İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2013/18083 E. 2015/7353 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2013/18083
Karar No
2015/7353
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : Esas KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 03/09/2024 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı adına kayıtlı olan ... plaka sayılı, 2006 model Ford/Otosan marka kamyon/Cargo tipi ...., .... şase numaralı araç 06.01.2019-11.01.2019 tarihleri arasında kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından çalınmış olduğunu, davacının aracını en son 06.01.2019 tarihinde kontrol etmiş ve tekrardan kontrol etmek için geldiği 11.01.2019 tarihinde aracının yerinde olmadığını fark etmiş olduğunu, davacının durumu anında polis ekiplerine bildirmiş ve yönlendirilmiş olduğu karakola gitmiş olduğunu, davacının aracının davalı ... Tüm Oto Sigorta şirketi ile yapmış olduğu poliçe ile kasko sigortası yaptırmış olduğunu, aracı çalınan davacının 11.01.2019 tarihinde Yıldırım Beyazıt Polis Merkez Amirliği'ne şikayette bulunmak için gitmiş ve ifade vermiş olduğunu, davacının vermiş olduğu ifade neticesinde tahkikat yapılmış, ancak civarda kamera kaydının bulunmamasından ötürü herhangi bir sonuca varılamamış ve dosya faili meçhul olarak kapanmış olduğunu, davacının beyanına karşı kolluk birimlerince eksik ve adeta baştan savma biçimde yapılan incelemeler neticesinde somut hiçbir sonuca ulaşılamamış, davacının ve ailesi nezdinde telafisi güç mağduriyetler meydana gelmiş olduğunu, Hırsızlık olayı nedeni ile kapsamlı bir tahkikat yapılması gerekirken; şehir merkezinde, giriş çıkışlarında bulunan kamera kayıtları, oto sanayiler ve petrol ofislerinde araca dair bir iz bulunup bulunmadığına bakılmaksızın dosya ''faili meçhul'' olarak kapatılmış ve ilgili araç ''daimi arama'' ya düşmüş olduğunu, Hırsızlık olayının açıklığa kavuşturulması için taraflarınca Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunulacağını, davacının, aracının çalınmasından ötürü uğramış olduğu zararı sigorta poliçesi kapsamında tazmin edebilmek için sigorta şirketine başvurmuş ancak olumlu dönüş alamamış olduğunu, bunun üzerine davacının 30/09/2019 tarihinde, 2019.E.87122 sayılı başvuru ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurmuş ve aracının çalınmasından ötürü uğramış olduğu 90.000,00TL zararını talep etmiş olduğunu, bu talep neticesinde davalı sigorta haksız ve mesnetsiz bir biçimde dava konusu aracın çalınması dolayısıyla kasko sigortası poliçe kapsamında '' aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs rizikosuna ilişkin '' şartlar ve teminatlar gereği incelemeler yapıldığını ve buna mukabil kendilerinin davacı ile aktif husumetlerinin olmadığını beyan etmiş olduğunu, buna ilişkin tahkim kurulu 25/02/2020 tarih ve K-2020/16901 sayılı gerekçeli kararında ise ''Kasko Sigorta Poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları (KSGŞ) A.1 maddesine göre, gerek hakaret gerekse durma halinde iken, sigortalının ya da aracı kullananın iradesi dışında, araca, ani ve harici etkiler neticesi sabit veya hareketli bir cismin çarpması ya da aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar sonucu oluşan maddi zararlar bu sigortanın kapsamındadır.'' demiş ve ek olarak karar verirken yalnızca tarafların öne sürmüş oldukları iddiaları ile bağlı olduklarını belirtmiş olduklarını, Davalı yan haksız ve mesnetsiz bir biçimde husumetin bulunmadığını iddia etmiş ve Sigorta Tahkim Komisyonunu ''tarafların öne sürmüş oldukları iddialar ile bağlı oldukları'' nedeniyle yanlış yönlendirmiş ve tahkim kurulu da kasko sigorta kapsamını belirtip; özellikle ''hırsızlık'' durumunda zararın tazminine değinmeyerek davacı ve bakmakla yükümlü olduğu ailesi nezdinde telafisi güç mağduriyetlere neden olmuş olduğunu, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında yapılan ....poliçe numaralı Kasko sigorta sözleşmesinin başlangıç tarihi 13/03/2018, bitiş tarihi ise 13/03/2019 olduğunu, davacının aracı ise 2019 yılının Ocak ayında çalınmış olup, bu tarih itibari ile poliçenin geçerliliği devam etmekte olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan poliçenin 4.17 Özel Şartlar başlıklı bölümünün altında ''aracın belirtilen koşullarda çalınması durumunda, bu poliçe teminat dışıdır'' isimli bölüm yer almakta olduğunu, belirtilen bölümde 8 adet şart bulunmakla birlikte bu şartların hiçbiri davacı nezdinde gerçekleşmediğini, davacının, aracını kilitlemek suretiyle park etmiş ve anahtarını da yanına almış olduğunu, yani davacının, aracın zilyetliğini kimseye vermemiş, araçta ve eklentilerinde aracın hareket etmesi sağlayacak herhangi bir araç gereci açmamış ve açıkta bırakmamış olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin husumet yönünden haksız ve mesnetsiz iddialarının kabulü mümkün olmadığını, davalı yan bu iddiası ile taleple ve öne sürülen iddialarla bağlı olan tahkim kurulunu haksız bir şekilde yönlendirmiş ve davacı nezdinde ağır mağduriyetler oluşmasına neden olmuş olduğunu, davacı tarafından daha önce Kayseri Adliyesi Arabuluculuk Bürosuna arabuluculuk başvurusu yapılmış ancak taraflar anlaşamadığını, yapılacak olan incelemelerle birlikte haklı davanın kabulü ile davacının çalınan aracı nedeni ile oluşan maddi kaybının davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi hakkaniyet gereği olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/18083 E., 2015/7353 K. Sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, kasko sözleşmelerinde çalınan aracın bedelinin ilgili sigorta şirketi tarafından, Araç anahtarının çalınması ve kaybolması, Aracın kapı ve camlarının açık unutulması, Kontak anahtarının aracın üstünde bırakılması, Görev bahanesiyle el konulması nedeniyle çalınma veya çalınmaya teşebbüs, Aracın otopark, servis, oto yıkama gibi işletmelere teslim edildikten sonra çalınması, Sigortalı aracın anahtarının zor, şiddet veya tehdit kullanmaksızın ele geçirilmesi, Satın alma bahanesi ile araç ile deneme sürüşü yapılan kişilerce çalınması, Aracın belediyeye ait olan otopark görevlisine teslim edilmesi sonucu çalınması durumlarında ödenmemekte olduğunu, bu durumlarda araç sahibi kusurlu görülmekte ve bu doğrultuda çalınan aracın ücreti sigortalıya ödenmemekte olduğunu, ancak yukarıda da açıklandığı üzere davacının aracını güvenli bölgeye park etmiş, tüm bölmelerini sağlam bir biçimde kapatmış ve anahtarını da bizzat yanına almış olduğunu, yani meydana gelen hırsızlık olayı nedeni ile davacıya bir kusur oranı atfedilmesinin imkansız olduğunu, bu nedenle zarar bedeli olan şimdilik 10.000,00 TL'nin 0001-0210-22885219 nolu kasko sigorta Poliçesine dayalı olarak davalı ... Sigorta Anonim Şirketince temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile tazmin edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, bilirkişi tarafından davacının aracının çalışması nedeni ile tespit edilecek gerçek zararının tespiti sonrası taraflarınca süresinde harç ikmali yapılacak olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10. 000,00 TL’nin 11.01.2019 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte ödenmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının aracın 06.01.2019-11.01.2019 tarih aralığında çalındığını iddia etmekte olduğunu, tbk madde 72, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1420. Maddesi, Ticaret Kanunu’ndaki işbu düzenlemeye paralel olarak Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. Maddesi birlikte dikkate alınarak zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının hasarın kasko poliçesi kapsamında olduğu iddiası haksız olup, davalının temerrüdü söz konusu olmadığını, davacı sigortalı tarafından, 06.01.2019-11.01.2019 tarih aralığında çalındığını iddia ettiği aracın davalı şirkette kasko poliçeli olduğunu, davacının davalı şirkete başvuru yapmış ve bu başvuru neticesinde 2019 K 8904 nolu hasar dosyası açılmış olduğunu, akabinde incelemeler yapıldığını, hasara ilişkin prosedür gereği kazanın oluş biçimi ve bayanların doğruluğuna ilişkin araştırma yapılmış ve davalı şirketçe kazaya ilişkin araştırma raporu temin edilmiş olduğunu, bu raporda cevap dilekçesinde belirtilen tespitlerin yapıldığını, Türk Borçlar Kanunu Madde 106’nin, 6102 sayılı ttk 1409. maddesinin, 1452/3. Maddesinin ve 1459. Maddesinin dikkate alınması ile davalı şirket başvurucu sigortalının gerçek zararını karşılamış olup, davalı yönünden artık herhangi bir sorumluluktan bahsedilemeyeceğini, zira aksi durumun ttk 1409 ve 1459 madde hükümlerine aykırılık teşkil edeceğini, davacının daha önce ağır hasar almış aracın aktif kullanıldığını iddia etse de onarım, bakım fişi olmaması akaryakıt alımına ilişkin belge sunmaması, aracın polçe öncesi hasarlı olmadığını gösterir delil sunamaması aracın çalınmadığını ortada bir mizansen yaratıldığını doğrulamakta olduğunu, günümüz şartlarında araca yakıt alımı nakit alınmış olsa bile mutlaka fiş vs sunulabileceğini, aksini ispatlamayan davacının davalıdan talepte bulunmasının haksız olduğunu, ispat külfetinin yer değiştirtirdiğini, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK'nın 1446/2. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçeceğini, mahkemece araştırma raporu ve ekleri incelendiğinde ispat külfetinin yer değiştirdiği ve davalının temerrüdünün olmadığı görüleceğini, açıklanan nedenler ile davalının şaibeli ve teminat dışı hasara ilişkin sorumluluğu olmadığından davanın reddini talep ettiklerini, mahkemenin aksi kanaatte olması ve bilirkişi raporu temin edilmesi halinde sadece hasar oranı bakımından rapor aldırılmamasını aynı zamanda araştırma raporunda belirtilen hususların da bilirkişi tarafından dikkate alınmasını ve araştırılmasını talep ettiklerini, davayı kabul etmemekle birlikte dava konusu poliçe, muafiyetli bir poliçe olduğunu, aracın çalındığı senaryosunda dahi ağır hasar almış aracın kaza geçmşinin ayrıca dikkate alınması ve poliçe teminat dönemi dışındaki hasarlara ilişkin davalının sorumluluğuun olmayacağının dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı şirketin sorumlu tutulması ve dosyanın bilirkişiye tevdi halinde yapılacak hasar bedeli hesaplamasında davacı ile akdedilen poliçede var olan muafiyetlerin dikkate alınması gerekmekte olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte dosyanın bilirkişiye tevdii halinde kdvsiz hesaplama yapılması gerekmekte olduğunu, fatura ibraz edilmeden aracın onarılacağı/onarıldığı, kdv ödendiği dahil anlaşılamadığından kdv hariç hesaplama yapılması gerekmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile piyasa koşulları düşünüldüğünde iskontonun alınacak bilirkişi raporunda dikkate alınması gerekmekte olduğunu, KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın “B.2.Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı maddesinin dikkate alınması gerektiğini, başvuran vekilinin talep etmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/19-73 E. ve 1999/106 K. sayılı ve 17.02.1999 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu kaza, haksız fiilden kaynaklanmış olup, ticari iş olarak nitelendirilemeyeceğini, bu nedenle uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, 11/01/2019 tarihinde meydana gelen olay nedeni ile davacının davalıdan kasko poliçesi kapsamında alacağı olup olmadığı, varsa miktarı hususlarına ilişkindir. Allinaz Sigorta Şirketine, Kayseri İhtisas Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür. Davanın konusu TTK 4. maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava da yoktur. Mahkemenin görevli olması HMK'nun 114/1-c. maddesi gereğince bir dava şartıdır ve 115. maddesi gereğince de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin ... sayılı kararında “Somut olayda dava konusu aracın kullanım şeklinin aracın trafik ruhsat kaydında açıkça “hususi” olarak kayıtlı olduğu, kasko poliçesinde de söz konusu aracın kullanım şeklinin "özel" olduğunun belirtildiği, davacının tacir olduğu yönünde dosyada herhangi bir belge veya delil bulunmadığı gibi, bu hususta herhangi bir iddianın da bulunmadığı, 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinin (l) bendi uyarınca sigortacı ile sigortalısı arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olarak nitelendirildiği, bu durumda mahkemece "Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla" davaya bakılması gerekirken "Asliye Ticaret Mahkemesi" sıfatıyla davaya bakılmış ve karar verilmiş olması nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/4136 E - 2020/3619 K, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesi Başkanlığının ... sayılı kararları) bu itibarla istinaf edilen kararın esası ve davalının istinaf sebepleri incelenmeksizin HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının mahkemenin görevsizliği nedeniyle kaldırılmasına dair kesin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denildiği görülmüş davacının Kayseri Vergi Dairesinin yazı cevabına göre tacir olmaması, ev hanımı olması, davacıya ait aracın uzun zamandır park halinde olması ile ticari amaçla kullanılmadığının davacının beyanı ile de sabit olması nedeni ile tüketici mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Tüketici Mahkemesinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Tüketici Mahkemesince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Tüketici Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Mahkememsinde Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Tüketici Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.22/01/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2013/18083, K. 2015/7353, T. 28.05.2014, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2013-18083-e-2015-7353-k-f3340d8f91e0