İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2008/2484 E. 2008/4216 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2008/2484
- Karar No
- 2008/4216
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/201 KARAR NO : 2020/327 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 03/04/2018 KARAR TARİHİ : 08/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; kaza tarihinde davalı şirket nezdinde ZMMS ile davalı ... adına kayıtlı olan ve diğer davalı ... yönetimindeki ... plakalı kamyonetin, ... günü saat: ... sıralarında ... ili, ... ilçesi, ... caddesine dönmek amacıyla ters şeride sola manevra yapmasıyla, karşı yönden ... plakalı motosiklet ile ... mahallesinden ... mevkii istikametine seyir halinde olan müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olayla ilgili olarak ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığını, kaza tespit tutanağına göre ...'ün asli kusurlu, davacının ise kusursuz bulunduğunu, ceza mahkemesindeki alınan kusur raporunda da ...'ün asli kusurlu, davacının ise tali kusurlu bulunduğunu, müvekkillerinin malul olduğunu, sigorta şirketine başvuru yaptıklarını ve şirketçe kendilerine ... TL ödeme yapıldığını belirterek; dava dilekçesinde gösterdiği miktarlarda maddi manevi tazminat talebinde bulunmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olduğunu, davacının olayda kusurlu olduğunu, davayı kabul etmediklerini, davalılardan ...'ün ... plakalı aracın maliki olup, aracın işleteni olmadığını, onun için yasal şartların oluşmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin ... ... mahkemeleri olduğunu, maluliyet sebebiyle ödeme yapıldığını ve davanın reddi gerektiğini, tedavi giderlerinin kapsam dışı olduğunu, gerekli teknik incelemelerin yapılması gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 6.Dava, trafik kazasında kaynaklanan maddi-manevi tazminat taleplerinden ibarettir. D1. YETKİ İTİRAZI: 7.Davalılar yetki itirazında bulunmuşlardır. 8.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/71 esas, 2019/798 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 16. Maddesi uyarınca haksız fiilden doğan davalarda genel yetkili mahkemeler yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği, yahut gelme ihtimalin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Motorlu aracın neden olduğu kazalardan doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, davalının yerleşim yeri (HUMK 9, KTK 110/2), haksız fiilin vuku bulduğu yer (HUMK 21, KTK 110/2), sigortacının merkez veya şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer (KTK 110/2) mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiştir. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemeler haricindeki yetkisiz mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Ayrıca, sigorta şirketinin hasım olarak gösterildiği davalar KTK 110 ve Sigorta Poliçesi Genel Şartları C/7 maddesine göre sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesinin yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinde açılabilir. Yine istikrar kazanmış Yargıtay HGK ile özel daire kararları uyarınca acenteden daha üst mevkide bulunan ve onu denetleyen bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde de dava ikame edilebilir. Anılan bölge müdürlüğünün, kazanın vuku bulduğu veya sigorta sözleşmesinin yapıldığı acentenin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğü olması da gerekmez. (Yargıtay HGK'nın 30/04/2014 tarih, 2013/17-2099 esas, 2014/572 karar; 17. Hukuk Dairesinin 12/06/2017 gün, 2016/5765 esas, 2017/6653 karar; 12/05/2016 gün 2016/6857 - 5849 E.K.; 20/01/2016 tarih, 2015/19323 esas, 2016/641 karar sayılı içtihatları) 9.Somut davada, davalı ... şirketinin ... ilinde ... mevcuttur (...). Dava, davalılardan birisi için yetkili olan yer mahkemesinde açılmıştır. HMK m. 7 gereği; Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Somut dosyada kesin yetki kuralı olmamakla beraber, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığını gösterir deliller veya belirtiler mevcut değildir ve bu yönde bir delil de sunulmamıştır. Davalıların yetki itirazları, kabule göre, yerinde değildir. D3. İŞLETEN OLUNMADIĞI İTİRAZI: 10.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, davalılardan ...'ün ... plakalı aracın maliki olup, aracın işleteni olmadığını, onun için yasal şartların oluşmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 11.Sorumluluğu belirleyen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu(KTK)’nun 85/I.maddesinde, “araç işleten” kavramına yer verilmiş, anılan Kanunun 3.maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği(KTY) ‘nin 3.maddesinde işletenin tanımı yapılmıştır. 12.Burada İşleten: “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışla alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. 13.Bu tanımda öncelikle araç sahibi olan kişi, işleten diye nitelendirilmiştir. Araç sahibinin kim olduğunu belirleyen tanımda “şekli ölçü”nün esas alındığı görülmektedir. O nedenle araç sahibini saptarken öncelikle “tescil belgesi veya sahiplik ya da satış belgesi” göz önünde tutulacaktır. Böylece işleten niteliği ile araç sahibinin belirlenmesinde trafik siciline kanıt gücü tanınmış olmaktadır. Araç sahibi olmayan işletenleri belirleyen KTK. md. 3’e göre ise, “mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi” de işleten olarak sayılmıştır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/4-824 esas, 2012/134 karar, Tar. 14/03/2012) 14.Bu açıklamalar ışığında, davalılar vekilinin, araç işleteni olunmadığı yönündeki itirazı yerinde değildir D2. KUSUR DURUMU: 15.6100 Sayılı HMK 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazalarında kusur durumunun belirlenmesi uzmanlığı gerektiren konulardandır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi., 2014/21130 esas, 2017/5282 karar) Mahkememizce de bu nedenle, Ankara ATK 'dan rapor aldırılmış, ... tarihli raporda özetle; Sürücü ...’ün %100(yüzde yüz) oranında kusurlu, sürücü ...’un kusursuz olduğu belirtilmiştir. 16. ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında aynı olaya ilişkin yargılama yapılmıştır Ceza dosyasında ... tarihli tek kişi tarafından hazırlanan kusur raporunda özetle; ...'ün asli kusurlu, davacının ise tali kusurlu bulunduğu belirtilmiş ancak yargılama aşamalarında, kaza tespit tutanağı ile keşif sonucu aldırılan yukarıda bahsi geçen tek kişilik kusur raporunun çelişmesi nedeni ile İTÜ'den 3 kişilik heyetten rapor aldırılmış, raporda Sürücü ...’ün asli ve tam kusurlu, sürücü ...’un kusursuz olduğu belirtilmiştir. Ceza mahkemesi İTÜ'den alınan rapora dayanarak hüküm kurmuş, sanık olarak yargılanan ...'e sonuç olarak ... TL adli para cezası vermiş, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartlarının oluşmadığını belirtmiş ve bu kurumu uygulamamıştır. Ceza dosyası istinaf incelemesine gönderilmiş ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile ceza dosyasındaki hükme karşı istinaf başvurusunun değiştirilerek reddine karar verilmiş, sanığa verilen ceza ... TL olarak belirlenmiştir. Kararın kesinleşme tarihi ... dur. 17.Tazminat yargılaması hususunun ceza yargılaması ile ilişkisi de 6098 sayılı "Türk Borçlar Kanunu"nda (m. 74) düzenlenmiştir. Buna göre; "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." 18.Ayrıca; aynı ilke hukuk uygulamasında yenleşmiş olmakla; T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli mahkememizce de emsal görülen kararından özetle belirtildiği üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamaz. 19.Mahkememizce de yukarıda değinildiği üzere. Kusur raporu aldırılmış ve mahkememizce aldırılan kusur raporu ile ceza dosyasında hükme dayanak yapılan kusur raporunun birbirini teyit ettiği anlaşılmıştır. 20.Mahkememizce aldırılan kusur raporu, hükme esas alınmıştır. D3. MALULİYET HUSUSU: 21.Yargılama aşamalarında, maluliyete ilişkin rapor aldırılmıştır. 22.Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihlerine göre; a-)11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, b-)11.10.2008-31.08.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, c-)01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, d-)Poliçe tanzim tarihi ...-... tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, e-) Poliçe tanzim tarihi 20/02/2019 tarihinden sonra ise,18 yaşını doldurmuş bireyler yönünden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 23.Kaza tarihi (...) dikkate alındığında, alınacak rapor, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmelidir. 24.İstanbul ATK'nın ... tarihli raporunda özetle; davacının maluliyetinin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, %12 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. 25.Dosyamız aşamalarda aktüerya/hesap uzmanına tevdi edilmiş ve ... tarihli raporda özetle; davacının geçici iş göremezlik zararının ... TL; sürekli iş göremezlik zararının ... TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporu hesaplama yöntemi hukuka uygun bulunmuştur. 26.Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir. 27.Davacı vekili, ıslah dilekçesi sunmuş ve HMK m. 177/2 gereği ıslah dilekçesinde bir suret davalılara tebliğ edilmiştir. 28.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 29.Bu hususlar doğrultusunda, tüm bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu, itirazların yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. 30.Tüm dosya kapsamı, dosyada aldırılan bilirkişi raporları, ıslah dilekçesi göz önüne alınarak; davacının geçici ve sürekli iş göremezlik taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 31.Davacı vekili, manevi tazminat talebinde de bulunmuştur. 32.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır. 33.Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah; Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi). 34.Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, olayın oluşu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kabul edilen kusur (davacı kusursuzdur) ve maluliyet durumu (%12 ve 6 ay geçici iş göremezlik), paranın satın alma gücü, zenginleşme yasağı hep birlikte göz önüne alınarak, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler göz önünde tutarak, ... TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu kaaatine varılmıştır. Davacı tarafın manevi tazminat talebi kısmen kabul edilmiştir. 35.Dosyaya baktığımızda; davanın trafik kazasına dayandığı anlaşılmaktadır ve genel kural olarak Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir ifade ile haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı ge-rektirmez. Bu durumda, davacı tarafın ıslah yolu ile talep ettiği tazminata da, talep var ise talep ettiği gibi kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir(Yargıtay 17. HD., 2008/2484 E., 2008/4216 K., Yargıtay 11. HD., 25.1.2007 tarih, 2005/14182E.,2007/809 K.) Taleple bağlılık ilkesi de düşünülerek; davalı asiller yönünden kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Sigorta şirketi yönünden de bakıldığında; 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Davacı tarafın sigorta şirketine başvurduğu ve kendisine belli bir miktar (makbuz hükmünde) ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ödeme tarihi ...'dir. Yine sigorta şirketinin ... tarihli yazısında davacı tarafın ... tarihinde başvuru yaptığı belirtilmektedir. Dava dilekçesinde sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren faiz istenmiş, ıslah dilekçesinde ... tarihinden itibaren faiz istenmiştir. Davacı vekili, temerrüt tarihi olarak esasen temerrüde düşülen tarihten sonraki bir tarihi, ödeme tarihini temerrüt tarihi aldığı anlaşılmaktadır. HMK'nun 26.maddesi gereğince Hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu açıklamalar ışığında, davalı ... şirketi bakımından faiz başlangıç tarihi ... tarihi olarak alınmıştır. Sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumludur. 36.Son olarak üst yargı denetimine elverişlilik açısından, yargılama giderleri hakkında da kısa bir açıklama yapmak gerekmektedir. Genel kural olarak, kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD nin, 2019/555 esas, 2020/91 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacı maddi ve manevi tazminat isteklerini birlikte ileri sürmüştür. Niteliği icabı "sadece maddi tazminata özgü" olan gider dışındaki tüm giderler ortaktır. Sadece maddi tazminata özgü yargılama gideri ise "hesap raporu" alınması için sarf edilen giderdir. Mahkememizce bu hususu dikkate almıştır. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin KABULÜ İLE; ... TL maddi tazminatın (sürekli iş göremezlik) davalılar ... ve ... yönünden ... tarihinden, davalı ... Yönünden ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin KABULÜ İLE; ... TL maddi tazminatın (geçici iş göremezlik) tazminatının ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacının maddi tazminat talebi yönünden yatırdığı ... TL ıslah harcı ve ... TL peşin harç bölümü toplamı olan/kabul edilen harç toplamı ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli ... TL nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 6-Davacının manevi tazminat talepleri yönünden alınması gerekli ... TL harç bedelinin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 7-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 8-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL bedelinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça talepleri için (ortak) dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin haklılık oranı gereği; ... TL sinden davalılar ... ve ...'ün sınırlı müteselsil sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 10-Davacının sadece maddi tazminata özgü yaptığı yargılama gideri olan hesap raporu bedeli ... TL nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 11-Davacı maddi tazminat talebi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12-Davacı manevi tazminat talebinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, 13-Davalılar ... ve ..., davacının manevi tazminat talebinde kendilerini tek bir vekil ile temsil ettirdiklerinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, 14-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 15-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/07/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır