İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/9955 E. 2016/8876 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/9955
- Karar No
- 2016/8876
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/294 KARAR NO : 2021/129 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 11/05/2018 KARAR TARİHİ : 03/03/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; kaza tarihinde davalı şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile ... adına kayıtlı olan ve ... yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile ... günü sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması neticesinde, motosiklette yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, bu konuda savcılık soruşturmasının devam ettiğini, kaza tespit tutanağına göre ...'ün asli kusurlu, sürücü ...'in kusursuz olduğunun belirtildiği, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, sigorta şirketince kendilerine ... TL ödeme yapıldığını, bu miktarın gerçek zararı karşılamadığını beyan ederek; sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı yanında manevi tazminat talebinde de bulunmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalılar ... ve ... vekilleri cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını, davacı tarafın sigortadan para aldığını, davanın zenginleşme amacı taşıdığını, kaza tespit tutanağındaki kusur durumunu kabul etmediklerini beyan ederek; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili tarafından davacı tarafa tazminat tutarının ödendiğini, başka bir sorumluluklarının olmadığını, davacının maluliyet oranının ATK raporu ile ispatlanması gerektiğini, tazminat hesabının aktüer hesaplama konusunda uzman ve hazine listesinde yer alan bir aktüer tarafından yapılması gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5. Dava, trafik kazasına dayalı (haksız fiile dayalı) maddi-manevi tazminat talebinden ibarettir. 6.Dava haksız fiile dayanmakla; TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davada, ispat yükü davacıdadır. Taraf delilleri toplanmıştır. 7.Davalılar ... ve ... vekilleri zamanaşımı itirazında bulunmuşlardır. Somut davaya temel kaza, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmaya konu olmuş ve taksirle bir kişinin yaralanması konusunda yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kaza tarihi, ... dir. İş bu dava tarihi ...'dir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72-73 maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır (Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:IV, İstanbul 2001, Cilt:2, s.1761;Von Tuhr. A.:Borçlar Hukuku (C.Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:1-2, s.688 vd.;Canbolat, Ferhat:Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; HGK’nun 06.04.2011 gün ve E:2010/9-629, K:2011/70 sayılı ilamı). 098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49 ve devamı maddeleri haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenlemektedir. Buna göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72. maddeye göre; Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. 2918 sayılı Karayolları trafik kanunu'nun 109 uncu maddesi gereğince de ; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.(HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir) Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan soruşturma yapıldığı anlaşılmaktadır. Normal koşullarda da zaman aşımının geçmediği anlaşılmakla beraber davada uzamış ceza zaman aşımının 5237 sayılı TCK m. 85 ve m. 68 hükümleri) dolmadığı da açıkça anlaşılmakla zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. 8.Aşamalarda, mahkememizce Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından rapor aldırılmış, ... tarihli raporda özetle; davacının, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gereği maluliyetinin %13 olduğu, olağan yaşamına dönme süresinin 6 (altı ay) olduğu belirtilmiştir. 9. ... tarihli celsede, o zaman yürürlükte olan genel şartlar gereği Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği rapor düzenlenmesi için dosya İstanbul ATK ya gönderilmiştir. İstanbul ATK tarafından düzenlenen ... tarihli, ... karar numaralı raporda özetle; davacının, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği maluliyetinin %5 olduğu, iyileşme süresinin ise kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Aşamalarda tekrar (o dönem için Adana Bölge Adliye Mahkemesinin üst yazıda belirtilen ilamları emsal alınarak) Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi için ara karar kurulmuş ise de ... tarihli celsede, davacı vekili, maddi tazminat konusunda anlaşılmış olduklarını, bunun dosyadan anlaşıldığını, manevi tazminat talepleri yönünden davaya devam ettiklerini beyan etmiştir. Dosya ATK dan geri istenmiştir. 10.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD'nin bir çok kararında da belirtildiği üzere; Trafik sigortası yönünden ise 2918 sayılı KTK'nın 91 vd maddeleri, 6102 sayılı TTK'nın 1483 vd maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uygulanmaktadır. Genel itibariyle 01.06.2015 tarihinden önceki genel şartlarda tazminatın hesaplanması ve kapsamına ilişkin bir hüküm bulunmamaktaydı. Ancak, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Genel Şartlar hükümleri uyarınca araç hasarının ve değer kaybının belirlenmesi, maluliyet ve destekten yoksunluk tazminatı hesabı için bir takım düzenlemeler getirilmiş, hatta genel şartların ekinde formüller de yayınlanmıştır. Daha sonra 2918 sayılı KTK'nın 90 ve 92.maddelerinde değişiklik ile genel şartların bağlayıcılığına kanuni dayanak oluşturulmuş, 90.maddesinde tazminat hesaplarının bu kanunun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olacağı biçiminde, yine 92.maddeye (i) fıkrası eklenerek teminat harici olabilecek hususların genel şartlar ile düzenlenebileceği hüküm altına alınmıştır. Dairemizle birlikte bir kısım mahkemeler KTK'nın 6704 sayılı Yasayla değişik 90,92,93,97 ve 99.maddelerinin kimi yönlerden Anayasanın bir kısım hükümlerine aykırılık oluşturacağından bahisle yapmış oldukları itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17.07.2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı ilamı ile 2918 sayılı Yasanın 90.maddesinin 1.cümlesindeki "...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlara..." ve ikinci cümlesindeki "...ve genel şartlara..." ile 92.maddesinin (i) fıkrasının Anayasaya aykırı olduğunu ve iptaline oy çokluğuyla karar vermiştir. Anayasa'nın 152.maddesinin 3.fıkrasının 2.cümlesi uyarınca, dava kesinleşmediğinden iptal hükmünün eldeki uyuşmazlığa uygulanması gereklidir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanması zorunlu olup bu durumda, yeni Genel Şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının, Genel Şartlara atıf yapılan düzenlemenin iptal edilmesi karşısında yasal dayanağı kalmamıştır. Aksine, Anayasaya Mahkemesi kararının gerekçesinde tazminatların kapsamı ve mahiyetlerinin bu şekilde genel şartlar ile düzenlenmesinin hukuki belirlilik ve gerçek zarar ilkesine aykırı olduğuna vurgu yapılmıştır. 11.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın belirlenmesi için alınması zorunlu olan maluliyet raporlarının, ... tarihinden önce gerçekleşen kazalarda Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasındaki kazalarda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra da Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi, "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre maluliyetin karşılığı bulunmuyorsa bir önceki yönetmelik hükümlerinde değerlendirilip kıyas yoluyla gerekçelendirilmek suretiyle iş gücü kaybının belirlenmesi (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 15/10/2020 tarih, 2019/2967 esas ve 2020/5778 karar sayılı ilamı) gerekir. Kaza tarihine göre, maluliyet raporunun Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmesi gerekir. Ancak, mahkememizin bir başka benzer dosyasında (.../... esas) aynı yönetmeliğe göre düzenlenmesi istenen maluliyet raporunda, ATK özetle; Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin sadece ek 1 bölümünü içerdiği, ek 3 ve diğer cetvelleri ve meslek grupları bölümünü içermediğinden, sadece çalışma gücünün en az %60 ını keybedip kaybetmediğine ilişkin olduğu (hangi hastalık ve arızaların beden çalışma gücünün en az %60 ının kaybına neden olacağı), bu nedenle bu yönetmeliğe göre meslekte kazanma gücü kaybının belirlenemeyeceği, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gereğince rapor hazırlandığı belirtilmiştir (İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun ... tarihli, ... karar sayılı raporu) Mahkememiz kıyasen bu tıbbi belirleme ışığında, dosyada ... tarihli rapor dosyaya/hukuka uygun bulunmuştur. "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" nden bir önceki yönetmelik Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğidir. Bu nedenle, manevi tazminat talebi hakkında, iş bu rapor hükme esas olarak değrelendirilmiştir. 12.Mahkememizce, aşamalarda, kusur raporu aldırılmış ve ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; sürücülerin kusurlarının olduğu belirtilmiştir ancak davacıya bir kusur atfedilmemiştir. 13.Davacı vekili, aşamalarda, ... tarihli dilekçesinde özetle; ZMMS kapsamında kalan her türlü maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini, açmış oldukları davanın sigorta şirketi yönünden bütün talepler bakımından reddine, davalı gerçek kişilere karşı maddi tazminat yönünden davanın konusuz kaldığını, taraflarına ve davalı sigorta şirketine yargılama masrafı ve vekalet ücreti takdir edilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin feragat özel yetkisi olduğu vekaletnameden anlaşılmaktadır. Her ne kadar feragatin sirayeti sebebiyle feragat kabule göre diğer davalılara da yansıması gerekirken, daha sonra ... tarihli celsede ise davacı vekili, maddi tazminat yönünden davalarından tüm davalılar yönünden feragat ettiklerini beyan ederek, feragate ilişkin beyanları genişletmiştir/netleştirmiştir. 14.Davalı sigorta şirketi vekili de uyaptan gönderdiği ... tarihli dilekçede özetle; davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiş, ekte feragatname ve ibranameyi sunmuştur. 15.Davacı tarafın maddi tazminata ilişkin feragate ilişkin beyanları da dikkate alınarak, maddi tazminat talebinin feragat nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. 16.Davacının manevi tazminat taleplerine bakıldığında; 17.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır. 18.Somut olayda, gerçekleşen haksız fiil/trafik kazası nedeni ile davacıların manevi zarara uğramaları mutlaktır. Tarafların sosyal ekonomik durumları, olayda davacının kusurunun olmaması, olayın oluşu, davacının ... tarihli raporda belirtilen maluliyeti, dava dilekçesindeki talep miktarı, yaş durumları, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler göz önünde tutarak, hükümde belirtildiği şekilde manevi tazminata hükmetmek, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 19.Tüm dosya kapsamı, kusur ve ... tarihli raporu, yukarıdaki açıklamalar ışığında, Davacının maddi tazminat talebinin feragat nedeni ile reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; ... TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den, kaza tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. 20. Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı kararında da belirtildiği üzere; Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu değildir. Davacı, verdiği dilekçe ile maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi ile haricen anlaşıldığını beyan etmiştir. Sigorta şirketi tarafından maddi tazminata ilişkin bir ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, mahkemece feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir(Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 E., 2016/8876 K.) Mahkememiz bu nedenlerle, maddi tazminat kalemi bakımından davacılar aleyhine vekalet ücreti takdir etmemiştir. Yine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD nin, 2019/555 esas, 2020/91 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacılar maddi ve manevi tazminat isteklerini birlikte ileri sürmüşlerdir. Niteliği icabı "sadece maddi tazminata özgü" olan gider dışındaki tüm giderler ortaktır. Sadece maddi tazminata özgü yargılama gideri ise "hesap raporu" alınması için sarf edilen giderdir. Ancak, dava kapsamında uyaptan da yapılan kontrolde dosyada toplam ... TL dir. Davalı sigorta şirketi vekilinin sunduğu ibranameye bakıldığında, ... TL yargılama giderinin da anlaşma kapsamında ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı, yaptığı tüm yargılama masraflarını sigorta şirketi ile yaptığı anlaşmada karşılamıştır. Artık, burada, maddi tazminata özgü/özgü olmayan şeklinde bir ayrım yapılmasına gerek yoktur. Yargılama giderleri davacı üzerinde bırakmak gerekmiştir. Davacının lehine yargılama giderlerine hükmetmek davacı lehine haksız zenginleşmeye sebep olacaktır. 21.Son olarak davalılar ... ve ... vekili, tanıklarını son iki celse hazır etmiş mahkememiz tanıkları dinlememiştir. Çünkü, taraf tanık deliline dayanmış ve ... tarihli ilk celse tarafa tanıkların isimlerini ve adreslerini bildirmesi için süre verilmiş, ... tarihli dilekçe ile taraf ... ve ... olmak üzere iki tanık bildirmiştir. Mahkememizce tanıklara davetiye çıkarmıştır ve tanıklara çıkan davetiyeler ... tarihli ... şerhi ile bila ikmal, adres yetersizliğinden dönmüştür. Bunun üzerine takip eden ... tarihli celsede değil ama bir sonraki ... tarihli celsede üç numaralı ara karar ile tanıklar için tekrar kesin süre verilmiştir. ... tarihli uyap üzerinden gönderilen dilekçede tekrar beyanda bulunulmuştur. Bu tebligatlar da iade edilmiştir. HMK m. 240/2 gereği; Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır. Belirtilen şekilde yasaya uygun ihtarat ... tarihli celsenin ... numaralı ara kararında açıkça yapılmıştır. Artık usuli sonuç doğmuştur. Her ne kadar sehven ... tarihli celsede tekrar benzer ara karar kurulmuştur ancak celse arasında bu husus dosyanın incelenmesinde anlaşılmış fiziken tebligatlar çıkarılmamıştır. ... tarihli celsenin ... numaralı ara kararının sonucu davacı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Tekrar tanıkların dinletilmek istenmesi usul hükümlerinin dolanılması anlamına gelmektedir. Davacı tanıkların dinlenilmesine davanın niteliği gereği muvafakatlarının olmadığını beyan etmiştir. Hukuki sebep olarak he ne kadar davacının dayanağı yanlış ise de (çünkü dava haksız fiile dayanmakla birlikte tanık dinletilmesi mümkündür/senetle ispat hususu hukuki işlemlerle ilgilidir) son tahlilde tanık dinletilmesine rızanın olmadığı anlaışlmaktadır. Bu nedenle de artık usuli süreleri kaçıran davalının tanıklarının dinlenmesi usulen mümkün değildir. Üst yargı denetimine elverişlilik açısından bu kabulün de gerekçeye iş bu şekilde yansıtmak gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat talebinin feragat nedeni ile REDDİNE, 2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den, kaza tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL nin davalılar ... ve ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı manevi tazminat talebi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar ... ve ..., davacının manevi tazminat talebi yönünden, kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT m. 10 hükmü de dikkate alınarak, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ..., davalı asil ... ve davalılar vekili ...'in yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/03/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır