İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/6668 E. 2014/9637 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/6668
- Karar No
- 2014/9637
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/53 Esas KARAR NO : 2020/265 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 28/01/2020 KARAR TARİHİ : 19/06/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ... arasında gerçekleşen ticari ilişkiler neticesinde davalı ...’nin davacının alacağına karşılık ... na ait ... vade tarihli ... TL tutarında çek keşide ederek davacıya verdiğini, akabinde davacının çeki yetkilisi bulunduğu ... adına cirolayarak başka bir şirkete verdiğini, bu şirketinde davaya konu çeki ... isimli şirkete verdiğini, ancak çekin karşılıksız çıktığını ... isimli şirketin davacı ve davalı aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. icra takibi başlattığını, icra takibine konu dosya borcunun tamamının davacı tarafından ödendiğini, bu sebeple davacı tarafından davalı aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayanağı olan ...na ait ... vade tarihli ... TL tutarında çek zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davalının davacıya borcu bulunmadığını, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki de bulunmadığını, davalının davacı tarafa ait taşınmazı kiralayarak toptan ayakkabı işletmeciliği yaptığını, taraflar arasında bu sebeple kira ilişkisi oluştuğunu, taraflar arasındaki hukuki ilişki kiralayan ve kiracı ilişkisi olduğunu, icra takibine konu çekte taraflar arasındaki kiralayan kiracı ilişkisine istinaden verilmiş bir çek olduğunu, davalının davacı tarafa ait taşınmazda kiracı olarak bulunduğu dönemde davalının işyerine, üst katta bulunan ve davacıya ait olan taşınmazdan uzun süre boyunca su sızıntısı meydana geldiğini, su sızıntısından dolayı davalının hem işyeri hem de işyerinde bulunan malzemeleri ciddi anlamda zarar gördüğünü, su sızıntısından kaynaklanan arızanın, davacı tarafından giderilmeyince, davalı ... tarihinde noter vasıtasıyla tespit yaptırdığını, Antalya ... Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı tutanakla “…Yukarıda adresi yazılı bulunan ayakkabıcı dükkânında yaptığım tespit sonucunda çok miktarda su sızıntısının olduğu, birçok ayakkabı kutularının alt kısımlarının ıslak olduğu, hatta asma katta kalan zemin kata dahi su sızıntısının olduğu, birçok ayakkabı ve kutularının ıslanmış olduğu…” yönünde tespit yapıldığını, davalının su sızıntısından kaynaklanan arızalar nedeniyle ... TL tutarında zararı olduğunu, bu zararlardan kira bedeli mahsup edildiğini, davaya konu çekin verilme sebebinin bu olduğunu, davalının ... TL alacağı nedeniyle Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... takip sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını ve icra takibine itiraz edilmesi üzerine Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi .../... E. .../... K. sayılı dosyadan itirazın iptali talepli dava görüldüğünü, icra takibine konu çek ise kira karşılığı verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı, borçlunun davalı, ... TL asıl alacak ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL toplam Alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı, borçlunun itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2014 tarih 2014/6668E. 2014/9637K. sayılı kararında; "...6100 Sayılı HMK.'nın 4/I-a maddesinde kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda davacı, sahibi olduğu otelin kira bedelinin tahsili ve otelin tahliyesi için vekaletname verdiği avukatın kendisinin bilgisi ve rızası olmaksızın davalı ile yeni bir kira sözleşmesi yaptığını ve kira bedelini tahsil ettiğini, otelin yıllardır davalı tarafından işletildiğini, kendisinin kira ilişkisine izni olmadığını belirterek taşınmazın ecrimisil bedelinin hesaplanmasını ve tahsilini, onarım giderlerinin tahsilini ve taşınmazın tahliyesini talep etmiş olup, davalının vekaleten yapılan kira sözleşmesine dayanmasına ve taraflar arasındaki ilişkinin kira sözleşmesi kapsamında değerlendirilecek olmasına göre uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir. Karara konu yerel mahkeme kararında; "... dava dilekçesindeki iddialar, dilekçe ekindeki kira sözleşmeleri ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı mevcut kira sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, kendi adına imza atan vekilin bu konuda yetkisinin bulunmadığını, dolayısıyla davalının haksız olarak bu yeri işgal ettiğini ileri sürmektedir. Bu iddia mevcut kira sözleşmelerinin geçerli olup olmadığının tartışılmasını gerektirmektedir. Davacı tarafından geçersizliği iddia edilse de, mevcut kira sözleşmeleri bulunduğuna göre, bu kira sözleşmelerinin geçerli olup olmadığını tartışmak ve bundan doğan taraflar arasındaki ihtilaflara bakmak görevi Sulh Hukuk Mahkemelerine ait olup, Mahkememizin bu konuda görevi bulunmadığından, davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2015 tarih 2015/8319E. 2015/10836K. sayılı kararında; "...Somut olayda; davacı ile davalı arasında, davacının restoran olarak işlettiği taşınmaza ilişkin yapılan kira sözleşmesi nedeniyle karşı tarafa bono verildiği, kiraya veren davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, kira sözleşmesinin feshi, ödenen 6 aylık kira bedelinin geri verilmesi ve ödenmeyen 6 adet bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitinin istendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 6100 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi uyarınca kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Bu nedenlerle, davanın sulh hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 04/04/2018 tarih 2017/2850E. 2018/3436K. sayılı kararında; "...01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Somut olayda uyuşmazlık; taraflar arasındaki kira ilişkisi nedeniyle, ödenmeyen kira alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan takip sonrası uygulanan haciz işleminden kaynaklanmaktadır. Bu haliyle dava, 10.06.2013 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 08/11/2017 tarih 2017/4856E. 2017/15494K. sayılı kararında; "...Davacı ile davalılardan ...’ın murisi ... arasında ... başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi mevcut olup, davacının talebi kira sözleşmesine dayanarak kullanmakta olduğu taşınmazın, davalı ... ile diğer davalı müteahhit ... arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yıkılması sonucu oluşan tazminat istemine ilişkindir. Dava, 28/12/2012 tarihinde 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 04/05/2017 tarih 2017/1760E. 2017/6605K. sayılı kararında; "...Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin haklı fesih nedeniyle kiralanana yapılan masraf ve yoksun kalınan kar kaybına ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava, 10.12.2012 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı cirantası olduğu çekin dava dışı üçüncü kişiye ödediği iddiası ile çek keşidecisine karşı ilamsız takiplere mahsus icra takibi başlatmış itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Davalı taraf takibe ve davaya konu çekin taraflar arasındaki kira ilişkisi nedeni ile verildiğini ve borçlu olmadığını iddia etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davalı takibe ve davaya konu çekin kira sözleşmesinden kaynaklandığını iddia etmektedir. Bu durumda kira sözleşmesi ile ödeme şartlarına ilişkin iddiaların, davanın ... tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesi gerekir. Başka bir ifade ile davalı tarafça cevap dilekçesi ile ileri sürülen kira ilişki ve bu kira sözleşmesinin geçerli olup olmadığını tartışmak ve bundan doğan taraflar arasındaki ihtilaflara bakmak görevi Sulh Hukuk Mahkemelerine aittir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı/davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya/davalıya iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır