İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2003/7 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1940/7
Karar No
2003/7
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/290 KARAR NO : 2020/330 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 25/04/2016 KARAR TARİHİ : 08/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; kaza tarihinde davalı şirket nezdinde ... poliçe numaralı ZMMS ile kayıtlı bulunan sigortalı ...'ün adına kayıtlı olan ve ... yönetimindeki ... plakalı aracın, ... günü saat: ... sıralarında ... ili, ... ilçesinden ... iline doğru ...+... kilometresinde ... plakalı araç sürücüsü ...'in kural ihlali yapması sonucu müvekkili yönetimindeki ... plakalı araca çarparak, müvekkillerinin ve her iki araçta bulunan yolcuların yaralanmasına sebebiyet verdiğini, olayla ilgili olarak ... Asliye Ceza mahkemesinde .../... esas sayılı dosyada yargılama yapıldığını, olayda ...'in asli kusurlu, ...'ın ise kusursuz olduğunu, müvekkillerinin maluliyetlerinin olduğunu beyan ederek; maddi manevi tazminat taleplerinden bulunulmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olduğunu, kazada kusurunun olmadığını, maluliyet durumunu kabul etmediğini beyan etmiştir.(davalı ... aşamalarda kendisini vekil ile temsil ettirmiştir) 5.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; aracın müvekkili nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını, kusur oranının hesaplanması gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6.Davalı ... her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 7.Dava, trafik kazasına dayalı (haksız fiile dayalı) maddi-manevi tazminat talebinden ibarettir. 8.Davalı ... ... yetki itirazında bulunmuş ve yetkili mahkemelerin ... mahkemeleri olduğundan bahsetmiştir. 9.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/71 esas, 2019/798 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 16. Maddesi uyarınca haksız fiilden doğan davalarda genel yetkili mahkemeler yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği, yahut gelme ihtimalin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Motorlu aracın neden olduğu kazalardan doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, davalının yerleşim yeri (HUMK 9, KTK 110/2), haksız fiilin vuku bulduğu yer (HUMK 21, KTK 110/2), sigortacının merkez veya şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer (KTK 110/2) mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiştir. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemeler haricindeki yetkisiz mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Ayrıca, sigorta şirketinin hasım olarak gösterildiği davalar KTK 110 ve Sigorta Poliçesi Genel Şartları C/7 maddesine göre sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesinin yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinde açılabilir. Yine istikrar kazanmış Yargıtay HGK ile özel daire kararları uyarınca acenteden daha üst mevkide bulunan ve onu denetleyen bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde de dava ikame edilebilir. Anılan bölge müdürlüğünün, kazanın vuku bulduğu veya sigorta sözleşmesinin yapıldığı acentenin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğü olması da gerekmez. (Yargıtay HGK'nın 30/04/2014 tarih, 2013/17-2099 esas, 2014/572 karar; 17. Hukuk Dairesinin 12/06/2017 gün, 2016/5765 esas, 2017/6653 karar; 12/05/2016 gün 2016/6857 - 5849 E.K.; 20/01/2016 tarih, 2015/19323 esas, 2016/641 karar sayılı içtihatları) 10.Davalı ... şirketinin ... ilinde ... ... mevcuttur. Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Buradaki ortak yetkili mahkemenin yetkisi de kesin yetki değildir. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Böyle bir durumun varlığı da dosyadan anlaşılmamakla, davalılardan biri için yetkili olan mahkememizce dava açılması yerindedir. Davacılardan birisinin yerleşim yeri de Antalyadır. Bu nedenlerle yetki itirazı yerinde değildir. 11.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Özetle; İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 12.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; dava haksız fiile dayanmakla; TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davada, ispat yükü davacıdadır. 13.6100 Sayılı HMK 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazalarında kusur durumunun belirlenmesi uzmanlığı gerektiren konulardandır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi., 2014/21130 esas, 2017/5282 karar) Bu nedenle, mahkememizce kusur raporu aldırılmıştır. 14. ... tarihli kusur raporuna göre, sürücü ...'ın %80 kusurlu, sürücü ...'in %20 kusurlu olduğu belirtilmiştir. 15.Kusur raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 16. ... Asliye Ceza mahkemesindeki yargılamada düzenlenen İstanbul ATK ya ait ... tarihli kusur raporunda da, sürücü ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'in alt düzey tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. 17.Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin, 2018/2037 Esas, 2018/6418 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ceza mahkemeleri tarafından verilen kararların hukuk mahkemelerine etkisi hususu Anayasa Mahkemesi' nin 2013/4701 başvuru numaralı, 23/01/2014 karar tarihli kararında değerlendirilmiş olup, söz konusu karara göre; "...58. Hukuk ve ceza davalarının konuları, tarafları ve amaçları farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları, hukuk davaları için kural olarak kesin hüküm oluşturmaz. Haksız fiil nedeniyle açılan tazminat davalarını çözmek bütünüyle hukuk hâkiminin görevi içindedir. Bir "bekletici sorun" iddiası karşısında kalan hâkimin, görevi dışındaki bu iddianın mutlaka görevli mahkemede çözülmesini bekleme yükümlülüğü yoktur. Kendisi de birçok durumlarda ileri sürülen hususu karara bağlayabilir. Kaldı ki, mülga 818 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla bağlı ise de, maddi olayı tespit etmeyen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için hukuk hâkimi, topladığı deliller doğrultusunda karar verebilir. Ceza mahkemesinin delilleri tespit ve takdiri ile hukuk mahkemesinin delilleri tespit ve takdirinin farklı olmasının bir sonucu olarak, bir olayda sebep sonuç bağı bulunmadığına dair ceza mahkemesi kararı dahi hukuk hâkimini bağlamayabilir. Kaldı ki AİHM de, Türk hukuk sistemine göre, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemeleri kararlarına tabi olmadığını, bu nedenle ceza davasının sonucunu beklemek için yargılamayı uzun bir süre ertelemek durumunda bulunmadığını belirtmektedir. (bkz. Mustafa Türkoğlu / Türkiye, B. No. 58922/00, 8/8/2006, § 40)." hususları belirtilmiştir. Ceza mahkemesindeki rapor ile mahkememizdeki rapor aynı yöndedir ve bu nedenle ceza mahkemesi dosyasının sonucu (maddi vakıanın tespiti açısından) bekletici mesele yapılmamıştır. Raporlar birbirini teyit ettiğinden, dosyamızdaki rapor hukuka ve oluşa uygun bulunmuştur. 18.Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihlerine göre; a-)11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, b-)11.10.2008-31.08.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, c-)01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, d-)Poliçe tanzim tarihi 01.06.2015-19/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, e-) Poliçe tanzim tarihi 20/02/2019 tarihinden sonra ise,18 yaşını doldurmuş bireyler yönünden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 19.Kaza tarihi, ...'dir. İstanbul ATK ... İhtisas kurulunun ... tarihli, ... karar sayılı raporunda özetle; davacı ...'nun Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gereğince maluliyet tayinine yer olmadığı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 1,5 aya uzayabileceği belirtilmiştir. ... tarihli ... karar sayılı raporunda özetle; davacı ...'ın Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gereğince %14 oranında maluliyetinin olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya uzayabileceği belirtilmiştir. 20.Mahkememizce Adana Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/347 esas, 2019/1133 karar; 2019/421 esas, 2019/1099 karar sayılı emsal ilamları göz önünde tutularak tekrar rapor alınması için ara karar kurulmuş, davacılar vekili dilekçe ile maddi tazminat yönünden sigorta şirketi ile anlaşıldığını ve davadan feragat edildiğini,, manevi tazminat yönünden davaya devam edildiğini beyan ederek, ara karara itiraz etmiştir. Zira, aşamalarda, üst derece mahkemesi/ yüksek yargı (BAM ve Yargıtay) kararlarında da kural olarak yukarıda belirtilen tarihler (kaza tarihi dikkate alınarak) ve poliçe tanzim tarihleri dikkate alınarak rapor alınması gerektiği, belirtilerek, ilgili BAM kararının yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.(itiraz üzerine kendiliğinden yeni yönetmeliğe göre rapor aldırılması hususu belirtilmemiştir. Böyle bir karara rastlanamıştır) 21. ... tarihli duruşma tutanağına da geçtiği üzere; Söz konusu dilekçede dikkate alınarak aşamalarda ... tarihinde davacı tarafça maddi tazminat talebinden feragat konulu dilekçe verildiği, dilekçe içeriğinde manevi tazminat talepleri ile geçici iş göremezlik gideri bakımından davalı gerçek kişilere karşı davaya devam ettiklerinin bildirildiği ancak talep kısmında açmış oldukları davanın sigorta şirketi yönünden ve bütün talepler yönünden reddine karar verilmesinin istenildiği, geçen celseki ara karardan sonra verilen beyan dilekçesinde de maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini bildirdikleri, ... tarihli dilekçeden bir gün sonra yani ... tarihinde duruşma yapıldığı, tutanak içeriğinde ve beyanlarda feragattan bahsedilmediği o celse ve devamında da herhangi bir feragata ilişkin bir ara karar kurulmadığı hususları görülmüştür. 22.Yargıtay 17. HD'nin 2017/4918 esas, 2019/11358 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartlar C.10. maddesi ile 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartlar C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır. 23.Davacılar maddi tazminata ilişkin talepleri haricinde davaya devam etmektedirler. Zaten, manevi tazminat istemleri poliçeye dayanmamakta ve gerçek kişilere yönelmektedir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar gereği alınacak (ilgili yönetmelik) maluliyet hususunu kabule göre aramamak gerekir. Davacıların maluliyeti mahkememizce tespit edilmiştir. 24.Davacılar vekili ... tarihli dilekçede özetle; manevi tazminat talepleri ile geçici iş göremezlik gideri bakımından davalı gerçek kişilere karşı davaya devam ettiklerini bildirmiş ancak maddi tazminat taleplerinden feragat ettikleri beyanını da söylemiştir. Dava dilekçesinde geçici iş göremezlik talebi tüm davacılar/davalılar yönünden yapılmıştır ve bu talep de maddi tazminat kalemidir. Beyanın netleşmesi için 12 inci celsede de davacılar vekiline söz verilmiş tekrar net beyan olmadığı düşünülerek, son celse davacıların beyanları tekrar netleştirilmiş sonuç olarak, davacılar vekili maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini, ancak bunun ödeme sonucu olduğunu, hakkın özünden feragat niteliği taşımadığını beyan etmiştir. Son beyan ve ... tarihli dilekçe göz önüne alınarak, davacının maddi tazminat kalemlerinden tüm davalılar bakımından feragat ettiği kabul edilmiştir. 25.Zaten, Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı kararında da belirtildiği üzere; Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu değildir. Davacı, verdiği dilekçe ile maddi tazminat yönünden davalı ... şirketi ile haricen anlaşıldığını beyan etmiştir. Sigorta şirketi tarafından maddi tazminata ilişkin bir ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ... şirketi ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, mahkemece feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir(Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 Esas, 2016/8876 Karar) Mahkememiz bu nedenlerle, maddi tazminat kalemi bakımından davacılar aleyhine vekalet ücreti takdir etmemiştir. 26.Feragat, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir. (HMK. 311/1-2. cümle; Kuru, B.:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı, Cilt:IV, İstanbul 2001, sahife:3646 vd.)Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davadan feragat neticesinde, feragate konu hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz (Postacıoğlu,İ.E.:Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6.Bası,İstanbul 1975, sahife:479). 27.Bu açıklamalar ışığında, maddi tazminata ilişkin davanın feragat nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. 28.Davacıların manevi tazminat taleplerine bakıldığında; 29.6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı ve sorumluluk sigortacısına karşı dava açabilir. İşleten ve sürücü zarar görenlere karşı müteselsilen sorumludur. Aynı Kanunun, 56 ıncı maddesi (mülga 818 Sayılı BK un 47 md) uyarınca bedensel zarar gören ve yakınları kendisine uygun bir paranın manevi tazminat olarak ödenmesini isteyebilir. 30.Mahkememizce aşamalarda, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmaları yaptırılmıştır. 31.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah; Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi). 32.Dosyadaki bilirkişi raporları yerinde, hukuka ve oluşa uygun bulunmuşlardır. 33.Somut olayda, gerçekleşen haksız fiil/trafik kazası nedeni ile davacıların manevi zarara uğramaları mutlaktır. Tarafların sosyal ekonomik durumları, olaydaki sürücü kusurları, olayın oluşu, bunun yanında davalı ...'in sürücü olmaması, aracı diğer davalının kullanması (onlar bakımından takdiri etkileyen hususlar içinde), davacıların maluliyeti, dava dilekçesindeki talep miktarı, yaş durumları, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler göz önünde tutarak, hükümde belirtildiği şekilde manevi tazminatlara hükmetmek, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 34.Yargıtay 17. HD'nin 2016/18332 esas, 2019/7698 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; maddi tazminat yönünden her bir davacı yönünden reddedilen kısım üzerinden ayrı ayrı, kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir. Davacılar için de ayrı ayrı davalar olduğu göz önünde tutulmalıdır. Bu husus göz önüne alınmıştır. 35.HMK'nun 26.maddesi gereğince Hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu nedenle, dava dilekçesinde faiz talebi olmadığından, manevi tazminatlara faiz işletilmemiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacıların maddi tazminat davasının/taleplerinin feragat nedeni ile REDDİNE, 2-Davacı ...'nun manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den alınarak davacı ...'na verilmesine, 3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Davacılarca yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacılarca yatırılan ... TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL nin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 6-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 7-Davacılarca yatırılan ve mahkememizce mahsup edilen toplamda ... TL nin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 8-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-ATK ücreti gideri toplamı (ATK ücretleri haricen ödenmiş olup dekontu dosyadadır) ... TL nin haklılık durumu gereği ... TL sinin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, arta kalan miktarın davacılar üzerinde bırakılmasına, 9-Davalılarca bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 10-Davacı ... manevi tazminat talebinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine, 11-Davacı ... manevi tazminat talebinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacı ... 'a verilmesine, 12-Davalı ..., davacı ...'nun manevi tazminat talebinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT m. 10 hükmü de dikkate alınarak, ... TL vekalet ücretinin davacı ...'ndan alınarak davalı ...'e verilmesine, 13-Davalı ..., davacı ...'ın manevi tazminat talebinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT m. 10 hükmü de dikkate alınarak, ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...'e verilmesine, 14-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 15-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/07/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1940/7, K. 2003/7, T. 09.04.1982, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1940-7-e-2003-7-k-f39cdd6ffdaf