tarafından ileri sürülmesinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği ve aksinin düşünülmesi halinde kanunun aradığı şekil şartının hiç bir anlamının kalmayacaktır. TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Müteselsil kefalet nedeniyle, alacaklının doğrudan kefile başvuracağı gibi İİK'nın 45. maddesi hükmüne uygun olarak, alacağın rehinle temin edilmeyen kısmı için doğrudan kefile yönelik talepte bulunması mümkündür. Alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen kat ihtarının borçlunun sözleşmede belirtilen adresine gönderilmesi halinde borçlunun İİK'nın 68/b maddesi gereğince hesabın kat edildiği tarih itibariyle temerrüte düştüğünün kabulü gerekir. TBK'nın 589. maddesi uyarınca, kefil en fazla kefalet sözleşmesinde belirtilen azami tutar kadar sorumludur. Ayrıca kefaletin feriliği gereğince, asıl borcun sona ermesi hâlinde, kefalet borcu da sona erer. Ancak asıl borcun ne şekilde sona ereceği, yapılan kısmı ödeme ve tahsilatların hangi borca mahsup edileceği, TBK'nın 100 ve devamı maddelerine göre belirlenmelidir. Borcu ödemede temerrüde düşen borçlunun yaptığı ödemelerin mahsubundan sonra, kalan miktar yönünden kefil sorumlu tutulabilir. Zira kefil asıl borç ve ferilerinden kefalet limitiyle ve kendi temerrüdünün sonuçları ile sorumludur. Asıl borçlu ve kefilin temerrüdü nedeniyle ödenmeyen borç için tahakkuk eden faiz ve takip giderleri dikkate alınmaksızın, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takipte elde edilen satım bedelinin tamamının ana paradan düşülmesi kabul edilemeyecektir. TBK'nın 589/1. maddesi gereği kefil; asıl borç ve borçlunun kusur ve temerrütünden kefalet limiti ile, kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından ise kefalet limiti ile sınırlı olmaksızın sorumludur (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 07.03.2017 tarihli 2016/13721 E., 2017/1838 K. sayılı ve 21.12.2016 tarihli 2016/6502 E., 2016/16085 K. sayılı emsal kararları). Bir başka anlatımla kendi temerrütü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Borcun muaccel olması temerrüt faizi için yeterli olmayıp, borçlunun temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Kefil, takipten önce temerrüte düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen ve ana paraya dahil olan akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. İflas kararından evvel temerrüde düşen müteselsil kefil bakımından temerrüt faizi işletilmesi gerekir. TBK'nın 166. maddesi uyarınca borç, müteselsil borçlulardan biri tarafından ödendiği miktarda diğerleri için de sona ermiştir.TBK'nın 164. maddesi uyarınca; müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir. Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur. 165. maddesi uyarınca ise; kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 6098 sayılı TBK'nın 598. Maddesi uyarınca, "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünü içerir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. maddesinde ise "TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, TBK'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak TBK'da öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmü yer almaktadır. Gerçek kişilerin verdikleri kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiş olup, kefaletname tarihi itibariyle bu düzenlemenin yürürlükte olup olmadığı incelenerek TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihi itibariyle 10 yıllık süre dolması halinde kefaletnameye dayalı olarak 1 yıllık ek süre içinde 01.07.2013 tarihine kadar takipte bulunma hakkı bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte hangi kanunun yürürlükte bulunduğu tespit edilerek o yasal düzenlemeye göre kefaletin geçerlilik şartlarının incelenmesi gerekir. Kefaletten dönme başlıklı TBK'nun 599. maddesinde; gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği hüküm altına alınmıştır. Kefilin genel kredi sözleşmesinin imza tarihinden sonraki dönemde hisse devri ile şirket ortaklığından ayrılmış olması ve bunun ilan edilmesi halinde kefilin kefaletten dönmeye ilişkin olarak bankaya bir bildirimde bulunup bulunmadığına bakılmalı, alacağa konu kefalet sözleşmesinde imzasının olup olmadığına bakılarak, kedilin kefaletinin imzasının bulunan sözleşme dayalı olarak devam ettiği, bankanın yeni genel kredi sözleşmesi düzenlemesi nedeniyle, iradesinin önceki sözleşmenin devamı değil, yeni sözleşme yapmak olarak yorumlanması gerekir. Kefilin imzasının bulunmadığı yeni sözleşmenin, önceki sözleşmenin devamı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Kefilin sırf şirket ortaklığından ayrılması kefaleti geçersiz kılmamaktadır. Yargıtay (Kapatılan) 19. ve 11. Hukuk Daireleri ile HGK'nın yerleşik uygulamalarında temerrüt faizi hesaplamasına esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11.HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı aynı yoldadır. KGF ile banka arasındaki ilişki TBK'nın 583.maddesindeki müteselsil kefalet ilişkisinden farklı olup söz konusu Protokol ve anılan özel düzenlemelere tabi olduğu, bu hükümler karşısında ... AŞ tarafından yapılan kefalet ödemesi bulunması halinde, kredi veren bankanın dava tarihinden önce KGF tarafından ödenen miktar yönünden davacının işbu itirazın iptali davasını açmakta hukuki yararı olacaktır. Bakanlar Kurulunun 14.07.2009 tarih ve 15197 sayılı olup 15.07.2009 tarihli 27289 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kararının m.4 d.4 hükmü ve 29.03.2020 tarihli 2325 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının (30.03.2020 tarihli 31084 sy Resmi Gazete) m.5 deki "Teminat sonrası takip süreçleri Kurum tarafından yapılan tazmin ödemesi dahil olmak üzere kredi alacağının tümü üzerinden kredi verenlerce yürütülür. Kurum tarafından yapılan tazmin ödemeleri, kredi verenlerce alacağın tümü üzerinden yürütülen takip işlemlerinde takibe konu alacak miktarını düşürmez" hükmü uyarınca kredi borçlusu, KGF tarafından yapılan ödemenin takip borcundan düşülmesini isteyemez. Bu nedenle KGF tarafından yapılan ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması mümkün değildir. Mevduat Ve Kredi Faiz Oranları Ve Katılma Hesapları Kâr Ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğin 6/1. Maddesinde, Bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kâr ve zarara katılma azami oranlarının uygulamaya konulmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Kredili mevduat hesabı borçlarına TCMB tarafından belirlenen kredi kartlarına uygulanan faiz oranlarının uygulanması gerekmektedir. Şu halde bilirkişi kredili mevduat hesabı ve kredi kartı alacağı bakımından temerrüt faiz oranının, temerrüt tarihinde yürürlükte bulunan TCMB'nin tebliğine göre belirlenecek azami yıllık temerrüt faizi oranı üzerinden tespit edilmesi gerekir. Business kart alacakları ile ilgili olarak ise 5464 S.lı Kanun'un 26. Maddesinde temerrüt hali de dahil olmak üzere, kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik faiz uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla bilirkişilerin kredi kartı alacakları yönünden faizleri anaparaya dahil edilmeden hesaplama yapması gerekir. Bankaların kredilere uyguladıkları temerrüt faizi oranının tespiti yönünden davacı bankaların T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılarak, banka kayıtları incelenip dava konusu kredi için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı belirlenip, taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı, takipte talep edilen oran aşılmamak kaydıyla, saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD 2018/2511 Esas 2019/3854 Karar). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2020 tarihli .... esas ..... karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere; kefil olunan gayri nakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefiller hakkında da uygulanacağının genel muğlak bir ifade ile kabul edilmesinin kefilin de gayri nakdi teminat bedelini depo etme mükellefiyeti altına soktuğunu ileri sürmenin yasa koyucunun kefilleri koruma amacı ile çeliştiğine, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubu bedelinin ayrı bir garanti sözleşmesi ile tekeffül etmedikçe iradesinin dar yorumlanması gerektiğine, Genel kredi sözleşmesinde kefillerin çek kanuni karşılık tutarları nedeniyle sorumluluğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmaması halinde müteselsil kefiller hakkında depo talebinin reddi gerektiğine dolayısıyla müteselsil kefillerin imzaladığı sözleşmede açıkça gayri nakdi nitelikteki da mer'i teminat mektupları yönünden sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmiştir. Gayri nakdi çek taahhüt bedeli yönünden kefillerin sorumlu olacağına dair sözleşme hükmü bulunmadığında kefil yönünden (henüz nakde dönüşmemiş) gayri nakdi depo edilemeyecektir. Dosyanın yapılan incelemesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı bankanın dava dışı ".... OTOMOTİV TEKSTİL VE YAPI SİSTEMLERİ SANAYİ DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ" ile arasındaki Ticari Kart Sözleşmesine ilişkin dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden davalının kefil olarak sorumluluğunun olup olmadığı, kefalet şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, bankanın benzer kredilere ilişkin fiilen uyguladığı faizin ne olduğu, kat ihtarı, tebliğ belgesi, şirket ile banka hesap hareketleri ve sözleşmede de dikkate alınarak bankanın kredi sebebiyle talep edebileceği, asıl alacak işlemiş faiz ve bsmv miktarının ne olacağının icra dosyasında talep edilen miktarla karşılaştırmalı hesaplanması ile davacının kullandırdığı kredinin tüketici yada ticari kredi olup olmadığının tespitine itirazın iptali davası olduğu görülmektedir. Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamış, deliller celp edilerek bankacı bilirkişi ... 'den rapor alınmış, rapora karşı davacı banka beyan dilekçesi sunmuş davalı tarafın itirazı olmamıştır. Somut olayın incelenmesinde ; davacı banka tarafından dava dışı ... şirketi ile davalı kefil ...'a kredi kartı ve kredili mevduat hesabına yönelik hesapların kat edilerek ihtarname çekildiği, ihtarın dava dışı şirket ve davalı tarafa tebliğ edilerek alacak talebinin muaccel hale geldiği temerrütün gerçekleştiği, davalı kefilin, dava dışı şirketin yetkilisi olduğu, eş muvafakatine gerek olmadığı, sözleşme tarihinde geçerli olan 6098 sayılı TBK'da düzenlenen kefalet şartlarının oluştuğu, kredili mevduat hesabına, TCMB tarafından kredili mevduat hesaplarına ve kredi kartlarına uygulanacağı açıklanan akdi ve gecikme faizlerinin uygulanarak hesaplamanın yapıldığı, kredi kartı alacağına da TCMB tarafından açıklanan kredi kartlarına uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranlarına göre hesaplama yapıldığı, hesaplanan kalemlerin icra dosyasında talep edilen alacak miktarları ile karşılaştırıldığı, raporun denetime , hüküm kurmaya ve güncel yargı içtihatlarına uygun olarak hazırlandığı, davacı tarafın davalı taraftan aşağıda belirtilen alacak kalemlerini icra takip dosyası ile birlikte talep edebileceği, alacağın likit olduğu değerlendirilerek aşağıdaki şekilde karar verildi. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Davalının Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 44.595,93 TL asıl alacak (yıllık %26,52 geçikme faiz oranı üzerinden ) 50.000TL asıl alacak (yıllık %18,60 geçikme faiz oranı üzerinden) 2.759,46 TL işlemiş faiz , 15,48 BSMV 2.396,36 TL işlemiş faiz 14,79 TL bsmv 696,50 TL ihtar gideri üzerinden devamına, fazlaya dair taleplerin reddine -Devamına karar verilen 44.595,93 TL asıl alacağa(yıllık %26,52 gecikme faiz oranı üzerinden ), 50.000TL asıl alacağa ise (yıllık %18,60 gecikme faiz oranı üzerinden) faiz uygulanmasına, 2- alacağın faturaya dayalı olduğu likit olduğu anlaşılmakla takibe konu miktar olan 100.478,54 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.863,69.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 1.798,96.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 5.064,73‬.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60.-TL başvurma harcı ile 1.798,96.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL bilirkişi ücreti 631,5‬0 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.631,50.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 5.371,56.-TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 8-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.975,98.-TL'sının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/10/2024- Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/13721, K. 2017/1838, T. 30.03.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-13721-e-2017-1838-k-2d45a9d18d1b