İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2015/2
- Karar No
- 2017/1
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/622 KARAR NO : 2019/548 DAVA : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/09/2016 KARAR TARİHİ : 18/09/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... Değişik sayılı dosyasında ödenmediği tespit edilen ... tarihli beş adet çekli ödeme dekontu bedelinin ödenmesi talebi ile ... TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafı vekili aracılığı ile takibe konu borç ile tüm ferilerine ve yetkiye ... tarihinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davalının itirazlarının hukuki mesnetten yoksun ve haksız olduğunu, takip konusu dosyanın tüm ferileri ile birlikte Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile müvekkili ...'a devredildiğini, dava dışı ...'ne ...'den ..., ..., ..., ... ve ... tarihlerinde keşide edilen toplam ... TL bedelli çekler,...'ni vekaleten temsil eden dosya alacağını devreden ... tarafından cirolanarak ... tarihinde davalı banka şubesine teslim edildiğini, ... TL bedelin nakit olarak ödenemeyeceğini söylenerek daha sonra ödeme yapılacağı veya hesaba gönderileceği hususunun belirtildiğini, alacağı devreden ... ise davalı bankaya güvenerek para almadan şubeden ayrıldığını, Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinin dosyasının incelenmesinden, alacağı devreden ...'a nakden veya mahsuben herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu paranın dava dışı ... veya başka bir kişiye teslimi yada havalesine dair de alacağı devreden ...'ın yazılı bir talimat olmadığı tespit edildiğini, davalı tarafın faiz itirazlarının yerinde olmadığını, davalı tarafın kötü niyetli bir yaklaşımla ... tarihli beş adet çekli ödeme dekontu bedelinin ödemediği ve bu durumun delil tespiti ile nihayete ulaştığı halde yapmış olduğu icra takibine mesnetsiz bir şekilde kötü niyetli itirazda bulunulduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı banka vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibine ilişkin olayda ... adına işlem ve tahsilatı ...'in vekaleten yaptığı, taraf sıfatı olmadığı için alacak usulsüz olarak üçüncü kişiye temlik edildiğini, ilgili çekler karşılığı talep edilen tutarın ...'in uhdesinde geçtiği, ... tarihli numara ve saat tutarlı dekontlardan anlaşılacağı üzere ... vekili ... uhdesine toplam ... TL geçtiği, dekontları imzaladığı, davaya konu bilirkişi raporunda ... TL'nin herhangi bir yolla ödenmemiş olması durumunda şube kasasının fazla vermesi gerektiği, bankadan alınan ... tarihli sayım zaptında kasa noksan veya fazlasının olmadığının yazdığı, söz konusu tutarın ... TL'sinin ... ve ... aracılığıyla ... hesabına yatırıldığı, kalan tutarında kameralarda görüldüğü üzere ...'in aldığı işlemlerin aynı saatte üç dakika arayla her iki şahsında bankadan olduğu esnada gerçekleştiği, günümüzde bankacılık işlemlerinin çoğunun fiziki anlamda para alışverişi olmadan kişilerin banka dekontlarına imzası alınarak ve devamında diğer hesaplara para yatırılarak yapıldığı ... TL'nin ... uhdesine geçtiğinin kabulü için tutarın kendisi ya da şirket hesabına yatırılmasına gerek bulunmadığı, tespite konu çeklerin karşılığı olan ... TL'nin ... uhdesine geçtiği ve söz konusu tutarın ... TL'sinin ... yetkilisi ... aracılığıyla ... hesabına yatırıldığı, kalan ... TL'nin ... tarafından alındığı, dolayısıyla olmayan bir alacağın talebi ve temliki ile açılan davanın haksız ve mesnet olduğu belirtilerek, davanın reddine verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası, iş bu dosya arasına alınmıştır. 7.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. 8.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 9.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 10.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; aşamalarda Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ve Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... Değişik sayılı dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. 11.Mahkememizce, taraf delilleri toplanmış ve aşamalarda bankacı bilirkişiden, rapor aldırılmıştır. 12. ... havale tarihli, ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; ...'ın (temlik eden) ödeme dekontları üzerindeki imzalarıyla, çekler arkasına atılı imzaların makbuz niteliğinde olduğu, çeklerdeki ciro işleminin tahsil ve vekalet amaçlı yapıldığı, somut olayda temlik cirosundan söz edilmesinin söz konusu olmadığı, incelenen ödeme ve para yatırma işlemlerinin karşılıklı bütünlük teşkil ettiği, çeklerin ödenmesi ve bu ödemeden para yatırılması şeklinde gerçekleşen işlemler sonucunda temlik eden ...'ın davalı banka şubesinden şahsen talep edebileceği bir alacağın bulunmadığı bildirilmiştir. 13.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekili itirazlarını sunmuş, davalı vekili ise rapora bir diyeceklerinin olmadığını söylemiştir. 14.Mahkememizce itirazların da değerlendirilmesi amacıyla, Ankara mahkemeleri aracılığıyla bankacılık ve kıymetli evrak mevzuatı uzmanından rapor alınması için talimat yazılmıştır. 15. ... havale tarihli, ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; tüm dosya içeriği ve belgelerin incelenmesi sonucu, dava konusu çeklerin emre yazılı çekler olduğu, ciro yolu ile devredilerek teslim edilmiş olduğunun anlaşıldığı, dava konusu çeklerin beyaz ciro yapılarak devredildiğinin görüldüğü, ikinci cirantanın ... olduğu, onun da beyaz ciro ile cirolamak sureti ile davalıya teslim ettiğinin anlaşıldığı, ...'ın tarafından çeklerin vekaleten tahsilinin söz konusu olmadığı kanaatinin dosya kapsamı gereği hasıl olduğu, şirket yetkilisinin ... olduğu, ... yetkili olmadığı halde çeklerin üzerinde ...'ın imzasının olduğu, önceki bilirkişinin paranın çıkışına dair görüşüne katılındığını, incelenen ödeme ve para yatırma işlemlerinin karşılıklı bir işlem olarak bütünlük sağladığı, çeklerin tahsili ve bu tahsile istinaden çıkışı yapılan tutarların bu ödemelerden sonra para yatırılması şeklindeki işlemler ile icra dosyası tutarını devreden ...'ın davalıdan şahsen talep edebileceği bir alacağın olmadığı belirtilmiştir. 16. ... havale tarihli rapor ile ... havale tarihli rapor aynı yöndedir. 17.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekili itirazlarını sunmuş, davalı vekili ise rapora itirazlarının olmadığını beyan etmiştir. 18.Mahkememizce ... tarihli celsede tekrar, talimat yolu ile rapor alınması yönünde ara karar kurulmuştur. 19. ... tarihli ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; bankaların kredi ve güven kurumları olduğu, dava dışı ...'ın kambiyo senedi imzalama yetkisi bulunduğunun dosyadan anlaşıldığını, dava konusu ihtilafta, makbuzlar üzerinde dava dışı ...'ın imzası bulunmakla ...'ın paranın dava dışı şirkete ödenmesi, bir kısmının şirketin yetkilisi olduğu ileri sürülen kişiye nakit olarak ödenmesi hususunda vermiş olduğu yazılı bir talimatın dosyadan anlaşılamdığı, davalı tarafından da gerçekleştirmiş olduğu havale ve nakit ödeme konusunda yazılı bir talimat aldığının ispatının olmadığı, makbuzlar üzerinde ...'ın imzasının olmasının, her hangi bir talimatın varlığına veya paranın alınmış olduğuna işaret etmediği, bu yönde bir belgenin olmadığı belirtilerek, ...'ın alacağın temliki nedeni ile davacıya ödeme yapıldığından söz edilmesinin mümkün olmadığı, itirazın iptalinin gerektiği belirtilmiştir. 20.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekili son rapora göre karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise rapora itirazlarını sunmuştur. 21.Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez.(YHGK., 2017/17-3188 Esas, 2019/755 karar) 22.Mahkememizce ... tarihli celsede, tekrar talimat yolu ile bilirkişi raporu aldırılması istenmiştir. 23. ... havale tarihli ..., ..., ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; Bankacılıkta tahsilat ve ödeme işlemlerinde karşılıklı işlemler yapılmasını özellikle ticari işlem yapan ve nakit hareketi fazla olan müşterilerce talep edilen sıklıkla talep edilen ve bilinen uygulama olduğunu, bunun dışında ticari alışveriş yapan firmaların aralarındaki nakit alışverişlerinin banka kayıtlarına geçirmek istedikleri ve bu nedenle bankalarda karşılıklı işlem yaptırmak istediklerinin bilindiğini, dava konusu uyuşmazlık incelendiğide; raporda yer alan ve ibraz süresi farklı tarihlerde geçmiş toplam 5 adet çekin bulunduğunun görüldüğünü, çeklerin tamamının aynı gün bankalaya birlikte gelen çek keşidecisi ... Yetkilisi ..., çek keşidecisinin para yatırma yetkilisi olan ... ve çek lehtarı olan ... adına çeki ciro eden ve muhattap lehinde imza ederek çekleri banka ilçesine ibraz eden ... tarafından tahsil edildiğinin görüldüğü, çeklere ilişkin ödeme işlemlerini belirtilen kişilerin aynı anda bankada bulundukları süre içinde yapıldığı ve hemen akabinde de ... hesabına raporda gösterilen miktarda para yatırma işlemi yapıldığı ve ... hesabından para çekme yetkisi olmayan kişiye çek ödeme işleminden sonra bakiye kalan ... TL'nin nakit olarak teslim edildiği ve çek ödeme dekontları üzerine işlem toplam tutarı ... TL yazılı olmasını ... Sulh Hukuk Mahkemesine verilen bilirkişi raporunda yer verilen tespitlerde, banka da herhangi bir kasa açığı yada fazlası olmamasınında somut olayda işlemlerin karşılıklı yapıldığını gösterdiği, bankaların müşterilerinin talepleri yerine getirebilmek amacıyla zaman zaman karşılıklı işlem yapılacağı durumlarda kasada yeterli nakit bulunmadan işlem yapabilindiği ancak bu tür işlemde işlem yapan kişinin kasası müsait değil ise, kasada ödeme yapmak için yeterli tutarda bakiye yok ise banka sistemlerinin işlem yapılmasına izin vermediğini, böyle bir durumda kasa bakiyesinin müsait hale getirilebilmesi için öncelikle tahsilat işlerinin yapılması gerektiğini, işlem yapan gişenin bu şekilde kasasının ödeme işlemi için müsait hale gelebileceğini, söz konusu olayda raporda tabloda yer alan dekontlardan görüldüğü üzere çekli ödeme işlemlerinin tamamının yapıldığı ve arkasından tahsilat işlemlerinin yapıldığının görüldüğünü, bu durumda kasa kasada nakit bulunmadığı ve para alınmadan şubeden ayrıldı iddiasının banka uygulamalarına uygun olmadığını, çeklerin bankaya teslim edilerek, çek bedellerinin daha sonra hesaba alacak kaydedilmesi istendiğinde, bankalar çekleri bir tahsil-tevdi bordrdosu eşliğinde teslim alarak işlem yapıldığını, dosyada çek bedellerinin daha sonra hesaba geçmek üzere banka gişesine teslim edildiğini gösteren herhangi bir çek tahsil-tevdi bordrosu bulunmadığını, bu durumda çeklerin ibrazı anında çek lehtarının alacağını aldığını ve bankadan ayrıldığını teyit ettiğini, dosyaya ibraz edilen Antalya ... Noterliğinin ... yevmiye nolu vekaletnameden anlaşılacağı üzere çeklerin arkasında yer alan lehtar firmanın ciro imzası ... tarafından atıldığını, ciro imzasından sonra atılan ... imzası ve telefon numarası çeklerin bankaya ibraz edildiğinde atıla nve çek bedellerinin tahsilin gösteren makbuz niteliğindeki (Türk Ticaret Kanunu 789/4) imza olduğunu aynı zamanda tablo 1'de belirtilen çekli ödeme işlemlerine de imza atılarak çek bedellerinin tahsil edildiğini tevsik etttiğini, bankalarda kasadan çek ödeme işlemlerinde genellikle tek işlemle ödeme yapıdığını, çek menülerinden çek keşidecisinin hesabında çeki ödemeye yeterli bakiye bulunması halinde çek bedeli keşideci hesabına borç kaydedilirken ödeme yapan kişinin kasa hesabından para çıkışı gerçekleşir ve çıkan dekont üzerine ve çekin arkasına çeki ibraz eden alacaklının imzası alınarak işlemin tamamlandığını, talimat veya imza gerektiren bir işlem bulunmadığını, söz konusu 5 adet çekin ödemesi sırasında da çekin arkasına ve ödeme dekontlarına ... imzasının alınarak işlemlerin tamamlandığının görüldüğünü beyan ederek; davacının davalı bankadan 5 adet çek kapsamında herhangi bir alacağı bulunmadığı belirtilmiştir. 24.Dosyaya bakıldığında; çek ve bankanın hukuki sattüsü/sorumluluğu konusunda temel belirlemeler yapmak gerekmektedir. 25.Çek, Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. Türk Ticaret Kanununun 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, A /Göle, C: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s:221, 6102 sayılı TTK' nın 778 ve 6762 sayılı eTTK.’nın 690, 730. Maddeleri) Çek, Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir:Çek, kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., E/ Göç Gürbüz, D: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s:268). Çek bir kıymetli evraktır. Çekte rehin cirosu yapılamaz. Çekin sadece tahsil veya temlik cirosuyla verilmesi mümkündür(Öztan, F., Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2012,s.278 vd.) 26. Bankalara bakıldığında ise, bankalar sahip oldukları özel statü gereğince birer güven ve itibar kurumlarıdırlar. Banka personeli mevduat/çek hesabı üzerinde işlem yapmak isteyenin, mevduat hesabının sahibi veya yetkili temsilcisi olup olmadığını kontrol etmek durumundadır. Bankanın özen borcu, TMK m. 2 ye dayanır.(ÇEKER, Mustafa; Hukuki Yönleriyle Banka Mevduatı, Adana 2004, s. 273) 27.Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. TTK 18/2 maddesi gereğince, tacir,ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. (YILMAZ, Süleyman; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara, 2010, s. 152.) 28.Banka personelinin, banka ile aralarında sözleşme ilişkisi olan kişilere karşı uygun olmayan/yanlış işlem/davranışlarından dolayı ortaya çıkan zararlardan sorumluluğu TBK m. 116’ya dayanır. TBK m. 116, “yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk” başlığını taşımaktadır. Buna göre borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. TBK m. 116 hükmü, taraflar arasında geçerli bir sözleşme hükmü olması durumlarında uygulanır. 29. ... havale tarihli ..., ..., ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; çeklere ilişkin ödeme işlemlerini belirtilen kişilerin aynı anda bankada bulundukları süre içinde yapıldığı ve hemen akabinde de ... hesabına raporda gösterilen miktarda para yatırma işlemi yapılması ve ... hesabından para çekme yetkisi olmayan kişiye çek ödeme işleminden sonra bakiye kalan ... TL'nin nakit olarak teslim edildiği ve çek ödeme dekontları üzerine işlem toplam tutarı ... TL yazılı olması, ... Sulh Hukuk Mahkemesine verilen bilirkişi raporunda yer verilen tespitlerde, banka da herhangi bir kasa açığı yada fazlası olmaması da somut olayda işlemlerin karşılıklı yapıldığını göstermektedir. Bilirkişi raporunda, mahkememizce aldırılan ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporundan neden farklı görüşte oldukları da denetime elverişli şekilde açıklanmıştır. 30.Tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çeklerin tamamının ibraz süreleri geçtikten sonra ... tarafından bankaya ödenmek üzere ibraz edildiği, ödeme dekontlarında çekleri bankaya ibraz eden ...'ın imzasının bulunduğu, çek ödeme dekontları üzerine işlem toplam tutarı ... TL yazılı olması, ... Sulh Hukuk Mahkemesine verilen bilirkişi raporunda yer verilen tespitlerde, banka da herhangi bir kasa açığı yada fazlası olmamasının işlemlerin karşılıklı yapıldığını göstermesi, çek ödeme işlemlerinin akabinde keşideci hesabına yapılan tahsilat toplamı ile ...'e yapılan ödeme toplamının ... TL ile denklik oluşturması, davacının aksinin kabulünü gerektirir başkaca bir delili dosyaya sunmaması, ... havale tarihli raporun, ... havale tarihli raporun ve ... havale tarihli heyet raporunun aynı yönde olması, bankanın/çalışanının kusurunu, hatalı işlemini, sorumluluğunu, paranın esasen alınmadığını gösterir, davacının haklılığını kanıtlar, ispat hukuku kuralları çerçevesinde bir delilin dosyada mevcut olmaması karşısında davanın ... havale tarihli raporun, ... havale tarihli raporun ve ... havale tarihli heyet raporunundaki tespitler gereği, yukarıdaki açıklamalar ışığında reddine karar vermek gerekmiştir. Dekontlarda imzanın olmasının paranın ödendiği anlamına gelmeyeceğine ilişkin ... tarihli rapordaki tespite mahkememiz katılmamıştır. Bu husus, ispat hukukuna ilişkin olmakla, imzalı dekont karşısında, aksinin ispatı usul hukukunun elverdiği delillerle yapılmalıdır ancak yukarıda açıklandığı üzere davacı taraf üzerine düşen ispat külfetini yerine getirememiş, davasını ispat edememiştir. 31.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 03.03.2017 gün ve 2015/2 E. 2017/1 K. no’lu kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde "sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller" gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa 'yemin teklifinde bulunma hakkını hatırlatmayacağına oyçokluğu ile karar verilmiştir. Somut davada da, davacı taraf açıkça yemin deliline dayanmadığından, mahkememizce böyle bir hatırlatmada bulunulmamıştır. Davacı taraf yemin deliline dayanmamıştır. 32.Denetime elverişlilik açısından burada belirmek gerekir ki; davayı açan aşamalarda temlik iradesinde bulunmuş ve davacı HMK m. 125 gereği ... ... (temlik alan) olmuştur. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda anlatıldığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2- Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi gereği alınması gerekli ... TL maktu karar harcının, davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 8-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair; davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır