İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1998/4665 E. 1998/50704 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1998/4665
- Karar No
- 1998/50704
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/541 Esas KARAR NO : 2024/99 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/10/2018 KARAR TARİHİ : 31/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyasından gönderilen örnek 7 ödeme emrine itirazda bulunduğunu, davalının borca ve yetkiye yönelik itirazlarının yerinde olmayıp haksız olduğunu, davalının yetki itirazının usule uygun olmadığını, TBK 89. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olarak tespiti gerektiğini, açıklanan nedenlerle öncelikle, davalının usul ve yasaya aykırı yetki itirazının reddini talep ettiklerini, davalı borçlunun müvekkili şirket ile arasındaki ticari münasebet dolayısıyla davalı müvekkili şirketten 26.01.2018 tarih .... No'lu fatura ve 09.04.2018 tarihli .... No'lu faturalar karşılığı mal aldığını ve bu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün .... E Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini ve borcun ödenmesinin talep edildiğini, gönderilen ödeme emrine borçlu/davalı tarafından anlaşılamadık bir gerekçeyle itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu ve bu nedenle iptali gerektiğini, davalı borçluya sipariş ettiği ürünlerin süresinde teslim edildiğini, teslim edilen ürünlerin davalı borçlu tarafından kabul edildiğini, davalının müvekkili şirketten yapmış olduğu alımlarıyla ilgili itirazlarının tamamen haksız olup gerçeklikten uzak olduğunu, zira müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme ile de davalının müvekkili şirkete olan borcunun açık bir şekilde anlaşılacağını, davalının bu afaki beyanlarının borçtan kurtulmaya yönelik olup tamamen kötü niyetli olduğunu, 500 m2 rulo çimin davalıya teslim edildiğini, rulo çimin, rulolar halinde alıcıya teslim edildiğini ve çimin altındaki toprağın tümünün görünür vaziyette olduğunu, davalıya çimler teslim edilirken kontrol edilmesi suretiyle onay verilmesi üzerine teslimin gerçekleştiğini, davalıya teslim edilen rulo çimde toprak kurdu, yavrusu, ve pupası bulunduğu iddiasının gerçekten uzak olduğunu, nitekim rulo çimdeki kurtlanmanın serimden sonra ortaya çıkmasının mümkün olmadığını, rulo halinde alıcıya gönderilen ve toprağının tamamı görünür vaziyette olan rulo çimde böyle bir ayıp olması halinde, bu durumun teslim anında anlaşılabildiğini, çim serildikten sonra 4 gün içinde böyle bir kurtlanmanın oluşmasının mümkün olmadığını, davalının bildirimi ile yapılan incelemede kurtlanmanın davalının toprak yapısından kaynaklanmış olabileceği, bunun da ilaçlamayla kolaylıkla ortadan kaldırılabileceğinin muhataba 16.04.2018 tarihli mail ile bildirildiğini, ancak davalının ilaç önerisine olumlu bir cevap vermediğini, davalı tarafından müvekkiline keşide edilen 24.04.2018 tarihli ihtarnameye müvekkili tarafından 27.04.2018 tarihinde verilen cevabi ihtarnamede, müvekkilinin ilaç önerisine yanıt verilmediğinin belirtildiğini, davalının sahadaki ilaç yoluyla mücadelesi ve ortadan kaldırma imkanı olan bu durumun çözümü için müvekkilinin tüm çabayı gösterdiğini, davalının müvekkilinin teklifine olumlu yanıt vermediği gibi müvekkilinin ürününün ayıplı olduğunu iddia etmesinin iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, diğer taraftan davalının müvekkiline önceki satışlardan da borcu bulunduğunu, davalının bakiye borcu ödememek için böyle bir ayıp iddiasında bulunduğunun ortada olduğunu, borçlunun adına düzenlenen faturaların borçluya tebliğine rağmen herhangi bir itirazın olmadığını, TTK 21. maddesinde de faturayı alan kimsenin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağının hükme bağlandığını, borçlunun borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden ve borç da likit bulunduğundan %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye dahi mahkum edilmesi gerektiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla, borçlunun vaki itirazının iptaline ve takibin devamına, borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığından ve alacak da likit bulunduğundan %20’den az olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masraflarıyla vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında yapılan icra takibi ile açılan davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, icra takibinin yetkisiz İcra Müdürlüğünde başlatıldığını, ayrıca, işbu davada Mahkemenin de yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili icra dairesi ve Mahkeme'nin, Antalya İcra Müdürlükleri ile Antalya Mahkemeleri olduğunu, davalı müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, yapılan takibin haksız olduğunu, takibe itirazlarının yerinde olduğunu, davacının farklı tarihlerde davalıya canlı çim saha sattığının doğru olduğunu, bunlardan ilki olan 26.01.2018 tarihli ..... no'lu fatura konusu çimler nedeniyle davalı müvekkilinin herhangi bir sıkıntı yaşamadığını, bu alışverişten sonra, davacının ayıpsız düzgün ürün satacağına inanan davalı müvekkilinin, .... malzeme kodlu 500 m2 yüzölçümlü .... sipariş ettiğini, söz konusu çimlerin otele, 09.04.2018 tarihinde saat 11:10’da teslim edildiğini, teslim edilen rulo çimin, otel içerisinde ihtiyaç duyulan muhtelif yerlere parça parça serildiğini ve zemine tutunmasının beklendiğini, ne var ki, yapılan ilk sulamanın ardından çimlerde yapılan saha kontrolünde, davacı tarafından teslim edilen çimlerde toprak kurdu, yavrusu ve pupası bulunduğunun tespit edildiğini, bu durumun davalı müvekkili tarafından davacıya ihbar edildiğini ve teslim edilen üründeki ayıbın davacıya bildirildiğini, ayıp ihbarını alan davacının 13.04.2018 tarihinde kendi personeli ile yerinde inceleme yaptırdığını, davalı müvekkili tarafından çekilen fotoğrafların ayrıca, davacı personeline iletildiğini, konuyla ilgili davacı şirket personeli ..... tarafından 16.04.2018 tarihli saat 13:59’da gönderilen e-posta ile sorunun çözümü için ilaç temin etmek teklifinde bulunulduğunu, davacının bu haliyle üründeki ayıbı kabul ettiğini, dava dilekçesinde de bu hususun kabul edildiğini, davacı tarafından çimlerin ayıplı olduğu kabul edilmesine karşın, yalnızca 500 m2 alan için zirai ilaç temin edilmesinin teklif edilerek sorunun geçiştirilmeye çalışıldığını, ancak davalı müvekkili tarafından 18.04.2018 tarihinde gönderilen e-posta ile konunun sadece 500 m2 rulo çim ile alakalı olmadığı, davacıdan gelen çimlerin kullanıldığı tüm alanlar da kurt sorununun oluşmasına sebebiyet vereceği belirtilerek çimlerin sökülmesi gerektiği, bu halde aynı zemine yeniden çim ekilmesi için yeterli miktarda çim tohumu ve ilaçlama için gerekli zirai ilaçların gönderilmesinin istendiğini ve fakat yanıt alınamaması üzerine, Antalya .... Noterliği'nin 24.04.2018 tarih ve .... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacıdan satın alınan rulo çimlerin serilmesinden bir müddet sonra ortaya çıkan bu durumun teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu gösterdiğini, satılan ürünün davalı alıcı müvekkili tarafından kullanma amacına uygun kullanımını engelleyen ve hatta, davalı alıcının diğer sahalarındaki çimlere de bulaşarak zarar verme ihtimali bulunan bu ürünün kabul edilmesi ve kullanılmaya devam edilmesinin beklenmesinin ticari etik, ahde vefa ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olduğunu, davacının iddia ettiğinin aksine, davalının sipariş ettiği ürünlerin 09.04.2018 tarihinde saat 11:10’da davalıya ait tesise getirildiğini ve rulo çimlerin sahaya serilmesinin 12:30’u bulduğunu, rulo çimlerin serilmesi sırasında yalnızca metraj yönünden teslim alınan ürünün yüzölçümünün teyit edildiğini, toprak altında yaşayan ve ancak toprak üst yüzeyine havanın serin olduğu saatlerde çıkan kurtların, olayda havanın çok sıcak olduğu öğlen saatinde rulo halinde teslim alınan çimlerde hemen görülmesinin mümkün olmadığını, nitekim, Rulo çimler sahaya uygulandıktan ve ilk sulama yapıldıktan sonra kurtlar görüldüğünü, davacının ilgili personeline teslim alındığı gün ayıp ihbarının yapıldığını, ayrıca, davacı tarafından verilmesi teklif edilen ilaç miktarının sorunun çözümü için yeterli miktarda olmadığı gibi, davacı tarafından satılan üründeki kurtların, uygulandığı 500 m2’lik alanın çevresindeki alanların da kurtlanmasına sebebiyet verdiğini, sorunun 500 m2’lik bölgenin sorunu olmaktan çıktığını, bu nedenle, davacıdan sorun ile orantılı miktarda zirai ilaç ve çim tohumu istendiğini, Beş yıldızlı turizm tesisi niteliğindeki müvekkiline ait otelin açık alanlarına serilen davacıdan satın alınan rulo haldeki çimler hakkında davacı ile yapılan e-posta ve ihtarname yazışmalarına rağmen sorunun çözülmemesine karşın aradan geçen sürede, turizm sezonunun başladığını ve otelin müşteri kabulüne açılmak zorunda kaldığını, otelin muhtelif yerlerine serildikten sonra ortaya çıkan kurt, kurt yavrusu ve pupaların, etrafındaki çimlere de dağılmaya başladığını, otelde müşteri konaklamaktayken çimlerin yerinden sökülmesi mümkün olmadığından, davalı müvekkili tarafından hem ayıplı çimlere, hem onlardan zararlı bulaşan etrafına ve hem de koruma amacıyla çimlerin yakınındaki tüm sahalara cddi masraflar yapılarak zirai ilaç uygulandığını, toplam 13.284,00-TL tutarında zirai ilaç alımı yapılıp zemine uygulatıldığını, davacının davalıya sattığı malın bedelini talep edebilmesi için davacının ürünü tam, sağlam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin uğradığı 13.284-TL zarar karşısında davacının iddia ettiği 12.206-TL alacağın takas mahsup yoluyla icra takibinden önce sona erdiğini, her halükarda, davalının icra takibine itiraz yoluyla takas-mahsup dermeyan etmesi mümkün olduğundan davacının 02.08.2018 tarihinde başlattığı icra takibine yaptıkları itirazın haklı ve yerinde olduğunun aşikar olduğunu savunarak; haksız ve yersiz davanın reddine, davalı müvekkili aleyhine haksız ve kötüniyetli icra takibi yapan davacının talep edilen alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere yasal tazminata mahkum edilmesine, davacının ayıplı ürünlerin nedeniyle uğranılan zararlara dair fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rulo çim ve çim tohumları satışı nedeniyle düzenlenen faturalardaki alacağın tahsiline ilişkin olup ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın, davacının Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacının davalıya teslim ettiği rulo çimlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının davalıdan şayet mevcutsa olacak alacak miktarı, davalının Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmasının koşullarının oluşup oluşmadığı, alacağın kaynağını oluşturan ürünlerin süresinde teslim edilip edilmediği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Usulünce duruşma açılmış, taraf teşkili sağlanarak ön inceleme yapılmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle rapor alınmış; 12/10/2020 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; dava konusu olan ve ayıplı olduğu iddia edilen çimlerin 09/04/2018 tarihinde davacı şirket tarafından teslim edildiği ve davalı şirketin görevli personellerince sahaya serildiği ve ilk sulamasının yapıldığı, sonrasında ise aynı gün içerisinde kurtların görüldüğü ve ayıp ihbarının yapıldığının anlaşıldığı, rulo çimlerin alındığı davacı şirket personellerinin yerinde inceleme için teslim edildiği tarihten 4 gün sonra sahaya geldiği ve incelemelerinde rulo çimlerde görülen kurtların alan içerisindeki toprak yapısından kaynaklanmış olabileceği bunun da ilaçlama ile önlenebileceği, davacı tarafa 16/04/2018 tarihli mail ile bildirildiği, ancak davacı tarafın ilaç önerisine olumlu yanıt vermediğinin anlaşıldığı, dava konusu olan çimlerin tesliminin ve olayın 2018 yılında yapıldığından dolayı, keşif tarihinde arazi üzerindeki incelemelerde uygulama yapılan alanlardaki çimlerin diğer bahçedeki çimlerle kaynaştıklarından belirgin olmadığı ve bahçede gelişimlerinde bir farklılık görülmediği ve çimlerin üzerindeki toprak kurdu ve pupanın mevcut alanda mı yoksa davacı şirketten gelen rulo çimlerin arasında mı olduğu ile ilgili net bir veri tespit edilemediği, teknik olarak dava konusu alan olan bölge ve genel olarak Akdeniz sahil kesiminde yıl içerisinde ilkbahar ve yaz aylarında havaların nemli ve sıcak olmasından dolayı çim alanlarının genelinde kurtlanmalar görülebildiği ve ilaçlama ile önüne geçilebildiği, dava konusu olan rulo çimlerin teslim tarihlerinin de ilkbahar aylarına denk gelmesinden dolayı uygulama sahası içerisinde kurtlanmaların olabileceğinin mümkün görüldüğü, dava konusu olan ve hazır olarak teslimi yapılan rulo çimlerin et kalınlıklarının 2,5-3 cm olmasından dolayı üst ve alt yüzeylerinin rahatlıkla teslim esnasında görülebilir olabileceği ve ayıp unsuru olan kurtlar ve pupalarının da alt toprak yüzeyinde görülmesinin mümkün olduğu, dava konusu olan rulo çimlerin araziye serilme işlemi ve ilk sulaması yapıldıktan sonra görülmesinin büyük ihtimalle alan üzerindeki toprak yapısından ve parça parça uygulama yapıldığından alandaki diğer çimlerden geçme ihtimalinin yüksek olduğu, davacının talebi olan 12.206,00-TL asıl alacak talepli takibin devam etmesi gerektiğinin bildirildiği görülmüştür. KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin .... Esas 20/01/2021 tarih ve .... Sayılı kararı ile; "...Davacı her ne kadar faturaya dayalı itirazın iptali talebinde bulunmuş ise de taraflar arasında rulo çim satımı ile bu satımdan kaynaklı rulo çim uygulamasına dönük eser sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır. TTK'nun 4.maddesinde ticari davalar tanımlanmakla; bu açıdan anılan maddenin 1.fıkrasında "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu kanunda sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür. Somut olayda bakıldığında ise; görev yönünden yapılan re'sen inceleme ile, davanın taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklandığı, tarafların tacir olup ihtilafın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, taraflar arasında görülen davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Yetki hususu mahkemelerce ön inceleme aşamasında değerlendirilir. Davalı vekilince icra takibinde usulüne uygun yetki itirazında bulunmuştur. Yerleşik Yargıtay uygulaması gereği itirazın iptali davasında, mahkememiz, icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itirazı tetkik merci yerine geçerek çözümlemek durumundadır. Bu nedenle öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususu değerlendirilmelidir. (Yargıtay 19. HD. 01/10/1998 T. -1998/4665 E. 1998/50704 K. ) Nitekim Mahkememizce Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesinin adeta yerine geçerek ve Yargıtay uygulamasına da uygun olarak icra dairesinin yetki durumu ele alınmıştır. O halde mahkemece açıklandığı üzere öncelikle bu itiraz hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Zira borca yönelik itirazın iptâli davasının incelenebilmesi için evvela ortada yetkili bir icra dairesinde yapılmış bir icra takibinin varlığı şarttır. İİK’nın 50. maddesi hükmüne göre para veya teminat borcu için takip hususunda HMK (eski HUMK.) daki yetkiye dair hükümler kıyas yoluyla tatbik olunur. Eser sözleşmesinden kaynaklanan davalar HMK'nun 6 maddesine göre davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde (genel yetkili mahkeme) açılabileceği gibi HMK'nun 10 maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de (özel yetkili mahkemede) açılabilir. Taraflar arasında geçerli olarak yapılmış yetki sözleşmesi varsa ve bu mahkemede de açılabileceğine dair aksine bir düzenleme yoksa, dava yalnızca sözleşmede kararlaştırılan yer mahkemesinde açılabilir (HMK md 17) Somut olayda davalının yerleşim yerinin Antalya sözleşmenin ifa yerinin de Kemer/Antalya olduğu tartışmasızdır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için gerekli şartlardan birisi de yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmasıdır. Oysaki takip tarihi itibari ile yetkili icra dairesinde yapılmış bir takibin bulunmadığı anlaşılmak olup davalının itirazı yerindedir" gerekçesiyle davanın İcra Dairesinin yetkisizliği nedeniyle özel dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin .... Esas .... Karar sayılı dosyasından verilen 20/01/2021 tarihli kararı, davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin .... Esas 01/06/2021 tarih ve ..... Sayılı kararı ile: "... İİK 67.m. uyarınca açılan itirazın iptali davalarında yetkili icra dairesinde takibin yapılması özel dava şartı olup, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması şartıyla mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Bilindiği üzere İİK'nın 50. maddesinde icra dairelerinin yetkisinin belirlenmesinde HMK'nın ilgili maddesine atıf yapılmış sayılacağı kabul edilmiştir. Genel yetki kuralını düzenleyen HMK’nun 6.maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir. Aynı yasanın 10.maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.Sözleşmenin ifa edileceği yer ise, 6098 sayılı TBK’nun 89. maddesine göre tespit edilmelidir. Buna göre borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Somut olayda, davacı alacaklı şirketin faaliyet merkezi Esenler/İstanbul olup, bağlı bulunduğu Bakırköy İcra Dairelerinde takip yapılabileceği gibi, davalı-borçlunun yerleşim yeri olan Antalya İcra Dairelerinde de takip yapılabilecektir. Dava açarken ve icra takibi başlatılırken seçimlik yetki kapsamında birden fazla mahkeme ve icra dairesinin yetkili olması halinde seçim hakkı davacı alacaklı da olup davacı alacaklı seçim hakkını yetkisiz bir icra dairesinde kullanmış ise seçim hakkı davalı borçluya geçecektir. Davacı seçimlik hakkını yetkili Bakırköy İcra Dairelerinden yana kullanmıştır. O halde ilk derece mahkemesince dava konusu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatıldığı gözetilerek, icra dairesinin yetkisine itirazın reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ..." gerekçesiyle mahkememiz kararının HMK'nin 353/1-a/4 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine faturadan kaynaklı 12.206,00-TL asıl alacak, 633,37-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.839,37-TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete 01/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu şirket vekilinin 04/09/2018 tarihli dilekçesi ile yetkiye, takibe, borca, ödeme emrine, faize ve ferilerine itiraz ettiği, davalı borçlu şirket vekilinin itirazı üzerine aynı tarihte icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Taraf vekilleri tarafından bildirilen tanıklar talimat yolu ile olmak üzere dinlenilmiştir. Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davacı tanığı .... beyanında, "...... şirketi davalı tarafa canlı çim sattı, yani canlı çim rulo haline getirilir ve bu rulolar teslim edilir, biz sadece tedarik edecektik, çimi serme işlemi davacı şirkete ait değildi, biz çimi teslim ederken bize herhangi bir ayıp, kusur olduğu söylenilmedi, ürünler teslim edilirken ben orada olup olmadığımı hatırlamıyorum, dolayısıyla davalı tarafın muayene yapıp yapmadığını da hatırlamıyorum, ancak bizim teslim ettiğimiz ürünlerde toprak kurdu yavrusu veya pupa bulunması mümkün değildir, çünkü biz ürünü rulo haline getirirken bunun kontrolünü yaparız, ancak ürün topraktan kesilmekte ve alt kısmı topraktır, toprağın içerisini kontrol etme imkanı bulunmamaktadır, bu nedenle çimin alt kısmındaki rulonun içerisinde bahsedilen canlılar olabilir, ama muayene esnasında bizim bunları tespit etmemiz mümkün değil, aynı şekilde bu canlılar çimin serildiği toprakta da olabilir, bize çimde kurt, yavrusu veya pupa bulunduğu söylenildikten sonra biz ilaç tedarik edelim dedik ancak kabul etmediler, davalı tarafın konuşmasını net olarak hatırlamıyorum ama işi yokuşa sürdüler, ödememek üzere çaba sarfettiler, ben ...... Şirketinden ayrıldım, artık çalışmıyorum, hatırladığım davalı taraf haksızdı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davalı tanığı ...... beyanında, " Ben halen davalı şirketin çalışanıyım, tanıklıktan ve yeminden çekilme hakkımın olduğunu biliyorum, ancak tanıklık yapacağım yeminimde de sebat ediyorum devamla; Davacı şirket 2018 yılı nisan ayında yanlış hatırlamıyorsam ayın 9'unda davalı .... A.Ş'ye ait otele rulo çim gönderdi. Öğleden sonra çim geldi. Kontrolünü yaptıktan sonra forkliftle indirip sahada serimini yaptık. Biz serimini yapmadan yaptığımız incelemede kurt kupa ve lavralarını çimin toprak yüzeyinde gördük, bunun üzerine davacıya konuyu telefonla bildirdik kendileri bu durumu yerinde tespit etmeleri gerektiğini söyledi. Bizde kendilerini beklediğimiz söyledik. 4 gün sonra kendileri geldiler. Otele açılışımız olması sebebiyle sahaya parça parça çimi aynı gün serdik. Kendilerine bu ayıplı durumu ise sermeden önce bildirmiştik. Davacı şirket çalışanı 4 gün sonra geldiğinde bu durumu o da gördü ve firma yetkilisi ile görüşülmesi gerektiğini, gelecek cevaba göre yardımcı olacağını söyledi. 13 nisan da bu yetkili gelmişti. 3 veya 4 gün sonrada bize maille dönüş yaptı davacı şirket. Bize sorunun çözülmesi için zirai ilaç göndereceğini söyledi fakat hiçbir zirai ilaç göndermedi. Biz bu gelen 500 metre kare rulo çimi 120 dönüm alana parça parça yer yer sermiştik. Bu arada davacıdan gelen rulo çimdeki kupa ve larvalar kurta dönüşüp bizim diğer alanlara da sirayet ettiler. Metre kare olarak ne kadar alana sirayet ettiklerini söyleyemem. Normalde biz bir buçuk ayda bir çimler üzerinde zirai ilaçlama yaparken bu sorun çözebilmek için tüm alanda on beş günde bir zirai ilaçlama yapmak durumunda kaldık. Bu şekilde gelen kupa ve larvadan 120 dönüm arazinin tamamı etkilendi. Ayrıca kurt yemesine bağlı olarak meydana gelen kelleşmeleri giderebilmek için çim tohumuyla ara ekimler yaptık. Yine bir başka firmadan rulo çim alarak bu alanları düzeltme yoluna gittik. Bu işten dolayı bir de işçilik maliyeti oluştu. Tohumlama ve ilaçlamayı da kendimiz temin edip yaptık. Bu zarar sadece bu sezon ile ilgili ve sınırlı kaldı, sonraki yıl rutinimize tekrar döndük. Başka firmadan ne kadar çim temin edildiğini şu an hatırlamıyorum, benim bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davalı tanığı ...... beyanında, " Ben halen davalı şirkette çalışıyorum, yeminden ve tanıklıktan çekinme hakkımın olduğunu biliyorum. Tanıklıktan çekinmiyorum, yeminimde de sebat ediyorum, dedi. Devamla; Yanlış hatırlamıyorsam davacının gönderdiği rulo çim 09/04/2018 tarihinde çalıştığım davalı şirkete teslim edildi. Palet üzerinde bir kamyon çim geldi. Forkliftle bu çimi indirdik. Çimi otelin farklı farklı alanlarına bölge bölge ve parça parça döşeme yaptık. Ben forklift ile çim indirildiğinde bu gelen rulo çimin alt kısmında larva halinde kurtçuklar gördük ve durumu hemen benim şefim olan huzurdaki ...... hanıma bildirdik. O da davacı şirketi telefonla arayıp aynı gün durumu bildirdi. Kendileri biz gelip konuyla ilgileneceğiz demişler. 4 gün sonra davacı konuyla ilgili bize dönüş yaptı. Bu dönüşten iki sonra da yetkilisi geldi. ...... hanımla bu çimdeki kurtçukların fotoğraflarını çektiler. Sanırım ...... hanıma bu sorunu çözeceklerini söylemişler. Otel açılışı yapacağımız için çimi bu haliyle de olsa sermek durumunda kaldık. Çimin tamamını aynı yere sermedik. Daha geniş bir alanda yer yer açık olan bölgelere serdik. Davacı taraf 500 cc kadar bize ilaç gönderdi. Bu ilacı sahada tatbik ettik fakat ilaç sahaya yetmedi, ayrıca etkili de olmadığından lavra üremeye devam etti. Sonra daha fazla ilacı davalı şirket temin etti ve bu ilacı uygulayarak sorunu çözdük. Bu kurtçuklardan dolayı otelin çim sahalarında zarar meydana geldi. Ne kadar bir alanın bu kurtlanmadan zarar gördüğü konusunda birşey diyemem ama yaygın ve geniş bir alan zarar gördü. Bildiğim kadarıyla başka bir firmadan çim temin etmedik. Zarar gören sahada tohumlamalar yapmak suretiyle çimlendirme işlemi yaptık. Benim bilgim bundan ibarettir, dedi. Önceki tanığın başka bir firmadan söylediği belirtilerek soruldu: benim başka bir firmadan çim alındığına ilişkin bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. 01/02/2023 tarihli celse ara kararı ile; Mahkememiz dosyası, taraf tanıklarının beyanları dikkate alınmak ve davalı vekilinin bilirkişi kök raporuna itirazları değerlendirilmek suretiyle ek rapor düzenlenmek üzere kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 18/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun incelenmesinde özetle;"... Keşif ve Kök Rapordan daha sonra alınan tanık beyanlarından 500 M2 rulo çimin teslimi hususunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı, davalının gönderilen çimlerin ayıplı ve kusurlu olduğunu gördüğü, ayıplı olan ürünleri teslim alarak sahaya parça parça serdiği, tanık beyanlarının kök raporumuzdan daha sonra alındığından; kök raporda tanık beyanlarının değerlendirilmediğinden bahsedilemeyeceği, tanık beyanlarının davalı itiraz dilekçesi ve dosyada bulunan yazışmaların birlikte değerlendirilmesinde tanıkların birisinin davacının zirai ilaç gönderdiğini, diğerinin gönderilmediğini ifade ettiği, davalının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde 500 M2 çim için zirai ilaç önerildiğinin ancak kabul edilmediğinin beyan edildiği, davacının 500 M2 çim için ilaç teklif ettiği, davalının tüm alan olan 120.000 M2 alan için zirai ilaç isteğinin olduğu, çimlerin kurtlu olduğunun her iki tarafın bilgisi dahilinde olduğu, davalının kurtlu çimleri teslim alarak parça parça 120.000 M2 alana serdiği, söz konusu çim türlerinde her yıl mutlaka kurt oluştuğu, ilaçlama yapılmadığı takdirde tüm alana yayılacağının herkesçe bilindiği, çimlerin teslim ve uygulama tarihinin 2018 Nisan ayları olduğu, davalının kendisinin dava dışı firmadan ilaç aldığını belirttiği, 2018 Mayıs ağustos ayları olduğunun faturalardan göründüğü, keşif tarihinin 11.09.2020, kök rapor tarihinin 10.10.2020 olduğu, birlikte değerlendirildiğinde, ayıplı olan 500 m2 çimin 120.000 M2 alana yayılıp yayılmayacağının yaklaşık iki yıl sonraki keşifte tespitinin mümkün olamayacağının kök raporda da belirtildiği, kök raporda belirtilen 12.206,00 TL alacak takibinin devam etmesi gerektiği yönündeki beyanın, rapordan sonra alınan tanık beyanlarının Mahkemece dikkate alınması gerektiği yönünde bir kanaat oluşması halinde çimlerin kurtlu olduğunun her iki tarafın bilgisi dahilinde olduğu, kurtların 500 M2 çim haricinde çimlerin teslimi sırasında diğer alanlarda da olup olmadığının tespitinin mümkün olamayacağının değerlendirildiği, davanın itirazın iptali davası olduğu, icra takibine konu alacak dayanağının 26.01.2018 tarihli muhteviyatı İthal Çim Tohumu olan 14.101,00 TL FT ile 09.04.2018 5.605,00 TL olan muhteviyatı 500 M2 rulo çim olan fatura bakiyeleri olduğu, dava konusu uyuşmazlık olan ve ayıplı ürün tutarının 5.605,00 TL’ lık fatura olduğu, diğer ithal çim muhteviyatlı 14.101,00 TL faturanın ayıplı ürünler ile bir ilgisinin bulunmadığı, kök raporda da belirtildiği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillire tarafından rapora karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, tanık beyanları, bilirkişi kök ve ek raporları, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin .... Esas 01/06/2021 tarih ve .... Sayılı kararı ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında rulo çim ve çim tohumu satışından kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından faturadan kaynaklı alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça satıma konu rulo çimin ayıplı olduğu iddia edilerek borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, dava konusu satıma konu rulo çimin uygulandığı Antalya İli, .... İlçesi, ... mevkinde bulunan davalı şirkete ait ..... Otelde yapılan keşif sonucunda düzenlenen ve yukarıda özetlenen bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; dava konusu olan ve ayıplı olduğu iddia edilen çimlerin 09/04/2018 tarihinde davacı şirket tarafından teslim edildiği ve davalı şirketin görevli personellerince sahaya serildiği ve ilk sulamasının yapıldığı, sonrasında ise kurtların görüldüğü, dava konusu olan çimlerin tesliminin ve olayın 2018 yılında yapıldığından dolayı, keşif tarihinde arazi üzerindeki incelemelerde uygulama yapılan alanlardaki çimlerin diğer bahçedeki çimlerle kaynaştıklarından belirgin olmadığı ve bahçede gelişimlerinde bir farklılık görülmediği ve çimlerin üzerindeki toprak kurdu ve pupanın mevcut alanda mı yoksa davacı şirketten gelen rulo çimlerin arasında mı olduğu ile ilgili net bir veri tespit edilemediği, teknik olarak dava konusu alan olan bölge ve genel olarak Akdeniz sahil kesiminde yıl içerisinde ilkbahar ve yaz aylarında havaların nemli ve sıcak olmasından dolayı çim alanlarının genelinde kurtlanmalar görülebildiği ve ilaçlama ile önüne geçilebildiği, dava konusu olan rulo çimlerin teslim tarihlerinin de ilkbahar aylarına denk gelmesinden dolayı uygulama sahası içerisinde kurtlanmaların olabileceğinin mümkün görüldüğü, dava konusu olan ve hazır olarak teslimi yapılan rulo çimlerin et kalınlıklarının 2,5-3 cm olmasından dolayı üst ve alt yüzeylerinin rahatlıkla teslim esnasında görülebilir olabileceği ve ayıp unsuru olan kurtlar ve pupalarının da alt toprak yüzeyinde görülmesinin mümkün olduğu, dava konusu olan rulo çimlerin araziye serilme işlemi ve ilk sulaması yapıldıktan sonra görülmesinin büyük ihtimalle alan üzerindeki toprak yapısından ve parça parça uygulama yapıldığından alandaki diğer çimlerden geçme ihtimalinin yüksek olduğu hususlarının tespit edildiği, dosyada mevcut bilirkişi kök ve ek raporlarının dosya kapsamına uygun ve hüküm vermeye yeterli nitelikte olduğu anlaşıldığından Mahkememizce bu raporlara itibar edilerek; bilirkişi raporlarında ayrıntıları belirtilen gerekçelerle, icra takibine konu alacak dayanağının 26.01.2018 tarihli muhteviyatı İthal Çim Tohumu olan 14.101,00 TL FT ile 09.04.2018 5.605,00 TL olan muhteviyatı 500 M2 rulo çim olan fatura bakiyeleri olduğu, dava konusu uyuşmazlık olan ve ayıplı ürün tutarının 5.605,00 TL’lık fatura olduğu, diğer ithal çim muhteviyatlı 14.101,00 TL faturanın ayıplı ürünler ile bir ilgisinin bulunmadığı hususları da dikkate alınarak davalı tarafça ayıp iddiasının davacı şirketten kaynaklı olduğunun ispatlanamadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, faturadan kaynaklı bakiye borcun ödenmediği, davacının icra takibi başlatmakta haklı olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 12.206,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmak sureti ile DEVAMINA, 2-İcra takibine konu alacağın davalı tarafından bilinebilir, hesaplanabilir ve likit olması sebebi ile itirazın iptaline konu asıl alacak miktarının %20'si oranında (2.441,20-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 833,79 TL harçtan peşin alınan 208,45 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 64,20 TL peşin harcın mahsubu ile noksan kalan 561,14 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 208,45 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı ve icra dosyasına yatırılan 64,20 TL peşin harç olmak üzere toplam 308,55 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 19.465,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 12.206,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine, 8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin e-duruşma sistemi ile yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/01/2024 Katip .... Hakim ....